Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Hanım Sahabiler
KAHRAMAN BIR KADIN: Hz. NESIBE (r.a)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 32144" data-attributes="member: 656"><p><strong>Ammâre adında oğlu olduğundan, Ümm-ü Ammâre diye çağrılan, Ka'b kızı Nesibe'nin omzundaki bir iz, geçmişte büyük bir yara aldığının işaretiydi. Resul-i Ekrem'in (s.a.v) zamanını idrak etmemiş veya o vakitte küçük olan kadınlar, özellikle genç kızlar ve kadınlar, zaman zaman Nesibe'nin, omzundaki çukuru görüyorlar ve merakla ondan, yaralanmasına sebep olan o korkunç macerayı soruyorlardı ve Uhud sahnesinde vuku bulan ilginç hikayesini, şahsen kendi ağzından, dinlemek istiyorlardı. </strong></p><p> </p><p><strong>Nesibe, Uhud denilen yerde kocası ve iki oğluyla birlikte, omuz omuza savaşarak Resul-i Ekrem (s.a.v)'i müdafaa edeceklerini, hiç bir zaman düşünmemişti. O, sadece, savaş meydanındaki yaralılara su ulaştırmak için bir su tulumunu yüklenmişti ve yaralıların yaralarını bağlamak için yanında kumaştan hazırladığı bir miktar da sargı bezi getirmişti. O gün, bu iki işten başka üçüncü bir iş de yapacağını düşünmemişti. </strong></p><p> </p><p><strong>Müslümanlar savaş başlangıcında, sayı bakımından çok değildiler ve yeterli teçhizatları da yoktu. İlkin düşmanı büyük bir yenilgiye uğrattılar. Düşman kaçtı ve meydanı boşalttı. Fakat uzun sürmedi ki "Aynen" tepesindeki gözcülerden bir kaç tanesi, vazifelerinde gaflete düştüler. Düşman bu fırsattan yararlanarak geri döndü ve gece baskını yaptı. Durum değişti ve Resul-i Ekrem (s.a.v)'den, uzakta kalan Müslümanların çoğu dağıldılar. </strong></p><p> </p><p><strong>Nesibe, vaziyeti bu şekilde görünce, tulumunu yere bıraktı ve eline bir kılıç aldı. Kah kılıçtan faydalanıyordu, kah ok ve yaydan. Sonra kaçmakta olan bir adamın kalkanını aldı ve ondan faydalanmak istedi. Bir an düşman askerlerinden birinin "Muhammed nerede? Muhammed nerede?" diye bağırdığını gördü. Nesibe hemen, oraya gitti ve ona, birkaç darbe indirdi. O adam, üstünde iki zırh giymiş olduğu için, Nesibe'nin vurduğu onca darbeler tesir etmedi. Buna karşılık adam Nesibe'nin savunmasız omzuna öyle bir darbe indirdi ki, tedavisi bir sene sürdü. Resul-i Ekrem (s.a.v), Nesibe'nin omzundan fışkıran kanları görünce Nesibe'nin oğullarından birine seslendi ve "Çabuk annenin yarasını sar" buyurdu. O da annesinin yarasını sardı. Nesibe tekrar, savaş meydanında, işiyle meşgul oldu. </strong></p><p> </p><p><strong>Bu arada Nesibe, oğullarından birinin, yaralandığını gördü, hemen yaralıların yarasını sarmak için, yanında getirdiği bantları çıkarıp oğlunun yarasını sardı. Resul-i Ekrem (s.a.v) seyrediyordu ve bu kadının yiğitliğini gördükçe gülümsüyordu. Nesibe oğlunun yarasını sardıktan sonra, ona "Evladım, çabuk kalk ve savaşmaya hazırlan" dedi. Bu söz, henüz Nesibe'nin ağzındaydı ki, Resul-i Ekrem (s.a.v), Nesibe'ye bir şahsı göstererek, "Oğlunu vuran budur" dedi. Nesibe, o adama bir aslan gibi saldırdı, kılıçla onun baldırına, öyle bir vurdu ki, adam yere düştü. Resul-i Ekrem (s.a.v): "İntikamını iyi aldın. Allah'a şükür ki sana zaferi bağışladı ve gözünü aydınlattı." buyurdu. </strong></p><p> </p><p><strong>Müslümanlardan, birçoğu, şehit oldu, birçoğu da yaralandı. Nesibe pek çok yara almıştı, sağ kalmasına fazla ümit yoktu. Uhud vakasından sonra, Resul-i Ekrem (s.a.v) düşmanın vaziyetinden emin olmak için, ara vermeden, Hamra-ül Esed'e hareket etmeleri için, emir verdi. Ordu birlikleri hareket etti. Nasibe de yarlı duruyla hareket etmek istedi. Fakat ağır yaralar onun gitmesine izin vermedi. Resul-i Ekrem (s.a.a), Hamra ül-Esed'den dönünce kendi evine gitmeden önce, Nesibe'nin ne durumda olduğunu sormak için birini gönderdi. Onun sağ olduğu haberini verdiler. Resul-i Ekrem (s.a.v), bu haberden çok mutlu oldu ve sevindi. </strong></p><p> </p><p><strong>MEVLAM ŞEFAATLERİNE NAİL EYLESİN...(AMİN)</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 32144, member: 656"] [B]Ammâre adında oğlu olduğundan, Ümm-ü Ammâre diye çağrılan, Ka'b kızı Nesibe'nin omzundaki bir iz, geçmişte büyük bir yara aldığının işaretiydi. Resul-i Ekrem'in (s.a.v) zamanını idrak etmemiş veya o vakitte küçük olan kadınlar, özellikle genç kızlar ve kadınlar, zaman zaman Nesibe'nin, omzundaki çukuru görüyorlar ve merakla ondan, yaralanmasına sebep olan o korkunç macerayı soruyorlardı ve Uhud sahnesinde vuku bulan ilginç hikayesini, şahsen kendi ağzından, dinlemek istiyorlardı. [/B] [B]Nesibe, Uhud denilen yerde kocası ve iki oğluyla birlikte, omuz omuza savaşarak Resul-i Ekrem (s.a.v)'i müdafaa edeceklerini, hiç bir zaman düşünmemişti. O, sadece, savaş meydanındaki yaralılara su ulaştırmak için bir su tulumunu yüklenmişti ve yaralıların yaralarını bağlamak için yanında kumaştan hazırladığı bir miktar da sargı bezi getirmişti. O gün, bu iki işten başka üçüncü bir iş de yapacağını düşünmemişti. [/B] [B]Müslümanlar savaş başlangıcında, sayı bakımından çok değildiler ve yeterli teçhizatları da yoktu. İlkin düşmanı büyük bir yenilgiye uğrattılar. Düşman kaçtı ve meydanı boşalttı. Fakat uzun sürmedi ki "Aynen" tepesindeki gözcülerden bir kaç tanesi, vazifelerinde gaflete düştüler. Düşman bu fırsattan yararlanarak geri döndü ve gece baskını yaptı. Durum değişti ve Resul-i Ekrem (s.a.v)'den, uzakta kalan Müslümanların çoğu dağıldılar. [/B] [B]Nesibe, vaziyeti bu şekilde görünce, tulumunu yere bıraktı ve eline bir kılıç aldı. Kah kılıçtan faydalanıyordu, kah ok ve yaydan. Sonra kaçmakta olan bir adamın kalkanını aldı ve ondan faydalanmak istedi. Bir an düşman askerlerinden birinin "Muhammed nerede? Muhammed nerede?" diye bağırdığını gördü. Nesibe hemen, oraya gitti ve ona, birkaç darbe indirdi. O adam, üstünde iki zırh giymiş olduğu için, Nesibe'nin vurduğu onca darbeler tesir etmedi. Buna karşılık adam Nesibe'nin savunmasız omzuna öyle bir darbe indirdi ki, tedavisi bir sene sürdü. Resul-i Ekrem (s.a.v), Nesibe'nin omzundan fışkıran kanları görünce Nesibe'nin oğullarından birine seslendi ve "Çabuk annenin yarasını sar" buyurdu. O da annesinin yarasını sardı. Nesibe tekrar, savaş meydanında, işiyle meşgul oldu. [/B] [B]Bu arada Nesibe, oğullarından birinin, yaralandığını gördü, hemen yaralıların yarasını sarmak için, yanında getirdiği bantları çıkarıp oğlunun yarasını sardı. Resul-i Ekrem (s.a.v) seyrediyordu ve bu kadının yiğitliğini gördükçe gülümsüyordu. Nesibe oğlunun yarasını sardıktan sonra, ona "Evladım, çabuk kalk ve savaşmaya hazırlan" dedi. Bu söz, henüz Nesibe'nin ağzındaydı ki, Resul-i Ekrem (s.a.v), Nesibe'ye bir şahsı göstererek, "Oğlunu vuran budur" dedi. Nesibe, o adama bir aslan gibi saldırdı, kılıçla onun baldırına, öyle bir vurdu ki, adam yere düştü. Resul-i Ekrem (s.a.v): "İntikamını iyi aldın. Allah'a şükür ki sana zaferi bağışladı ve gözünü aydınlattı." buyurdu. [/B] [B]Müslümanlardan, birçoğu, şehit oldu, birçoğu da yaralandı. Nesibe pek çok yara almıştı, sağ kalmasına fazla ümit yoktu. Uhud vakasından sonra, Resul-i Ekrem (s.a.v) düşmanın vaziyetinden emin olmak için, ara vermeden, Hamra-ül Esed'e hareket etmeleri için, emir verdi. Ordu birlikleri hareket etti. Nasibe de yarlı duruyla hareket etmek istedi. Fakat ağır yaralar onun gitmesine izin vermedi. Resul-i Ekrem (s.a.a), Hamra ül-Esed'den dönünce kendi evine gitmeden önce, Nesibe'nin ne durumda olduğunu sormak için birini gönderdi. Onun sağ olduğu haberini verdiler. Resul-i Ekrem (s.a.v), bu haberden çok mutlu oldu ve sevindi. [/B] [B]MEVLAM ŞEFAATLERİNE NAİL EYLESİN...(AMİN)[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Hanım Sahabiler
KAHRAMAN BIR KADIN: Hz. NESIBE (r.a)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst