Kainat içinde küçük bir zerre olan insanın istifadesi için...

Turab3

Well-known member
İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 156


Kainat içinde küçük bir zerre olan insanın istifadesi için,niçin koca bir kainat yaratılmıştır?

Sual: İnsan, arza nisbeten bir zerredir. Arz da kainata nazaran bir zerredir. Ve keza, insanın bir ferdi, nev’ine nisbeten bir zerredir; nev’i de, sair ortakları bulunan enva içinde bir zerre gibidir. Ve keza, aklın düşünebildiği gayeler, faydalar hikmet-i ezeliye ve ilm-i İlahideki faydalara nisbeten bir zerreden daha aşağıdır. Binaenaleyh, böyle bir alemin insanın istifadesi için yaratılmış olduğu akla giremez.

Cevap: Evet, zahire bakılırsa insan bir zerre hükmündedir. Fakat insanın taşıdığı ruha, kafasına taktığı akla, kalbinde beslediği istidatlara nazaran bu alem-i şehadet dardır, istiab edemez. Ancak o ruhun arzularını ve o aklın fikirlerini ve o istidatların meyillerini tatmin ve temin edecek alem-i ahirettir.

Ve keza, istifade hususunda müzahame, mümanaa ve tecezzi yoktur; bir küll ile cüz’iyatı gibidir. Nasıl ki bir külli, bütün cüz’iyatında mevcut olduğu halde, ne o küllide tecezzi ve inkısam olur ve ne de cüz’iyatında müzahame ve müdafaa olur. Küre-i arzdan da binlerce müstefid olsa, ne aralarında bir müzahame olur ve ne küre-i arzda bir noksaniyet peyda olur. Yalnız insanın indallah kerameti olduğu için, alem-i şehadetin yaratılışında insan, ille-i gaiye menzilesinde gösterilmiştir. Ve insanın hatırı için, bütün envaa bir umumi ziyafet verilmiştir. Bu ise, bütün alemin faydaları insana münhasır olup başkalara hiçbir faydası yoktur demek değildir.
b547.gif
-1- : İnzalin Cenab-ı Hakka olan isnadından anlaşılıyor ki, yağmurun katreleri başıboş değildir; ancak bir hikmet altında ve bir mizan-ı kasti ile inerler. Çünkü, o mesafe-i baideden gelmekle beraber, rüzgar ve hava da müsademelerine yardımcı olduğu halde, katrelerin aralarında müsademe olmuyor. Öyleyse o katreler başıboş olmayıp, gemleri, onları temsil eden meleklerin elindedir.

b548.gif
-2- : Sema kelimesinin zikri geçtiğine nazaran, makam, zamirin yeri olduğu halde ism-i zahir ile zikredilmesi, yağmurların sema cirminden değil. Sema cihetinden geldiğine işarettir. Çünkü, sebkat eden sema kelimesinden maksat, cirm değil, cihettir.

b549.gif
-3- : Semadan gelen karlar, dolular, sular olduğu halde yalnız suların zikredilmesi, en büyük istifadeyi temin eden, su olduğuna işarettir.
b549.gif
kelimesinde tenkiri


1 Ve gökten de size bir su indirip onula türlü meyvelerden ve mahsullerden size rızık ve sair gıdaları çıkardı. (Bakara Suresi: 22.)

2 Semadan, gökten.
3 Bir su.


ifade eden tenvin ise, yağmur suyunun acip bir su olup, nizamı garip, imtizacat-ı kimyeviyesi size meçhul olduğuna işarettir.
b550.gif
-1- ’deki
b551.gif
müddet ve mühlet olmaksızın takibini ifade eder. Buna binaen, semeratın ihracı, yağmurun inzali akabinde bir müddet ara vermeden husule gelmesi lazımdır. Halbuki ihraç ile inzal arasında hayli bir zaman vardır. Öyleyse
b552.gif
,
b553.gif
’ye atıf değildir. Ancak, inzali takip eden fiillerin silsilesi ortadan kaldırılarak o fiillerin neticesi hükmünde olan
b554.gif
,
b555.gif
-2- ’ye atfedilmiştir. Takdir-i kelam şöyle olsa gerekir:

b556.gif
-3-

Bu itibarla, inzali takip eden
b557.gif
-4- fiilidir.
b558.gif
’nin de asıl mevkii,
b559.gif
’dir.

b560.gif
-5- ’deki
b561.gif
harfi, sebebiyetle karışık ilsak manasınadır. Yani, su, semeratın husulüne sebep olduğu gibi, semerata mülsak, karışık, yapışık olduğundan da, semeratın taravet ve tazeliğini muhafazaya vesiledir.

b562.gif
-6- ’deki
b563.gif
beyan ile karışık ibtidayı ifade eder. Bu itibarla
b564.gif
’ye mef’ul olamaz, ancak sami’in fehmine göre tayin edilen mef’ul-ü mukadderdir.
b565.gif
ise, o mef’ule beyandır. Takdir-i kelam
b566.gif
-7- şeklindedir.

Nekre olarak
b567.gif
-8- ’nın zikredilmesi, bu rızkın nereden ve neyle husule geldiği size meçhul olduğuna işarettir.

1 Çıkardı.
2 İndirdi.
3 Semadan bir su indirdi, yeryüzü harekete gelip kabardı, yeşillendi, bitkiler verdi, o suyla meyveler çıkardı.
4 Harekete geldi.
5 Onunla.
6 Meyvelerden.

7 Onunla çeşit çeşit meyveler çıkardı.
8 Rızık olarak.




b568.gif
-1- ’deki
b569.gif
ecliyet ve sebebiyet içindir. Yani, "Siz, rızkın gelmesine sebepsiniz, amma istifadesi size mahsus ve münhasır değildir ve başkalar da tebean istifadeye şeriktirler." Ve keza, Cenab-ı Hak, sizlere nimetlerini tahsis ettiği gibi, sizin de şükrünüzü ona tahsis etmeniz lazım geldiğine işarettir.

b570.gif
-2-

Başta bulunan
b571.gif
geçen dört fıkraya bakıyor. Yani: "Odur Mabud, şerik yapmayınız. Odur Kadir-i Mutlak, şerikini itikad etmeyiniz. Odur Mün’im, şükründe şerik yapmayınız. Odur Halık, başka bir halık tahayyül etmeyiniz."

b572.gif
-3-

Bu tabirin,
b573.gif
-4- tabirine tercihi, onların, Allah’a isnad ettikleri şeriklerin ve misillerin aslı ve hakikati olmadığı için o uydurma şeriklerin itikad edilecek şeyler olmadığına, ancak uydurma, ca’li şeyler olduklarına işarettir.

b574.gif
-5-

Lafza-i Celalin
b575.gif
-6- üzerine takdimi, Allah’ın daima hazır olduğunu düşünmek lüzumuna ve nehyin menşei, şerikin Allah için yapılışı olduğuna işarettir.

b576.gif

Endad,
b577.gif
’ün cem’idir.
b578.gif
ise, "misil" manasınadır. Halbuki, Cenab-ı Hakka yapılan misil, onun zıddı olur. Birşey, hem zıt, hem misil olamaz; ve birşeyin zıddı, ona misil olamaz. Öyleyse mislin bulunması, mislin muhaliyetini istilzam eder.

b579.gif
’in siga-i cem ile zikri, müşriklerin cehaletine işarettir. Yani: "Hiçbir cihetten bir benzeri olmayan Cenab-ı Hakka nasıl bir sürü misil ve zıt yapıyorsunuz?" Ve keza, bütün enva-ı şirkin reddine işarettir. Yani, "Ne zatında ve ne sıfatında ve ne ef’alinde şeriki, şebihi yoktur." Ve keza, veseni, sabii, ehl-i teslis, ehl-i tabiat gibi firak-ı dallenin tevehhüm ettikleri şeriklerin tabakalarına işarettir.

1 Sizin için.
2 Öyleyse Allaha eş ve ortak koşmayınız. (Bakara Suresi: 22.)
3 Yapma[yınız].
4 İnanma[yınız].

5 Allah’a
6 Putlar, şerikler.


İhtar : Veseni mezhebinin menşei, yıldızları ilah itikad etmek, hululü tahayyül etmek, cismiyeti tevehhüm etmek gibi gülünç şeylerdir.
b580.gif
-1-

Bu cümle ile ayetlerin sonunda zikredilen emsali cümleler, İslamiyetin menşei ilim, esası, akıl olduğuna işaret eder. Binaenaleyh, İslamiyetin, hakikati kabul ve safsatalı evhamı reddetmek, şanındandır.
b581.gif
-2- ’ye bir mef’ulün terki, çok mef’ullerin takdirine sebep olmuştur. Demek, icaz ve ihtisarı yapmakla itnab ve uzatmaktan kaçarken, daha ziyade itnaba, tatvile sebep olmuştur. Yani, Allah’tan başka mabudunuz olmadığını, halıkınızın bulunmadığını başka bir kadir-i mutlak olmadığını ve mün’iminizin bulunmadığını bilirsiniz. Keza bilirsiniz ki, onların uydurdukları alihe ve esnam, bir şeye kadir olmayıp, onlar da mahluk ve mec’ul şeylerdir.



• • •
1 Bildiğiniz halde.
2 Bilirsiniz.


 
Üst