Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kâinatın dili
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 194344" data-attributes="member: 5987"><p><img src="http://www.birdeliningunlugu.com/resimlerim/erguvan_agaci_fotograf_2.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red"><strong>Kâinatta 'Gizli Emir'i arıyor, bulamayınca kafası karıştıkça karışıyor. İnşaallah bulur. Hidayet en büyük nimet ve veren Allah. Layık değilse yapacak bir şey yok.</strong></span></span></p><p></p><p><span style="color: DarkGreen"><strong><span style="font-size: 10px">Kâinatın dili</span></strong></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Gizli bir dili, bütün bilinemezliğinin içinde gizli bir düzeni var kâinatın.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Önceki gece ben eve dönerken erguvan ağaçları, yeni yeni yapraklanmaya başlayan, henüz baharın coşkusuna ayak uyduramamış, kış hüznünü dallarında taşıyan mahzun ağaçlardı, sabah çıktığımda ise hepsi, sadece kendi isimleriyle anılan o “erguvan rengi” çiçekleriyle donanmış, insanı şevke getiren, heyecanlandıran neşeli ağaçlara dönüşmüşlerdi.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>O “gizli emir” onların hepsine birden aynı gece “çiçeklerini açmasını” söylemişti.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Hayatın bir yanında büyük bir karmaşa, bir yanında ise sarsılmaz büyük bir düzen vardı.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Gezegenler hep aynı yönde dönüyor, erguvanlar hep aynı günde açıyor, karıncalar hep aynı günde ortaya çıkıyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Bilinen bir akılları, bir zekâları, bir düşünce yetenekleri olmayan ağaçlar, aynı gece çiçeklerini açmaları gerektiğini biliyordu, toprağın içinde dolaşan bir fısıltı onlara “çiçeklerini” açmalarını emrediyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Bir kapris, bir sürpriz, bir şımarıklık gözükmüyor, hepsi aynı emre uyuyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Bu şaşırtıcı büyük “düzenin” bir parçası olan insan ise “karmaşayı” temsil ediyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Tek bir insanın içinde bile o kadar çok duygu, o kadar çok düşünce, o kadar çok istek birbiriyle çelişerek, yer değiştirerek var oluyor, o duygularla düşünceler sahiplerini bile şaşırtarak kaynaşıp duruyordu ki neredeyse bir tek insanın içindeki karmaşa tüm kâinatın düzenine meydan okuyabiliyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Ve yeryüzünde, içinde belirsizliklerin, çelişkilerin, bilinmezlerin olduğu milyarlarca insan dolaşıyor, onların her birinin içinde varlığını sürdüren karmaşa birbiriyle çatışarak, vuruşarak büyük bir duygusal kaos yaratıyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Kâinatı hangimiz temsil ediyorduk?</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Aynı gece gizli bir emirle çiçeklerini açıveren o ağaçlar mı?</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Aynı gecede defalarca fikir değiştirebilecek olan insanlar mı?</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Sanki bütün bunların hepsini yaratan güç, düzeni ve düzensizliği birarada arzulamış, gezegenleri aynı yönde döndürecek kudretini, ağaçlara, karıncalara, tüm hayvanata ve nebatata hükmedecek kesin emirlerle ortaya koyarken, insanlar için açtığı ölüm ve hayat parantezinin içini boş bırakmıştı.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Kâinata hâkim olan “yedi” renkten daha fazla sayıda duygu, bütün kâinatı şekillendiren o “biri düz biri eğri” iki çizgiden çok daha fazla düşünce ve istekle dolu bir ruhu da o “parantezin” yanına koymuştu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Kendisi yedi renkle iki çizgiden renk ve şekil mucizeleri yaratırken, çok “daha fazlasını” verdiği insanlardan da kendi “küçük” mucizelerini yaratmalarını beklemişti.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>İnsanlara “şaşırtın beni” der gibiydi.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>“Size bağışladıklarımla beni şaşırtacak işler yapın, eğlendirin beni, kendi mucizelerinizle bana kendi kudretimi kanıtlayın, benim kudretimin sadece mucizeler yaratmaya değil, ‘mucize yaratacakları’ da yaratmaya muktedir olduğunu gösterin.”</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Bu, açıkça söylenmeyen, açıkça duyulmayan, toprağın içinde ağaçlara fısıldanan gizli emir gibi ruhlarımıza üflenmiş başka bir gizli emirdi.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Ağaçlar gibi insanlar da uymuşlardı bu emre.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Erguvanlarınki kendini tekrarlayan mucizelerdi, bir gecede hep birlikte açıveriyorlardı çiçeklerini.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>İnsanlarınki kendini tekrarlamayan mucizelerdi.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Doğa “düzenden” yaratıyordu mucizesini, biz düzensizlikten yaratıyorduk.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Ağaçlar, balıklar, gezegenler, karıncalar, kediler “mükemmeldiler”, onların değişmesine, farklılaşmasına, yeni düzenler bulmasına gerek yoktu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>İnsanlar “mükemmel” değillerdi, mükemmele doğru ilerliyorlardı.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>“Mükemmel” olanlar “kendi” mucizelerini yaratamıyorlardı, onlar ancak çok büyük bir “mucizenin” parçaları oluyorlardı, “yeni” mucizeleri ancak “mükemmel” olmayanlar yaratabiliyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Eğer insanlar da ağaçlar gibi düzenli olsalardı, daha baştan mükemmel yaratılsalardı, hayat başladığı gibi devam eder, ona bir şey eklenmez, yeni mucizelerle çoğalmaz, hep beklenmedik olaylarla değişmezdi.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Bize, tüm insanlara Yaradan’ın büyük armağanı, hepimizi “eksik” yaratması, bu eksiklikle bize “mucizeler yaratma” gücünün yolunu açmasıydı.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Ama her şeyin olduğu gibi “mucize” yaratabilmenin de bir bedeli vardı, o mucizeyi yaratabilmek için büyük bir karmaşanın, belirsizliğin, çelişkilerin içinde çalkalanıyor, zaman zaman kendi duygularımızı bile kavramakta zorlanıyor, kendi ruhumuzda bir armoni oluşturmakta beceriksiz kalıyor, ihtiraslarımızın keskin çengellerine takılıyor, iyiliklerimiz kadar kötülüklerimizle kendimizi şaşırtıyorduk.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Ve, biz eksik “yaratıklar”, Yaradan’ın o kudretli mizah anlayışıyla, “mükemmel” olan her şeyden daha üstün, daha güçlü ve daha muktedirdik, değiştiriyor, çoğaltıyor ve mucizeler yaratıyorduk.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Erguvanlar gizli bir emre uyarak büyük bir düzenle aynı gece çiçeklerini açmışlardı.</strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 10px"><strong>Biz ise aynı gizli emir yüzünden yarın ne olacağını bile bilmediğimiz bir düzensizlik içinde kendi mucizelerimizin peşinde koşuyorduk.</strong></span>[/B]</span></p><p></p><p><span style="font-size: 9px"><span style="color: Black"><strong>Ahmet Altan</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 9px"><span style="color: Black"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 9px"><span style="color: Black"><strong>Taraf</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 194344, member: 5987"] [IMG]http://www.birdeliningunlugu.com/resimlerim/erguvan_agaci_fotograf_2.jpg[/IMG] [SIZE="2"][COLOR="Red"][B]Kâinatta 'Gizli Emir'i arıyor, bulamayınca kafası karıştıkça karışıyor. İnşaallah bulur. Hidayet en büyük nimet ve veren Allah. Layık değilse yapacak bir şey yok.[/B][/COLOR][/SIZE] [COLOR="DarkGreen"][B][SIZE="2"]Kâinatın dili[/SIZE][/B][/COLOR] [COLOR="Purple"][SIZE="2"][B] Gizli bir dili, bütün bilinemezliğinin içinde gizli bir düzeni var kâinatın. Önceki gece ben eve dönerken erguvan ağaçları, yeni yeni yapraklanmaya başlayan, henüz baharın coşkusuna ayak uyduramamış, kış hüznünü dallarında taşıyan mahzun ağaçlardı, sabah çıktığımda ise hepsi, sadece kendi isimleriyle anılan o “erguvan rengi” çiçekleriyle donanmış, insanı şevke getiren, heyecanlandıran neşeli ağaçlara dönüşmüşlerdi. O “gizli emir” onların hepsine birden aynı gece “çiçeklerini açmasını” söylemişti. Hayatın bir yanında büyük bir karmaşa, bir yanında ise sarsılmaz büyük bir düzen vardı. Gezegenler hep aynı yönde dönüyor, erguvanlar hep aynı günde açıyor, karıncalar hep aynı günde ortaya çıkıyordu. Bilinen bir akılları, bir zekâları, bir düşünce yetenekleri olmayan ağaçlar, aynı gece çiçeklerini açmaları gerektiğini biliyordu, toprağın içinde dolaşan bir fısıltı onlara “çiçeklerini” açmalarını emrediyordu. Bir kapris, bir sürpriz, bir şımarıklık gözükmüyor, hepsi aynı emre uyuyordu. Bu şaşırtıcı büyük “düzenin” bir parçası olan insan ise “karmaşayı” temsil ediyordu. Tek bir insanın içinde bile o kadar çok duygu, o kadar çok düşünce, o kadar çok istek birbiriyle çelişerek, yer değiştirerek var oluyor, o duygularla düşünceler sahiplerini bile şaşırtarak kaynaşıp duruyordu ki neredeyse bir tek insanın içindeki karmaşa tüm kâinatın düzenine meydan okuyabiliyordu. Ve yeryüzünde, içinde belirsizliklerin, çelişkilerin, bilinmezlerin olduğu milyarlarca insan dolaşıyor, onların her birinin içinde varlığını sürdüren karmaşa birbiriyle çatışarak, vuruşarak büyük bir duygusal kaos yaratıyordu. Kâinatı hangimiz temsil ediyorduk? Aynı gece gizli bir emirle çiçeklerini açıveren o ağaçlar mı? Aynı gecede defalarca fikir değiştirebilecek olan insanlar mı? Sanki bütün bunların hepsini yaratan güç, düzeni ve düzensizliği birarada arzulamış, gezegenleri aynı yönde döndürecek kudretini, ağaçlara, karıncalara, tüm hayvanata ve nebatata hükmedecek kesin emirlerle ortaya koyarken, insanlar için açtığı ölüm ve hayat parantezinin içini boş bırakmıştı. Kâinata hâkim olan “yedi” renkten daha fazla sayıda duygu, bütün kâinatı şekillendiren o “biri düz biri eğri” iki çizgiden çok daha fazla düşünce ve istekle dolu bir ruhu da o “parantezin” yanına koymuştu. Kendisi yedi renkle iki çizgiden renk ve şekil mucizeleri yaratırken, çok “daha fazlasını” verdiği insanlardan da kendi “küçük” mucizelerini yaratmalarını beklemişti. İnsanlara “şaşırtın beni” der gibiydi. “Size bağışladıklarımla beni şaşırtacak işler yapın, eğlendirin beni, kendi mucizelerinizle bana kendi kudretimi kanıtlayın, benim kudretimin sadece mucizeler yaratmaya değil, ‘mucize yaratacakları’ da yaratmaya muktedir olduğunu gösterin.” Bu, açıkça söylenmeyen, açıkça duyulmayan, toprağın içinde ağaçlara fısıldanan gizli emir gibi ruhlarımıza üflenmiş başka bir gizli emirdi. Ağaçlar gibi insanlar da uymuşlardı bu emre. Erguvanlarınki kendini tekrarlayan mucizelerdi, bir gecede hep birlikte açıveriyorlardı çiçeklerini. İnsanlarınki kendini tekrarlamayan mucizelerdi. Doğa “düzenden” yaratıyordu mucizesini, biz düzensizlikten yaratıyorduk. Ağaçlar, balıklar, gezegenler, karıncalar, kediler “mükemmeldiler”, onların değişmesine, farklılaşmasına, yeni düzenler bulmasına gerek yoktu. İnsanlar “mükemmel” değillerdi, mükemmele doğru ilerliyorlardı. “Mükemmel” olanlar “kendi” mucizelerini yaratamıyorlardı, onlar ancak çok büyük bir “mucizenin” parçaları oluyorlardı, “yeni” mucizeleri ancak “mükemmel” olmayanlar yaratabiliyordu. Eğer insanlar da ağaçlar gibi düzenli olsalardı, daha baştan mükemmel yaratılsalardı, hayat başladığı gibi devam eder, ona bir şey eklenmez, yeni mucizelerle çoğalmaz, hep beklenmedik olaylarla değişmezdi. Bize, tüm insanlara Yaradan’ın büyük armağanı, hepimizi “eksik” yaratması, bu eksiklikle bize “mucizeler yaratma” gücünün yolunu açmasıydı. Ama her şeyin olduğu gibi “mucize” yaratabilmenin de bir bedeli vardı, o mucizeyi yaratabilmek için büyük bir karmaşanın, belirsizliğin, çelişkilerin içinde çalkalanıyor, zaman zaman kendi duygularımızı bile kavramakta zorlanıyor, kendi ruhumuzda bir armoni oluşturmakta beceriksiz kalıyor, ihtiraslarımızın keskin çengellerine takılıyor, iyiliklerimiz kadar kötülüklerimizle kendimizi şaşırtıyorduk. Ve, biz eksik “yaratıklar”, Yaradan’ın o kudretli mizah anlayışıyla, “mükemmel” olan her şeyden daha üstün, daha güçlü ve daha muktedirdik, değiştiriyor, çoğaltıyor ve mucizeler yaratıyorduk. Erguvanlar gizli bir emre uyarak büyük bir düzenle aynı gece çiçeklerini açmışlardı. Biz ise aynı gizli emir yüzünden yarın ne olacağını bile bilmediğimiz bir düzensizlik içinde kendi mucizelerimizin peşinde koşuyorduk.[/B][/SIZE][/B][/COLOR] [SIZE="1"][COLOR="Black"][B]Ahmet Altan Taraf[/B][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kâinatın dili
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst