Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Kadın konusunda altın kelime: Denge
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="_bamteli_" data-source="post: 163156" data-attributes="member: 15023"><p><strong>Kadın konusunda altın kelime: Denge</strong> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Kur'an, birbirini tamamlayan çiftlerden söz ederken "zevc" terimini kullanır. Tabiatıyla bu terim, çekirdek aileyi oluşturan eşlerden söz edilirken de kullanılır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Meselâ, elinize Arap dilinin dev dil ansiklopedisi olan Lisanu'l-Arab'ı alıp da "zevc" maddesine bakarsanız, bu kelimenin içerisinde kullanıldığı birkaç örnek cümlenin başında şu cümlenin geldiğini görürsünüz: "Zevcâ na'lin: ayakkabının iki eşi..."</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Adlandırılan bir nesne (müsemma), adının (isim) anlamını ancak bu kadar güzel karşılayabilir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Kadın ve erkekten oluşan eşleri, bir çift ayakkabı örneğinde tahlil edecek olursak; "Kadın mı üstün, erkek mi üstün?" gibi bir soru, hâlâ size anlamlı geliyor mu?</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Bu soruyu, büyük dilci İbn Manzur'un örneğine taşırsak: "Ayakkabının sağ teki mi solundan üstün, sol teki mi sağından?" diye sormaktan ne farkı var?</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">İsterseniz deneyin. Sol ayakkabıyı sağ ayağa, ya da sağ ayakkabıyı sola giyin. Bu durumda hem ayağa hem de ayakkabıya zulmetmiş olursunuz. Bunların birbirlerine üstünlük iddiası, sadece anlamsız değil, aynı zamanda komik kaçar.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Evet, yan yana koyduğumuzda "eşittirler". Eşitten de öte "eştirler". Fakat bu eşler birbirine eşit olsa da birbirinin "tıpkısı" ve "aynısı" değillerdir. Eşler arasındaki eşitlik, "farklılık" zemini üzerinde boy veren bir eşitliktir. Farklıdırlar; birbirinin yerini tutmayan, fakat birbirini tamamlayan eşitlerdir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Tıpkı ayakkabı örneğimizde olduğu gibi, erkek ve kadın da birbirinin yerini tutmayan, birbirini tamamlayan "eş" ve "eşit"lerdir. Kadını erkekleştirmeye çalışırsanız, tıpkı sağ ayakkabıyı sol ayağa giymek gibi hem kadına hem de erkeğe zulüm etmiş olursunuz. Erkeği kadınlaştırırsanız da öyle.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"><strong>Övünmek ya da dövünmek; ama niçin?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Bu tartışma kendisiyle kavgalı insanların tartışmasıdır. Kimse dünyaya gelirken cinsiyetini kendisi (ya da anne-babası) tercih etmez. Bu tercihi Yaratan yapmıştır. Kadın ya da erkek, insana düşen varoluşunu kabullenmektir. Ancak böyle yaparsa kendisiyle barışık ve tanışık olur. Doğasıyla kavgalı olan bir insan, Rabb'iyle, çevresiyle ve eşya ile de doğru ilişkisi kuramaz.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Kadın ya da erkek olmak övünülecek ya da dövünülecek bir şey değildir. Aslında, kişinin kendi dahlinin olmadığı şeylerle övünmesi ahmaklığına delalet eder. Bir ırka, bir soya, bir boya, bir coğrafyaya, bir aileye mensup olmak da böyledir. Bunlar merdud asabiyetlerdir ve bu anlamda ilk ırkçı ve dahi materyalist Şeytan’dır. Adem'i anlamak yerine, kendi tercihi olmayan hammaddesiyle övünmeye kalktı ve materyalini üstünlük ölçüsü zannetti.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">"Ben ondan üstünüm; çünkü beni ateşten, onu çamurdan yarattın!"</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Kur'an, "Sizin en üstün olanınız, en müttaki olanınızdır" derken; insana, Şeytan'ın gör dediği yerden değil, Allah'ın gör dediği yerden bakmayı öğretiyordu.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Şeytan'ınki tam da "bizden olsun da çamurdan olsun" mantığıydı. "Erkek olsun da çamurdan olsun" ya da "Kadın olsun da çamurdan olsun" mantığının, bundan farkı ne?</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Olayı "kadın sorunu" olarak ortaya koymak yanlış, olay "insan sorunu"dur. İnsan kumaşının kalitesi düşükse bunun suçunu cinsler birbiri üzerine atamaz. Hayatın kalitesini artırmak her iki cinsin yaratılışlarına en uygun rolleri, yani kendi rollerini iyi oynamaktan geçiyor.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Evlenecek çiftler, doğru bir bakışaçısı geliştiremeyince tercihlerini yamuk bakışaçıları belirliyor. İlk insandan beri genel eğilimdir. Erkek güzellik, kadın güç arar. Aslında ikisi de, çoğunlukla farkında olmadan, kendinde eksik olduğunu sandığı bir şeyi karşı cinste aramaktadır. Doğru şeyler aramak için doğru yerden bakmak gerek.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"><strong>Ne kadar hak o kadar sorumluluk</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Vareden, insan neslinin devamını sağlamak ve mutluluğu kazanmak için her iki cinse de maddi ve manevi, fizyolojik ve psikolojik farklılıklar ve özellikler vermiştir. Bunlar sonradan kazanılan değil, doğuştan getirilen özellik ve farklılıklardır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Bu farklılıklar, karşıt cinslerin birbirlerine tahakküm kurmaları için verilmemiştir. Aksine, sahip oldukları değerleri birleştirerek mutluluğun harcını birlikte karmaları için verilmiştir. Çünkü hayatı inşa ile görevlendirilen insanoğlu, bu yükümlülüğünü kadınlar ve erkekler olarak ancak işbirliği, güç ve yetenek ortaklığı sayesinde başarabilir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Bu inşanın tarafları arasında, haklar ve sorumluluklar paylaşılmıştır. Eğer bu paylaşım "Tüm haklar sınırsız ve sorumsuz olarak erkeğin, tüm sorumluluklar da kadının" şeklindeyse (ya da tam tersiyse), bu durumda son sözü Kur'an söylesin: "Bu ne berbat taksim böyle" (53.22). Ya da şairin dediğini hatırlatmaktan başka yapacak bir şey yok: "Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa."</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Doğrusu, eşitlik oran eşitliği değil Kur'anî terimle "kıst" eşitliğidir ve adil olan da budur. Ne kadar sorumluluk o kadar hak, ne kadar hak o kadar sorumluluk.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Aslında Kur'an, kadın ve erkeğin birbirleri üzerindeki hak ve sorumlulukları üzerinde dururken, bu adaleti muhteşem bir biçimde formüle etmiştir:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">"Kadınların kocaları üzerindeki hakları, kocaların onlar üzerindeki haklarına eşittir." (2.228).</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Yok yok, Bektaşi değilim; ayetin devamını da biliyorum. Ne diyor devamında: "Ancak erkekler, bu konuda kadınlar üzerine bir derece öncelik sahibidirler."</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Ayeti çala kalem "Erkekler kadınlardan bir derece üstündürler" diye çevirmedim. Çünkü ayet boşanmış ailelerle ilgilidir. Boşayan koca şüreç içerisinde geri dönmek istese de, kadının kocasının bu talebini reddetme hakkı vardır. Fakat ortada çocuk da varsa, boşanmanın iptali konusunda kocaya rüçhan hakkı tanınmıştır ki, bu da kocaya ait olan nafaka sorumluluğunun getirdiği adil bir haktır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue">Özetle; kadın bir sorun değildi, onu erkekler sorun haline getirdi. Şimdi de tersi olmasın. Sorunumuz ortaktır: İnsan sorunu.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: deepskyblue"><strong>Mustafa İslamoğlu</strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="_bamteli_, post: 163156, member: 15023"] [B]Kadın konusunda altın kelime: Denge[/B] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=deepskyblue]Kur'an, birbirini tamamlayan çiftlerden söz ederken "zevc" terimini kullanır. Tabiatıyla bu terim, çekirdek aileyi oluşturan eşlerden söz edilirken de kullanılır. Meselâ, elinize Arap dilinin dev dil ansiklopedisi olan Lisanu'l-Arab'ı alıp da "zevc" maddesine bakarsanız, bu kelimenin içerisinde kullanıldığı birkaç örnek cümlenin başında şu cümlenin geldiğini görürsünüz: "Zevcâ na'lin: ayakkabının iki eşi..." Adlandırılan bir nesne (müsemma), adının (isim) anlamını ancak bu kadar güzel karşılayabilir. Kadın ve erkekten oluşan eşleri, bir çift ayakkabı örneğinde tahlil edecek olursak; "Kadın mı üstün, erkek mi üstün?" gibi bir soru, hâlâ size anlamlı geliyor mu? Bu soruyu, büyük dilci İbn Manzur'un örneğine taşırsak: "Ayakkabının sağ teki mi solundan üstün, sol teki mi sağından?" diye sormaktan ne farkı var? İsterseniz deneyin. Sol ayakkabıyı sağ ayağa, ya da sağ ayakkabıyı sola giyin. Bu durumda hem ayağa hem de ayakkabıya zulmetmiş olursunuz. Bunların birbirlerine üstünlük iddiası, sadece anlamsız değil, aynı zamanda komik kaçar. Evet, yan yana koyduğumuzda "eşittirler". Eşitten de öte "eştirler". Fakat bu eşler birbirine eşit olsa da birbirinin "tıpkısı" ve "aynısı" değillerdir. Eşler arasındaki eşitlik, "farklılık" zemini üzerinde boy veren bir eşitliktir. Farklıdırlar; birbirinin yerini tutmayan, fakat birbirini tamamlayan eşitlerdir. Tıpkı ayakkabı örneğimizde olduğu gibi, erkek ve kadın da birbirinin yerini tutmayan, birbirini tamamlayan "eş" ve "eşit"lerdir. Kadını erkekleştirmeye çalışırsanız, tıpkı sağ ayakkabıyı sol ayağa giymek gibi hem kadına hem de erkeğe zulüm etmiş olursunuz. Erkeği kadınlaştırırsanız da öyle. [B]Övünmek ya da dövünmek; ama niçin?[/B] Bu tartışma kendisiyle kavgalı insanların tartışmasıdır. Kimse dünyaya gelirken cinsiyetini kendisi (ya da anne-babası) tercih etmez. Bu tercihi Yaratan yapmıştır. Kadın ya da erkek, insana düşen varoluşunu kabullenmektir. Ancak böyle yaparsa kendisiyle barışık ve tanışık olur. Doğasıyla kavgalı olan bir insan, Rabb'iyle, çevresiyle ve eşya ile de doğru ilişkisi kuramaz. Kadın ya da erkek olmak övünülecek ya da dövünülecek bir şey değildir. Aslında, kişinin kendi dahlinin olmadığı şeylerle övünmesi ahmaklığına delalet eder. Bir ırka, bir soya, bir boya, bir coğrafyaya, bir aileye mensup olmak da böyledir. Bunlar merdud asabiyetlerdir ve bu anlamda ilk ırkçı ve dahi materyalist Şeytan’dır. Adem'i anlamak yerine, kendi tercihi olmayan hammaddesiyle övünmeye kalktı ve materyalini üstünlük ölçüsü zannetti. "Ben ondan üstünüm; çünkü beni ateşten, onu çamurdan yarattın!" Kur'an, "Sizin en üstün olanınız, en müttaki olanınızdır" derken; insana, Şeytan'ın gör dediği yerden değil, Allah'ın gör dediği yerden bakmayı öğretiyordu. Şeytan'ınki tam da "bizden olsun da çamurdan olsun" mantığıydı. "Erkek olsun da çamurdan olsun" ya da "Kadın olsun da çamurdan olsun" mantığının, bundan farkı ne? Olayı "kadın sorunu" olarak ortaya koymak yanlış, olay "insan sorunu"dur. İnsan kumaşının kalitesi düşükse bunun suçunu cinsler birbiri üzerine atamaz. Hayatın kalitesini artırmak her iki cinsin yaratılışlarına en uygun rolleri, yani kendi rollerini iyi oynamaktan geçiyor. Evlenecek çiftler, doğru bir bakışaçısı geliştiremeyince tercihlerini yamuk bakışaçıları belirliyor. İlk insandan beri genel eğilimdir. Erkek güzellik, kadın güç arar. Aslında ikisi de, çoğunlukla farkında olmadan, kendinde eksik olduğunu sandığı bir şeyi karşı cinste aramaktadır. Doğru şeyler aramak için doğru yerden bakmak gerek. [B]Ne kadar hak o kadar sorumluluk[/B] Vareden, insan neslinin devamını sağlamak ve mutluluğu kazanmak için her iki cinse de maddi ve manevi, fizyolojik ve psikolojik farklılıklar ve özellikler vermiştir. Bunlar sonradan kazanılan değil, doğuştan getirilen özellik ve farklılıklardır. Bu farklılıklar, karşıt cinslerin birbirlerine tahakküm kurmaları için verilmemiştir. Aksine, sahip oldukları değerleri birleştirerek mutluluğun harcını birlikte karmaları için verilmiştir. Çünkü hayatı inşa ile görevlendirilen insanoğlu, bu yükümlülüğünü kadınlar ve erkekler olarak ancak işbirliği, güç ve yetenek ortaklığı sayesinde başarabilir. Bu inşanın tarafları arasında, haklar ve sorumluluklar paylaşılmıştır. Eğer bu paylaşım "Tüm haklar sınırsız ve sorumsuz olarak erkeğin, tüm sorumluluklar da kadının" şeklindeyse (ya da tam tersiyse), bu durumda son sözü Kur'an söylesin: "Bu ne berbat taksim böyle" (53.22). Ya da şairin dediğini hatırlatmaktan başka yapacak bir şey yok: "Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa." Doğrusu, eşitlik oran eşitliği değil Kur'anî terimle "kıst" eşitliğidir ve adil olan da budur. Ne kadar sorumluluk o kadar hak, ne kadar hak o kadar sorumluluk. Aslında Kur'an, kadın ve erkeğin birbirleri üzerindeki hak ve sorumlulukları üzerinde dururken, bu adaleti muhteşem bir biçimde formüle etmiştir: "Kadınların kocaları üzerindeki hakları, kocaların onlar üzerindeki haklarına eşittir." (2.228). Yok yok, Bektaşi değilim; ayetin devamını da biliyorum. Ne diyor devamında: "Ancak erkekler, bu konuda kadınlar üzerine bir derece öncelik sahibidirler." Ayeti çala kalem "Erkekler kadınlardan bir derece üstündürler" diye çevirmedim. Çünkü ayet boşanmış ailelerle ilgilidir. Boşayan koca şüreç içerisinde geri dönmek istese de, kadının kocasının bu talebini reddetme hakkı vardır. Fakat ortada çocuk da varsa, boşanmanın iptali konusunda kocaya rüçhan hakkı tanınmıştır ki, bu da kocaya ait olan nafaka sorumluluğunun getirdiği adil bir haktır. Özetle; kadın bir sorun değildi, onu erkekler sorun haline getirdi. Şimdi de tersi olmasın. Sorunumuz ortaktır: İnsan sorunu. [B]Mustafa İslamoğlu[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Kadın konusunda altın kelime: Denge
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst