Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Kainatta her şeyin düzenden düzensizliğe (entropi) meyilli ve insanın nefsani şeylere istekli yaratı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Zuhr" data-source="post: 230979" data-attributes="member: 8625"><p><strong>Cevap: Kainatta her şeyin düzenden düzensizliğe (entropi) meyilli ve insanın nefsani şeylere istekli</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insan da dahil hiçbir yaratılmışın icad cihetinde bir etkisi yoktur. yani yapmak, icad etmek, oluşturmak ne insanın ne de bir başka yaratılmış varlığın yapabileceği birşey değildir.</span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">bir binayı yapan görünüşte bir insandır ama insanın o binanın yapımındaki etkisi, ortaya çıkan eserden kat be kat düşük, kat be kat aşağıdır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">bir binanın yapılabilmesi için, üst üste konabilecek tuğlalara, bu tuğlaları bir arada tutabilecek ve kısa sürede kuruyacak ve kuruduğunda yapışkan etki gösterecek bir harca, duvarın sağlamlığı için araya konacak demirlere, tüm bunları bir arada tutabilecek düzenli bir yerçekimine ve atmosfer basıncına, bunun için güneş sitemine, bunun için samanyoluna kısaca tüm kainata ihtiyaç vardır. insan bu unsurların hiç birisini yapamaz, yönetemez, ayarlayamaz.</span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insan sadece kendisine verilmiş olanları kullanır, bir araya getirmeye çalışır.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">bunun nasıl yapılacağına ilişkin kuralları okur, bilir ve uygun şekilde yaparsa, yaptığı bina ayakta durur ve kullanılabilir. uygun şekilde yapamazsa bina yıkılır.</span></p><p></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">çünkü bir ilahi kanundur ki, kainatta herşey kendini minimum enerji seviyesine</span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> çekmek ister.</span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>entropi kanununun en güzel tariflerinden bir tanesi "Kainatta her şey, kendini minimum enerji ve maksimum düzensizliğe çekmek ister." şeklindedir. </strong></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">aslına bakarsanız tanımdaki "maksimum düzensizlik" kavramı da bir "düşük enerji" eğilimini ifade eder, kanunun biraz daha anlaşılabilir olması için ilave edilmiş ancak kimi zaman biraz daha fazla aklı karıştırır.</span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">yani aslında gerçek tanım şudur: <strong>"Kainatta her şey kendini minimum enerjiye çekmek ister."</strong></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>bazı kararlı enerji seviyeleri vardır ve madde bu kararlı enerji seviyelerinde varlık gösterir.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">binanın gerekli mühendislik esaslarına uygun yapılması, statiğinin doğru ayarlanması, malzeme bileşenlerinin yine uygun seçilmesi, harçtaki çimento kum su oranının doğru ayarlanması, binayı oluşturan bileşenlerin doğru enerji seviyelerinde kullanılması demek olur ve bu kararlı enerji seviyesinde yükselen bina, yine bu kararlı enerji seviyesinde varlık göstermeye devam eder.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">sistem izole edilirse, dışarıdan gelebilecek bütün enerji akışı engellenirse, <strong>bina bu kararlı seviyesinde durmaya devam eder.</strong></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">ne zamanki dışarıdan farklı enerjiler binaya yüklenmeye başlar, bileşenler üzerindeki enerji azalır veya artar; bu kararlı seviyeden uzaklaşılmaya başlanır, <strong>o zaman bina yeni bir kararlı enerji seviyesine geçiş yapar.</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">bu binanın yıkılması da olabilir, üzerine yeni bir kat çıkılması da, penceresinin kırılması da.</span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"dış etkiler" ve iç dimanikler arasındaki dengesinin bozulması, sistemi yeni bir kararlı durum arayışına sürükler.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>enerjinin sürekli yer değiştirmesi, görünürde düzenden düzensizliğe gidildiği zannını uyandırır ama aslında durum enerjinin farklı yerlerde kullanılmasından, haps edildiği ilk halden kurtulup yeni bir sistem içine girmsinden ibarettir.</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">her sistem tek tek veya sistemler bütün olarak ele alındığında, bir tahavvülat, bir dönüşüm bir değişim olduğu aşikardır.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">binayı kuralına uygun dikmeyen mühendis, binanın küçük bir depremde yıkılması sonrasında, <strong>"bunda ben sorumlu değilim zaten herşey yıkılma eğilimindeydi, bu bina da yıkıldı işte" diyemez.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">eğer sarsıntı çok çok kuvvetliyse, ve mühendiste herşeyi kuralına uygun yaptıysa, <strong>zaten binanın yıkılmasından da sorumlu tutulmaz.</strong></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">stratejik bilgisayar oyunları vardır, belli sürede belli görevlerin yapılması ile belli hedeflere ulaşılması gerekir, bu oyunlar bitmeye mahkumdur. süre dolduğunda zaten bitecektir. süresi dolduğunda oyunun bitmesinden sorumlu olan oyuncu değildir. oyuncu sadece, oyunu kurallarına göre oynamaması halinde süre dolmadan kendisine verilen hakların tükenmesinden sorumlu olabilir. oyun sırasında gerekli cihazları doğru kullanmadığı için kendisine verilen haklar bittiğinde oyun da biter. oyuncu suçlanacak veya bir sorumlu aranacaksa, oyunun bitmesinden değil, süreyi kısaltmakla suçlanabilir sürenin kısalmasından sorumlu olabilir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>oyun kurallarının zorluk derecesi, oyuncunun kabiliyetini gösterir. </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>oyuncu o engellere rağmen oyunu süresinde bitirebilme kabiliyetine sahiptir. sahip olduğu bu kabiliyeti doğru kullanmamakla haklarını zayi edip süre bitmeden oyunu bitirirse işte o zaman sorumlu olabilir.</strong></span></p><p> </p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insan tek başına değildir<strong>. yaşamı boyu yardım alacağı yerler vardır, bu kainatta nasıl yaşanacağına, düzeni, dengeyi nasıl sağlayacağına dair yardımcıları, yol göstericileri vardır.</strong> </span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">dengeyi sağlayabilecekken sağlayamıyorsa, yaşamının düzensizliğini/düzenliliğini kabiliyitleri nisbetinde sağlayamıyorsa, kendisine sunulan imkanları kullanmıyorsa, veya boşa harcıyorsa <strong>işte o zaman sorumlu olur.</strong></span></p><p> </p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insan kıyametin kopmasından değil, kıyamet vaktinin yaklaştırılmasından sorumludur.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">ölümünden değil, sağlığına dikkat etmeyerek yaşam süresini kısaltmaktan sorumludur.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">binanın yıkılmasından değil, doğru malzemeyi kullanmayarak sağlam kalabileceği sarsıntıdan hasar almasından sorumludur.</span></p><p></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Cenab-ı Hak bize kainatı bir mekteb, Rasul-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselamı bir muallim, Kur'an-ı Kerim'i bir ders kitabı tayin etmiş.</strong></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>kitaba bağlı kalınmazsa ders işlenemez.</strong></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>derste öğretmen dinlenmezse birşey anlaşılamaz.</strong></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>anlaşılmazsa okulun varlığının bir anlamı olmaz.</strong></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>anlam yoksa, okulun var olmasına gerek de yoktur.</strong></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>insan, okuldaki araç gereci doğru kullanmamakla, muallimine tabi olmamakla, kitabına ehemmiyet vermemekle bu okulun erken yıkılmasından sorumlu tutulur.</strong></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">burada okul zaten yıkılacaktı, ben şimdi ne yapayım diyemez. evet zaten yıkılacaktı ama daha geç yıkılacaktı, <strong>erken yıkılmasındaki etken okula, kitaba, muallime ehemmiyet vermeyen insandır.</strong></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">~~</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>fıtrat; bir şeyin yaradılış gayesine uygun şekilde özelliklerle birlikte yaratılması demektir.</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insana bir el verilir ve fıtratına tutma özelliği konur. insan fıtratına bakarak neyi nerede nasıl kullanacağını anlayabilir. eliyle bir tabancayı da tutabilir, bir kalemi de.</span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">eğilim açısından ikisi arasında fark yoktur.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insana bir akıl verilir ve düşünme özelliği konur. insan bir başka insanı öldürmeyi de düşünebilir, bir insanı yaşatmayı da.</span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">eğilim açısından arada bir fark yoktur, düşünme işi her iki durum için de aynıdır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insana bir kalp verilir ve sevme, nefret etme, öfkelenme, merhamet etme özellikleri içine konur. insan bu özellikleri nerede nasıl kullanacağı konusunda özgürdür ve hangisini nerede nasıl kullanacağı konusunda, herhangi bir tarafa doğru eğilim yoktur.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insana nefs verilir, içine isteme özelliği konur, insan çok parada isteyebilir, çok sevabda isteyebilir, ev de isteyebilir, cennette bir köşte isteyebilir. aralarında bir fark yoktur.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>insan kendisine verilen tüm bu cihazları dilediği gibi kullanabilir. </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>hangisini nerede nasıl kullanabileceğine ilişkin, hangi özelliklerini nasıl kemale erdirebileceğine ilişkin, en verimli şekilde bunları nerelere sarf edebileceğine ilişkin kendisine yol gösteren kaynakları, klavuzları vardır.</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insana bu cihazlarla donatılmışken; <strong>her birisini geliştirebilmesi için önüne engellerde konur, karşısına düşmanlarda çıkarılır.</strong> bu engeller ve düşmanlar, <strong>hiçbir zaman kendisine verilenden daha büyük, daha güçlü değildir. kapasitesi ne kadarsa, engeli de o kadardır.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">çevremizdeki her insanın bambaşka hayatlar yaşaması ve her birisinin bambaşka işlerle uğraşmasında bunu çok net görebiliyoruz.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>insan eğer işi baştan sıkı tutar işi kuralına uygun yaparsa, kendisine verilen cihazların hepsi orantılı gelişir.</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">sadece koşan bir insanın sadece bacak kasları gelişip kol kasları gelişmediği gibi, sadece sadece matematikle uğraşan bir insanın dilbilgisinde, tarihte eksik kalır. </span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">nefs istemekle vazifeli. nefsin görüş mesafesi kısa. buna mukabil, verilen akıl ve kalbin görüş mesafesi daha uzun ve istenenlerin faydasını tartabilecek yetenekleri var. aklını kullanmayan insanın nefsinin fazla gelişmesi normaldir. kalbini doyurmayan bir insanın nefsani isteklere meyletmesi normaldir.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>nefs lezzet peşinde koşmaya meyilli, eğer akıl ve kalb ona ibadetteki lezzeti fark ettirmezse, haramdaki lezzetin peşinden koşar. </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">nefsi tek başına bıraktığınızda, seçme şansını ona verdiğinizde, hazır olan lezzet neredeyse ona atılır, sonraki adımı düşünmek gibi bir özelliği yoktur. hazırdaki lezzetin sonrasında kendisine acı verip vermeyeceğini tasavvur edemez. burada diğer cihazlar kullanılarak ona yol gösterilmeli. <strong>işte insanın sorumluğu da burada başlıyor.</strong></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">haram ve günah addedilen hiçbirşey yokturki yapılmasının hemen ardından insana sıkıntı vermesin. tabi eğer bu süre zarfında insan aklını, kalbini ve ruhunu har vurup harman savurmadıysa.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>her insan bu fark edebilecek kapasitede yaratılır.</strong> bunu fark edebilmek için gereken ne varsa da kendisine sunulur. eğer insan bu verileri kullanmazsa, nefsim beni kötülüklere sevk ediyor ne yapayım deme lüksünü kaybetmiş olur.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>her insan ibadetlerin içindeki lezzetleri görebilecek kapasitededir.</strong> bu lezzetleri tarif eden çokça kaynağımız vardır elhamdulillah. ve nasıl bir ayrım yapmamız gerektiği konusunda da çok detaylı anlatımlarımız vardır. </span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">yirmibirinci nektubun başındaki mukaddemede çok net açıklanmış.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">artık bundan sonrası kişinin kendisine kalıyor. bir adım attığında kendisine on adım atan Rabbine yönelip cenneti istemek kalıyor.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insan kendisindeki acizlik ve fakirliği fark edip, bunlarla Rabbine iltica edebildiğinde, Cenab-ı Hakkın kudreti kadar kuvvete, rahmeti kadar güce kavuşabilir, o gücü kuvveti arkasına alabilir.</span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>sevab - günah ikilemi ne kadar karmaşık görünürse görünsün, durumu apaçık aydınlatacak ışık verilmiş. insan bu ışığı kullanmıyorsa, ışık sahibini adaletsizlikle suçlayamaz.</strong></span></p><p> </p><p> </p><p></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">hayatın ve yaşamın genel yapısı cehenneme gitme üzerine değil, <strong>gelişime, kemale erme üzerine ayarlanmıştır.</strong> <strong>insan her gün gözünü açtığında çevresine yeni bir dünya inşa edilir,</strong> Cenab-ı Hakkın isimlerinin inkişafları ile çevresi doldurulur. insan her zaman merak etme, öğrenme eğilimindedir.<strong> bu eğilimi görmezden geldiğinde sıkıntı hissetmeye başlar.</strong> yaşamaktan sıkılır, içinde bulunduğu andan sıkılır. öğrenme eğiliminin kanalize edilebileceği en güzel yer az önceki risalede de ifade edildiği gibi, Cenab-ı Hakkı tanımaktır. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">insan en muazzam lezzetleri bu tanıma anlama sırasında yaşar. bu lezzetle bir günahtaki lezzeti kıyas bile edemezsiniz. işte bu farkı fark edebilecek olan akıldır, kalbdir, ruhtur ve bu üçlünün durumu nefse izah etmesi gerekir. nefs de bu durumu kavradığında, zaten olaylara çok fazla müdahil olamaz. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>müdahil olduğu zamanlarda da, yine onu yenebilme gücünün insana verildiği anlardır ve insan bu gücü kullandığında, yenemeyip yaptığı hatadan o an alacağı lezzetten kat be kat fazlasını, yendiği zaman alır.</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">tevbe edebilmek en güzel lezzetlerden bir tanesi. Cenab-ı Hak bu lezzeti bir an önce ve her daim yaşayanlardan eylesin.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Zuhr, post: 230979, member: 8625"] [b]Cevap: Kainatta her şeyin düzenden düzensizliğe (entropi) meyilli ve insanın nefsani şeylere istekli[/b] [FONT=Comic Sans MS]insan da dahil hiçbir yaratılmışın icad cihetinde bir etkisi yoktur. yani yapmak, icad etmek, oluşturmak ne insanın ne de bir başka yaratılmış varlığın yapabileceği birşey değildir.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]bir binayı yapan görünüşte bir insandır ama insanın o binanın yapımındaki etkisi, ortaya çıkan eserden kat be kat düşük, kat be kat aşağıdır.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]bir binanın yapılabilmesi için, üst üste konabilecek tuğlalara, bu tuğlaları bir arada tutabilecek ve kısa sürede kuruyacak ve kuruduğunda yapışkan etki gösterecek bir harca, duvarın sağlamlığı için araya konacak demirlere, tüm bunları bir arada tutabilecek düzenli bir yerçekimine ve atmosfer basıncına, bunun için güneş sitemine, bunun için samanyoluna kısaca tüm kainata ihtiyaç vardır. insan bu unsurların hiç birisini yapamaz, yönetemez, ayarlayamaz.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]insan sadece kendisine verilmiş olanları kullanır, bir araya getirmeye çalışır.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]bunun nasıl yapılacağına ilişkin kuralları okur, bilir ve uygun şekilde yaparsa, yaptığı bina ayakta durur ve kullanılabilir. uygun şekilde yapamazsa bina yıkılır.[/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]çünkü bir ilahi kanundur ki, kainatta herşey kendini minimum enerji seviyesine[/FONT][FONT=Comic Sans MS] çekmek ister.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][B]entropi kanununun en güzel tariflerinden bir tanesi "Kainatta her şey, kendini minimum enerji ve maksimum düzensizliğe çekmek ister." şeklindedir. [/B][/FONT][FONT=Comic Sans MS]aslına bakarsanız tanımdaki "maksimum düzensizlik" kavramı da bir "düşük enerji" eğilimini ifade eder, kanunun biraz daha anlaşılabilir olması için ilave edilmiş ancak kimi zaman biraz daha fazla aklı karıştırır.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]yani aslında gerçek tanım şudur: [B]"Kainatta her şey kendini minimum enerjiye çekmek ister."[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]bazı kararlı enerji seviyeleri vardır ve madde bu kararlı enerji seviyelerinde varlık gösterir.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]binanın gerekli mühendislik esaslarına uygun yapılması, statiğinin doğru ayarlanması, malzeme bileşenlerinin yine uygun seçilmesi, harçtaki çimento kum su oranının doğru ayarlanması, binayı oluşturan bileşenlerin doğru enerji seviyelerinde kullanılması demek olur ve bu kararlı enerji seviyesinde yükselen bina, yine bu kararlı enerji seviyesinde varlık göstermeye devam eder.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]sistem izole edilirse, dışarıdan gelebilecek bütün enerji akışı engellenirse, [B]bina bu kararlı seviyesinde durmaya devam eder.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]ne zamanki dışarıdan farklı enerjiler binaya yüklenmeye başlar, bileşenler üzerindeki enerji azalır veya artar; bu kararlı seviyeden uzaklaşılmaya başlanır, [B]o zaman bina yeni bir kararlı enerji seviyesine geçiş yapar.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]bu binanın yıkılması da olabilir, üzerine yeni bir kat çıkılması da, penceresinin kırılması da.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]"dış etkiler" ve iç dimanikler arasındaki dengesinin bozulması, sistemi yeni bir kararlı durum arayışına sürükler.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]enerjinin sürekli yer değiştirmesi, görünürde düzenden düzensizliğe gidildiği zannını uyandırır ama aslında durum enerjinin farklı yerlerde kullanılmasından, haps edildiği ilk halden kurtulup yeni bir sistem içine girmsinden ibarettir.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]her sistem tek tek veya sistemler bütün olarak ele alındığında, bir tahavvülat, bir dönüşüm bir değişim olduğu aşikardır.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]binayı kuralına uygun dikmeyen mühendis, binanın küçük bir depremde yıkılması sonrasında, [B]"bunda ben sorumlu değilim zaten herşey yıkılma eğilimindeydi, bu bina da yıkıldı işte" diyemez.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]eğer sarsıntı çok çok kuvvetliyse, ve mühendiste herşeyi kuralına uygun yaptıysa, [B]zaten binanın yıkılmasından da sorumlu tutulmaz.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]stratejik bilgisayar oyunları vardır, belli sürede belli görevlerin yapılması ile belli hedeflere ulaşılması gerekir, bu oyunlar bitmeye mahkumdur. süre dolduğunda zaten bitecektir. süresi dolduğunda oyunun bitmesinden sorumlu olan oyuncu değildir. oyuncu sadece, oyunu kurallarına göre oynamaması halinde süre dolmadan kendisine verilen hakların tükenmesinden sorumlu olabilir. oyun sırasında gerekli cihazları doğru kullanmadığı için kendisine verilen haklar bittiğinde oyun da biter. oyuncu suçlanacak veya bir sorumlu aranacaksa, oyunun bitmesinden değil, süreyi kısaltmakla suçlanabilir sürenin kısalmasından sorumlu olabilir.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]oyun kurallarının zorluk derecesi, oyuncunun kabiliyetini gösterir. [/B][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][B]oyuncu o engellere rağmen oyunu süresinde bitirebilme kabiliyetine sahiptir. sahip olduğu bu kabiliyeti doğru kullanmamakla haklarını zayi edip süre bitmeden oyunu bitirirse işte o zaman sorumlu olabilir.[/B][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS]insan tek başına değildir[B]. yaşamı boyu yardım alacağı yerler vardır, bu kainatta nasıl yaşanacağına, düzeni, dengeyi nasıl sağlayacağına dair yardımcıları, yol göstericileri vardır.[/B] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS]dengeyi sağlayabilecekken sağlayamıyorsa, yaşamının düzensizliğini/düzenliliğini kabiliyitleri nisbetinde sağlayamıyorsa, kendisine sunulan imkanları kullanmıyorsa, veya boşa harcıyorsa [B]işte o zaman sorumlu olur.[/B][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS]insan kıyametin kopmasından değil, kıyamet vaktinin yaklaştırılmasından sorumludur.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]ölümünden değil, sağlığına dikkat etmeyerek yaşam süresini kısaltmaktan sorumludur.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]binanın yıkılmasından değil, doğru malzemeyi kullanmayarak sağlam kalabileceği sarsıntıdan hasar almasından sorumludur.[/FONT] [INDENT][FONT=Comic Sans MS][B]Cenab-ı Hak bize kainatı bir mekteb, Rasul-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselamı bir muallim, Kur'an-ı Kerim'i bir ders kitabı tayin etmiş.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]kitaba bağlı kalınmazsa ders işlenemez.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]derste öğretmen dinlenmezse birşey anlaşılamaz.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]anlaşılmazsa okulun varlığının bir anlamı olmaz.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]anlam yoksa, okulun var olmasına gerek de yoktur.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]insan, okuldaki araç gereci doğru kullanmamakla, muallimine tabi olmamakla, kitabına ehemmiyet vermemekle bu okulun erken yıkılmasından sorumlu tutulur.[/B][/FONT] [/INDENT][FONT=Comic Sans MS]burada okul zaten yıkılacaktı, ben şimdi ne yapayım diyemez. evet zaten yıkılacaktı ama daha geç yıkılacaktı, [B]erken yıkılmasındaki etken okula, kitaba, muallime ehemmiyet vermeyen insandır.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]~~[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]fıtrat; bir şeyin yaradılış gayesine uygun şekilde özelliklerle birlikte yaratılması demektir.[/B][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS]insana bir el verilir ve fıtratına tutma özelliği konur. insan fıtratına bakarak neyi nerede nasıl kullanacağını anlayabilir. eliyle bir tabancayı da tutabilir, bir kalemi de.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]eğilim açısından ikisi arasında fark yoktur.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]insana bir akıl verilir ve düşünme özelliği konur. insan bir başka insanı öldürmeyi de düşünebilir, bir insanı yaşatmayı da.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS]eğilim açısından arada bir fark yoktur, düşünme işi her iki durum için de aynıdır.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]insana bir kalp verilir ve sevme, nefret etme, öfkelenme, merhamet etme özellikleri içine konur. insan bu özellikleri nerede nasıl kullanacağı konusunda özgürdür ve hangisini nerede nasıl kullanacağı konusunda, herhangi bir tarafa doğru eğilim yoktur.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]insana nefs verilir, içine isteme özelliği konur, insan çok parada isteyebilir, çok sevabda isteyebilir, ev de isteyebilir, cennette bir köşte isteyebilir. aralarında bir fark yoktur.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]insan kendisine verilen tüm bu cihazları dilediği gibi kullanabilir. [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]hangisini nerede nasıl kullanabileceğine ilişkin, hangi özelliklerini nasıl kemale erdirebileceğine ilişkin, en verimli şekilde bunları nerelere sarf edebileceğine ilişkin kendisine yol gösteren kaynakları, klavuzları vardır.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]insana bu cihazlarla donatılmışken; [B]her birisini geliştirebilmesi için önüne engellerde konur, karşısına düşmanlarda çıkarılır.[/B] bu engeller ve düşmanlar, [B]hiçbir zaman kendisine verilenden daha büyük, daha güçlü değildir. kapasitesi ne kadarsa, engeli de o kadardır.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]çevremizdeki her insanın bambaşka hayatlar yaşaması ve her birisinin bambaşka işlerle uğraşmasında bunu çok net görebiliyoruz.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]insan eğer işi baştan sıkı tutar işi kuralına uygun yaparsa, kendisine verilen cihazların hepsi orantılı gelişir.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]sadece koşan bir insanın sadece bacak kasları gelişip kol kasları gelişmediği gibi, sadece sadece matematikle uğraşan bir insanın dilbilgisinde, tarihte eksik kalır. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS]nefs istemekle vazifeli. nefsin görüş mesafesi kısa. buna mukabil, verilen akıl ve kalbin görüş mesafesi daha uzun ve istenenlerin faydasını tartabilecek yetenekleri var. aklını kullanmayan insanın nefsinin fazla gelişmesi normaldir. kalbini doyurmayan bir insanın nefsani isteklere meyletmesi normaldir.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]nefs lezzet peşinde koşmaya meyilli, eğer akıl ve kalb ona ibadetteki lezzeti fark ettirmezse, haramdaki lezzetin peşinden koşar. [/B][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS]nefsi tek başına bıraktığınızda, seçme şansını ona verdiğinizde, hazır olan lezzet neredeyse ona atılır, sonraki adımı düşünmek gibi bir özelliği yoktur. hazırdaki lezzetin sonrasında kendisine acı verip vermeyeceğini tasavvur edemez. burada diğer cihazlar kullanılarak ona yol gösterilmeli. [B]işte insanın sorumluğu da burada başlıyor.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]haram ve günah addedilen hiçbirşey yokturki yapılmasının hemen ardından insana sıkıntı vermesin. tabi eğer bu süre zarfında insan aklını, kalbini ve ruhunu har vurup harman savurmadıysa.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]her insan bu fark edebilecek kapasitede yaratılır.[/B] bunu fark edebilmek için gereken ne varsa da kendisine sunulur. eğer insan bu verileri kullanmazsa, nefsim beni kötülüklere sevk ediyor ne yapayım deme lüksünü kaybetmiş olur.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]her insan ibadetlerin içindeki lezzetleri görebilecek kapasitededir.[/B] bu lezzetleri tarif eden çokça kaynağımız vardır elhamdulillah. ve nasıl bir ayrım yapmamız gerektiği konusunda da çok detaylı anlatımlarımız vardır. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]yirmibirinci nektubun başındaki mukaddemede çok net açıklanmış.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT][FONT=Comic Sans MS]artık bundan sonrası kişinin kendisine kalıyor. bir adım attığında kendisine on adım atan Rabbine yönelip cenneti istemek kalıyor.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]insan kendisindeki acizlik ve fakirliği fark edip, bunlarla Rabbine iltica edebildiğinde, Cenab-ı Hakkın kudreti kadar kuvvete, rahmeti kadar güce kavuşabilir, o gücü kuvveti arkasına alabilir.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]sevab - günah ikilemi ne kadar karmaşık görünürse görünsün, durumu apaçık aydınlatacak ışık verilmiş. insan bu ışığı kullanmıyorsa, ışık sahibini adaletsizlikle suçlayamaz.[/B][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS]hayatın ve yaşamın genel yapısı cehenneme gitme üzerine değil, [B]gelişime, kemale erme üzerine ayarlanmıştır.[/B] [B]insan her gün gözünü açtığında çevresine yeni bir dünya inşa edilir,[/B] Cenab-ı Hakkın isimlerinin inkişafları ile çevresi doldurulur. insan her zaman merak etme, öğrenme eğilimindedir.[B] bu eğilimi görmezden geldiğinde sıkıntı hissetmeye başlar.[/B] yaşamaktan sıkılır, içinde bulunduğu andan sıkılır. öğrenme eğiliminin kanalize edilebileceği en güzel yer az önceki risalede de ifade edildiği gibi, Cenab-ı Hakkı tanımaktır. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]insan en muazzam lezzetleri bu tanıma anlama sırasında yaşar. bu lezzetle bir günahtaki lezzeti kıyas bile edemezsiniz. işte bu farkı fark edebilecek olan akıldır, kalbdir, ruhtur ve bu üçlünün durumu nefse izah etmesi gerekir. nefs de bu durumu kavradığında, zaten olaylara çok fazla müdahil olamaz. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]müdahil olduğu zamanlarda da, yine onu yenebilme gücünün insana verildiği anlardır ve insan bu gücü kullandığında, yenemeyip yaptığı hatadan o an alacağı lezzetten kat be kat fazlasını, yendiği zaman alır.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS]tevbe edebilmek en güzel lezzetlerden bir tanesi. Cenab-ı Hak bu lezzeti bir an önce ve her daim yaşayanlardan eylesin.[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Kainatta her şeyin düzenden düzensizliğe (entropi) meyilli ve insanın nefsani şeylere istekli yaratı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst