Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Kalbimizden geçenlerden sorumlu muyuz?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 22156" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">İNSANIN içinde boy gösteren farklı duygu ve düşüncelerin farklı kaynakları vardır. İnsanın hoşuna giden, inancını pekiştiren, güzel ahlak sinyali veren duyguların yanında; insanın hoşuna gitmeyen, inancına ters düşen, ahlakî çöküşün görüntüsünü veren düşünceler de söz konusudur. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">İsteğimizin dışında gelip başımıza musallat olan bu kötü duygu ve düşüncelerden ötürü de hesap verecek miyiz? </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“İster içinizdekini açığa vurun, ister gizli tutun, Allah onunla sizi hesaba çeker” (Bakara, 2/284) mealindeki ayetin zahiri anlamına baktığımız zaman bu anlaşılmaktadır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bu ayetin manası üzerinde duran alimlerin farklı açıklamaları söz konusudur. Hepsini vermek yerine tercih ettiklerimizi esas alarak konuyu birkaç madde halinde özetlemeye çalışacağız: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">İnsanın içine doğan duygular iki çeşittir. Bir kısmı, insanın iradesi dışında kalbe gelen hayaller, hatıralar ve tasavvurlardır. İnsanın bu tür hatıralardan (kalbe doğan düşüncelerden) ötürü sorguya çekilmeyeceği konusunda herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Çünkü, bu tür tasavvurlar insanın iradesinin dışında meydana gelmektedir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Şüphesiz ki Allah,—eyleme dönüştürmedikleri ve seslendirmedikleri sürece—içlerine doğan kötü düşüncelerden ötürü ümmetimi sorgulamaktan muaf tutmuştur” (Buharî, Eyman,1; Müslim, İman,202) mealindeki hadiste söz konusu olan tolerans bu tür düşünceler için geçerlidir. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">İçe doğan düşüncelerin diğer bir kısmı ise, insanın iradesine bağlı olarak gelen ve sahibi tarafından azimle pekiştirilen düşüncelerdir. Bunlar da kendi aralarında iki çeşittir: </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">1- Eyleme dönüştürülemeyeler: Bunlar, küfür, haset, kibir gibi düşüncelerdir. İnsanoğlu bu gibi düşüncelerinden ötürü mutlaka hesaba çekilecektir. Çünkü, kişi bunları azim ve iradesiyle gönlüne koyduğu gibi, aynı şekilde gönlünden çıkarabilir de. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">2- Eyleme dönüştürülebilenler: İnsan bunları eyleme dönüştürdüğü zaman mutlaka hesaba çekilir. Sözgelimi, bir insan hırsızlık yapmaya azmettikten sonra, gidip hırsızlık ederse, hem kötü niyetinden, hem de hırsızlık fiilinden dolayı sorguya çekilecektir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Eğer kişi, hırsızlık yapmaya azmettikten sonra, kendi özgür iradesiyle o teşebbüsten vazgeçtiği takdirde ise, bu dönüşün bir mükâfatı olarak kötü niyetinden dolayı hesaba çekilmeyecektir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Kim bir kötülük yapmaya karar verip de sonra bu kararından vazgeçerse, kendisine bir iyilik yazılır” mealindeki hadiste bu hususa işaret edilmiştir (Krş. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Abdullah b. Ömer (Buharî, Tefsir,55) ve Ebu Hureyre (Müslim, İman,199), “Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez” (Bakara, 2/285) mealindeki ayetle, bu ayetin hükmü nesih edildiğini—ortadan kaldırıldığını—söylemişlerdir. Aynı görüş Abdullah </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">b. Abbas’tan da rivayet edilmiştir (Bkz. Zemahşerî, ilgili ayetin tefsiri). </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">İman ve vesvese ilişkisi </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">EBU HUREYRE anlatıyor: Sahabelerden bazı kimseler, Hz. Peygamber (a.s.m)’e geldiler ve: “Birimizin dillendirip seslendirmeye cesaret edemeyeceği kadar büyük (suç olarak) gördüğü bazı şeyler içimizden geçmektedir” diyerek şikâyette bulundular. Hz. Peygamber (a.s.m), “Gerçekten böyle bir şey görüyor musunuz?” diye sordu. Onlar “Evet” deyince, “İşte bu açıkça imanın bir yansımasıdır” diye buyurdu (Müslim, İman, 209). </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Burada “imanın bir yansıması” olarak ifade edilen şey, kötü düşüncelere karşı verilen iç mücadeledir, duyulan üzüntüdür. Kalbin bu menfi duygulara karşı sergilediği müspet tavır, onun iman potansiyeline sahip olduğunun göstergesidir. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">ZEMAHŞERÎ de Bakara 284. ayetinde geçen duygu ve düşüncelerin durumuna dikkat çekmiş ve özetle şu görüşlere yer vermiştir: İnsanın içine doğan vesvese ve “hadisu’n-nefs” denilen nefsin kendi içindeki tasavvur ve tehayülleri, sorgulamaya tabi değildir. Çünkü onları tamamen ortadan kaldırmak insan gücünün dışında bir şeydir. Ayette, sahibinin hesaba çekileceği bildirilen husus, kişi tarafından gerçekten itikat edilen ve eyleme dönüştürülmeye azmedilen duygu ve düşüncelerdir (Zemahşerî, ilgili ayetin tefsiri). </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bu konuyu en güzel açıklayanlardan biri de Bediüzzaman Said Nursi’dir. İnsanın, iradesi dışında kalbine gelen kötü duygu ve düşüncelerden sorumlu olmadığını belirten Nursi’nin değerlendirmesini şöyle özetlemek mümkündür: </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">1- İnsanın kalbine gelen kötü duygu ve düşünceler, insan kalbinin ürünü değil, şeytan tarafından telkin edilen vesveselerdir. Bunun en açık delili, kalbin bu duygulardan ötürü duyduğu rahatsızlıktır. Şayet kendi ürünü olsaydı, kalp üzülmez ve rahatsızlık duymazdı. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">2- Mantık’ta, tasdik ile tasavvur farklı şeylerdir. Tasdik bir hükümdür, iradeye bağlı bir kabuldür. Tasavvur ise, bir hüküm, bir onay, bir kabullenme değildir. Bu sebeple, sonuçları itibariyle, müspet veya menfi bir etkiye sahip değildir. Sözgelimi—samimi olarak niyet etmeksizin—namaz kılmayı, oruç tutmayı, zekât vermeyi, hacca gitmeyi zihninde tasavvur eden bir insan, bu tasavvurundan ötürü bir sevap kazanmadığı gibi, bu ibadetlerin tersini aynı şekilde tasavvur etmekte de bir günah yoktur. Bunun gibi, küfrü tahayyül etmek, dalaleti tasavvur etmek de küfür ve dalalet değildir. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">3- Şeytanın en büyük bir hilesi şudur: İnsana zatî bir ihtimali, zihnî (aklî) bir ihtimal olarak göstermesidir. Halbuki, zatî bir ihtimalin, kesin olarak bilinen ilmî bir gerçek karşısında hiçbir değeri yoktur. Sözgelimi, zatî imkân (ihtimal) yönüyle, Marmara denizinin şu anda yere batıp yok olması mümkündür, ihtimal dahilindedir. Fakat bu ihtimal, şu anda onun yerinde durduğuna dair kesin bilgimiz karşısında hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Çünkü, bir emareden, bir delilden kaynaklanmayan zatî bir ihtimal, aklî (zihnî) bir ihtimal olmaz ki, şüpheye, tereddüde sebep olsun. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">4- Yine kalbin yakınında, insana güzel şeyleri telkin eden ilham eden kuvve-i melekiye olduğu gibi, kötü şeyleri telkin eden lümme-i şeytaniye de vardır. Şeytanın bu lümmesinden çıkan ve şeytan tarafından imal edilen, kutsal varlıklar hakkındaki bazı çirkin tasavvurlar, ister istemez kalbin ekranına da yansımaktadır. Şeytan, bu çirkin sözlerin kişinin kendi kalbinden çıktığını telkin ederek onu vartaya düşürmeye çalışır. Halbuki, onun bu düşünceden ötürü korkması ve titremesi ve ondan hoşnut olmaması, o çirkin sözlerin, tasavvurların kendi kalbinden çıkmadığının delilidir (bu konuda geniş bilgi için bk. B. Said Nursi, Lemalar/13. Lema). </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bütün bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, insanın iradesinin dışında içine doğan, veya iradesiyle de olsa sadece bir tasavvur, bir tahayyül olarak ortaya çıkan duygu ve dürtülerden ötürü insan için bir sorumluluk söz konusu değildir. Sorumluluk hattı, niyet, azim ve tasdik santralına bağlı olarak çalışır.</span></span></span></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Niyazi Beki</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 22156, member: 857"] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]İNSANIN içinde boy gösteren farklı duygu ve düşüncelerin farklı kaynakları vardır. İnsanın hoşuna giden, inancını pekiştiren, güzel ahlak sinyali veren duyguların yanında; insanın hoşuna gitmeyen, inancına ters düşen, ahlakî çöküşün görüntüsünü veren düşünceler de söz konusudur. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]İsteğimizin dışında gelip başımıza musallat olan bu kötü duygu ve düşüncelerden ötürü de hesap verecek miyiz? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]“İster içinizdekini açığa vurun, ister gizli tutun, Allah onunla sizi hesaba çeker” (Bakara, 2/284) mealindeki ayetin zahiri anlamına baktığımız zaman bu anlaşılmaktadır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]Bu ayetin manası üzerinde duran alimlerin farklı açıklamaları söz konusudur. Hepsini vermek yerine tercih ettiklerimizi esas alarak konuyu birkaç madde halinde özetlemeye çalışacağız: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]İnsanın içine doğan duygular iki çeşittir. Bir kısmı, insanın iradesi dışında kalbe gelen hayaller, hatıralar ve tasavvurlardır. İnsanın bu tür hatıralardan (kalbe doğan düşüncelerden) ötürü sorguya çekilmeyeceği konusunda herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Çünkü, bu tür tasavvurlar insanın iradesinin dışında meydana gelmektedir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]“Şüphesiz ki Allah,—eyleme dönüştürmedikleri ve seslendirmedikleri sürece—içlerine doğan kötü düşüncelerden ötürü ümmetimi sorgulamaktan muaf tutmuştur” (Buharî, Eyman,1; Müslim, İman,202) mealindeki hadiste söz konusu olan tolerans bu tür düşünceler için geçerlidir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]İçe doğan düşüncelerin diğer bir kısmı ise, insanın iradesine bağlı olarak gelen ve sahibi tarafından azimle pekiştirilen düşüncelerdir. Bunlar da kendi aralarında iki çeşittir: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]1- Eyleme dönüştürülemeyeler: Bunlar, küfür, haset, kibir gibi düşüncelerdir. İnsanoğlu bu gibi düşüncelerinden ötürü mutlaka hesaba çekilecektir. Çünkü, kişi bunları azim ve iradesiyle gönlüne koyduğu gibi, aynı şekilde gönlünden çıkarabilir de. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]2- Eyleme dönüştürülebilenler: İnsan bunları eyleme dönüştürdüğü zaman mutlaka hesaba çekilir. Sözgelimi, bir insan hırsızlık yapmaya azmettikten sonra, gidip hırsızlık ederse, hem kötü niyetinden, hem de hırsızlık fiilinden dolayı sorguya çekilecektir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]Eğer kişi, hırsızlık yapmaya azmettikten sonra, kendi özgür iradesiyle o teşebbüsten vazgeçtiği takdirde ise, bu dönüşün bir mükâfatı olarak kötü niyetinden dolayı hesaba çekilmeyecektir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]“Kim bir kötülük yapmaya karar verip de sonra bu kararından vazgeçerse, kendisine bir iyilik yazılır” mealindeki hadiste bu hususa işaret edilmiştir (Krş. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]Abdullah b. Ömer (Buharî, Tefsir,55) ve Ebu Hureyre (Müslim, İman,199), “Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez” (Bakara, 2/285) mealindeki ayetle, bu ayetin hükmü nesih edildiğini—ortadan kaldırıldığını—söylemişlerdir. Aynı görüş Abdullah [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]b. Abbas’tan da rivayet edilmiştir (Bkz. Zemahşerî, ilgili ayetin tefsiri). [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]İman ve vesvese ilişkisi [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]EBU HUREYRE anlatıyor: Sahabelerden bazı kimseler, Hz. Peygamber (a.s.m)’e geldiler ve: “Birimizin dillendirip seslendirmeye cesaret edemeyeceği kadar büyük (suç olarak) gördüğü bazı şeyler içimizden geçmektedir” diyerek şikâyette bulundular. Hz. Peygamber (a.s.m), “Gerçekten böyle bir şey görüyor musunuz?” diye sordu. Onlar “Evet” deyince, “İşte bu açıkça imanın bir yansımasıdır” diye buyurdu (Müslim, İman, 209). [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]Burada “imanın bir yansıması” olarak ifade edilen şey, kötü düşüncelere karşı verilen iç mücadeledir, duyulan üzüntüdür. Kalbin bu menfi duygulara karşı sergilediği müspet tavır, onun iman potansiyeline sahip olduğunun göstergesidir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]ZEMAHŞERÎ de Bakara 284. ayetinde geçen duygu ve düşüncelerin durumuna dikkat çekmiş ve özetle şu görüşlere yer vermiştir: İnsanın içine doğan vesvese ve “hadisu’n-nefs” denilen nefsin kendi içindeki tasavvur ve tehayülleri, sorgulamaya tabi değildir. Çünkü onları tamamen ortadan kaldırmak insan gücünün dışında bir şeydir. Ayette, sahibinin hesaba çekileceği bildirilen husus, kişi tarafından gerçekten itikat edilen ve eyleme dönüştürülmeye azmedilen duygu ve düşüncelerdir (Zemahşerî, ilgili ayetin tefsiri). [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]Bu konuyu en güzel açıklayanlardan biri de Bediüzzaman Said Nursi’dir. İnsanın, iradesi dışında kalbine gelen kötü duygu ve düşüncelerden sorumlu olmadığını belirten Nursi’nin değerlendirmesini şöyle özetlemek mümkündür: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]1- İnsanın kalbine gelen kötü duygu ve düşünceler, insan kalbinin ürünü değil, şeytan tarafından telkin edilen vesveselerdir. Bunun en açık delili, kalbin bu duygulardan ötürü duyduğu rahatsızlıktır. Şayet kendi ürünü olsaydı, kalp üzülmez ve rahatsızlık duymazdı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]2- Mantık’ta, tasdik ile tasavvur farklı şeylerdir. Tasdik bir hükümdür, iradeye bağlı bir kabuldür. Tasavvur ise, bir hüküm, bir onay, bir kabullenme değildir. Bu sebeple, sonuçları itibariyle, müspet veya menfi bir etkiye sahip değildir. Sözgelimi—samimi olarak niyet etmeksizin—namaz kılmayı, oruç tutmayı, zekât vermeyi, hacca gitmeyi zihninde tasavvur eden bir insan, bu tasavvurundan ötürü bir sevap kazanmadığı gibi, bu ibadetlerin tersini aynı şekilde tasavvur etmekte de bir günah yoktur. Bunun gibi, küfrü tahayyül etmek, dalaleti tasavvur etmek de küfür ve dalalet değildir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]3- Şeytanın en büyük bir hilesi şudur: İnsana zatî bir ihtimali, zihnî (aklî) bir ihtimal olarak göstermesidir. Halbuki, zatî bir ihtimalin, kesin olarak bilinen ilmî bir gerçek karşısında hiçbir değeri yoktur. Sözgelimi, zatî imkân (ihtimal) yönüyle, Marmara denizinin şu anda yere batıp yok olması mümkündür, ihtimal dahilindedir. Fakat bu ihtimal, şu anda onun yerinde durduğuna dair kesin bilgimiz karşısında hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Çünkü, bir emareden, bir delilden kaynaklanmayan zatî bir ihtimal, aklî (zihnî) bir ihtimal olmaz ki, şüpheye, tereddüde sebep olsun. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]4- Yine kalbin yakınında, insana güzel şeyleri telkin eden ilham eden kuvve-i melekiye olduğu gibi, kötü şeyleri telkin eden lümme-i şeytaniye de vardır. Şeytanın bu lümmesinden çıkan ve şeytan tarafından imal edilen, kutsal varlıklar hakkındaki bazı çirkin tasavvurlar, ister istemez kalbin ekranına da yansımaktadır. Şeytan, bu çirkin sözlerin kişinin kendi kalbinden çıktığını telkin ederek onu vartaya düşürmeye çalışır. Halbuki, onun bu düşünceden ötürü korkması ve titremesi ve ondan hoşnut olmaması, o çirkin sözlerin, tasavvurların kendi kalbinden çıkmadığının delilidir (bu konuda geniş bilgi için bk. B. Said Nursi, Lemalar/13. Lema). [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]Bütün bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, insanın iradesinin dışında içine doğan, veya iradesiyle de olsa sadece bir tasavvur, bir tahayyül olarak ortaya çıkan duygu ve dürtülerden ötürü insan için bir sorumluluk söz konusu değildir. Sorumluluk hattı, niyet, azim ve tasdik santralına bağlı olarak çalışır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=red]Niyazi Beki[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Kalbimizden geçenlerden sorumlu muyuz?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst