Kabuktan ibaret başörtülüler de var!

NuruAhsen

Sonsuz Temâþâ
Fatma K. Barbarasoğlu'nun yazısı...

O akşam son anda yetiştim deniz otobüsüne. Hiç etrafıma bakmadan oturdum. Genellikle bakarım. Akşam saatlerinde insanların çenelerine vurur biraz. Kim kimdir. Bu konuşmalar kime aittir. Tahmin oyununun içinde geçer vakit. O saatte kitap okuyamayacağıma göre.

Bir cümle ile irkildim.

-Neval'i gördüm. Başını açmış.

-Nerde?

-Ne demek nerde!Nerde başını açmış mı, nerde gördüm mü?

-İkisi de işte…

-Taksimde gördüm.Gümüşsuyu'ndan inerken.Tam önümdeydi.Yürüyüşü ne kadar Neval dedim hatta.

-Ne giymişti?

- Çok tuhafsın.Nevali gördüm çok şıktı mı dedim ben şimdi!

-Başını açmış dedin ya.Yani ne giymiş.

-Saçı nasıldı desen daha doğru değil mi?

-Niye bozuluyorsun ya!!!

-Neval başını açmış diyorum.Neval,Neval.Bütün sınıfı tuttuğu ders notlarıyla besleyen Neval.

-Ha o Neval.

-Sen ne sandın.?!

-Ne bileyim…

-E niye ha o Neval dedin o zaman.

-Ne anlatacaksan anlat hadi.Benim sorularıma takılacağına.

-Neval başını açmış.Neval ya.Tasarımcının her ders işkence yaptığı Neval.

-Ay sen şu ezik kızı diyorsun.Siyah başörtülü hani.Onun adı Neval miymiş.

-Manyak mısın demeyeceğim.Senin manyaklığını tescil ettirelim biz en kısa zamanda.Sen kim sandın.Deminden beri ne niyetine dinliyordun beni.

( O kadar hızlandılar ki diyaloglarını yazamıyorum.)

Hemen arkama dönüp bu “sohbet”in sahiplerini bulmalıyım.

Deniz otobüsünde neyi bahane edip bakacağım ki.Durağı geçmiş gibi filan yapılamayacağına göre…

Ben meraktan kıvranırken onlar devam ediyor.

-Akşam akşam kafa yaptın ama.

-Ya üzüldüm.Çok üzüldüm.Kim bilir ne sıkıntılar yaşadı bu raddeye gelinceye kadar.

-Niye üzüldün!Açmak istemiş açmış.

-Ya niye açmak istesin!!!

-Kim onu zorluyor ki.Açmasaydı.

-Sen bu güzideliğini nasıl koruyorsun !.Ya da sen nereden indin bizim dünyamıza.Duyarsızlığını korumak için yedi kat peçeye mi sarıyorsun ya!

Deniz otobüsü yanaşıyor.Hemen arkama dönüp bakıyorum.

Seslerin sahibini duyacağım.

Öğrenci olabilecek tipleri hızla gözden geçiriyorum.

İki başörtülü var.Bu diyalog onlara ait olamaz.

Tekrar duyuyorum o sesleri.

-Yani başı örtülüyken birisiydi Neval .

-Eee

-Şimdi hiç kimse olmuş.Silmiş kendini yer yüzünden sanki.Anlıyor musun?

-Hani arkasından gördüydün?

-Öyle bırakacak değildim herhalde.Oturduk konuştuk .Yani ben konuştum o sustu.

Bu diyalogların iki başörtülünün ağzından çıkması beni bir külçe haline getiriyor.Kimi nereye oturtacağımı bilemiyorum.

İyi ki duyduğum her cümleyi kaydetmişim.Yoksa zihnimin kes yapıştırışına maruz kaldığımı zannederdim.

Yol boyunca düşündüğüm yetmiyor.Günlerdir düşünüyorum yukarıdaki konuşmayı.

Günlerdir nereye koyacağımı bilemiyorum.

28 Şubat'tan bu yana (belki daha evveli de vardı da fark etmiyorduk) başörtüsü “taraftar” ı kesilen ama başörtülü öznelere kötü davranan mevki makam sahipleri kedilerini epey aşikar kılmıştı.Penceresiz odaları,düşük maaşları bir lütuf gibi sunarken “sen başka yerde iş bulamazsın” cümleleri dökülüyordu dudaklarından.

Yukarıdaki konuşmayı sahiden nereye koyacağımı bilemiyorum.

Her başörtülü sadece kendini temsil ediyor.

Acısı ve ıstırabıyla.Ya da olanca zevkleri duyarsızlığı ile.

Tıpkı yukarıda okuduğunuz diyalogda olduğu gibi.

Işıklarda beklerken tepeden tırnağa süzüyorum iki genç kızı.”Sınıfsal” farklılıklar arıyorum üzerlerinde ip ucu olarak.İkisi de aynı tarz giyinmiş.İkisinin de eli yüzü düzgünce.Ait oldukları marka cemaati bile aynı belki.Ama birinin kalbi var diğerinin yok.Tek farkları bu işte.Biri başını aşan arkadaşı için üzülüyor öteki bu üzüntüyü değil paylaşmak anlamsız buluyor.Başında bir örtü var.Ama o kendini başörtülü olarak filan görmüyor.Başı açık pek çok genç kızın, kadının paylaşacağı duyarlılık bir kod olarak onda yok.

Bir kabuktan ibaret.Neyin kabuğu olduğunu bile bilmeyen bir kabuk.

O kabuğun içinde empati yok.Sempati yok.Yürek yok.

Bir kere daha tekrarlıyorum kendi kendime.Dünya ikiye ayrılıyor:Kalbi olanlar ve kalbi olmayanlar.

Yeni Şafak
 

nimet06

Well-known member
bence de kalbi olanlar ve olmayanlar tabiki çevremizde en yakınımızda dahi var.tabiki bir bayan saçını kapatıyorsa kalbini de kapatmıyor.o kızın durumuna çok üzüldüm gerçekten.çünkü baskılara,aşağılayıcı bakışlara daha fazla dayanamamış ve saçını açmış.ben de bu problemi şu anda yaşıyorum.Başörtülüler düşünemez,zeki değil gibilerinden .sanki saçını örtünce beynini de örtüyorsun .Bir gün bir iş görüşmesine gidiyordum.Bir tanıdıkla karşılaştım.büyük bir turizm firmasına iş görüşmesine gideceğimi filan anlattım.bana ilk sözü aynen şu oldu.büyük otellerin temizlik işleri de zor olur kızım.başa çıkamazsın.çok yorulursun.bende aynen ablacım temizlik için değil muhasebe bölümü için başvuracağımı söyledim.üniversite mezunu olduğumu falan anlattım.
 

GÖNÜLSIZIM

Well-known member
evet kardeşim öyle ne yazık ki başörtüsünü taşıyamayan insanlar çok etrafımızda marifet onu alıp kafaya takmak değil onu hakkıyla yaşayabilmek Rabbim bizlere emirlerini hakkıyla yaşayabilmemizi nasip etsin...
 

leylak

Active member
Evet hep söylüyoruz ama malesef yinede bizim beynimize kazıdıkları bu önyargılardan kurtulup daha aklı selim düşünüp bakamıyoruz!
Bazen büyük alışveriş merkezlerinin mescidlerine namaz için gittiğimde öyle kılık ve kıyafette kişiler geliyorki kendime soruyorum ben bu hanımı dışarıda görsem asla namaz kılıyor olma ihtimali aklımın köşesinden geçmez diyorum ve bu düşüncemden dolayı utanıyorum .kendini bilen neyi niçin neden yaptığını sorgulayan bir açık ne yaptığının çokda farkında olmayan bilinçsiz kapalıdan evladır diyorum haddimi aşarak.
(bu arada ben ve kızım tesettürlüyüz yani bir yarası olan gocunur durumu yok)
 
Üst