Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kalb Rûhun Ayıbını Görmez. Nasıl Görmez?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ademyakup" data-source="post: 240074" data-attributes="member: 1009927"><p><span style="color: navy">Konuya bir de şu açıdan bakabilir miyiz?</span></p><p><span style="color: navy"></span></p><p><span style="color: navy">Aşağıya aldığımız yazıdan yola çıkarsak ve insan bedenini yanan bir kandile benzetirsek,bu lambaya baktığımızda hem lambanın yağını yani nefsi,hem lambanın camını yani eneyi hemde yanan alevli kısmı yani ruhu görebiliriz.Elbetteki insanın duyguları manevi olduğundan bu lamba misali konuya anlamak için verilmiştir.Hem Üstadımız 30.Sözde eneyi nefse takılan bir anahtar olarak tarfi etmektedir.Benim kanaatim odur ki ene eşittir nefis değildir.Nefis insan vücudunda bir zemindir,ene ve diğer latifelr o zemine takılan duygulardır diye düşünüyorum</span></p><p></p><p>"Nefsi anlamakta zorlanmamızın bir sebebi de soyut bir varlık olmasıdır. Vücudumuzun neresinde? Nasıl bir şekli var? Mahiyeti ve işleyişi nasıldır? Tam olarak bilemiyoruz. Hatta hayal bile edemiyoruz. </p><p>Akla yakınlaştırmak için; insan bedenini yanan bir kandile benzetirsek: </p><p>Kandilin yağı: Nefis </p><p>Camı: Ene </p><p>Yanan alevli kısım: Ruh </p><p>Fitil ve diğer kısımları: Diğer lâtifeler </p><p>Anne rahmindeki bir ceninde, ruhun üflendiği 4. aya kadar, kalbi, beyni ve diğer organlarının hepsi muntazaman çalışmaktadır. Fakat bunun bir bitkiden çok farkı yoktur. Yani bu cenin, yanmayan bir kandil gibidir. Ruh üflenince, aynı beden birden insan oluverir. Misaldeki kandilin yanmaya başlaması gibi. </p><p></p><p>Lambanın yanmasını yağ sağladığı gibi, ruhun o bedende devamlılığını da nefis sağlar. Yağ olmasa kandil kısa süre sonra ışık vermez olur. Yani nefis olmasa ruh da o bedende tutunamaz. </p><p></p><p>Dışarıdan gelen hava, yağın yanmasını sağlar. Havanın yağı yakması gibi, dış malûmatlar nefsi harekete geçirir. Çünkü dışarıdan gelen malûmatın insanın manevî âleminde bıraktığı mühim bir tesir vardır. </p><p></p><p>Yağ sâfî ve halisse, güzel yanar ve etrafa nur saçar. Yağın kalitesi bozulursa (sulanırsa, yanmayan madde karışırsa), kandil eskisi gibi yanamaz. Nefis de emmâre yani terbiye edilmemiş ise, üzerinde tecellî eden Allah’ın isimlerine tam bir âyine olamaz. </p><p></p><p>Hava yağ ile buluşuyor, cam sayesinde parlıyor. Kandilin camı ne kadar temiz, ince ve şeffafsa, etrafa saçtığı ışık da o kadar parlaktır. Bunun gibi ene de şeffafsa, tecemmüd etmemişse (katılaşmamışsa), kendisindeki iman nurunu ziyadeleştirerek etrafa saçar. Ene kalınlaşırsa içindeki nuru boğar, hem kendisi, hem de etrafı zulmet içinde kalır. Rabbini tanıyamaz, O’na hakikî kul olamaz. </p><p></p><p>Nefis ve ene ekseriyetle birbirine karıştırılmaktadır. Kısaca temas etmek gerekirse ene, bir vâhid-i kıyasî (ölçü birimi) olarak Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarını anlayabilmemizi ve tanıyabilmemizi sağlayan, nefse takılmış bir anahtardır. Asıl itibariyle nefsi ve nefse takılı diğer lâtifeleri bir bütünlük içinde tutan bir kanundur. Enenin (benliğin) bozulması durumunda kişinin ruh ve beden bütünlüğü dağılır, zaman ve zeminden, olaylardan habersiz, aklî melekelerini kaybetmiş bir mecnun olur. Bu durumun tıptaki karşılığı şizofreni hastalığıdır. </p><p>Dr. Dudu Sümeyra Ayçiçek </p><p>(abdulbaki)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ademyakup, post: 240074, member: 1009927"] [COLOR=navy]Konuya bir de şu açıdan bakabilir miyiz? Aşağıya aldığımız yazıdan yola çıkarsak ve insan bedenini yanan bir kandile benzetirsek,bu lambaya baktığımızda hem lambanın yağını yani nefsi,hem lambanın camını yani eneyi hemde yanan alevli kısmı yani ruhu görebiliriz.Elbetteki insanın duyguları manevi olduğundan bu lamba misali konuya anlamak için verilmiştir.Hem Üstadımız 30.Sözde eneyi nefse takılan bir anahtar olarak tarfi etmektedir.Benim kanaatim odur ki ene eşittir nefis değildir.Nefis insan vücudunda bir zemindir,ene ve diğer latifelr o zemine takılan duygulardır diye düşünüyorum[/COLOR] "Nefsi anlamakta zorlanmamızın bir sebebi de soyut bir varlık olmasıdır. Vücudumuzun neresinde? Nasıl bir şekli var? Mahiyeti ve işleyişi nasıldır? Tam olarak bilemiyoruz. Hatta hayal bile edemiyoruz. Akla yakınlaştırmak için; insan bedenini yanan bir kandile benzetirsek: Kandilin yağı: Nefis Camı: Ene Yanan alevli kısım: Ruh Fitil ve diğer kısımları: Diğer lâtifeler Anne rahmindeki bir ceninde, ruhun üflendiği 4. aya kadar, kalbi, beyni ve diğer organlarının hepsi muntazaman çalışmaktadır. Fakat bunun bir bitkiden çok farkı yoktur. Yani bu cenin, yanmayan bir kandil gibidir. Ruh üflenince, aynı beden birden insan oluverir. Misaldeki kandilin yanmaya başlaması gibi. Lambanın yanmasını yağ sağladığı gibi, ruhun o bedende devamlılığını da nefis sağlar. Yağ olmasa kandil kısa süre sonra ışık vermez olur. Yani nefis olmasa ruh da o bedende tutunamaz. Dışarıdan gelen hava, yağın yanmasını sağlar. Havanın yağı yakması gibi, dış malûmatlar nefsi harekete geçirir. Çünkü dışarıdan gelen malûmatın insanın manevî âleminde bıraktığı mühim bir tesir vardır. Yağ sâfî ve halisse, güzel yanar ve etrafa nur saçar. Yağın kalitesi bozulursa (sulanırsa, yanmayan madde karışırsa), kandil eskisi gibi yanamaz. Nefis de emmâre yani terbiye edilmemiş ise, üzerinde tecellî eden Allah’ın isimlerine tam bir âyine olamaz. Hava yağ ile buluşuyor, cam sayesinde parlıyor. Kandilin camı ne kadar temiz, ince ve şeffafsa, etrafa saçtığı ışık da o kadar parlaktır. Bunun gibi ene de şeffafsa, tecemmüd etmemişse (katılaşmamışsa), kendisindeki iman nurunu ziyadeleştirerek etrafa saçar. Ene kalınlaşırsa içindeki nuru boğar, hem kendisi, hem de etrafı zulmet içinde kalır. Rabbini tanıyamaz, O’na hakikî kul olamaz. Nefis ve ene ekseriyetle birbirine karıştırılmaktadır. Kısaca temas etmek gerekirse ene, bir vâhid-i kıyasî (ölçü birimi) olarak Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarını anlayabilmemizi ve tanıyabilmemizi sağlayan, nefse takılmış bir anahtardır. Asıl itibariyle nefsi ve nefse takılı diğer lâtifeleri bir bütünlük içinde tutan bir kanundur. Enenin (benliğin) bozulması durumunda kişinin ruh ve beden bütünlüğü dağılır, zaman ve zeminden, olaylardan habersiz, aklî melekelerini kaybetmiş bir mecnun olur. Bu durumun tıptaki karşılığı şizofreni hastalığıdır. Dr. Dudu Sümeyra Ayçiçek (abdulbaki) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kalb Rûhun Ayıbını Görmez. Nasıl Görmez?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst