Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
..İstanbul'un Çok Yüzü..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="molla_zehra" data-source="post: 78888" data-attributes="member: 30"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bahtınıza ekimlerde hep İstanbul düşüyor. İstanbul bahtınıza hep ekimlerde düşüyor.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Daha iyi vurulmanız daha çok ölmeniz için her halde.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İstanbul ekimde geçmişten ve gelecekten mürekkep çünkü. Üstelik salt kendi geçmişinden değil, sizin de geçmişinizden mürekkep. Önce ışık oluyor. Sonra su. Ve mavi. Ve yıldız.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bir Beyoğlu tramvayı, bir âmânın laternasında İstiklâl caddesi uzantısı bir hüzün. Köşe başlarında Ulysses’in bakışı, kestanecilerin kapı tuttuğu kitapçılarda taze mürekkep kokusu. Boşluğa dağılan buhurumeryem: Bir şiirin sancısı. Bir sap gül: Bir hayatın yarısı.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Neden kalbimizin bütün acılara açık yerinin adı şair?</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Yine de buraya kadar güzel hikâye, böyle denebilir. İstanbul’un bir yüzü.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Sonra bir gün her hikâyenin giriş, gelişme ve sonuçtan ibaret bir bütün olduğunu öğrenirsiniz. Ters istikamette ve tek yönlü çıkış veren bir eşikten geçer gibi bir köprü altından geçersiniz. Öykü yakasından hayat yakasına devriliverirsiniz. Manzara değişir birden. Dingin bir eski zaman gravürünün çerçevesi dışına kayan yaşamı fark edersiniz.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İstanbul’un bir başka yüzü.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İçlerinin ışığı trafik lambalarının kırmızısına ayarlı, kağıt mendil satan ve otomobil camı silen çocukları, kendilerini pazarlayan genç kızları ve dahi ruhu bakir kalamamışları. Erken hoyratlıklara gebe kalmışlıkları. Akşamcıları, şarapçıları, sabahçıları, yine şarapçıları. Çiçek satsa da ömründe bir kez olsun çiçek “almadığı” hesaba katılabilir çingeneyi. Yoksul odalarında nefessiz tükenen ayrıntıları, yaşamlar arasındaki döviz farkını hesaplamayı bile aklına getiremeyecek vurgunlukta yorgunları, iki parmak arasında ufalanmışları, sabahın ilk ışıklarıyla yollara dökülen kendin iç organlarını. Yalnızları, mutsuzları, umudu bile / bilmedikleri için umutsuz olduklarını dahi bilmeyen şuursuzları. Hiçbir zaman bir tablonun eğri takıldığını fark ederek onu düzeltmeye kalkışmamışları. Köleleri ve efendileri, ezenleri ve ezilenleri.</span></span></p> <p style="text-align: center"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="molla_zehra, post: 78888, member: 30"] [CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bahtınıza ekimlerde hep İstanbul düşüyor. İstanbul bahtınıza hep ekimlerde düşüyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Daha iyi vurulmanız daha çok ölmeniz için her halde.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İstanbul ekimde geçmişten ve gelecekten mürekkep çünkü. Üstelik salt kendi geçmişinden değil, sizin de geçmişinizden mürekkep. Önce ışık oluyor. Sonra su. Ve mavi. Ve yıldız.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bir Beyoğlu tramvayı, bir âmânın laternasında İstiklâl caddesi uzantısı bir hüzün. Köşe başlarında Ulysses’in bakışı, kestanecilerin kapı tuttuğu kitapçılarda taze mürekkep kokusu. Boşluğa dağılan buhurumeryem: Bir şiirin sancısı. Bir sap gül: Bir hayatın yarısı.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Neden kalbimizin bütün acılara açık yerinin adı şair?[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Yine de buraya kadar güzel hikâye, böyle denebilir. İstanbul’un bir yüzü.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Sonra bir gün her hikâyenin giriş, gelişme ve sonuçtan ibaret bir bütün olduğunu öğrenirsiniz. Ters istikamette ve tek yönlü çıkış veren bir eşikten geçer gibi bir köprü altından geçersiniz. Öykü yakasından hayat yakasına devriliverirsiniz. Manzara değişir birden. Dingin bir eski zaman gravürünün çerçevesi dışına kayan yaşamı fark edersiniz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İstanbul’un bir başka yüzü.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İçlerinin ışığı trafik lambalarının kırmızısına ayarlı, kağıt mendil satan ve otomobil camı silen çocukları, kendilerini pazarlayan genç kızları ve dahi ruhu bakir kalamamışları. Erken hoyratlıklara gebe kalmışlıkları. Akşamcıları, şarapçıları, sabahçıları, yine şarapçıları. Çiçek satsa da ömründe bir kez olsun çiçek “almadığı” hesaba katılabilir çingeneyi. Yoksul odalarında nefessiz tükenen ayrıntıları, yaşamlar arasındaki döviz farkını hesaplamayı bile aklına getiremeyecek vurgunlukta yorgunları, iki parmak arasında ufalanmışları, sabahın ilk ışıklarıyla yollara dökülen kendin iç organlarını. Yalnızları, mutsuzları, umudu bile / bilmedikleri için umutsuz olduklarını dahi bilmeyen şuursuzları. Hiçbir zaman bir tablonun eğri takıldığını fark ederek onu düzeltmeye kalkışmamışları. Köleleri ve efendileri, ezenleri ve ezilenleri.[/SIZE][/FONT] [/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
..İstanbul'un Çok Yüzü..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst