Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
işte hayat bu kadar kısaydı...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 48516" data-attributes="member: 1580"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Artık nefes alırken yoruluyorum.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yaşamak bir heyecandı eskiden;</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Şimdilerde ise çile gibi geliyor bana.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Aynaya bakmaya korkuyorum.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Korktuğum yüzümdeki çirkinlik değil; </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yılların getirmiş olduğu bitkinlik, </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yorgunluk…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ve beni eski halime yabancılaştıran bu yeni hal…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Dönüp baktığımda geriye, </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Maziden kalan en güzel hatıralar çıkarken bir bir karşıma;</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bu yorgun bakışlarımı sorguluyorum.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>* * *</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Önceleri heyecandan titrerdi ellerim; şimdi ise yaşlılıktan…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Düşünmezdim o zamanlar, o güzel günlerimin, o heyecan dolu yıllarımın, o güzelim gözlerimin, ellerimin, o kızıl saçlarımın ihtiyarlaşıp yerini şu son haline bırakacağını…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Oysa şimdi korkuyorum düşündükçe o cesur yürekli günlerimi…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Gittikçe yavaşlayan nabzım ve nefes almanın zorluğu ölümü hatırlatıyor bana.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ölümden de korkulur muymuş, Rabbe giden yolculukta?..</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Oysa gençliğime baktığımda, hatırlamazdım ölüme bu kadar yakın olacağımı. O isyankâr halim, dünyaya hükmeden tavrım, bana geçen yılları göstermiyordu. Daha çok, daha da çok yaşayıp günümü gün etmek, yarınlar kaygısı olmadan ânlara takılıp boş ve anlamsız geçen o gençlik günlerimin hesabını vereceğimi bilmiyordum.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yarınlar yoktu benim hayatımda… </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Gelecek diye bir şey yoktu… </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ve geçmişimi sorgulamadığım gibi, nereden geldiğimi bilmediğim gibi, nereye varacağımı da bilmiyordum. Bu dünyanın hevâsına takılıp kalmış, geçen ömrümün, yıpranan, biten bedenimin ve acı çeken ruhumun inleyişlerine bir mâna katmayacak kadar, yaşamak sadece nefes almaktı.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Oysa yaşamak nefes almaktan ibaret değildi.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bu yorgun hayat çabuk bıktırmıştı beni. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Artık sabah olmalıydı. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Karanlık geceler yerini aydınlık günlere bırakmalıydı</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Artık sabah olmalıydı… </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Fakat "gece neye gebeyse onu doğurur" diyen Mevlana hazretlerinin sözü bir şimşek gibi aydınlatırken aniden zihnimi, düşündüm benim kaçmak istediğim gecenin neye gebe olduğunu… </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Benim kaçmak istediğim gece, itirafı ne kadar zor olsa da dünya hayatımdı. Ben bir an önce sabah olmasını istiyordum, yani ölümle gelecek olan ebedi hayatı… </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Fakat tüm ömrü boyunca isyan ve küfür içerisinde olan bir insanın, gençlik yıllarını, o en verimli dönemlerini Allah'tan uzak, Peygamberinden uzak, Kitabından uzak bir şekilde geçirdikten sonra; kendinin ölüme değil; ölümün kendine yaklaştığını anlayınca ahirete hazırlanması ve onu arzulaması, onun için bir sabah mı olurdu; yoksa ebedi bir karanlık mı?</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Evet, elbette ki tövbe denen bir olgu vardı ve Allah, sonsuz bir rahmete, mağfirete sahipti. Affedebilirdi. Lakin gençlikte yapılan amellerle şu son halimdekiler bir birinin yerini asla tutamazdı. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>* * *</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Gece neye gebeyse, sabah o doğacaktı ve benim gecemin çok büyük bir kısmı karanlığa gebe olduğu için sabahım da kararacaktı. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Beni bu kadar geç uyandıran bu müthiş duygu, kaynağını nereden alıyordu. Bana son anlarımda da olsa bu hoş nefesleri aldıran gücün sahibi kimde ise, bir gün nefes aldıramayacak güne getiren de o olacaktı.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>İşte hayat bu kadar kısaydı… </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ya yeni doğan bir bebeğin gözlerini bile dünyaya açamadan yaşama veda edişi…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ya genç bir bedenin yaşama doymadan toprağa girişi…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Ya da yılların verdiği yorgunluklara katlanan, göğüs geren ihtiyar bir bedenin korkarak hayata veda edişi…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>İşte hayat bu kadardı…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>İşte hayat bu kadar kısaydı. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Aslolan hayat, gerçek hayat bizlere ahirete sunulacak olan ebedi hayattı. Orada ne zamanın sınırlaması vardı, ne yaşlanma korkusu… Ne alnımız kırışacaktı, ne saçlarımız ağaracaktı, ne de geçen günler bize ölümü hatırlatacaktı. Çünkü ölmek yoktu orda…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Sonsuz bir yolculuk ve onunla gelen bir güzellik vardı bu güzellikte rabbimin tüm mahlûkata sunmuş olduğu dünya nimetleri, bedeni ve akli olan güzellikler, bununla beraber ölümle başlayan ve ebedi olan bir yolculukta ahrete dair güzellikler… </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Biz insanlar bu kadar güzellik ve müjdeden sonra neyi beklemekteyiz. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yaşamanın tadını çıkarmak için, yaşamı özümsemek gerekti sanırım ve yaşamayı bilmek… Aslında yaşamdan tad almak ve yaşamın keyifli, hoş güzel yanlarını bulmak çok da zor değil. Biz insanların yapamadığı, beceremediği ve ona zor diye koşullandığı, yaşam ile mücadele etmeyi bilmemek. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yaşamın gizli koşulu yaşlanmak olsa da yaşlanırken genç kalabilmeyi ve içimizdeki güzellikleri kaybetmeden sabaha dahil olmayı başardığımız an şekillenecektir kaderimiz.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Biz insanlar gerçekten kader oyunculuğunu çok iyi yaparız. Kendimizi teslim ederiz. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Acizliğin en ötesinde aciz yaşarız. Mücadeleden değil; müdahale etmekten hoşlanırız. Kaygı duymayız, kaygılarda boğuluruz. Her şeyi şansa ve kısmete mâl edip kendimizi iyiden iyiye bırakırız tesadüfler yoluna ve hep takılıp durduğumuz engeller zincirine. Hiçbir şey olağan değildir, her şey olağanüstü. Olmaması gerektiğini düşünürüz, olmalı olan her şeyi. Hep bir çıkar yol ararız. Yolumuzdaki engelleri ve tuzakları görebilmek ve yıkabilmek varken..</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 48516, member: 1580"] [size=3][font=comic sans ms][b]Artık nefes alırken yoruluyorum. Yaşamak bir heyecandı eskiden; Şimdilerde ise çile gibi geliyor bana. Aynaya bakmaya korkuyorum. Korktuğum yüzümdeki çirkinlik değil; Yılların getirmiş olduğu bitkinlik, Yorgunluk… Ve beni eski halime yabancılaştıran bu yeni hal… Dönüp baktığımda geriye, Maziden kalan en güzel hatıralar çıkarken bir bir karşıma; Bu yorgun bakışlarımı sorguluyorum. * * * Önceleri heyecandan titrerdi ellerim; şimdi ise yaşlılıktan… Düşünmezdim o zamanlar, o güzel günlerimin, o heyecan dolu yıllarımın, o güzelim gözlerimin, ellerimin, o kızıl saçlarımın ihtiyarlaşıp yerini şu son haline bırakacağını… Oysa şimdi korkuyorum düşündükçe o cesur yürekli günlerimi… Gittikçe yavaşlayan nabzım ve nefes almanın zorluğu ölümü hatırlatıyor bana. Ölümden de korkulur muymuş, Rabbe giden yolculukta?.. Oysa gençliğime baktığımda, hatırlamazdım ölüme bu kadar yakın olacağımı. O isyankâr halim, dünyaya hükmeden tavrım, bana geçen yılları göstermiyordu. Daha çok, daha da çok yaşayıp günümü gün etmek, yarınlar kaygısı olmadan ânlara takılıp boş ve anlamsız geçen o gençlik günlerimin hesabını vereceğimi bilmiyordum. Yarınlar yoktu benim hayatımda… Gelecek diye bir şey yoktu… Ve geçmişimi sorgulamadığım gibi, nereden geldiğimi bilmediğim gibi, nereye varacağımı da bilmiyordum. Bu dünyanın hevâsına takılıp kalmış, geçen ömrümün, yıpranan, biten bedenimin ve acı çeken ruhumun inleyişlerine bir mâna katmayacak kadar, yaşamak sadece nefes almaktı. Oysa yaşamak nefes almaktan ibaret değildi. Bu yorgun hayat çabuk bıktırmıştı beni. Artık sabah olmalıydı. Karanlık geceler yerini aydınlık günlere bırakmalıydı Artık sabah olmalıydı… Fakat "gece neye gebeyse onu doğurur" diyen Mevlana hazretlerinin sözü bir şimşek gibi aydınlatırken aniden zihnimi, düşündüm benim kaçmak istediğim gecenin neye gebe olduğunu… Benim kaçmak istediğim gece, itirafı ne kadar zor olsa da dünya hayatımdı. Ben bir an önce sabah olmasını istiyordum, yani ölümle gelecek olan ebedi hayatı… Fakat tüm ömrü boyunca isyan ve küfür içerisinde olan bir insanın, gençlik yıllarını, o en verimli dönemlerini Allah'tan uzak, Peygamberinden uzak, Kitabından uzak bir şekilde geçirdikten sonra; kendinin ölüme değil; ölümün kendine yaklaştığını anlayınca ahirete hazırlanması ve onu arzulaması, onun için bir sabah mı olurdu; yoksa ebedi bir karanlık mı? Evet, elbette ki tövbe denen bir olgu vardı ve Allah, sonsuz bir rahmete, mağfirete sahipti. Affedebilirdi. Lakin gençlikte yapılan amellerle şu son halimdekiler bir birinin yerini asla tutamazdı. * * * Gece neye gebeyse, sabah o doğacaktı ve benim gecemin çok büyük bir kısmı karanlığa gebe olduğu için sabahım da kararacaktı. Beni bu kadar geç uyandıran bu müthiş duygu, kaynağını nereden alıyordu. Bana son anlarımda da olsa bu hoş nefesleri aldıran gücün sahibi kimde ise, bir gün nefes aldıramayacak güne getiren de o olacaktı. İşte hayat bu kadar kısaydı… Ya yeni doğan bir bebeğin gözlerini bile dünyaya açamadan yaşama veda edişi… Ya genç bir bedenin yaşama doymadan toprağa girişi… Ya da yılların verdiği yorgunluklara katlanan, göğüs geren ihtiyar bir bedenin korkarak hayata veda edişi… İşte hayat bu kadardı… İşte hayat bu kadar kısaydı. Aslolan hayat, gerçek hayat bizlere ahirete sunulacak olan ebedi hayattı. Orada ne zamanın sınırlaması vardı, ne yaşlanma korkusu… Ne alnımız kırışacaktı, ne saçlarımız ağaracaktı, ne de geçen günler bize ölümü hatırlatacaktı. Çünkü ölmek yoktu orda… Sonsuz bir yolculuk ve onunla gelen bir güzellik vardı bu güzellikte rabbimin tüm mahlûkata sunmuş olduğu dünya nimetleri, bedeni ve akli olan güzellikler, bununla beraber ölümle başlayan ve ebedi olan bir yolculukta ahrete dair güzellikler… Biz insanlar bu kadar güzellik ve müjdeden sonra neyi beklemekteyiz. Yaşamanın tadını çıkarmak için, yaşamı özümsemek gerekti sanırım ve yaşamayı bilmek… Aslında yaşamdan tad almak ve yaşamın keyifli, hoş güzel yanlarını bulmak çok da zor değil. Biz insanların yapamadığı, beceremediği ve ona zor diye koşullandığı, yaşam ile mücadele etmeyi bilmemek. Yaşamın gizli koşulu yaşlanmak olsa da yaşlanırken genç kalabilmeyi ve içimizdeki güzellikleri kaybetmeden sabaha dahil olmayı başardığımız an şekillenecektir kaderimiz. Biz insanlar gerçekten kader oyunculuğunu çok iyi yaparız. Kendimizi teslim ederiz. Acizliğin en ötesinde aciz yaşarız. Mücadeleden değil; müdahale etmekten hoşlanırız. Kaygı duymayız, kaygılarda boğuluruz. Her şeyi şansa ve kısmete mâl edip kendimizi iyiden iyiye bırakırız tesadüfler yoluna ve hep takılıp durduğumuz engeller zincirine. Hiçbir şey olağan değildir, her şey olağanüstü. Olmaması gerektiğini düşünürüz, olmalı olan her şeyi. Hep bir çıkar yol ararız. Yolumuzdaki engelleri ve tuzakları görebilmek ve yıkabilmek varken..[/b][/font][/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
işte hayat bu kadar kısaydı...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst