Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
Kalbin Çeşitleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="N&amp;#304;SANUR" data-source="post: 242418" data-attributes="member: 1011595"><p style="text-align: center"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>KALBİN ÇEŞİTLERİ</strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>Yaratılış Gâye ve Haysiyetini Muhâfaza Eden Kalbler</strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Bunlar, zikir sâyesinde gafletten uyanmış zâkir kalblerdir. Nefse rûhâniyet hâkim olmuş, kalb, îmân nûruyla dolmuştur. Böyleleri aşağıdaki âyet-i kerîmelerin muktezâsını edâ etmeye muvaffak olmuş kimselerdir:</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>"Ey îmân edenler! Allâh'ı çok çok zikredin!.."</strong> (el-Ahzâb, 41)</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>"Rabbinin ismini zikret! Ve bütün varlığınla O'na yönel!"</strong> (el-Müzzemmil, 8)</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>"Öyle sâlih kimseler vardır ki, onları Allâh'ın zikrinden, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten, ne ticâret alıkor ne de bir alışveriş. Onlar, kalblerin ve gözlerin dehşetten hâlden hâle döneceği bir günden korkarlar."</strong> (en-Nûr, 37)</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Bu kıvâmdaki bir kalbe sahib olan kullarda, Hak Teâlâ'nın cemâlî esmâsının tecellîleri, celâlî tecellîlere gâlib gelmiştir. Yine böyle bir kalbe sâhib olanlar, Allâh -celle celâlühû-, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve Kur'ân-ı Kerîm ahlâkı ile ahlâklanarak kemâle ermiş kimselerdir. Allâh ve Rasûlü'ne duyulan aşk, vecd ve muhabbet bereketiyle nefsânî temâyüllerinden sıyrılmış, nezdinde mâsivânın değerini kaybettiği kalblerdir. Bu nevî kalbler, Kur'ân-ı Kerîm'de "kalb-i selîm", "kalb-i münîb" ve "kalb-i mutmain" vasıflarıyla yâd olunmuştur. Cenâb-ı Hak katında makbûl olan bu kalbler, kısaca şu şekilde îzâh edilebilir: </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Kalb-i selîm, nefsânî temâyüllerden ve onların tasallutundan korunmuş veya arındırılmış kalbdir. Allâh Teâlâ'nın, kuluna temiz fıtratıyla birlikte ihsân ettiği ve ondan muhâfazasını taleb ettiği kalbdir. Kalbin bu sâfiyet hâline ise, ancak tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalb denilen tasavvufî usûllerle ulaşılabilir. Kul, bu sâyede kesâfetin galebesinden (günahların sıkletinden) kurtularak letâfetin hâkimiyetine nâil olur. İşte ilâhî nûrlara müstağrak olan böyle bir kalbde, bir merceğin üzerine düşen ışık huzmelerinin tek bir noktaya teksîfiyle ateş husûle geldiği gibi, rûhâniyetin tekâsüfü (yoğunlaşması) bütün nefsânî heves ve mâsiyetleri yakıp kül eder. Bu hâl, kalb-i selîme nâiliyettir ve Cenâb-ı Hakk'ın huzûrunda hüsn-i kabul görecek olan da böyle bir kalbdir.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Âyet-i kerîmede buyurulur:</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>"O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh'a kalb-i selîm (temiz bir kalb) ile gelenler müstesnâ."</strong> (eş-Şuarâ, 88-89)</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Şâir Bağdadlı Rûhî bu nükteyi şöyle ifâde eder:</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Sanma ey hâce kim senden zer ü sîm isterler </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Yevme lâ-yenfeu'da kalb-i selîm isterler</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">"Ey tâcir! Mâl ve evlâdın bile fayda vermeyeceği hesap gününde, sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Senden ancak kalb-i selîm isterler."</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Kalb-i münîb ise, dâimâ Hakk'a yönelen kalbdir. Fânî alâkaların esâretinden kurtulup aşk ve şevk ile sermedî âlemin zevklerini mütelezziz bir hâldedir. Kalb, ilâhî kudret akışlarının ulvî heyecânları ile ürperiş hâlindedir. Âyet-i kerîmede buyurulur:</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>"İşte size vaad edilen cennet! Ki o, Allâh'a yönelen, emirlerine riâyet eden, göremediği hâlde Rahmân'dan korkan ve "kalb-i münîb" (Allâh'a yönelmiş bir kalb) ile gelen kimselere mahsustur."</strong> (Kaf, 32-33)</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px">Kalb-i mutmain de, îmân huzuru ile güzel ahlâkın kemâline doğru mesâfe almış kalbdir. İbâdetler, taklîdden kurtulup tahkîkî hâle gelmiştir. Kalb, zikir ile nûrlanmış, nefse rûhâniyet hâkim olmuş; îmân cevheri, hissiyât merkezi olan kalbde sarsılmaz bir sûrette mekân bulmuştur. "Tahkîkî îmân" ve "rızâ" hâlleriyle kalb, huzur, sükûn ve itmi'nâna kavuşmuştur.</span></span></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ</span></span></span></p> </p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"><strong>"Kalbler, ancak Allâh'ın zikriyle itmi'nâna erer!"</strong> (er-Ra'd, 28) âyetinde buyurulan hâl tahakkuk etmiştir. Bu âyetin mefhûm-ı muhâlifinden, Allâh'ın zikrinden uzak kalan kalblerin, tatminsizlik ızdıraplarından hiçbir zaman âzad olamayacağı ve hakîkî huzûra kavuşamayacağı anlaşılmaktadır.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 15px"></span></span></p> <p style="text-align: left"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NİSANUR, post: 242418, member: 1011595"] [CENTER][COLOR=darkred][SIZE=4][B]KALBİN ÇEŞİTLERİ[/B] [/SIZE][/COLOR][/CENTER] [LEFT][COLOR=darkred][SIZE=4][B]Yaratılış Gâye ve Haysiyetini Muhâfaza Eden Kalbler[/B] Bunlar, zikir sâyesinde gafletten uyanmış zâkir kalblerdir. Nefse rûhâniyet hâkim olmuş, kalb, îmân nûruyla dolmuştur. Böyleleri aşağıdaki âyet-i kerîmelerin muktezâsını edâ etmeye muvaffak olmuş kimselerdir: [B]"Ey îmân edenler! Allâh'ı çok çok zikredin!.."[/B] (el-Ahzâb, 41) [B]"Rabbinin ismini zikret! Ve bütün varlığınla O'na yönel!"[/B] (el-Müzzemmil, 8) [B]"Öyle sâlih kimseler vardır ki, onları Allâh'ın zikrinden, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten, ne ticâret alıkor ne de bir alışveriş. Onlar, kalblerin ve gözlerin dehşetten hâlden hâle döneceği bir günden korkarlar."[/B] (en-Nûr, 37) Bu kıvâmdaki bir kalbe sahib olan kullarda, Hak Teâlâ'nın cemâlî esmâsının tecellîleri, celâlî tecellîlere gâlib gelmiştir. Yine böyle bir kalbe sâhib olanlar, Allâh -celle celâlühû-, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve Kur'ân-ı Kerîm ahlâkı ile ahlâklanarak kemâle ermiş kimselerdir. Allâh ve Rasûlü'ne duyulan aşk, vecd ve muhabbet bereketiyle nefsânî temâyüllerinden sıyrılmış, nezdinde mâsivânın değerini kaybettiği kalblerdir. Bu nevî kalbler, Kur'ân-ı Kerîm'de "kalb-i selîm", "kalb-i münîb" ve "kalb-i mutmain" vasıflarıyla yâd olunmuştur. Cenâb-ı Hak katında makbûl olan bu kalbler, kısaca şu şekilde îzâh edilebilir: Kalb-i selîm, nefsânî temâyüllerden ve onların tasallutundan korunmuş veya arındırılmış kalbdir. Allâh Teâlâ'nın, kuluna temiz fıtratıyla birlikte ihsân ettiği ve ondan muhâfazasını taleb ettiği kalbdir. Kalbin bu sâfiyet hâline ise, ancak tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalb denilen tasavvufî usûllerle ulaşılabilir. Kul, bu sâyede kesâfetin galebesinden (günahların sıkletinden) kurtularak letâfetin hâkimiyetine nâil olur. İşte ilâhî nûrlara müstağrak olan böyle bir kalbde, bir merceğin üzerine düşen ışık huzmelerinin tek bir noktaya teksîfiyle ateş husûle geldiği gibi, rûhâniyetin tekâsüfü (yoğunlaşması) bütün nefsânî heves ve mâsiyetleri yakıp kül eder. Bu hâl, kalb-i selîme nâiliyettir ve Cenâb-ı Hakk'ın huzûrunda hüsn-i kabul görecek olan da böyle bir kalbdir. Âyet-i kerîmede buyurulur: [B]"O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh'a kalb-i selîm (temiz bir kalb) ile gelenler müstesnâ."[/B] (eş-Şuarâ, 88-89) Şâir Bağdadlı Rûhî bu nükteyi şöyle ifâde eder: Sanma ey hâce kim senden zer ü sîm isterler Yevme lâ-yenfeu'da kalb-i selîm isterler "Ey tâcir! Mâl ve evlâdın bile fayda vermeyeceği hesap gününde, sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Senden ancak kalb-i selîm isterler." Kalb-i münîb ise, dâimâ Hakk'a yönelen kalbdir. Fânî alâkaların esâretinden kurtulup aşk ve şevk ile sermedî âlemin zevklerini mütelezziz bir hâldedir. Kalb, ilâhî kudret akışlarının ulvî heyecânları ile ürperiş hâlindedir. Âyet-i kerîmede buyurulur: [B]"İşte size vaad edilen cennet! Ki o, Allâh'a yönelen, emirlerine riâyet eden, göremediği hâlde Rahmân'dan korkan ve "kalb-i münîb" (Allâh'a yönelmiş bir kalb) ile gelen kimselere mahsustur."[/B] (Kaf, 32-33) Kalb-i mutmain de, îmân huzuru ile güzel ahlâkın kemâline doğru mesâfe almış kalbdir. İbâdetler, taklîdden kurtulup tahkîkî hâle gelmiştir. Kalb, zikir ile nûrlanmış, nefse rûhâniyet hâkim olmuş; îmân cevheri, hissiyât merkezi olan kalbde sarsılmaz bir sûrette mekân bulmuştur. "Tahkîkî îmân" ve "rızâ" hâlleriyle kalb, huzur, sükûn ve itmi'nâna kavuşmuştur.[/SIZE][/COLOR][/LEFT] [CENTER][CENTER][FONT=Traditional Arabic][SIZE=4][COLOR=darkred]أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ[/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [/CENTER] [LEFT][COLOR=darkred][SIZE=4][B]"Kalbler, ancak Allâh'ın zikriyle itmi'nâna erer!"[/B] (er-Ra'd, 28) âyetinde buyurulan hâl tahakkuk etmiştir. Bu âyetin mefhûm-ı muhâlifinden, Allâh'ın zikrinden uzak kalan kalblerin, tatminsizlik ızdıraplarından hiçbir zaman âzad olamayacağı ve hakîkî huzûra kavuşamayacağı anlaşılmaktadır. [/SIZE][/COLOR] [/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
Kalbin Çeşitleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst