Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
İTİKAT BİLGİLERİ (çok önemli)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 31352" data-attributes="member: 656"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">(Edille-i şer'ıyye) [yanî, din bilgilerinde, müctehid imâmlara sened, kaynak] dörtdür: (Kur'ân-ı kerîm), (Hadîs-i şerîfler), (İcmâ'ı ümmet) ve (Kıyâs-ı fükahâ).</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Müctehidler, bir işin nasıl yapılacağını, Kur'ân-ı kerîmde açık olarak bulamazlarsa, hadîs-i şerîflere bakarlar. Hadîs-i şerîflerde de açıkca bulamazlarsa, bu iş için, (İcmâ') var ise, öyle yapılmasını bildirirler. [İcmâ' sözbirliği demekdir. Ya'nî, bu işi, Eshâb-ı kirâmın hepsinin aynı sûretle yapması veyâ söylemesi demekdir. Eshâb-ı kirâmdan sonra gelen tâbi'înin de icmâ'ı delîldir, seneddir. Dahâ sonra gelenlerin, hele bu zemândaki insanların, dinde reformcuların, din câhillerinin yapdıkları, söyledikleri şeye, icmâ' denmez.]</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bir işin nasıl yapılması lâzım olduğu, icmâ' ile de bilinemezse, müctehidlerin kıyâsına göre yapmak lâzım olur. İmâm-ı Mâlik ''rahmetullahi aleyh'', bu dört delîlden başka, Medîne-i münevverenin o zemânki ehâlîsinin sözbirliğine de sened dedi. Bu âdetleri, babalarından, dedelerinden ve nihâyet, Resûlullahdan ''sallallahü aleyhi ve sellem'' görenek olarak gelmişdir, dedi. Bu sened, kıyâsdan dahâ sağlamdır dedi. Fekat diğer üç mezhebin imâmları, Medîne ehâlîsinin sözbirliğini sened olarak almadı.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İctihâd yolu ikidir: Biri, Irak âlimlerinin yolu olup, buna (Re'y yolu) denir. Ya'nî kıyâs yoludur. Bir işin nasıl yapılacağı, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkca bildirilmemiş ise, buna benziyen başka bir işin nasıl yapıldığı aranır, bulunur. Bu iş de, onun gibi yapılır.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Eshâb-ı kirâmdan sonra ''radıyallahü teâlâ anhüm ecma'în'' bu yolda olan müctehidlerin reîsi, imâm-ı a'zam Ebû Hanîfedir ''rahmetullahi aleyh''.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İkinci yol, Hicâz âlimlerinin yolu olup, buna (Rivâyet yolu) denir. Bunlar, Medîne-i münevverenin o zemânki ehâlîsinin âdetlerini, kıyâsdan üstün tutar. Bu yolda olan müctehidlerin büyüğü, imâm-ı Mâlik ''rahmetullahi aleyh''dir ki, Medîne-i münevverede oturuyordu.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İmâm-ı Şâfi'î ile Ahmed ibni Hanbel de ''rahmetullahi teâlâ aleyhimâ'', imâm-ı Mâlikin sohbetlerinde bulunmuşlardır. İmâm-ı Şâfi'î, imâm-ı Mâlikin yolunu öğrendikden sonra, Bağdâd tarafına gelerek, İmâm-ı a'zamın talebesinden okuyup, bu iki yolu birleşdirdi. Ayrı bir ictihâd yolu kurdu. Kendisi çok belîg, edîb olduğundan, âyet-i kerîmelerin ve hadîs-i şerîflerin ifâde tarzına bakıp, kuvvetli bulduğu tarafa göre iş görürdü. İki tarafda da kuvvet bulamazsa, o zemân, kıyâs yolu ile ictihâd ederdi. </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ahmed ibni Hanbel de, imâm-ı Mâlikin yolunu öğrendikden sonra Bağdâd taraflarına gidip, İmâm-ı a'zamın talebesinden kıyâs yolunu almış ise de, pek çok hadîs-i şerîf ezberlemiş olduğundan, önce, hadîs-i şerîflerin birbirini kuvvetlendirmesine bakarak, ictihâd etmişdir. Böylece, ahkâm-ı islâmiyyenin çoğunda, diğer üç mezhebden ayrılmışdır.</span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: #ff3333"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Bu dört mezhebin hâli, bir şehr ehâlîsinin hâline benzer ki, önlerine çıkan bir işin nasıl yapılacağı kanûnda bulunmazsa, o şehrin eşrâfı, ileri gelenleri toplanıp, o işi kanûnun uygun bir maddesine benzeterek yaparlar. Ba'zan uyuşamayıp, ba'zısı devletin maksadı, beldeleri ta'mîr ve insanların râhatlığıdır der.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff3333">O işi, re'y ve fikrleri ile, kanûnun bir maddesine benzetir. Bunlar, hanefî mezhebine benzer.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff3333">Bazıları da, devlet merkezinden gelen memûrların hareketlerine bakarak, o işi, onların hareketine uydurur ve devletin maksadı, böyle yapmakdır derler. Bunlar da, Mâlikî mezhebine benzer. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff3333">Bazıları ise kanûnun ifâdesine, yazının gidişine bakarak, o işi yapma yolunu bulur. Bunlar da, Şâfi'î mezhebi gibidir.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff3333">Bir kısmı ise, kanûnun başka maddelerini de toplayıp, birbiri ile karşılaşdırarak, bu işi doğru yapabilmek yolunu arar. Bunlar da, Hanbelî mezhebine benzer.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff3333">İşte şehrin ileri gelenlerinden her biri, bir yol bulur ve hepsi, yolunun doğru ve kanûna uygun olduğunu söyler. Kanûnun istediği ise, bu dört yoldan biri olup, diğer üçü yanlışdır. Fekat, kanûndan ayrılmaları, kanûnu tanımadıkları için, devlete karşı gelmek için olmayıp, hepsi kanûna uymak, devletin emrini yerine getirmek için çalışdıklarından, hiçbiri suçlu görülmez. Belki, böyle uğraşdıkları için, beğenilir. Fekat, doğrusunu bulan dahâ çok beğenilip, mükâfât alır. Dört mezhebin hâli de böyledir. Allahü teâlânın istediği yol, elbette birdir. Dört mezhebin ayrıldığı bir işde, birinin doğru olup, diğer üçünün yanlış olması lâzımdır. Fekat, her mezheb imâmı, doğru yolu bulmak için uğraşdığından, yanılanlar afv olur. Hattâ sevâb kazanır. Çünki, Peygamberimiz ''sallallahü aleyhi ve sellem'', (Ümmetime, yanıldığı ve unutduğu için cezâ yokdur) buyurdu. Bu ayrılıkları bazı işlerde olup, ibâdetlerin çoğunda, yanî Kur'ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin açık olarak bildirdikleri ahkâmda ve inanılacak şeylerde, aralarında tam birlik bulunduğundan, birbirini kötülemezler.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><span style="color: #ff3333"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><strong>Selam ve dua ile..</strong></span></span></span></span></p><p> <span style="color: #ff3333"></span></p><p> <span style="color: #ff3333"></span></p><p><span style="color: #ff3333"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 31352, member: 656"] [B][FONT=Comic Sans MS](Edille-i şer'ıyye) [yanî, din bilgilerinde, müctehid imâmlara sened, kaynak] dörtdür: (Kur'ân-ı kerîm), (Hadîs-i şerîfler), (İcmâ'ı ümmet) ve (Kıyâs-ı fükahâ).[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Müctehidler, bir işin nasıl yapılacağını, Kur'ân-ı kerîmde açık olarak bulamazlarsa, hadîs-i şerîflere bakarlar. Hadîs-i şerîflerde de açıkca bulamazlarsa, bu iş için, (İcmâ') var ise, öyle yapılmasını bildirirler. [İcmâ' sözbirliği demekdir. Ya'nî, bu işi, Eshâb-ı kirâmın hepsinin aynı sûretle yapması veyâ söylemesi demekdir. Eshâb-ı kirâmdan sonra gelen tâbi'înin de icmâ'ı delîldir, seneddir. Dahâ sonra gelenlerin, hele bu zemândaki insanların, dinde reformcuların, din câhillerinin yapdıkları, söyledikleri şeye, icmâ' denmez.][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Bir işin nasıl yapılması lâzım olduğu, icmâ' ile de bilinemezse, müctehidlerin kıyâsına göre yapmak lâzım olur. İmâm-ı Mâlik ''rahmetullahi aleyh'', bu dört delîlden başka, Medîne-i münevverenin o zemânki ehâlîsinin sözbirliğine de sened dedi. Bu âdetleri, babalarından, dedelerinden ve nihâyet, Resûlullahdan ''sallallahü aleyhi ve sellem'' görenek olarak gelmişdir, dedi. Bu sened, kıyâsdan dahâ sağlamdır dedi. Fekat diğer üç mezhebin imâmları, Medîne ehâlîsinin sözbirliğini sened olarak almadı.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İctihâd yolu ikidir: Biri, Irak âlimlerinin yolu olup, buna (Re'y yolu) denir. Ya'nî kıyâs yoludur. Bir işin nasıl yapılacağı, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkca bildirilmemiş ise, buna benziyen başka bir işin nasıl yapıldığı aranır, bulunur. Bu iş de, onun gibi yapılır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Eshâb-ı kirâmdan sonra ''radıyallahü teâlâ anhüm ecma'în'' bu yolda olan müctehidlerin reîsi, imâm-ı a'zam Ebû Hanîfedir ''rahmetullahi aleyh''.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İkinci yol, Hicâz âlimlerinin yolu olup, buna (Rivâyet yolu) denir. Bunlar, Medîne-i münevverenin o zemânki ehâlîsinin âdetlerini, kıyâsdan üstün tutar. Bu yolda olan müctehidlerin büyüğü, imâm-ı Mâlik ''rahmetullahi aleyh''dir ki, Medîne-i münevverede oturuyordu.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İmâm-ı Şâfi'î ile Ahmed ibni Hanbel de ''rahmetullahi teâlâ aleyhimâ'', imâm-ı Mâlikin sohbetlerinde bulunmuşlardır. İmâm-ı Şâfi'î, imâm-ı Mâlikin yolunu öğrendikden sonra, Bağdâd tarafına gelerek, İmâm-ı a'zamın talebesinden okuyup, bu iki yolu birleşdirdi. Ayrı bir ictihâd yolu kurdu. Kendisi çok belîg, edîb olduğundan, âyet-i kerîmelerin ve hadîs-i şerîflerin ifâde tarzına bakıp, kuvvetli bulduğu tarafa göre iş görürdü. İki tarafda da kuvvet bulamazsa, o zemân, kıyâs yolu ile ictihâd ederdi. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Ahmed ibni Hanbel de, imâm-ı Mâlikin yolunu öğrendikden sonra Bağdâd taraflarına gidip, İmâm-ı a'zamın talebesinden kıyâs yolunu almış ise de, pek çok hadîs-i şerîf ezberlemiş olduğundan, önce, hadîs-i şerîflerin birbirini kuvvetlendirmesine bakarak, ictihâd etmişdir. Böylece, ahkâm-ı islâmiyyenin çoğunda, diğer üç mezhebden ayrılmışdır.[/FONT][/B] [B][COLOR=#ff3333][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Bu dört mezhebin hâli, bir şehr ehâlîsinin hâline benzer ki, önlerine çıkan bir işin nasıl yapılacağı kanûnda bulunmazsa, o şehrin eşrâfı, ileri gelenleri toplanıp, o işi kanûnun uygun bir maddesine benzeterek yaparlar. Ba'zan uyuşamayıp, ba'zısı devletin maksadı, beldeleri ta'mîr ve insanların râhatlığıdır der.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff3333]O işi, re'y ve fikrleri ile, kanûnun bir maddesine benzetir. Bunlar, hanefî mezhebine benzer.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff3333]Bazıları da, devlet merkezinden gelen memûrların hareketlerine bakarak, o işi, onların hareketine uydurur ve devletin maksadı, böyle yapmakdır derler. Bunlar da, Mâlikî mezhebine benzer. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff3333]Bazıları ise kanûnun ifâdesine, yazının gidişine bakarak, o işi yapma yolunu bulur. Bunlar da, Şâfi'î mezhebi gibidir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff3333]Bir kısmı ise, kanûnun başka maddelerini de toplayıp, birbiri ile karşılaşdırarak, bu işi doğru yapabilmek yolunu arar. Bunlar da, Hanbelî mezhebine benzer.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff3333]İşte şehrin ileri gelenlerinden her biri, bir yol bulur ve hepsi, yolunun doğru ve kanûna uygun olduğunu söyler. Kanûnun istediği ise, bu dört yoldan biri olup, diğer üçü yanlışdır. Fekat, kanûndan ayrılmaları, kanûnu tanımadıkları için, devlete karşı gelmek için olmayıp, hepsi kanûna uymak, devletin emrini yerine getirmek için çalışdıklarından, hiçbiri suçlu görülmez. Belki, böyle uğraşdıkları için, beğenilir. Fekat, doğrusunu bulan dahâ çok beğenilip, mükâfât alır. Dört mezhebin hâli de böyledir. Allahü teâlânın istediği yol, elbette birdir. Dört mezhebin ayrıldığı bir işde, birinin doğru olup, diğer üçünün yanlış olması lâzımdır. Fekat, her mezheb imâmı, doğru yolu bulmak için uğraşdığından, yanılanlar afv olur. Hattâ sevâb kazanır. Çünki, Peygamberimiz ''sallallahü aleyhi ve sellem'', (Ümmetime, yanıldığı ve unutduğu için cezâ yokdur) buyurdu. Bu ayrılıkları bazı işlerde olup, ibâdetlerin çoğunda, yanî Kur'ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin açık olarak bildirdikleri ahkâmda ve inanılacak şeylerde, aralarında tam birlik bulunduğundan, birbirini kötülemezler.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [COLOR=#ff3333][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=black][B]Selam ve dua ile..[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
İTİKAT BİLGİLERİ (çok önemli)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst