Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kainat kitabı okunmak için yazılmıştır
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ali Said" data-source="post: 114895" data-attributes="member: 8283"><p><img src="http://www.mesepalamudu.com/Ortamimiz/bahce-doga46.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> <span style="color: Red">Bir kitap niçin yazılır? Elbette okunması için</span></span></strong></p><p> <span style="color: Red"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Peki, bir resim niçin yapılır? Elbette temaşa edilmesi için</span></strong></span></p><p> <span style="color: Red"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Ya da bir sergi niçin açılır? Elbette seyirciler için</span></strong></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> <span style="color: Green">O halde diyebiliriz ki, okunmayacak bir kitabı yazmak, temaşa edilmeyecek bir resmi yapmak ve seyircisi olmayacak bir sergiyi açmak abestir ve hikmetsizliktir.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Peki, şimdi sorsak; Son derece hikmet sahibi bir zatı görseniz ki, bir kitap yazmış, acaba o kitabın okunacak olmasından şüphe eder misiniz? Elbette ki hayır! Çünkü o zatın hikmeti, okunmayacak bir kitabın yazılmasına müsaade etmemektedir. Madem kitabı yazmıştır, o halde elbette onu okutacaktır.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Ya da son derece hikmet sahibi bir zatı görseniz ki, mükemmel bir resim yapmış, acaba bu resmin başkaları tarafından temaşa edilecek olmasından hiç şüphe eder misiniz? Elbette hayır! Çünkü bu zatın son derece hikmet sahibi olması, temaşa edilmeyecek bir resmi yapmasına müsaade etmemektedir. Madem yapmıştır, elbette temaşa ettirecektir.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Ya da son derece hikmet sahibi olan bir zat bir sergi açsa, hiç mümkün müdür ki, bu sergiyi seyircisiz bıraksın? Elbette bırakmaz. Çünkü sergi seyirciler için, orada tenezzüh edecek olanlar için kurulur. Onlar olmadan serginin bir kıymeti yoktur. Ve onlar olmazsa, bu sergilerin açılması ve bu çarşıların kurulması abesle iştigaldir. Elbette o zatın hikmeti böyle abesle iştigaline müsaade etmeyecektir.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> O halde bütün bu mütalaalardan şu neticeye varabiliriz ki;</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Hikmetli bir zatın yazdığı kitap, mütalaa edicilerin,</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Yaptığı resim, temaşa edicilerin,</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Ve açtığı sergi de seyircilerin varlığını gerektirir ve iktiza eder.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> A<span style="color: Purple">ynen bunun gibi bu dünya ve şu âlem dahi hikmetle yazılmış bir kitaptır. Sanatla yapılmış bir resimdir. Misafirlerin yolları üzerinde kurulmuş bir çarşı ve seyirciler için açılmış bir sergidir.</span></span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Elbette bu âlem kitabını okuyacak, mütalaa edecek ve manalarını tefekkür edecek varlıklara ihtiyaç vardır. Mesela şimdi beraber bir çiçek kitabını okuyalım. Bakalım onun kâtibi onda neler yazmış, hangi isimlerini tecelli ettirmiş:</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> <span style="color: Magenta">- Bir çiçek topraktan çıkması ile Allah’ın “Bais” ismine,</span></span></strong></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Çekirdeği yarmasıyla “Falik” ismine,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Rengârenk boyanmasıyla “Mülevvin” ismine,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Süslenmesiyle “Müzeyyin” ismine,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Bir derece hayata sahip olmasıyla “Muhyi” ismine,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Şekliyle “Musavvir ve Bâri” isimlerine,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Beslenmesiyle “Rezzak, Rahman, Kerim, Mün’im, Mukît gibi isimlere,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Diğer emsali çiçeklere benzemesiyle “Vahid, Ehad, Ferd” gibi isimlere,</span></strong></span></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> -<span style="color: Magenta"> Yaratılmasıyla “Hâlik” ismine,</span></span></strong></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Ölümüyle “Mümit” ismine,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Birçok menfaatin kendisine takılmasıyla “Hakîm” ismine,</span></strong></span></p><p> <span style="color: Magenta"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> - Temizliği ile “Kuddûs” ismine ve saymakla bitiremeyeceğimiz onlarca isme mazhardır.</span></strong></span></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Yani bir çiçek kitabında böyle onlarca isim yazılmıştır. Adeta o kitap, Esma-ül Hüsna’nın bir kasidesi hükmündedir. Hangi satırına, hangi kelimesine baksanız bir ismin yazılı olduğunu görürsünüz.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Peki, kaidemiz neydi?</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Kaidemiz şuydu: Bir kitap okunmak için yazılır. Okuyucusu olmayan bir kitabı yazmak abestir ve hikmetsizliktir. Madem her kitap okunmak, mütalaa edilmek ve tefekkür için yazılır, o halde hikmetle yazılmış bu çiçek kitabını kim okuyacak, kim mütalaa edecek ve onda yazılmış olan ilahi isimleri kim tefekkür edecek?</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> İnsanlar ve cinlerin bu vazifeyi hakkıyla yapamadıkları ve yapamayacakları aşikârdır. Bir de denizlerin dibinde, toprağın içinde ve semavatın kandillerinde yazılan kitapları düşünün! İns ve cinnin nazarları bile oralara ulaşamaz. Nerede kaldı oralarda yazılmış kitapları okusun, mütalaa ve tefekkür etsin!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> <u><span style="color: DarkRed"> O halde meleklerin varlığını inkâr edebilmek için:</span></u></span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> 1- Hâşâ binler defa hâşâ! Allahın hikmetini inkâr etmek ve Allahın –hâşâ- abesle iştigal ettiğini kabul etmek gerekir. Bu kabul edildiğinde ise, her biri binlerce hikmetle yaratılmış olan şu mahlûklar ve menba-ı hikmet olan şu kâinat, parmaklarını bu kişinin gözüne sokar, kör olası gözünü çıkarır.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> 2- Âlemdeki kitapları inkâr etmek gerekir. Çünkü kitap olmazsa, okumak ve tefekkür vazifesi de olmaz. Yani meleklerin varlığına ihtiyaç kalmaz. Bu ise, bu kâinatı ve içindeki eşyayı inkâr etmek ve kendi vücuduyla beraber her şeyin hayal olduğunu kabul etmekle mümkündür. Bunu kabul etmek de insanın, aklını başından atmadığı müddetçe mümkün değildir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">O halde geriye tek seçenek kalıyor ki, o da; Yazılan bu hadsiz kitabı okuyacak, mütalaa edecek ve onlardaki manayı tefekkür edecek meleklerin ve ruhanilerin varlığını kabul etmektir. Bu, kitapların vücudu kadar kat’idir ve kesindir.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Âlemin kendisi ve içindeki her bir eşya bir cihette kitap olup, okuyucular ve tefekkür edicileri istediği gibi, diğer bir cihetten de her şey, sanatla yapılmış bir resimdir ve bir tablodur. İşte kuşlara bakın! Nasıl farklı farklı renklerde boyanmış. Bazen bir kuşa 7-8 farklı renk vurulmuş. İşte kelebeklere bakın! Nasıl da ziynetlendirilmiş ve süslendirilmiş. İşte ağaçlar! Nasıl da hepsi çiçeklerle, yapraklarla ve meyvelerle güzelleştirilmiş. Bunları gördükten sonra hiç meleklerin varlığında şüphe edilebilir mi?</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Basit bir resim bile seyir ve temaşa edeceklerin varlığını isterse ve temaşa edenler olmadığında o resmin yapılması abes olursa, hiç mümkün müdür ki, şu son derece sanatlı resimler hükmünde olan âlem ve içindeki eşya, seyircilerin ve temaşa edicilerin vücudunu istemesin! Elbette isteyecek.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Peki, bu vazifeyi insanların ve cinlerin hakkıyla yaptığını söylemek mümkün müdür? Nerede! Bırakın insanların gözü önündeki resimleri temaşa etmesini, ilk önce insanlar bu kâinatın kaçta kaçını görebiliyorlar ki temaşa vazifesini hakkıyla yerine getirebilsinler. Zaten gördüklerini de gaflet sebebiyle seyredemiyorlar. O halde bu müstesna resimleri ve sanat eserlerini daima seyredecek ve temaşa edecek varlıklara ihtiyaç yok mudur? Elbette vardır ki, bunlar da melekler ve ruhanilerdir.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Madem bir resim temaşa edilmesi için çizilir ve temaşa eden olmaksızın bir resmi çizmek hikmete uygun değildir. Herhalde Allah ta çizmiş olduğu bunca resmi seyircisiz bırakmayacak ve onları meleklere seyrettirecektir. Bunu inkâr edebilmek için:</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> 1- Âlemdeki bu resimleri ve sanat eserlerini inkâr etmek,</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> 2- Ya da bu sanat eserlerinin sahibi olan Allah’ı –hâşâ- hikmetsizlikle itham etmek gerekir ki, bu iki şık ta mümkün değildir.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> O halde geriye tek bir şık kalıyor ki, o da; Bu âlemdeki her bir eşyayı böyle müstesna bir sanat eseri hükmünde yapan Allah-u Teâlâ, elbette bu resimleri temaşa edip, “maşallah, bârekallah, ne güzel yapılmış” diyerek kendisini ve sanatını takdir edecek, tahsin edecek varlıkları yaratacaktır. Zira yaratılışın en yüce gayesi budur. Bu vazifeyi yapacak olanlarda meleklerden ve ruhanilerden başkası değildir.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Âleme bir kitap nazarıyla baktığımızda, nasıl onu okuyup mütalaa edecek ve ondaki manaları tefekkür edecek meleklerin varlığı lazımdır. Ve yine âleme sanatlı bir resim gözüyle baktığımızda, nasıl o resmi temaşa edip, sanatkârını takdir ve tahsin edecek meleklerin varlığı gerekmektedir. Aynen bunun gibi, bu âleme bir çarşı ve sanat eserlerinin bir sergisi gözüyle baktığımızda da bu çarşıyı şenlendirecek ve bu sergide seyir ve gezinti yapacak meleklerin varlığı gerekmektedir.</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Sözün özü: Allah-u Teâlâ’nın bu kâinatı had ve hesaba gelmeyen ince sanatlarla, mükemmel tezyinatla, manidar güzelliklerle ve hikmetli nakışlarla süslendirmesi, apaçık bir şekilde tefekkür edicilerin, beğenip takdir edicilerin nazarlarını ister, vücutlarını talep eder. </span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Evet, nasıl ki, güzellik bir âşık ister, öyle de, şu nihayetsiz güzel sanat dahi, âşıkları olan melaike ve ruhanilerin varlığını ister. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Madem bu nihayetsiz sanat eserleri nihayetsiz bir tefekkürü ve ibadeti istiyor. İnsanlar ve cinler ise şu nihayetsiz vazifeye, sonsuz tefekküre, geniş ibadete ve şu hikmetli nezarete karşı milyondan birisini ancak yapabiliyor. O halde bu nihayetsiz ve çok çeşitli olan vazifelere ve ibadete, nihayetsiz meleklerin nevileri lazımdır ki, büyük bir mescid hükmünde olan şu kâinatın safları onlarla doldurulsun ve şenlendirilsin.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Evet, şu kâinatın her bir yerinde meleklerden ve ruhanilerden birer taife, tefekkür ve diğer ibadetlerle vazifelenmiş olarak bulunurlar. İzn-i ilahi ile bu âlemi seyredip, tefekkür ederler. İnsan ve cinlerin yapamadığı birçok vazifeyi yaparlar.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ali Said, post: 114895, member: 8283"] [IMG]http://www.mesepalamudu.com/Ortamimiz/bahce-doga46.jpg[/IMG] [B][FONT=Comic Sans MS] [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] [COLOR=Red]Bir kitap niçin yazılır? Elbette okunması için[/COLOR][/FONT][/B] [COLOR=Red][B][FONT=Comic Sans MS] Peki, bir resim niçin yapılır? Elbette temaşa edilmesi için[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Red][B][FONT=Comic Sans MS] Ya da bir sergi niçin açılır? Elbette seyirciler için[/FONT][/B][/COLOR] [B][FONT=Comic Sans MS] [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] [COLOR=Green]O halde diyebiliriz ki, okunmayacak bir kitabı yazmak, temaşa edilmeyecek bir resmi yapmak ve seyircisi olmayacak bir sergiyi açmak abestir ve hikmetsizliktir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Peki, şimdi sorsak; Son derece hikmet sahibi bir zatı görseniz ki, bir kitap yazmış, acaba o kitabın okunacak olmasından şüphe eder misiniz? Elbette ki hayır! Çünkü o zatın hikmeti, okunmayacak bir kitabın yazılmasına müsaade etmemektedir. Madem kitabı yazmıştır, o halde elbette onu okutacaktır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Ya da son derece hikmet sahibi bir zatı görseniz ki, mükemmel bir resim yapmış, acaba bu resmin başkaları tarafından temaşa edilecek olmasından hiç şüphe eder misiniz? Elbette hayır! Çünkü bu zatın son derece hikmet sahibi olması, temaşa edilmeyecek bir resmi yapmasına müsaade etmemektedir. Madem yapmıştır, elbette temaşa ettirecektir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Ya da son derece hikmet sahibi olan bir zat bir sergi açsa, hiç mümkün müdür ki, bu sergiyi seyircisiz bıraksın? Elbette bırakmaz. Çünkü sergi seyirciler için, orada tenezzüh edecek olanlar için kurulur. Onlar olmadan serginin bir kıymeti yoktur. Ve onlar olmazsa, bu sergilerin açılması ve bu çarşıların kurulması abesle iştigaldir. Elbette o zatın hikmeti böyle abesle iştigaline müsaade etmeyecektir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] O halde bütün bu mütalaalardan şu neticeye varabiliriz ki;[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] - Hikmetli bir zatın yazdığı kitap, mütalaa edicilerin,[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] - Yaptığı resim, temaşa edicilerin,[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] - Ve açtığı sergi de seyircilerin varlığını gerektirir ve iktiza eder.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] A[COLOR=Purple]ynen bunun gibi bu dünya ve şu âlem dahi hikmetle yazılmış bir kitaptır. Sanatla yapılmış bir resimdir. Misafirlerin yolları üzerinde kurulmuş bir çarşı ve seyirciler için açılmış bir sergidir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Elbette bu âlem kitabını okuyacak, mütalaa edecek ve manalarını tefekkür edecek varlıklara ihtiyaç vardır. Mesela şimdi beraber bir çiçek kitabını okuyalım. Bakalım onun kâtibi onda neler yazmış, hangi isimlerini tecelli ettirmiş:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] [COLOR=Magenta]- Bir çiçek topraktan çıkması ile Allah’ın “Bais” ismine,[/COLOR][/FONT][/B] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Çekirdeği yarmasıyla “Falik” ismine,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Rengârenk boyanmasıyla “Mülevvin” ismine,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Süslenmesiyle “Müzeyyin” ismine,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Bir derece hayata sahip olmasıyla “Muhyi” ismine,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Şekliyle “Musavvir ve Bâri” isimlerine,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Beslenmesiyle “Rezzak, Rahman, Kerim, Mün’im, Mukît gibi isimlere,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Diğer emsali çiçeklere benzemesiyle “Vahid, Ehad, Ferd” gibi isimlere,[/FONT][/B][/COLOR] [B][FONT=Comic Sans MS] -[COLOR=Magenta] Yaratılmasıyla “Hâlik” ismine,[/COLOR][/FONT][/B] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Ölümüyle “Mümit” ismine,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Birçok menfaatin kendisine takılmasıyla “Hakîm” ismine,[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Magenta][B][FONT=Comic Sans MS] - Temizliği ile “Kuddûs” ismine ve saymakla bitiremeyeceğimiz onlarca isme mazhardır.[/FONT][/B][/COLOR] [B][FONT=Comic Sans MS] Yani bir çiçek kitabında böyle onlarca isim yazılmıştır. Adeta o kitap, Esma-ül Hüsna’nın bir kasidesi hükmündedir. Hangi satırına, hangi kelimesine baksanız bir ismin yazılı olduğunu görürsünüz.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Peki, kaidemiz neydi?[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Kaidemiz şuydu: Bir kitap okunmak için yazılır. Okuyucusu olmayan bir kitabı yazmak abestir ve hikmetsizliktir. Madem her kitap okunmak, mütalaa edilmek ve tefekkür için yazılır, o halde hikmetle yazılmış bu çiçek kitabını kim okuyacak, kim mütalaa edecek ve onda yazılmış olan ilahi isimleri kim tefekkür edecek?[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] İnsanlar ve cinlerin bu vazifeyi hakkıyla yapamadıkları ve yapamayacakları aşikârdır. Bir de denizlerin dibinde, toprağın içinde ve semavatın kandillerinde yazılan kitapları düşünün! İns ve cinnin nazarları bile oralara ulaşamaz. Nerede kaldı oralarda yazılmış kitapları okusun, mütalaa ve tefekkür etsin![/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] [U][COLOR=DarkRed] O halde meleklerin varlığını inkâr edebilmek için:[/COLOR][/U][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] 1- Hâşâ binler defa hâşâ! Allahın hikmetini inkâr etmek ve Allahın –hâşâ- abesle iştigal ettiğini kabul etmek gerekir. Bu kabul edildiğinde ise, her biri binlerce hikmetle yaratılmış olan şu mahlûklar ve menba-ı hikmet olan şu kâinat, parmaklarını bu kişinin gözüne sokar, kör olası gözünü çıkarır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] 2- Âlemdeki kitapları inkâr etmek gerekir. Çünkü kitap olmazsa, okumak ve tefekkür vazifesi de olmaz. Yani meleklerin varlığına ihtiyaç kalmaz. Bu ise, bu kâinatı ve içindeki eşyayı inkâr etmek ve kendi vücuduyla beraber her şeyin hayal olduğunu kabul etmekle mümkündür. Bunu kabul etmek de insanın, aklını başından atmadığı müddetçe mümkün değildir. O halde geriye tek seçenek kalıyor ki, o da; Yazılan bu hadsiz kitabı okuyacak, mütalaa edecek ve onlardaki manayı tefekkür edecek meleklerin ve ruhanilerin varlığını kabul etmektir. Bu, kitapların vücudu kadar kat’idir ve kesindir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Âlemin kendisi ve içindeki her bir eşya bir cihette kitap olup, okuyucular ve tefekkür edicileri istediği gibi, diğer bir cihetten de her şey, sanatla yapılmış bir resimdir ve bir tablodur. İşte kuşlara bakın! Nasıl farklı farklı renklerde boyanmış. Bazen bir kuşa 7-8 farklı renk vurulmuş. İşte kelebeklere bakın! Nasıl da ziynetlendirilmiş ve süslendirilmiş. İşte ağaçlar! Nasıl da hepsi çiçeklerle, yapraklarla ve meyvelerle güzelleştirilmiş. Bunları gördükten sonra hiç meleklerin varlığında şüphe edilebilir mi?[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Basit bir resim bile seyir ve temaşa edeceklerin varlığını isterse ve temaşa edenler olmadığında o resmin yapılması abes olursa, hiç mümkün müdür ki, şu son derece sanatlı resimler hükmünde olan âlem ve içindeki eşya, seyircilerin ve temaşa edicilerin vücudunu istemesin! Elbette isteyecek.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Peki, bu vazifeyi insanların ve cinlerin hakkıyla yaptığını söylemek mümkün müdür? Nerede! Bırakın insanların gözü önündeki resimleri temaşa etmesini, ilk önce insanlar bu kâinatın kaçta kaçını görebiliyorlar ki temaşa vazifesini hakkıyla yerine getirebilsinler. Zaten gördüklerini de gaflet sebebiyle seyredemiyorlar. O halde bu müstesna resimleri ve sanat eserlerini daima seyredecek ve temaşa edecek varlıklara ihtiyaç yok mudur? Elbette vardır ki, bunlar da melekler ve ruhanilerdir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Madem bir resim temaşa edilmesi için çizilir ve temaşa eden olmaksızın bir resmi çizmek hikmete uygun değildir. Herhalde Allah ta çizmiş olduğu bunca resmi seyircisiz bırakmayacak ve onları meleklere seyrettirecektir. Bunu inkâr edebilmek için:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] 1- Âlemdeki bu resimleri ve sanat eserlerini inkâr etmek,[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] 2- Ya da bu sanat eserlerinin sahibi olan Allah’ı –hâşâ- hikmetsizlikle itham etmek gerekir ki, bu iki şık ta mümkün değildir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] O halde geriye tek bir şık kalıyor ki, o da; Bu âlemdeki her bir eşyayı böyle müstesna bir sanat eseri hükmünde yapan Allah-u Teâlâ, elbette bu resimleri temaşa edip, “maşallah, bârekallah, ne güzel yapılmış” diyerek kendisini ve sanatını takdir edecek, tahsin edecek varlıkları yaratacaktır. Zira yaratılışın en yüce gayesi budur. Bu vazifeyi yapacak olanlarda meleklerden ve ruhanilerden başkası değildir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Âleme bir kitap nazarıyla baktığımızda, nasıl onu okuyup mütalaa edecek ve ondaki manaları tefekkür edecek meleklerin varlığı lazımdır. Ve yine âleme sanatlı bir resim gözüyle baktığımızda, nasıl o resmi temaşa edip, sanatkârını takdir ve tahsin edecek meleklerin varlığı gerekmektedir. Aynen bunun gibi, bu âleme bir çarşı ve sanat eserlerinin bir sergisi gözüyle baktığımızda da bu çarşıyı şenlendirecek ve bu sergide seyir ve gezinti yapacak meleklerin varlığı gerekmektedir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Sözün özü: Allah-u Teâlâ’nın bu kâinatı had ve hesaba gelmeyen ince sanatlarla, mükemmel tezyinatla, manidar güzelliklerle ve hikmetli nakışlarla süslendirmesi, apaçık bir şekilde tefekkür edicilerin, beğenip takdir edicilerin nazarlarını ister, vücutlarını talep eder. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] Evet, nasıl ki, güzellik bir âşık ister, öyle de, şu nihayetsiz güzel sanat dahi, âşıkları olan melaike ve ruhanilerin varlığını ister. Madem bu nihayetsiz sanat eserleri nihayetsiz bir tefekkürü ve ibadeti istiyor. İnsanlar ve cinler ise şu nihayetsiz vazifeye, sonsuz tefekküre, geniş ibadete ve şu hikmetli nezarete karşı milyondan birisini ancak yapabiliyor. O halde bu nihayetsiz ve çok çeşitli olan vazifelere ve ibadete, nihayetsiz meleklerin nevileri lazımdır ki, büyük bir mescid hükmünde olan şu kâinatın safları onlarla doldurulsun ve şenlendirilsin. Evet, şu kâinatın her bir yerinde meleklerden ve ruhanilerden birer taife, tefekkür ve diğer ibadetlerle vazifelenmiş olarak bulunurlar. İzn-i ilahi ile bu âlemi seyredip, tefekkür ederler. İnsan ve cinlerin yapamadığı birçok vazifeyi yaparlar.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS] [/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kainat kitabı okunmak için yazılmıştır
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst