Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kabir hayatındaki ruhlar kıyamet hadiselerinden etkilenecekler mi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Turab3" data-source="post: 200650" data-attributes="member: 1005848"><p><strong><span style="color: olive">Mektubat, Sayfa 61</span></strong></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><strong><u>Kabir hayatındaki ruhlar kıyamet hadiselerinden etkilenecekler mi?</u></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px">Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.</span> </span></span></span><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000"><span style="color: olive"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong><u>Sual:</u></strong></span> Rivayetlerde gelmiş ki, "Deccalın bir yalancı cenneti var; kendine tâbi olanları ona atar. Hem yalancı bir cehennemi var; tâbi olmayanları ona atar. Hattâ o kendi merkebinin de bir kulağını cennet gibi, bir kulağını da cehennem gibi yapmış. Azamet-i bedeniyesi bu kadardır, şu kadardır..." <img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b114.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> diye tarifat var. </span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="color: olive"></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><span style="color: indigo"><strong><u>Elcevap:</u></strong></span> Deccalın şahs-ı surîsi insan gibidir. Mağrur, firavunlaşmış, Allah’ı unutmuş olduğundan, surî, cebbârâne olan hâkimiyetine ulûhiyet namını vermiş bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır. Fakat şahs-ı mânevîsi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi pek cesîmdir. Rivayetlerde Deccal’a ait tavsifât-ı müthişe ona işaret eder. Bir vakit Japonya’nın Başkumandanının resmi, bir ayağı Bahr-i Muhitte, diğer ayağı on günlük mesafedeki Port Arthur Kalesinde tasvir edilmiş; o küçük Japon Kumandanının bu surette tasviriyle, ordusunun şahs-ı mânevîsi gösterilmiş. </span></span></span><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="color: black"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Amma Deccal’ın yalancı cenneti ise, medeniyetin cazibedar lehviyâtı ve fantaziyeleridir. Merkebi ise, şimendifer gibi bir vasıtadır ki, bir başında ateş ocağı bulunur; kendine tâbi olmayanları Bazen ateşe atar. O merkebin bir kulağı, yani diğer başı cennet gibi tefriş edilmiş; tâbi olanları oraya oturtur. Zaten sefih ve gaddar medeniyetin mühim bir merkebi olan şimendifer, ehl-i sefahet ve dünya için yalancı bir cennet getirir; biçare ehl-i diyanet ve ehl-i İslâm için, medeniyet elinde cehennem zebanîsi gibi tehlike getirir, esaret ve sefalet altına atar. </span></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="color: black"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">İşte, İsevîliğin din-i hakikîsi zuhur ile ve İslâmiyete inkılâp etmesiyle, çendan âlemde ekseriyet-i mutlakaya nurunu neşreder. Fakat, yine kıyamet kopmasına yakın, tekrar bir dinsizlik cereyanı baş gösterir, galebe eder ve <img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b205.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> * kaidesince, yeryüzünde Allah Allah diyecek kalmayacak; yani, ehemmiyetli bir cemaat küre-i arzda mühim bir mevkie sahip olacak bir surette Allah Allah denilmeyecek demektir. Yoksa, ekalliyette kalan veyahut mağlûp düşen ehl-i hak kıyamete kadar bâki kalacak; yalnız, kıyametin kopacağı ânında, kıyametin dehşetlerini görmemek için, bir eser-i rahmet olarak, ehl-i imanın ruhları daha evvel kabzedilecek, kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır. </span></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="color: black"></span></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Beşinci Sual </span></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="color: red">inizin Meâli: Kıyametin hâdisâtından ervâh-ı bâkiye müteessir olacaklar mı?</span> </span></span></span><span style="color: #000000"></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"><strong><u>Elcevap:</u></strong></span> Derecatlarına göre müteessir olacaklar. Melâikelerin tecelliyât-ı kahriyede kendilerine göre müteessir oldukları gibi müteessir olurlar. Nasıl ki bir </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b114.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000">Birçok hadisin mealleri sual olarak dercedilmiş. </span></span><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">* Hüküm ekseriyete göre verilir. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000">insan, sıcak bir yerde iken, hariçte kar ve tipi içinde titreyenleri görse, akıl ve vicdan itibarıyla müteessir olur. Öyle de, zîşuur olan ervâh-ı bâkiye, kâinatla alâkadar oldukları için, kâinatın hâdisât-ı azîmesinden, derecelerine göre müteessir olmalarını; ehl-i azap ise elemkârâne, ehl-i saadet ise hayretkârâne, istiğrabkârâne, belki bir cihette istibşarkârâne teessüratları bulunmasını, işârât-ı Kur’âniye gösteriyor. Zira, Kur’ân-ı Hakîm, her zaman kıyametin acaibini tehdit suretinde zikrediyor, "Göreceksiniz" diyor. Halbuki, cism-i insanî ile onu görenler, kıyamete yetişenlerdir. Demek, kabirde cesetleri çürüyen ervahların da o tehdid-i Kur’âniyeden hisseleri var. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"><strong><u>Altıncı Sual </u></strong></span></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="color: navy"><strong><u>inizin Meâli:</u></strong></span> <img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b206.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> Bu âyetin âhirete, Cennete, Cehenneme ve ehillerine şümulü var mı, yok mu? </span></span></span><span style="color: #000000"></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Elcevap: Şu mesele, pek çok ehl-i tahkik ve ehl-i keşif ve ehl-i velâyetin medar-ı bahsi olmuş. Şu meselede söz onlarındır. Hem de şu âyetin çok genişliği ve çok merâtibi var. </span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Ehl-i tahkikin bir kısm-ı ekseri demişler ki: "Âlem-i bekaya şümulü yok." Diğer kısmı ise: "Âni olarak onlar da az bir zamanda bir nevi helâkete mazhar olurlar. O kadar az bir zamanda oluyor ki, fenâya gidip gelmiş hissetmeyecekler." </span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Amma, bazı müfrit fikirli ehl-i keşfin hükmettikleri fenâ-yı mutlak ise, hakikat değildir. Çünkü, Zât-ı Akdes-i İlâhî madem sermedî ve daimîdir; elbette sıfâtı ve esmâsı dahi sermedî ve daimîdirler. Madem sıfâtı ve esmâsı daimî ve sermedîdirler; elbette onların aynaları ve cilveleri ve nakışları ve mazharları olan âlem-i bekadaki bâkiyat ve ehl-i beka, fenâ-yı mutlaka, bizzarure, gidemez. </span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Kur’ân-ı Hakîmin feyzinden şimdilik iki nokta hatıra gelmiş; icmâlen yazacağız. </span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"><strong><u>Birincisi:</u></strong></span> Cenâb-ı Hak öyle bir Kadîr-i Mutlaktır ki, adem ve vücut, kudretine ve iradesine nisbeten iki menzil gibi, gayet kolay bir surette oraya gönderir ve getirir. İsterse bir günde, isterse bir anda oradan çevirir. </span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Hem adem-i mutlak zaten yoktur. Çünkü bir ilm-i muhît var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir ¸ey ona atılsın. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i haricîdir ve vücud-u ilmîye perde olmuş bir ünvandır. Hattâ, bu mevcudat-ı ilmiyeye, bazı ehl-i tahkik "a’yân-ı sâbite" tabir etmişler. Öyleyse, fenâya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mânevîye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fâni olanlar, vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u mânevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer. </span></span></span></p><p><span style="color: #000000"></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"><strong><u>İkincisi:</u></strong></span> Çok Sözlerde izah ettiğimiz gibi, herşey, mânâ-yı ismiyle ve kendine bakan vecihte hiçtir; kendi zâtında müstakil ve bizatihî sabit bir vücudu yok. Ve yalnız kendi başıyla kaim bir hakikati yok. Fakat Cenâb-ı Hakka bakan vecihte ise, yani </span></span></span><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">"Herşey helâk olup gidicidir-Ona bakan yüzü müstesnâ." Kasas Sûresi, 28:88. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000">mânâ-yı harfiyle olsa, hiç değil. Çünkü onda cilvesi görünen esmâ-i bâkiye var. Mâdum değil; çünkü sermedî bir vücudun gölgesini taşıyor. Hakikati vardır, sabittir, hem yüksektir. Çünkü mazhar olduğu bâki bir ismin sabit bir nevi gölgesidir. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000">Hem <img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b207.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />insanın elini mâsivâdan kesmek için bir kılıçtır ki, o da, Cenâb-ı Hakkın hesabına olmayan fâni dünyada, fâni şeylere karşı alâkalarını kesmek için, hükmü, dünyadaki fâniyâta bakar. Demek, Allah hesabına olsa, mânâ-yı harfiyle olsa, liveçhillâh olsa, mâsivâya girmez ki, <img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b208.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />kılıcıyla başı kesilsin. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000">Elhasıl: Eğer Allah için olsa, Allah’ı bulsa, gayr kalmaz ki başı kesilsin. Eğer Allah’ı bulmazsa ve hesabıyla bakmazsa, herşey gayrdır. <img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b209.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />kılıcını istimal etmeli, perdeyi yırtmalı, tâ Onu bulmalı. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000"><img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b210.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> * </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: #000000">Said Nursî </span></span></span><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">* Baki olan yalnız Allah’tır. </span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Turab3, post: 200650, member: 1005848"] [B][COLOR=olive]Mektubat, Sayfa 61[/COLOR][/B] [SIZE=3][B][U]Kabir hayatındaki ruhlar kıyamet hadiselerinden etkilenecekler mi?[/U][/B][/SIZE] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#000000][SIZE=3]Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.[/SIZE] [/COLOR][/SIZE][/FONT][SIZE=2] [FONT=Verdana][COLOR=#000000][COLOR=olive][SIZE=3][COLOR=indigo][B][U]Sual:[/U][/B][/COLOR] Rivayetlerde gelmiş ki, "Deccalın bir yalancı cenneti var; kendine tâbi olanları ona atar. Hem yalancı bir cehennemi var; tâbi olmayanları ona atar. Hattâ o kendi merkebinin de bir kulağını cennet gibi, bir kulağını da cehennem gibi yapmış. Azamet-i bedeniyesi bu kadardır, şu kadardır..." [IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b114.gif[/IMG] diye tarifat var. [/SIZE][/COLOR][/COLOR][/FONT][COLOR=#000000][COLOR=olive] [/COLOR][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=black][COLOR=indigo][B][U]Elcevap:[/U][/B][/COLOR] Deccalın şahs-ı surîsi insan gibidir. Mağrur, firavunlaşmış, Allah’ı unutmuş olduğundan, surî, cebbârâne olan hâkimiyetine ulûhiyet namını vermiş bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır. Fakat şahs-ı mânevîsi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi pek cesîmdir. Rivayetlerde Deccal’a ait tavsifât-ı müthişe ona işaret eder. Bir vakit Japonya’nın Başkumandanının resmi, bir ayağı Bahr-i Muhitte, diğer ayağı on günlük mesafedeki Port Arthur Kalesinde tasvir edilmiş; o küçük Japon Kumandanının bu surette tasviriyle, ordusunun şahs-ı mânevîsi gösterilmiş. [/COLOR][/SIZE][/FONT][COLOR=black] [SIZE=3][FONT=Verdana]Amma Deccal’ın yalancı cenneti ise, medeniyetin cazibedar lehviyâtı ve fantaziyeleridir. Merkebi ise, şimendifer gibi bir vasıtadır ki, bir başında ateş ocağı bulunur; kendine tâbi olmayanları Bazen ateşe atar. O merkebin bir kulağı, yani diğer başı cennet gibi tefriş edilmiş; tâbi olanları oraya oturtur. Zaten sefih ve gaddar medeniyetin mühim bir merkebi olan şimendifer, ehl-i sefahet ve dünya için yalancı bir cennet getirir; biçare ehl-i diyanet ve ehl-i İslâm için, medeniyet elinde cehennem zebanîsi gibi tehlike getirir, esaret ve sefalet altına atar. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana]İşte, İsevîliğin din-i hakikîsi zuhur ile ve İslâmiyete inkılâp etmesiyle, çendan âlemde ekseriyet-i mutlakaya nurunu neşreder. Fakat, yine kıyamet kopmasına yakın, tekrar bir dinsizlik cereyanı baş gösterir, galebe eder ve [IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b205.gif[/IMG] * kaidesince, yeryüzünde Allah Allah diyecek kalmayacak; yani, ehemmiyetli bir cemaat küre-i arzda mühim bir mevkie sahip olacak bir surette Allah Allah denilmeyecek demektir. Yoksa, ekalliyette kalan veyahut mağlûp düşen ehl-i hak kıyamete kadar bâki kalacak; yalnız, kıyametin kopacağı ânında, kıyametin dehşetlerini görmemek için, bir eser-i rahmet olarak, ehl-i imanın ruhları daha evvel kabzedilecek, kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır. [/FONT][/SIZE] [/COLOR][/COLOR][/SIZE][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=red]Beşinci Sual [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=#000000][COLOR=red]inizin Meâli: Kıyametin hâdisâtından ervâh-ı bâkiye müteessir olacaklar mı?[/COLOR] [/COLOR][/SIZE][/FONT][COLOR=#000000] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=navy][B][U]Elcevap:[/U][/B][/COLOR] Derecatlarına göre müteessir olacaklar. Melâikelerin tecelliyât-ı kahriyede kendilerine göre müteessir oldukları gibi müteessir olurlar. Nasıl ki bir [/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=3][IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b114.gif[/IMG] [/SIZE][FONT=Verdana][COLOR=#000000]Birçok hadisin mealleri sual olarak dercedilmiş. [/COLOR][/FONT][LEFT][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=#000000]* Hüküm ekseriyete göre verilir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=#000000]insan, sıcak bir yerde iken, hariçte kar ve tipi içinde titreyenleri görse, akıl ve vicdan itibarıyla müteessir olur. Öyle de, zîşuur olan ervâh-ı bâkiye, kâinatla alâkadar oldukları için, kâinatın hâdisât-ı azîmesinden, derecelerine göre müteessir olmalarını; ehl-i azap ise elemkârâne, ehl-i saadet ise hayretkârâne, istiğrabkârâne, belki bir cihette istibşarkârâne teessüratları bulunmasını, işârât-ı Kur’âniye gösteriyor. Zira, Kur’ân-ı Hakîm, her zaman kıyametin acaibini tehdit suretinde zikrediyor, "Göreceksiniz" diyor. Halbuki, cism-i insanî ile onu görenler, kıyamete yetişenlerdir. Demek, kabirde cesetleri çürüyen ervahların da o tehdid-i Kur’âniyeden hisseleri var. [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=navy][B][U]Altıncı Sual [/U][/B][/COLOR][/FONT][/SIZE][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=#000000][COLOR=navy][B][U]inizin Meâli:[/U][/B][/COLOR] [IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b206.gif[/IMG] Bu âyetin âhirete, Cennete, Cehenneme ve ehillerine şümulü var mı, yok mu? [/COLOR][/SIZE][/FONT][COLOR=#000000] [SIZE=3][FONT=Verdana]Elcevap: Şu mesele, pek çok ehl-i tahkik ve ehl-i keşif ve ehl-i velâyetin medar-ı bahsi olmuş. Şu meselede söz onlarındır. Hem de şu âyetin çok genişliği ve çok merâtibi var. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana]Ehl-i tahkikin bir kısm-ı ekseri demişler ki: "Âlem-i bekaya şümulü yok." Diğer kısmı ise: "Âni olarak onlar da az bir zamanda bir nevi helâkete mazhar olurlar. O kadar az bir zamanda oluyor ki, fenâya gidip gelmiş hissetmeyecekler." [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana]Amma, bazı müfrit fikirli ehl-i keşfin hükmettikleri fenâ-yı mutlak ise, hakikat değildir. Çünkü, Zât-ı Akdes-i İlâhî madem sermedî ve daimîdir; elbette sıfâtı ve esmâsı dahi sermedî ve daimîdirler. Madem sıfâtı ve esmâsı daimî ve sermedîdirler; elbette onların aynaları ve cilveleri ve nakışları ve mazharları olan âlem-i bekadaki bâkiyat ve ehl-i beka, fenâ-yı mutlaka, bizzarure, gidemez. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana]Kur’ân-ı Hakîmin feyzinden şimdilik iki nokta hatıra gelmiş; icmâlen yazacağız. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=navy][B][U]Birincisi:[/U][/B][/COLOR] Cenâb-ı Hak öyle bir Kadîr-i Mutlaktır ki, adem ve vücut, kudretine ve iradesine nisbeten iki menzil gibi, gayet kolay bir surette oraya gönderir ve getirir. İsterse bir günde, isterse bir anda oradan çevirir. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana]Hem adem-i mutlak zaten yoktur. Çünkü bir ilm-i muhît var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir ¸ey ona atılsın. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i haricîdir ve vücud-u ilmîye perde olmuş bir ünvandır. Hattâ, bu mevcudat-ı ilmiyeye, bazı ehl-i tahkik "a’yân-ı sâbite" tabir etmişler. Öyleyse, fenâya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mânevîye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fâni olanlar, vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u mânevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=navy][B][U]İkincisi:[/U][/B][/COLOR] Çok Sözlerde izah ettiğimiz gibi, herşey, mânâ-yı ismiyle ve kendine bakan vecihte hiçtir; kendi zâtında müstakil ve bizatihî sabit bir vücudu yok. Ve yalnız kendi başıyla kaim bir hakikati yok. Fakat Cenâb-ı Hakka bakan vecihte ise, yani [/FONT][/SIZE][/COLOR][LEFT][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=#000000]"Herşey helâk olup gidicidir-Ona bakan yüzü müstesnâ." Kasas Sûresi, 28:88. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=#000000]mânâ-yı harfiyle olsa, hiç değil. Çünkü onda cilvesi görünen esmâ-i bâkiye var. Mâdum değil; çünkü sermedî bir vücudun gölgesini taşıyor. Hakikati vardır, sabittir, hem yüksektir. Çünkü mazhar olduğu bâki bir ismin sabit bir nevi gölgesidir. [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=#000000]Hem [IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b207.jpg[/IMG]insanın elini mâsivâdan kesmek için bir kılıçtır ki, o da, Cenâb-ı Hakkın hesabına olmayan fâni dünyada, fâni şeylere karşı alâkalarını kesmek için, hükmü, dünyadaki fâniyâta bakar. Demek, Allah hesabına olsa, mânâ-yı harfiyle olsa, liveçhillâh olsa, mâsivâya girmez ki, [IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b208.jpg[/IMG]kılıcıyla başı kesilsin. [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=#000000]Elhasıl: Eğer Allah için olsa, Allah’ı bulsa, gayr kalmaz ki başı kesilsin. Eğer Allah’ı bulmazsa ve hesabıyla bakmazsa, herşey gayrdır. [IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b209.gif[/IMG]kılıcını istimal etmeli, perdeyi yırtmalı, tâ Onu bulmalı. [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=#000000][IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b210.gif[/IMG] * [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=#000000]Said Nursî [/COLOR][/FONT][/SIZE][LEFT][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=#000000]* Baki olan yalnız Allah’tır. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kabir hayatındaki ruhlar kıyamet hadiselerinden etkilenecekler mi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst