Namazın mü'minin miracı oluşu..
Yaptığımız bir şeyin sonunu bilebilmek.. Nasıl bir hedefe doğru gittiğini en azından bilebilmek önemli. Namazda son oturuşda ettehiyyati'yi, salli barik ve rabbena'yı okuyarak namazı nihayetlendiririz. Zahiren bile namazın mü'minin miracı olduğuna ölçü en sonunda tahiyyati'yi okumamızdır. Zira ettehiyyati duası Risaletpenahi Efendimiz a.s.v.'ın sidretülmüntehayı geçtikten sonra meleklerin işitebileceği bir mevkîde Allah ile söyleşmesinin tezahürüdür. "Ettehiyyatü lillahi vessalavatü vettayyibat..." "En güzel dua, övgü, medh-ü sena, güzellikler Senin içindir, Allah içindir." diye Resulullah Efendimiz (s.a.v)'in adımını attığı an, sidretülmüntehadan geçtiği anki hitabıdır.
İslam adabında, büyük küçüğe selam verir. Mesela bir kişi binek üzerinde ise, yayaya selam verir. Ayaktaki, oturana selam verir. Büyükse, küçüğe selam verir. Tabiatta da aynı incelik vardır.
Resulullah Efendimiz sidretülmüntehadan girdiği an selam vermiyor, tahiyyatta bulunuyor. Selamı, Allahu Teala veriyor Peygamber Efendimize... "Esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahu ve berekatuhu..." "Selam Senin üzerine olsun ey şanlı nebi.. ve Allah'ın rahmeti ve bereketi.." diye..
Peygamberimizin merhametine bakın ki selamı alırken ; "Esselamu aleyna - Selam bizim üzerimize olsun. Lebbeyk ya rabbi, emret ! diyor. Benim üzerime olsun demiyor "bizim" üzerimize olsun diyor. Burdaki "biz"i alimler farklı izah etmişlerdir..
"Esselamu aleyna" selam bizim üzerimize, "ve alâ ibadillahissalihin" ve salih kulların üzerine olsun.. Kendisine verilen selamı, aldığı güzelliği hemen salih kulların üzerine, ümmetine yayıyor..
Namaz mü'minin miracı.. O mirac zevkiyle beraber s.a.v. Efendimiz'in Allah ile söyleşmesi ve o söyleşmede namaz kılan ibadet edenlere de müjde.. Orda Allah'ın izni ve iradesiyle Resulullah Efendimiz ibadillah demiyor, ibadillahissalihin diyor. "salih kulların da üzerine olsun" diyor. "Bu aldığım selam ; namazı kılanlar, orucu tutanlar üzerine de olsun, onlara da erişsin" diyor.
İşte kişi namazın sonunda bu duayı, ettehiyyati okuyarak a.s.v. Efendimiz'in miracında ettiği dua ve aldığı o selamın bereketini bizzat namazda yaşamış olur.
Adam gibi secde 1 kere olur..
Kişi o miracın zevkini tam tadar mı tatmaz mı onu biz bilemeyiz ama ; kişi muhakkak namaza devam ettiği zaman bu miracın zevkini tadar diyorlar. Zaten kişi esasında ömründe lâyıkıyla 1 kere secde eder. Lâyıkıyla demek, Allah'a lâyık bir secdeyi yapabileceğimiz asla düşünülemez. Kişi kendi ölçülerinde 1 kere secdeyi yapabilir, o rıza 1 kere kazanılır, her zaman kazanılmıyor.. Allahu Teala'nın rızasına bir kişi erdiği zaman o sonsuz rızayı bir anda kazanır. Birazcık razı olduğu, azıcık daha razı olduğu, aa biraz daha razı oluyor gibi değildir o.. Rızanın bizdeki işlenişine göre, bizim vücut iklimimizdeki tesirine göre bizim nefsimizdeki dereceler artabilir. Fakat rıza hadisesi, razı olunma hadisesi 1 kere zuhur eder. Hele ki o namazda.. Ama diyorlar ki ; İşte o hayatındaki 1 secdeyi yakalayabilmek için her daim secde eder olmalı.. Çünkü bugün kaçıracağın bir namaz senin o secde istihkakın olabilirdi.. O yüzden hiç kaçırmamak lâzım. Ramazan bir bakıma bizi bu 1 secde için namaza sevkeder.. Kıldığımız namazların kalitesini arttırmak içindir. Ramazanın o manevi havasıyla beraber namazımızın güzelliğine de bir revnak vermiş oluruz. Namazlarımızda, diğer geçmiş ramazanlardan farklı olarak bir kalite bir güzellik hali zuhur etmesi lâzım.
Namazla nefsinizi Allah yoluna feda ediyorsunuz..
Hz.Mevlana gibi bir çok zatlar namazı şöyle ifade ederler ;
Allahu ekber diyerek ellerini kaldırıp, masivayı arkana atarsın. Dikkat et, kurbanı keserken de, o canı almaya vesile olacak adımı atarken de ; "Bismillahi Allahu ekber" dersin. Sen de namazda, canını Allah yoluna kurban eder gibi olursun. Allahu ekber dediğinde artık o can Allah yoluna kurban edilmiş demektir.
İnsan olduğun emaneti aklına gelir, dağların taşların taşıyamadığı emanetin aklına gelir, o kurban edişle beraber kurbiyet hasıl olur ve o emaneti bizzat bedeninde, manevi ikliminde hissedersin de belin bükülür rükuya gidersin. Sübhane rabbiyel azim der, Allah'ın azametini zikreder, "ben acizim yarabbi Sen büyüksün" der Allah'tan yardım istersin. O yardım istemen, o emaneti hissetmenle belin büküldü ya, aynelyakin bunu hissettin ya, Sübhane rabbiyel azim diyerek rükudaki o halinle öyle bir bütünleşirsin ki, Allah'ın rahmetinden emin bir şekilde "Semi'allahulimenhamideh" "bana iyi ki bu emaneti verdin, beni sair mahlukattan ayırdın, ahsen-i takvim üzere yarattın, Sen benim hamdimi işittin diyerek kalkarsın. Ve o hamdinin kabul oluşunun getirdiği neşeyle beraber artık O'nun katında hiçliğini ilân eder ve secdeye kapaklanarak "Sübhane rabbiel alâ" dersin. Nefsimin yaptığı hileler hurdalar bazen Seni bana unutturur gibi.. ben bazen yaptığım ibadetimi hamdimi kendimden gibi oluyor zannediyorum ama, Sen o halime bakma yarabbi.. Sensin alâ olan rabbim. hepsinin üstünde olan alâ.. diye tesbih edersin ve iyice küçülürsün, yok olursun.
Kabe-i Muazzama'da hep birlikte secdeye kapandıklarında bir tane sima gözükmez.. simalar silinir.. Kabe-i Muazzama yekpâre olarak salâhaten ortaya çıkar. O benlikte diğer benliği mahvetme hali.. iyice küçülürsünüz.. alnınızı yere koymanız yetmez, burnunuzla sürteceksiniz.. o kibri de eziceksiniz.. ben yüzümü ancak Sana sürerim yarabbi diyeceksiniz..
Yaptığımız bir şeyin sonunu bilebilmek.. Nasıl bir hedefe doğru gittiğini en azından bilebilmek önemli. Namazda son oturuşda ettehiyyati'yi, salli barik ve rabbena'yı okuyarak namazı nihayetlendiririz. Zahiren bile namazın mü'minin miracı olduğuna ölçü en sonunda tahiyyati'yi okumamızdır. Zira ettehiyyati duası Risaletpenahi Efendimiz a.s.v.'ın sidretülmüntehayı geçtikten sonra meleklerin işitebileceği bir mevkîde Allah ile söyleşmesinin tezahürüdür. "Ettehiyyatü lillahi vessalavatü vettayyibat..." "En güzel dua, övgü, medh-ü sena, güzellikler Senin içindir, Allah içindir." diye Resulullah Efendimiz (s.a.v)'in adımını attığı an, sidretülmüntehadan geçtiği anki hitabıdır.
İslam adabında, büyük küçüğe selam verir. Mesela bir kişi binek üzerinde ise, yayaya selam verir. Ayaktaki, oturana selam verir. Büyükse, küçüğe selam verir. Tabiatta da aynı incelik vardır.
Resulullah Efendimiz sidretülmüntehadan girdiği an selam vermiyor, tahiyyatta bulunuyor. Selamı, Allahu Teala veriyor Peygamber Efendimize... "Esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahu ve berekatuhu..." "Selam Senin üzerine olsun ey şanlı nebi.. ve Allah'ın rahmeti ve bereketi.." diye..
Peygamberimizin merhametine bakın ki selamı alırken ; "Esselamu aleyna - Selam bizim üzerimize olsun. Lebbeyk ya rabbi, emret ! diyor. Benim üzerime olsun demiyor "bizim" üzerimize olsun diyor. Burdaki "biz"i alimler farklı izah etmişlerdir..
"Esselamu aleyna" selam bizim üzerimize, "ve alâ ibadillahissalihin" ve salih kulların üzerine olsun.. Kendisine verilen selamı, aldığı güzelliği hemen salih kulların üzerine, ümmetine yayıyor..
Namaz mü'minin miracı.. O mirac zevkiyle beraber s.a.v. Efendimiz'in Allah ile söyleşmesi ve o söyleşmede namaz kılan ibadet edenlere de müjde.. Orda Allah'ın izni ve iradesiyle Resulullah Efendimiz ibadillah demiyor, ibadillahissalihin diyor. "salih kulların da üzerine olsun" diyor. "Bu aldığım selam ; namazı kılanlar, orucu tutanlar üzerine de olsun, onlara da erişsin" diyor.
İşte kişi namazın sonunda bu duayı, ettehiyyati okuyarak a.s.v. Efendimiz'in miracında ettiği dua ve aldığı o selamın bereketini bizzat namazda yaşamış olur.
Adam gibi secde 1 kere olur..
Kişi o miracın zevkini tam tadar mı tatmaz mı onu biz bilemeyiz ama ; kişi muhakkak namaza devam ettiği zaman bu miracın zevkini tadar diyorlar. Zaten kişi esasında ömründe lâyıkıyla 1 kere secde eder. Lâyıkıyla demek, Allah'a lâyık bir secdeyi yapabileceğimiz asla düşünülemez. Kişi kendi ölçülerinde 1 kere secdeyi yapabilir, o rıza 1 kere kazanılır, her zaman kazanılmıyor.. Allahu Teala'nın rızasına bir kişi erdiği zaman o sonsuz rızayı bir anda kazanır. Birazcık razı olduğu, azıcık daha razı olduğu, aa biraz daha razı oluyor gibi değildir o.. Rızanın bizdeki işlenişine göre, bizim vücut iklimimizdeki tesirine göre bizim nefsimizdeki dereceler artabilir. Fakat rıza hadisesi, razı olunma hadisesi 1 kere zuhur eder. Hele ki o namazda.. Ama diyorlar ki ; İşte o hayatındaki 1 secdeyi yakalayabilmek için her daim secde eder olmalı.. Çünkü bugün kaçıracağın bir namaz senin o secde istihkakın olabilirdi.. O yüzden hiç kaçırmamak lâzım. Ramazan bir bakıma bizi bu 1 secde için namaza sevkeder.. Kıldığımız namazların kalitesini arttırmak içindir. Ramazanın o manevi havasıyla beraber namazımızın güzelliğine de bir revnak vermiş oluruz. Namazlarımızda, diğer geçmiş ramazanlardan farklı olarak bir kalite bir güzellik hali zuhur etmesi lâzım.
Namazla nefsinizi Allah yoluna feda ediyorsunuz..
Hz.Mevlana gibi bir çok zatlar namazı şöyle ifade ederler ;
Allahu ekber diyerek ellerini kaldırıp, masivayı arkana atarsın. Dikkat et, kurbanı keserken de, o canı almaya vesile olacak adımı atarken de ; "Bismillahi Allahu ekber" dersin. Sen de namazda, canını Allah yoluna kurban eder gibi olursun. Allahu ekber dediğinde artık o can Allah yoluna kurban edilmiş demektir.
İnsan olduğun emaneti aklına gelir, dağların taşların taşıyamadığı emanetin aklına gelir, o kurban edişle beraber kurbiyet hasıl olur ve o emaneti bizzat bedeninde, manevi ikliminde hissedersin de belin bükülür rükuya gidersin. Sübhane rabbiyel azim der, Allah'ın azametini zikreder, "ben acizim yarabbi Sen büyüksün" der Allah'tan yardım istersin. O yardım istemen, o emaneti hissetmenle belin büküldü ya, aynelyakin bunu hissettin ya, Sübhane rabbiyel azim diyerek rükudaki o halinle öyle bir bütünleşirsin ki, Allah'ın rahmetinden emin bir şekilde "Semi'allahulimenhamideh" "bana iyi ki bu emaneti verdin, beni sair mahlukattan ayırdın, ahsen-i takvim üzere yarattın, Sen benim hamdimi işittin diyerek kalkarsın. Ve o hamdinin kabul oluşunun getirdiği neşeyle beraber artık O'nun katında hiçliğini ilân eder ve secdeye kapaklanarak "Sübhane rabbiel alâ" dersin. Nefsimin yaptığı hileler hurdalar bazen Seni bana unutturur gibi.. ben bazen yaptığım ibadetimi hamdimi kendimden gibi oluyor zannediyorum ama, Sen o halime bakma yarabbi.. Sensin alâ olan rabbim. hepsinin üstünde olan alâ.. diye tesbih edersin ve iyice küçülürsün, yok olursun.
Kabe-i Muazzama'da hep birlikte secdeye kapandıklarında bir tane sima gözükmez.. simalar silinir.. Kabe-i Muazzama yekpâre olarak salâhaten ortaya çıkar. O benlikte diğer benliği mahvetme hali.. iyice küçülürsünüz.. alnınızı yere koymanız yetmez, burnunuzla sürteceksiniz.. o kibri de eziceksiniz.. ben yüzümü ancak Sana sürerim yarabbi diyeceksiniz..
Sonra oturursun, tahiyyatla beraber halini şöyle bir düşünürsün de, bu ibadet taatla, bu kullukla ben nereye varabilirim..ben kendimi kurtaramam diye düşünürsün.. Bir an yeise düşer ve bir kurtuluş ararsın.. Sağa dönüp kendinden evvelkilerden istimdat edersin.. Var mıdır acaba bana yardım edecek ? Yok... Soluna dönersin, benden sonra gelip beni kurtarabilecek olan var mı acaba diye adeta bakarsın.. Yevm-i mahşerdeki halin gibidir adeta bu senin.. sonra bakarsın ki ; nefsinle, yaptığın amellerle baş başa kalmışsın.. Allah merhamet etmezse işin yaman !.. O acizlikle elini kaldırır ve Allah'a dua edersin.