Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
iyi bir nur talebesi nasıl olur
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zeyhak_" data-source="post: 26887" data-attributes="member: 22"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Değerli Kardeşimiz; </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>26. Mektupta geçen, talebelik, kardeşlik ve dostluğun şartlarını ifade eden lahika mektubunu istifadenize sunuyoruz. Ayrıca barla lahikasının başlarında geçen ve Hulusi ağabey ile Sabri ağabeye hitaben yazılan ve aşağıya aldığımız mektubun da, sualinize cevap olacağı kanaatindeyiz </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Onuncu Mesele </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Ziyaretçilere ait bazı dostlar tarafından ihtar ile bir düstur izah edilmek istenilmiştir. Onun için yazılmıştır. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Malûm olsun ki, bizi ziyaret eden, ya hayat-ı dünyeviye cihetinde gelir; o kapı kapalıdır. Veya hayat-ı uhreviye cihetinde gelir. O cihette iki kapı var: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Ya şahsımı mübarek ve makam sahibi zannedip gelir. O kapı dahi kapalıdır. Çünkü ben kendimi beğenmiyorum; beni beğenenleri de beğenmiyorum. Cenâb-ı Hakka çok şükür, beni kendime beğendirmemiş. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>İkinci cihet, sırf Kur'ân-ı Hakîmin dellâlı olduğum cihetledir. Bu kapıdan girenleri ale'r-re'si ve'l-ayn kabul ediyorum. Onlar da üç tarzda olur: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="color: black">Ya dost olur, </span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="color: black"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="color: black">ya kardeş olur, </span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="color: black"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="color: black">ya talebe olur. </span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="color: black"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="color: black"></span>Dostun hassası ve şartı budur ki: Katiyen Sözlere ve envâr-ı Kur'âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun; ve haksızlığa ve bid'alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakikî olarak Sözlerin neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>İşte bu üç tabaka, benim üç şahsiyetimle alâkadardır: Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münasebettar olur. Kardeş, abdiyetim ve ubudiyet noktasındaki şahsiyetimle alâkadar olur. Talebe ise, Kur'ân-ı Hakîmin dellâlı cihetinde ve hocalık vazifesindeki şahsiyetimle münasebettardır. Şu görüşmenin de üç meyvesi var: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Birincisi: Dellâllık itibarıyla mücevherât-ı Kur'âniyeyi benden veya Sözlerden ders almak; velev bir ders de olsa. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>İkincisi: İbadet itibarıyla uhrevî kazancıma hissedar olur. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Üçüncüsü: Beraber dergâh-ı İlâhiyeye müteveccih olup rapt-ı kalb ederek, Kur'ân-ı Hakîmin hizmetinde el ele verip tevfik ve hidayet istemek. Eğer talebe ise, her sabah mütemadiyen ismiyle, Bazen hayaliyle dahi yanımda hazır olur, hissedar olur. Eğer kardeş ise, birkaç defa hususî ismiyle ve suretiyle dua ve kazancımda hazır olup hissedar olur. Sonra umum ihvanlar içinde dahil olup, rahmet-i İlâhiyeye teslim ediyorum ki, dua vaktinde "ihvetî ve ihvânî" dediğim vakit onlar içinde bulunur. Ben bilmezsem, rahmet-i İlâhiye onları biliyor ve görüyor. Eğer dost ise ve ferâizi kılar ve kebâiri terk ederse, umumiyet-i ihvan itibarıyla duamda dahildir. Bu üç tabaka dahi beni mânevî dua ve kazançlarında dahil etmek şarttır. (mektubat) </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Üçüncü sebep: Bu iki zat hakikî talebelerimden ve ciddî arkadaşlarımdan; ve hizmet-i Kur'ân'da arkadaşlarım içinde talebelik ve kardeşlik ve arkadaşlığın üç hassası var ki, bu iki zat üçünde de birinciliği kazanmışlar. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Birinci hassa: Bana mensup herşeye malları gibi tesahup ediyorlar. Bir Söz yazılsa, kendileri yazmış ve telif etmiş gibi zevk alıyorlar, Allah'a şükrediyorlar. Adeta cesetleri muhtelif, ruhları bir hükmünde, hakikî manevî vereselerdir. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>İkinci hassa: Bütün makasıd-ı hayatiye içinde en büyük, en mühim maksatları, o nurlu Sözler vasıtasıyla Kur'ân'a hizmet biliyorlar. Dünya hayatının netice-i hakikiyesinin ve dünyaya gelmekteki vazife-i fıtriyelerinin en mühimi, hakaik-i imaniyeye hizmet olduğunu telâkkileridir. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong>Üçüncü hassa: Ben kendi nefsimde tecrübe ettiğim ve eczahane-i mukaddese-i Kur'âniyeden aldığım ilâçları, onlar da kendi yaralarını hissedip o ilâçları merhem suretinde tecrübe ediyorlar. Aynı hissiyatımla mütehassis oluyorlar. Ve ehl-i imanın imanlarını muhafaza etmek gayreti, en yüksek derecede taşımaları ve ehl-i imanın kalbine gelen şübehat ve evhamdan hasıl olan yaraları tedavi etmek iştiyakı, yüksek bir derece-i şefkatte hissetmeleridir. (barla lahikası)</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zeyhak_, post: 26887, member: 22"] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=red][B]Değerli Kardeşimiz; 26. Mektupta geçen, talebelik, kardeşlik ve dostluğun şartlarını ifade eden lahika mektubunu istifadenize sunuyoruz. Ayrıca barla lahikasının başlarında geçen ve Hulusi ağabey ile Sabri ağabeye hitaben yazılan ve aşağıya aldığımız mektubun da, sualinize cevap olacağı kanaatindeyiz Onuncu Mesele Ziyaretçilere ait bazı dostlar tarafından ihtar ile bir düstur izah edilmek istenilmiştir. Onun için yazılmıştır. Malûm olsun ki, bizi ziyaret eden, ya hayat-ı dünyeviye cihetinde gelir; o kapı kapalıdır. Veya hayat-ı uhreviye cihetinde gelir. O cihette iki kapı var: Ya şahsımı mübarek ve makam sahibi zannedip gelir. O kapı dahi kapalıdır. Çünkü ben kendimi beğenmiyorum; beni beğenenleri de beğenmiyorum. Cenâb-ı Hakka çok şükür, beni kendime beğendirmemiş. İkinci cihet, sırf Kur'ân-ı Hakîmin dellâlı olduğum cihetledir. Bu kapıdan girenleri ale'r-re'si ve'l-ayn kabul ediyorum. Onlar da üç tarzda olur: [COLOR=black]Ya dost olur, ya kardeş olur, ya talebe olur. [/COLOR]Dostun hassası ve şartı budur ki: Katiyen Sözlere ve envâr-ı Kur'âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun; ve haksızlığa ve bid'alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın. Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakikî olarak Sözlerin neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir. Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin. İşte bu üç tabaka, benim üç şahsiyetimle alâkadardır: Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münasebettar olur. Kardeş, abdiyetim ve ubudiyet noktasındaki şahsiyetimle alâkadar olur. Talebe ise, Kur'ân-ı Hakîmin dellâlı cihetinde ve hocalık vazifesindeki şahsiyetimle münasebettardır. Şu görüşmenin de üç meyvesi var: Birincisi: Dellâllık itibarıyla mücevherât-ı Kur'âniyeyi benden veya Sözlerden ders almak; velev bir ders de olsa. İkincisi: İbadet itibarıyla uhrevî kazancıma hissedar olur. Üçüncüsü: Beraber dergâh-ı İlâhiyeye müteveccih olup rapt-ı kalb ederek, Kur'ân-ı Hakîmin hizmetinde el ele verip tevfik ve hidayet istemek. Eğer talebe ise, her sabah mütemadiyen ismiyle, Bazen hayaliyle dahi yanımda hazır olur, hissedar olur. Eğer kardeş ise, birkaç defa hususî ismiyle ve suretiyle dua ve kazancımda hazır olup hissedar olur. Sonra umum ihvanlar içinde dahil olup, rahmet-i İlâhiyeye teslim ediyorum ki, dua vaktinde "ihvetî ve ihvânî" dediğim vakit onlar içinde bulunur. Ben bilmezsem, rahmet-i İlâhiye onları biliyor ve görüyor. Eğer dost ise ve ferâizi kılar ve kebâiri terk ederse, umumiyet-i ihvan itibarıyla duamda dahildir. Bu üç tabaka dahi beni mânevî dua ve kazançlarında dahil etmek şarttır. (mektubat) Üçüncü sebep: Bu iki zat hakikî talebelerimden ve ciddî arkadaşlarımdan; ve hizmet-i Kur'ân'da arkadaşlarım içinde talebelik ve kardeşlik ve arkadaşlığın üç hassası var ki, bu iki zat üçünde de birinciliği kazanmışlar. Birinci hassa: Bana mensup herşeye malları gibi tesahup ediyorlar. Bir Söz yazılsa, kendileri yazmış ve telif etmiş gibi zevk alıyorlar, Allah'a şükrediyorlar. Adeta cesetleri muhtelif, ruhları bir hükmünde, hakikî manevî vereselerdir. İkinci hassa: Bütün makasıd-ı hayatiye içinde en büyük, en mühim maksatları, o nurlu Sözler vasıtasıyla Kur'ân'a hizmet biliyorlar. Dünya hayatının netice-i hakikiyesinin ve dünyaya gelmekteki vazife-i fıtriyelerinin en mühimi, hakaik-i imaniyeye hizmet olduğunu telâkkileridir. Üçüncü hassa: Ben kendi nefsimde tecrübe ettiğim ve eczahane-i mukaddese-i Kur'âniyeden aldığım ilâçları, onlar da kendi yaralarını hissedip o ilâçları merhem suretinde tecrübe ediyorlar. Aynı hissiyatımla mütehassis oluyorlar. Ve ehl-i imanın imanlarını muhafaza etmek gayreti, en yüksek derecede taşımaları ve ehl-i imanın kalbine gelen şübehat ve evhamdan hasıl olan yaraları tedavi etmek iştiyakı, yüksek bir derece-i şefkatte hissetmeleridir. (barla lahikası)[/B][/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
iyi bir nur talebesi nasıl olur
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst