Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
İtirazlar ve İtirazlara Cevaplar - Yaş ve Kuru Ne Varsa...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 136705" data-attributes="member: 27"><p><strong>"KUR'AN’DA HER ŞEY VARDIR" İDDİASI HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ"</strong></p><p></p><p> <span style="font-family: 'Tahoma'"><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: DarkRed"><u>İddia:</u></span></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"> <span style="font-family: 'Verdana'">İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: Bir topluluk Resulullah (s.a.v.)’a saygısızca ehemmiyetsiz şeyler sorarlardı. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Birisi:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> -Babam kimdir? der, diğeri de:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> -Devem kayboldu, acaba devem nerede? derdi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Bunun üzerine Allah, şu ayet-i kerimeyi onlar hakkında inzal buyurdu:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> "Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Allah (sorduğunuz) şeyleri affetmiştir. Allah bağışlayandır, halimdir." (Mâide, 5/101) </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Hz. Peygamber bu tip sorulara "Kur'an’da her şey vardır. Onda arayın" şeklinde bir cevap vermediği gibi, kendisi de böyle şeylerin cevabını Kur'an’da aramamıştır. "Kur'an’da her şey vardır" iddiası, kişileri bu ve benzeri soruların cevaplarını Kur'an’da aramaya iter.</span> </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Faraza, zikri geçen bu adamlar, Peygamberimize adlarını, doğum tarihlerini, yazdıkları risalelerin isimlerini ve yazılış tarihlerini... sorsalardı, yukarıda anlatılandan farklı bir cevap mı alacaklardı? Böylesi soruların Hz. Peygamber’e yöneltilmesi yasaklanmışken, Kur'an’a yöneltilmesinin ve cevaplarının onda aranıp bulunmasının (?) hükmü nedir acaba?...</span></span><p style="margin-left: 20px"> </p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><u><span style="color: DarkGreen"><strong>İddiaya cevap:</strong></span></u></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'">Öncelikle, yukarıda aktarılan rivayetteki ifadeler şöyledir: </span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'">(Doğrusu: Bir topluluk Resulullah (s.a.v.)’a istihza yoluyla/alay-eğlence olsun diye sorular sorardı). </span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'">(Doğrusu: Devesi kaybolan biri de, ‘acaba devem nerede?’ derdi.</span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'">- Ön yargı fanatizmi, aklın gözünü öyle kör eder, kalbin özünü öyle dumura uğratır ki, beynin şarteli kısa devre yapmak zorunda kalır. Kişi artık ne dediğini bilemez hale gelir. </span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'">- Evvela, istihza yoluyla, eğlence amacıyla, imtihan etmek maksadıyla Hz. Peygamber (a.s.m)’e soru soranları, öğrenmek maksadıyla, hizmet aşkıyla, bütün ciddiyetiyle Kur’an’a soru soranları aynı kefeye koymak hangi akıl, hangi vicdan ölçüsüne sığar?</span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'">- Yoksa, sırf Risale-i Nur’a bir tenkit kapısı olsun diye, o bedevî, okuma yazması bile olmayan bir kısım münafıkların, Hz. Peygamberi (a.s.m) alaya alarak sordukları sorularını pekiştirme adına “yazdıkları risalelerin isimlerini… sorsalardı.. farklı bir cevap mı alacaklardı?” şeklindeki hezeyan-ı hasudane ne ile izah edilebilir ki?</span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Dinini kaybeden bir milletin dinini pekiştirme adına Kur’an’a soru soran bir kimse ile, devesini kaybeden bir kimsenin devesini -eğlence olsun diye- Hz. Peygamber (a.s.m)’e soran bir kimseyi aynı kefeye koymak, ancak “haricilik markası ve mankafasıyla” açıklanabilir.</strong></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <u><span style="color: DarkRed"><strong>İddia:</strong></span></u></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Mücahit ve İkrime derler ki:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Badiye ehlinden biri Hz. Peygamber’e gelerek:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> - Ey Muhammed, bana kıyametin ne zaman kopacağını haber ver. Ülkemizde kıtlık var, bana yağmurun ne zaman yağacağını haber ver. Karım hamile, bana ne doğuracağını haber ver. Bugün ne kazandığımı biliyorum, bana yarın ne kazanacağımı haber ver. Nerede doğduğumu biliyorum, bana nerede öleceğimi haber ver, dedi. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Bunun üzerine şu ayet-i kerime nazil oldu:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> "Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru o indirir, rahimlerde olanı o bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse de nerede öleceğini bilmez. Şüphesiz Allah, bilendir, haberdar olandır." <em>(Lukmân, 31/34) </em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Ebced ve cifir ehli, bu ayete rağmen kıyametin zamanını Kur'an’da aramışlardır.</span> </span><p style="margin-left: 20px"> </p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: DarkGreen"><u><strong>İddiaya cevap:</strong></u></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'">- Bu itirazı yapanların bilmediği şey şudur: Kıyametin bilinmeyen tarafı, onun kesin olarak hangi yılın, hangi ayın, hangi günün hangi saatinde kopacağı bilgisidir.</span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'">- Ebced ve Cifir ehlinin kıyamet zamanını Kur’an’da aramaları ise, mutlak gayb olan kıyametin kopma saatini, dakikasını, saniyesini kesin bir şekilde tespit etmeye yönelik değildir. Bilakis, bunların maksadı -kesin olarak değil, tam saatini değil- bir galib-i zan ile yaklaşık olarak, bir yıl/veya yıllar gibi geniş bir zaman dilimini araştırmaktır.</span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'">- Kıyametin günü bilinse bile, öğleden önce mi, sonra mı olduğu bilinmezse, yine de kıyametin kesin zamanı bilinmiş olmaz. Zaten hiç kimsenin böyle bir iddiası da olmamıştır.</span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 136705, member: 27"] [B]"KUR'AN’DA HER ŞEY VARDIR" İDDİASI HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ"[/B] [FONT=Tahoma][B][FONT=Verdana][COLOR=DarkRed][U]İddia:[/U][/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Verdana]İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: Bir topluluk Resulullah (s.a.v.)’a saygısızca ehemmiyetsiz şeyler sorarlardı. Birisi: -Babam kimdir? der, diğeri de: -Devem kayboldu, acaba devem nerede? derdi. Bunun üzerine Allah, şu ayet-i kerimeyi onlar hakkında inzal buyurdu: "Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Allah (sorduğunuz) şeyleri affetmiştir. Allah bağışlayandır, halimdir." (Mâide, 5/101) Hz. Peygamber bu tip sorulara "Kur'an’da her şey vardır. Onda arayın" şeklinde bir cevap vermediği gibi, kendisi de böyle şeylerin cevabını Kur'an’da aramamıştır. "Kur'an’da her şey vardır" iddiası, kişileri bu ve benzeri soruların cevaplarını Kur'an’da aramaya iter.[/FONT] [FONT=Verdana] Faraza, zikri geçen bu adamlar, Peygamberimize adlarını, doğum tarihlerini, yazdıkları risalelerin isimlerini ve yazılış tarihlerini... sorsalardı, yukarıda anlatılandan farklı bir cevap mı alacaklardı? Böylesi soruların Hz. Peygamber’e yöneltilmesi yasaklanmışken, Kur'an’a yöneltilmesinin ve cevaplarının onda aranıp bulunmasının (?) hükmü nedir acaba?...[/FONT][/FONT][INDENT] [FONT=Verdana][U][COLOR=DarkGreen][B]İddiaya cevap:[/B][/COLOR][/U] Öncelikle, yukarıda aktarılan rivayetteki ifadeler şöyledir: (Doğrusu: Bir topluluk Resulullah (s.a.v.)’a istihza yoluyla/alay-eğlence olsun diye sorular sorardı). (Doğrusu: Devesi kaybolan biri de, ‘acaba devem nerede?’ derdi. - Ön yargı fanatizmi, aklın gözünü öyle kör eder, kalbin özünü öyle dumura uğratır ki, beynin şarteli kısa devre yapmak zorunda kalır. Kişi artık ne dediğini bilemez hale gelir. - Evvela, istihza yoluyla, eğlence amacıyla, imtihan etmek maksadıyla Hz. Peygamber (a.s.m)’e soru soranları, öğrenmek maksadıyla, hizmet aşkıyla, bütün ciddiyetiyle Kur’an’a soru soranları aynı kefeye koymak hangi akıl, hangi vicdan ölçüsüne sığar? - Yoksa, sırf Risale-i Nur’a bir tenkit kapısı olsun diye, o bedevî, okuma yazması bile olmayan bir kısım münafıkların, Hz. Peygamberi (a.s.m) alaya alarak sordukları sorularını pekiştirme adına “yazdıkları risalelerin isimlerini… sorsalardı.. farklı bir cevap mı alacaklardı?” şeklindeki hezeyan-ı hasudane ne ile izah edilebilir ki? [B]- Dinini kaybeden bir milletin dinini pekiştirme adına Kur’an’a soru soran bir kimse ile, devesini kaybeden bir kimsenin devesini -eğlence olsun diye- Hz. Peygamber (a.s.m)’e soran bir kimseyi aynı kefeye koymak, ancak “haricilik markası ve mankafasıyla” açıklanabilir.[/B][/FONT] [/INDENT][FONT=Tahoma][FONT=Verdana] [U][COLOR=DarkRed][B]İddia:[/B][/COLOR][/U] Mücahit ve İkrime derler ki: Badiye ehlinden biri Hz. Peygamber’e gelerek: - Ey Muhammed, bana kıyametin ne zaman kopacağını haber ver. Ülkemizde kıtlık var, bana yağmurun ne zaman yağacağını haber ver. Karım hamile, bana ne doğuracağını haber ver. Bugün ne kazandığımı biliyorum, bana yarın ne kazanacağımı haber ver. Nerede doğduğumu biliyorum, bana nerede öleceğimi haber ver, dedi. Bunun üzerine şu ayet-i kerime nazil oldu: "Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru o indirir, rahimlerde olanı o bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse de nerede öleceğini bilmez. Şüphesiz Allah, bilendir, haberdar olandır." [I](Lukmân, 31/34) [/I] Ebced ve cifir ehli, bu ayete rağmen kıyametin zamanını Kur'an’da aramışlardır.[/FONT] [/FONT][INDENT] [FONT=Verdana][COLOR=DarkGreen][U][B]İddiaya cevap:[/B][/U][/COLOR] [FONT=Verdana]- Bu itirazı yapanların bilmediği şey şudur: Kıyametin bilinmeyen tarafı, onun kesin olarak hangi yılın, hangi ayın, hangi günün hangi saatinde kopacağı bilgisidir. - Ebced ve Cifir ehlinin kıyamet zamanını Kur’an’da aramaları ise, mutlak gayb olan kıyametin kopma saatini, dakikasını, saniyesini kesin bir şekilde tespit etmeye yönelik değildir. Bilakis, bunların maksadı -kesin olarak değil, tam saatini değil- bir galib-i zan ile yaklaşık olarak, bir yıl/veya yıllar gibi geniş bir zaman dilimini araştırmaktır. - Kıyametin günü bilinse bile, öğleden önce mi, sonra mı olduğu bilinmezse, yine de kıyametin kesin zamanı bilinmiş olmaz. Zaten hiç kimsenin böyle bir iddiası da olmamıştır.[/FONT][/FONT] [/INDENT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
İtirazlar ve İtirazlara Cevaplar - Yaş ve Kuru Ne Varsa...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst