Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İmanın Şartları
Allah'a İman
Kalbi Allah (c.c)'tan Başkasına Bağlamak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zeyhak_" data-source="post: 22021" data-attributes="member: 22"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Bir Kimsenin Kalbini Yalnız Allah (c.c)'a Bağlamaması Halinde, Kurtuluşu Yoktur. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong> Herhangi bir kimse kendisine yardım etmelerini veya rızk vermelerini veya kendisini hidayete götürmelerini bekleyerek kalbini mahlûklara bağlarsa, (Onlara kalbinde büyük bir yer verip) onlara karşı kalbinde hudû (tezellül) alçaklık duyar ve o nisbette o varlıklara karşı kalbinde ubudiyet (kulluk) hissi bulunmuş olur (Onlara kul olmuş olur). İsterse o kimse, zahiren böyle kimselerin işlerini tasarruf ve idare eden emirleri olsun. (Üstelik de zahiren üstün görünen mahluklardır bunlar ve hepsi de geçicidirler.)</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Zira, akıllı Akıllı kişiler görünüşe değil gerçeklere bakarak hareket ederler.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Mesela bir erkek gönlünü bir kadına bağlarsa, isterse o kadın helali olsun, istese de istemese de kalbi o kadına esir olmuş olur. Bu durumda sevilen bir kadın erkeğe istediği biçimde tasarruf ve tahakküm (hükm) eder. Fakat dışardan bakıldığı zaman, erkeğin kadına hükmettiği sanılır. Zira görüntüde erkek kadının maliki (sahibi) ve efendisi görünse de, hakikatta erkek kadının kulu kölesidir.Hele de kadın erkeğinin kendisine aşık olduğunu ve kendisinden vazgeçemiyeceğini biliyorsa, erkeğin kendinden başka hiç bir şeyden tatmin bulmadığının farkına varmışsa, o zaman kadın erkeğe azat kabul etmez bir köle gibi hükmeder, onu istediği biçime sokar. O kadar ki, dünyanın en zalim efendisinin kölesine yaptığı eziyetleri yapar ve hatta daha da ileri gider.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Çünkü, kalbin esir olması, bedenin esir olmasından çok daha korkunçtur; kalbin köleleşmesi, bedenin köleleşmesiyle mukayese bile edilemez.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Zira bir kimsenin bedeni köle ve esir olsa; kalbi hür ve mutmain olduğu sürece bedeni esirliğine aldırış etmez; içinde daima bir kurtuluş ümidi ve iştiyak vardır. Fakat, bedene hakim olan kalb esir ve köle durumuna düşerse; Allah (c.c)'tan başka şeylere de kul ve köle olursa; işte asıl zillet ve asıl esaret budur. Kulun bundan daha aşağı bir derecesi yoktur; bundan daha beter kölelik mevcut değildir Allah (c.c)'ın kulu için...</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Mükafaata veya azaba hak kazanmak, ancak kalbin esareti veya kulluğuna bağlıdır. Mükafatı veya cezayı kalbin durumu tayin eder.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Bir müslümanı bir kâfir haksız olarak esir ve köle ederse; gücünün yettiği nisbette üzerine düşen vazifeleri yerine getirdiği taktirde, bu esaret ve kölelik o müslümana zarar vermez.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Bir kimse, haklı olarak köle yapılıp da, Allah (c.c)'ın ve (kendisini hak olarak köle eden) efendisinin hukukunu (gönüllü bir biçimde) yerine getirirse ona iki ecir vardır,</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Şayet bir kimse küfretmeye zorlansa ve o da küfretse; fakat bunu söylediği zaman kalbi de iman ile mutmain bulunsa (kalbi Allah (c.c)'a iman ile dolu olsa), o kimseye zorla yaptırılan küfür bir zarar vermez.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Fakat bir kimsenin kalbi başkalarına kul köle olsa işte bu kimse Allah (c.c)'tan başkasına kul köle olmuş olduğundan (isterse dille küfretmesin) her türlü zarara duçar olur, isterse görünüşte halkın padişahı bulunsun (hükümdarı olsun)....</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Anlaşılıyor ki, hürriyet ve kölelik kalbe nisbet edilmektedir (Kalbin işidir, kalple ilgili bir konudur). Hürriyet de, kölelik de aslında kalbin halleriyle alâkalı iki kavramdır.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Şayet kulluk kalbde değilse o kulluğun en küçük bir değeri yoktur.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Allah (c.c)'a yemin ederim ki, bir kimsenin kalbini Allah (c.c)'a bağlamaması halinde, kurtuluşu yoktur.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Hiç kimse kendisini kalben Allah (c.c)'a bağlamadan kurtaramaz.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Allah'ın Rasûlü (s.a.v):</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>"Zenginlik dünyalığın çokluğu değil, kalbin zenginliğidir" buyurmuştur. (Buhari ve Müslim)</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Allah (c.c)'a kasem ederim ki, bir kimse şayet kalbini uygun bir şekilde Allah (c.c)'a köleleştirmişse ne alâ;</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Fakat haram kılındığı bir tarzda, kalbini, meselâ kadına veya çocuğa köleleştirmişse... (yanmıştır böyle bir adam).</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Böyle yapmışsa; işte bu hal, acıklı azabın ta kendisidir (Böylesi için çok acıklı azab vardır); hem de benzeri olmayan bir azab...</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Bu suret ve şekil aşkları, insan'ların azab bakımından en ağırı ve tevbe bakımından kabulü en zor olanıdır.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Surete, zahiri görüntüye aşık olanların tevbesi çok zor kabul edilir ve böyle olduğu için de büyük azablara en yakın olanlarıdır.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Çünkü bir surete, geçici zevkler veren herhangi bir zahiri görüntüye aşık olanlar, kalpleri bu surete bağlı kaldığı sürece, köleliğe devam ettiği müddetçe, kendilerinde sayısını ancak Yüce Allah'ın bileceği çeşitli şer, fesat ve hüsranlar toplanır. İsterse bunlar büyük bir suç olan zinadan uzak dursunlar.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Bir insan zina suçu işlemese, fakat kalbi bağı devam etse, böyle bir durum suçu işleyip, sonradan tevbe etmekten daha beter sonuçlar doğurur. Bir başka deyişle, kalben bağlı olmayarak işlenen bir suçtan sonra, tevbe insan'ı kurtarır da, kalben suçu benimseyip onu işlememek çok daha büyük bir sorumluluk getirir insan'a.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Yok eğer, nefsinde o fiili silmek için mücahede ediyorsa, bu Allah (c.c)'a taatındadır; mutlaka şer olduğu hükmü doğru olmaz. Yukarıda tefsir edildiği gibi; kalbin bir surete bağlılığının devamı, elbette ki kişiyi bir cihetle de olsa şeriata muhalefete sürükler, fakat zinaya taalluk etmez. (Şahsî ve ailevî bazı vecibelerini ihmal edip yerine getirmeyişi gibi).</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Şu beyitlerde denildiği gibi, bunlar (kalbini bir surete bağlayan aşıklar) sarhoş ve çılgındırlar. Sarhoşluk heva sarhoşluğu, içki sarhoşluğudur. Kendisinde sarhoşluk olan kimsenin ayılması ne zamandır?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Dediler ki: Bir kimseyi nefsî hevası deli etmiş; onlara dedim ki; aşk delilikden daha ileri bir haldir. Aşk insanı yıllarca ayıktırmaz; deli ise bazı zamanlar saralanır ve bazı zamanlar ayılır. Aşk ayılmaya hiçbir zaman meydan vermez.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Böyle ayılmaz sarhoşluğa götüren en büyük sebep, kalbi Allah (c.c)'tan başkasına bağlamaktır.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Gerçekten bir kalp Allah (c.c)'a bağlanmadığında, bu bağlılığın (Allah (c.c)'a kulluğun ve O'na ihlâsın) tadını aldığında, bundan başka bir sevgi aramaz.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong>Böyle bir kalbe sahip insan'a, Allah (c.c) sevgisinden daha tatlı, daha lezzetli bir şey yoktur.</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zeyhak_, post: 22021, member: 22"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Bir Kimsenin Kalbini Yalnız Allah (c.c)'a Bağlamaması Halinde, Kurtuluşu Yoktur. Herhangi bir kimse kendisine yardım etmelerini veya rızk vermelerini veya kendisini hidayete götürmelerini bekleyerek kalbini mahlûklara bağlarsa, (Onlara kalbinde büyük bir yer verip) onlara karşı kalbinde hudû (tezellül) alçaklık duyar ve o nisbette o varlıklara karşı kalbinde ubudiyet (kulluk) hissi bulunmuş olur (Onlara kul olmuş olur). İsterse o kimse, zahiren böyle kimselerin işlerini tasarruf ve idare eden emirleri olsun. (Üstelik de zahiren üstün görünen mahluklardır bunlar ve hepsi de geçicidirler.)[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Zira, akıllı Akıllı kişiler görünüşe değil gerçeklere bakarak hareket ederler.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Mesela bir erkek gönlünü bir kadına bağlarsa, isterse o kadın helali olsun, istese de istemese de kalbi o kadına esir olmuş olur. Bu durumda sevilen bir kadın erkeğe istediği biçimde tasarruf ve tahakküm (hükm) eder. Fakat dışardan bakıldığı zaman, erkeğin kadına hükmettiği sanılır. Zira görüntüde erkek kadının maliki (sahibi) ve efendisi görünse de, hakikatta erkek kadının kulu kölesidir.Hele de kadın erkeğinin kendisine aşık olduğunu ve kendisinden vazgeçemiyeceğini biliyorsa, erkeğin kendinden başka hiç bir şeyden tatmin bulmadığının farkına varmışsa, o zaman kadın erkeğe azat kabul etmez bir köle gibi hükmeder, onu istediği biçime sokar. O kadar ki, dünyanın en zalim efendisinin kölesine yaptığı eziyetleri yapar ve hatta daha da ileri gider.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Çünkü, kalbin esir olması, bedenin esir olmasından çok daha korkunçtur; kalbin köleleşmesi, bedenin köleleşmesiyle mukayese bile edilemez.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Zira bir kimsenin bedeni köle ve esir olsa; kalbi hür ve mutmain olduğu sürece bedeni esirliğine aldırış etmez; içinde daima bir kurtuluş ümidi ve iştiyak vardır. Fakat, bedene hakim olan kalb esir ve köle durumuna düşerse; Allah (c.c)'tan başka şeylere de kul ve köle olursa; işte asıl zillet ve asıl esaret budur. Kulun bundan daha aşağı bir derecesi yoktur; bundan daha beter kölelik mevcut değildir Allah (c.c)'ın kulu için...[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Mükafaata veya azaba hak kazanmak, ancak kalbin esareti veya kulluğuna bağlıdır. Mükafatı veya cezayı kalbin durumu tayin eder.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Bir müslümanı bir kâfir haksız olarak esir ve köle ederse; gücünün yettiği nisbette üzerine düşen vazifeleri yerine getirdiği taktirde, bu esaret ve kölelik o müslümana zarar vermez.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Bir kimse, haklı olarak köle yapılıp da, Allah (c.c)'ın ve (kendisini hak olarak köle eden) efendisinin hukukunu (gönüllü bir biçimde) yerine getirirse ona iki ecir vardır,[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Şayet bir kimse küfretmeye zorlansa ve o da küfretse; fakat bunu söylediği zaman kalbi de iman ile mutmain bulunsa (kalbi Allah (c.c)'a iman ile dolu olsa), o kimseye zorla yaptırılan küfür bir zarar vermez.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Fakat bir kimsenin kalbi başkalarına kul köle olsa işte bu kimse Allah (c.c)'tan başkasına kul köle olmuş olduğundan (isterse dille küfretmesin) her türlü zarara duçar olur, isterse görünüşte halkın padişahı bulunsun (hükümdarı olsun)....[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Anlaşılıyor ki, hürriyet ve kölelik kalbe nisbet edilmektedir (Kalbin işidir, kalple ilgili bir konudur). Hürriyet de, kölelik de aslında kalbin halleriyle alâkalı iki kavramdır.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Şayet kulluk kalbde değilse o kulluğun en küçük bir değeri yoktur.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Allah (c.c)'a yemin ederim ki, bir kimsenin kalbini Allah (c.c)'a bağlamaması halinde, kurtuluşu yoktur.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Hiç kimse kendisini kalben Allah (c.c)'a bağlamadan kurtaramaz.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Allah'ın Rasûlü (s.a.v):[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]"Zenginlik dünyalığın çokluğu değil, kalbin zenginliğidir" buyurmuştur. (Buhari ve Müslim)[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Allah (c.c)'a kasem ederim ki, bir kimse şayet kalbini uygun bir şekilde Allah (c.c)'a köleleştirmişse ne alâ;[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Fakat haram kılındığı bir tarzda, kalbini, meselâ kadına veya çocuğa köleleştirmişse... (yanmıştır böyle bir adam).[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Böyle yapmışsa; işte bu hal, acıklı azabın ta kendisidir (Böylesi için çok acıklı azab vardır); hem de benzeri olmayan bir azab...[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Bu suret ve şekil aşkları, insan'ların azab bakımından en ağırı ve tevbe bakımından kabulü en zor olanıdır.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Surete, zahiri görüntüye aşık olanların tevbesi çok zor kabul edilir ve böyle olduğu için de büyük azablara en yakın olanlarıdır.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Çünkü bir surete, geçici zevkler veren herhangi bir zahiri görüntüye aşık olanlar, kalpleri bu surete bağlı kaldığı sürece, köleliğe devam ettiği müddetçe, kendilerinde sayısını ancak Yüce Allah'ın bileceği çeşitli şer, fesat ve hüsranlar toplanır. İsterse bunlar büyük bir suç olan zinadan uzak dursunlar.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Bir insan zina suçu işlemese, fakat kalbi bağı devam etse, böyle bir durum suçu işleyip, sonradan tevbe etmekten daha beter sonuçlar doğurur. Bir başka deyişle, kalben bağlı olmayarak işlenen bir suçtan sonra, tevbe insan'ı kurtarır da, kalben suçu benimseyip onu işlememek çok daha büyük bir sorumluluk getirir insan'a.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Yok eğer, nefsinde o fiili silmek için mücahede ediyorsa, bu Allah (c.c)'a taatındadır; mutlaka şer olduğu hükmü doğru olmaz. Yukarıda tefsir edildiği gibi; kalbin bir surete bağlılığının devamı, elbette ki kişiyi bir cihetle de olsa şeriata muhalefete sürükler, fakat zinaya taalluk etmez. (Şahsî ve ailevî bazı vecibelerini ihmal edip yerine getirmeyişi gibi).[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Şu beyitlerde denildiği gibi, bunlar (kalbini bir surete bağlayan aşıklar) sarhoş ve çılgındırlar. Sarhoşluk heva sarhoşluğu, içki sarhoşluğudur. Kendisinde sarhoşluk olan kimsenin ayılması ne zamandır?[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Dediler ki: Bir kimseyi nefsî hevası deli etmiş; onlara dedim ki; aşk delilikden daha ileri bir haldir. Aşk insanı yıllarca ayıktırmaz; deli ise bazı zamanlar saralanır ve bazı zamanlar ayılır. Aşk ayılmaya hiçbir zaman meydan vermez.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Böyle ayılmaz sarhoşluğa götüren en büyük sebep, kalbi Allah (c.c)'tan başkasına bağlamaktır.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Gerçekten bir kalp Allah (c.c)'a bağlanmadığında, bu bağlılığın (Allah (c.c)'a kulluğun ve O'na ihlâsın) tadını aldığında, bundan başka bir sevgi aramaz.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][B]Böyle bir kalbe sahip insan'a, Allah (c.c) sevgisinden daha tatlı, daha lezzetli bir şey yoktur. [/B][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İmanın Şartları
Allah'a İman
Kalbi Allah (c.c)'tan Başkasına Bağlamak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst