Kaç rekat ben bilmem, biradere uyarım...!

Tarihci

Marmara Tarih
İzmir konakta yağhaneler(atilla)mahallesi olarak bilinen bölgede münir kahvesinin özelliği,bütün
esrarkeşlerin buraya gelmesiydi.
Eşrefpaşalı denince,akla gelen şey,insanlara bıçak çeken,esrar içen,adam vuran,her gün kafa çeken insanlardı.gülenn öğrencilerinden harun tokak ve ahmet kara gelip onlara konuşmalar yaptılar.

İşte polisin gözünde esrarkeşlerin mekanı olan bu kahveheneye sonraki dönemde de Fethullah Gülen geldi.
Tam da polisin baskın yaptığı birgün Gülenin öğrencilerinden Ahmet Kara da ordaydı.
Polisler Ahmet Karaya,'Bu adamları biliyoruz.bunlar esrarkeş.Sen parlak bir delikanlısın,senin burada ne işin var?Çık dışarı'dediklerinde Hasyiğit ve arkadaşları,'O bizim hocamız' dediler
.Polis memuru şaşırmıştı.'Ne hocası'dediler.
Eşrefpaşalıların cevabı hazırdı:'Yahu bize Allahı,Peygamberi anlatıyor.Biz de namaz kılıyoruz.
'Daha da şaşıran polisler'Kaldırın ellerinizi'deyince,çoğunun cebinden esrar yerine namaz takkesi çıktı.
Polis,Numan adındaki Eşrefpaşalıya'sen de mi namaz kılıyorsun?diye sorunca Numan 'evet' cevabını verdi.Polislerin şefi,'sabah namazı kaç rekatttır,söyle bir daha da bu kahveyi basmayacağız'deyince,
Numanın cevabı yine hazırdı:'Ben kaç rekat olduğunu bilmem.Biradere (hocaya)uyarım:) O yatar ben yatarım,o selam verdi mi ben de selam veririm.Namaz bitmiş olur.Ben başka bişeyden anlamam.
'Polisler,kumar da oynanan bu kahvehanedeki değişimi görünce ve bu insanların kötü alışkanlıklarını terkettiklerine tanık olunca,artık bu kahvehane baskınlarına son verdiler.
Sadece zaman zaman çay içmeye geliyorlardı.

İşte bu grup,kahvehanedeki esrar gecelerini bırakınca,haftanın belirli günlerinde kendi aralarında dini sohbetlere başladı.

1970li yılların o dalgalı dönemlerinde,Gülene zarar gelmemesi için,kendilerine göre bir koruma yöntemi geliştirmşlerdi.Gülen korunmaya ihtiyacım yok dese de onlar bundan vazgeçmedi.

Kitap:Fethullah Gülen
Yazar:Faruk Mercan
sayfa:93-94
 
Üst