Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
KATRAN LEKESİ
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 48755" data-attributes="member: 5"><p><strong>KATRAN LEKESİ</strong></p><p></p><p>Aziz Üstadımın aziz hatırası olarak dimdik ayakta duran Barla''daki çam ve </p><p>katran ağaçları Ramazan ayının son günü yani 26 Aralık''ta meçhul failler </p><p>tarafından kesilmiş. 40 yıl önce mezar soygunculuğu yapan sırtlan soylu, </p><p>zifiri zihniyetli katran karası kalpli Nebbaşların, ebter fikirli Ebu Cehillerin </p><p>nesebi gayr-i sahih kalıntıları da tarihe kara bir leke olarak geçecek utanç </p><p>verici bir şenaati icra ettiler. İflas etmiş cebr-i keyf-i küfrilerinin ve </p><p>deccaliyetlerinin hıncını kalemle yenemedikleri, Üstadımın üzerinde zikir ve </p><p>tesbihat yaptığı korumasız iki ağaçtan çıkarmaya çalıştılar. Ne gam o iki </p><p>ağaç yine yerlerine dikilir. Bir zülm-ü mütehaccir heykellerin rağmına, onlar </p><p>zaten kalplere nezih masum ve mazlum olarak dikilmişlerdi.Üstadımızın </p><p>Eddaî''deki kerametini, geri zekâlı harifler bilmeden yerine nasıl </p><p>getirmişlerse, çam ve katran ağaçlarını kesmekle de yine kaderin kendileri </p><p>için hükmettiği ``ebterleşme ve köklerinden sökülüp atılma" sürecinin </p><p>başladığını yine bilmeden yerine getirmişler ve mü''minleri daha bir şevke </p><p>ve ümide sevk etmişlerdir. El-hak Üstadımın mezarını açıp, aziz naaşını </p><p>bilinmezliğe nakletmek Nurculuğa ne kadar zarar verebilmişse, bu iki </p><p>ağacın kesilmesi de onun binde biri kadar zarar verir. Yani, yolcu yoluna </p><p>devam eder.Resulullah Efendimizin (asm) hükümdarlara mektup </p><p>gönderdiği herkesce bilinir. Ve yine bilinir ki bu hükümdarlar içinde Sasanî </p><p>Kralı İran Kisrası Perviz, A''raf Sûresi 158. âyetin kendisine yazıldığı </p><p>namçe-i Peygamberîyi parça parça etmiştir. Bunun üzerine Resulullahın </p><p>``Ya Rab nasıl mektubumu paraladı, sen de onu ve mülkünü parça parça </p><p>et" diye beddua etmesi üzerine Perviz, oğlu Şirviye tarafından hançerle </p><p>parçalanmıştır. Bilahare Sasanî İmparatorluğu da Sad b. Ebi Vakkas </p><p>tarafından parça parça edildi. (Mektubat. 147)Bu olayı bilmeyen </p><p>bedbahtlar, ağaçları kökünden kesmekle kendi köklerine balta </p><p>vurduklarının bilincinde değillerdi herhalde? İnsanlara zulüm etmeleri </p><p>yetmemiş gibi, ağaçlara da zulmetmeye başlayan zalemeler elbette can </p><p>cekişmekte olan bir canavarın son salvoları gibi çırpınış içinde, acziyetten </p><p>kahrolup gideceklerdir. Kaleme karşı balta ile saldırmanın başka izahı olur </p><p>mu?Yine şunun da hatırlanmasında yarar var: Mekke''nin fethinden önce </p><p>Hudeybiye Muahedesi esnasında Fetih Sûresi 1. âyette geçen ``Hiç </p><p>şüphesiz biz sana apaçık bir fetih olarak (zafer yolunu tıkayan bütün </p><p>engelleri ve kapıları) fethettik/açtık" mealindeki âyetler inmeye başladı. </p><p>Vahiy, aynı zamanda ağacın altında yapılan biattan da bahsediyordu: </p><p>``Andolsun Allah, sana o ağacın altında biat ederken mü''minlerden razı </p><p>olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş ve üzerlerine `güven duygusu ve huzur'' </p><p>indirmiştir. Ve onlara yakın bir fetihi sevap (karşılığı) olarak vermiştir." Bu </p><p>âyetler mü''minlere yakın bir fethi müjdelemiş ve fetih kısa zamanda </p><p>müyesser olmuştur. Bu âyette geçen güven ve huzur kelimelerinden </p><p>``Sekine" diye Üstadımız tarafından tâ 1935''lerde bahsedilmiştir. O korkulu </p><p>ve sıkıntılı Eskişehir hapsi ortamında 1400 sene gizli kalan Celcelutiye ve </p><p>Sekine hakikatını ilân etmiştir. Altı İsm-i Azamı ihtiva eden Sekine </p><p>duası/Cevşen-i kebirde mevcut ve malumdur. En korkulu ve en </p><p>me''yusiyetli bir zamanda bu duanın okunmasıyla Üstadımızın maddî ve </p><p>manevî tehlikelerden nasıl korunduğunu çoğumuz okumuşuzdur. En </p><p>ümitsiz zamanda Sahabelere gelen Fetih Sûresindeki Rıdvan ağacı </p><p>altındaki biat-kararlılık ve Allah''ın onlara verdiği Sekine, nasıl fethe </p><p>yakınlaştırmışsa, biz acize göre günümüzdeki Rıdvan ağacı fonksiyonunu </p><p>icra eden çam ve katran ağaçlarının altında içerdeki ve dışardaki tüm ehl-i </p><p>imanın biatleri, buluşmaları ve kaynaşmaları da inşaallah Allah''ın rızasını </p><p>celbedecektir. Ve son yılların zahiren kudretli ve dehşetli görünen çok </p><p>hizibler ve gizli komitelere karşı mü''minlerin hasseten Nur talebelerinin </p><p>Sekine vesilesiyle sekineye ve fethe nail olacaklarına işarettir, </p><p>inancındayız. 28. Lem''ada, Üçüncü Emare''de Sekine''den bahseden </p><p>Üstadımız akabinde İmam-i Ali''nin (ra) ``Vela tehşe" korkma demesini </p><p>zikretmesi de boşuna değildir. Bu tecavüzata maruz kalanlar elbetteki </p><p>korkmayacaklardır. Zaten Allah''tan başka kimseden korkmamak </p><p>mü''minlerin şiarıdır.``Zahiren küçük, fakat insafsız, vicdansız bir adamın </p><p>teşvikiyle ve iştirakiyle" Üstadımıza yapılan saldırı karşısında nasıl ki </p><p>``Maksat beni kızdırmak. Eski Said damarıyla o adamı kovmak ve mukabele </p><p>etmektir. Ancak o bedbaht bilmedi ki Said''in lisanında Kur''ân''ın </p><p>tezgâhından gelen bir elmas kılınç varken, elindeki kırık odun parçasıyla </p><p>müdafaa etmez... Kardeşlerine de tavsiyem budur ki zaruret-i katiye </p><p>olmadan onlarla uğraşmayınız. `Cevab-ül ahmak, es-sükut'' nevinden </p><p>tenezzül edip onlara konuşmayınız. Fakat buna da dikkat ediniz ki canavar </p><p>bir hayvana karşı kendini zaif göstermek onu hücuma teşyi'' ettiği gibi.." </p><p>şeklindeki ifadeleriyle müsbet hareketi terk etmemiş elimizde nur </p><p>olduğunu, odun veya topuz olmadığını belirtmişse, biz de bu odun kafalı </p><p>ve odun zihniyetli ağaç katillerine deriz ki: Elimizde elmas kılınç olarak </p><p>Risâle-i Nurlar var. Çekin kaleminizi gelin. Bizi tahrik ederek karanlık katran </p><p>karası emellerinize âlet ve malzeme yapamazsınız. Ağaç kesmekle kendi </p><p>kalaslığınızı ve odun fikirliliğinizi cihana ilân ettiniz. Size yakışan da buydu </p><p>zaten..Çam Dağındaki çam ve katran ağacı, hatırasıyla Nur Talebelerinin </p><p>yüzlerini ağartıyordu. Onu görenler ``Bediüzzaman gibi bir müfessirin her </p><p>yıl üç ay bu ağacın üzerinde yaşaması dünyanın neresinde ve kim olursa </p><p>olsun orijinal bir hadisedir" diye yabancı profesörlerin üniverite </p><p>kürsülerinden Risâle-i Nur okutma kararına vesile oluyordu. Ama böyle </p><p>masum bir hatırayı sinsice kesenler için fikir tarihinde alınlarında kara bir </p><p>katran lekesi olarak kalplerini olduğu gibi, yüzlerini de </p><p>karartacaktır.Kardeşlere önemli bir not: Her ne kadar biz mezkur iki ağacı </p><p>mukaddes bilip türbe haline getirmediysek de—yüzbin kere </p><p>haşa—birilerinin gözünde öyle gösterilmesi ve görünmesi kaderin bir </p><p>cilvesi olarak kesilmesine yol açmıştır. Tıpkı yukarıda bahsettiğimiz Rıdvan </p><p>ağacının bazı Müslümanlarca mukaddes bilinmesi üzerine Hz. Ömer (ra) </p><p>tarafından kestirilmesi gibi. Üzülmeye mahal yoktur. Kaldı ki o ağaçlar </p><p>yerlerine yeniden dikilir. </p><p>_________________________________________________02 Ocak 2001, Yeni Asya</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 48755, member: 5"] [b]KATRAN LEKESİ[/b] Aziz Üstadımın aziz hatırası olarak dimdik ayakta duran Barla''daki çam ve katran ağaçları Ramazan ayının son günü yani 26 Aralık''ta meçhul failler tarafından kesilmiş. 40 yıl önce mezar soygunculuğu yapan sırtlan soylu, zifiri zihniyetli katran karası kalpli Nebbaşların, ebter fikirli Ebu Cehillerin nesebi gayr-i sahih kalıntıları da tarihe kara bir leke olarak geçecek utanç verici bir şenaati icra ettiler. İflas etmiş cebr-i keyf-i küfrilerinin ve deccaliyetlerinin hıncını kalemle yenemedikleri, Üstadımın üzerinde zikir ve tesbihat yaptığı korumasız iki ağaçtan çıkarmaya çalıştılar. Ne gam o iki ağaç yine yerlerine dikilir. Bir zülm-ü mütehaccir heykellerin rağmına, onlar zaten kalplere nezih masum ve mazlum olarak dikilmişlerdi.Üstadımızın Eddaî''deki kerametini, geri zekâlı harifler bilmeden yerine nasıl getirmişlerse, çam ve katran ağaçlarını kesmekle de yine kaderin kendileri için hükmettiği ``ebterleşme ve köklerinden sökülüp atılma" sürecinin başladığını yine bilmeden yerine getirmişler ve mü''minleri daha bir şevke ve ümide sevk etmişlerdir. El-hak Üstadımın mezarını açıp, aziz naaşını bilinmezliğe nakletmek Nurculuğa ne kadar zarar verebilmişse, bu iki ağacın kesilmesi de onun binde biri kadar zarar verir. Yani, yolcu yoluna devam eder.Resulullah Efendimizin (asm) hükümdarlara mektup gönderdiği herkesce bilinir. Ve yine bilinir ki bu hükümdarlar içinde Sasanî Kralı İran Kisrası Perviz, A''raf Sûresi 158. âyetin kendisine yazıldığı namçe-i Peygamberîyi parça parça etmiştir. Bunun üzerine Resulullahın ``Ya Rab nasıl mektubumu paraladı, sen de onu ve mülkünü parça parça et" diye beddua etmesi üzerine Perviz, oğlu Şirviye tarafından hançerle parçalanmıştır. Bilahare Sasanî İmparatorluğu da Sad b. Ebi Vakkas tarafından parça parça edildi. (Mektubat. 147)Bu olayı bilmeyen bedbahtlar, ağaçları kökünden kesmekle kendi köklerine balta vurduklarının bilincinde değillerdi herhalde? İnsanlara zulüm etmeleri yetmemiş gibi, ağaçlara da zulmetmeye başlayan zalemeler elbette can cekişmekte olan bir canavarın son salvoları gibi çırpınış içinde, acziyetten kahrolup gideceklerdir. Kaleme karşı balta ile saldırmanın başka izahı olur mu?Yine şunun da hatırlanmasında yarar var: Mekke''nin fethinden önce Hudeybiye Muahedesi esnasında Fetih Sûresi 1. âyette geçen ``Hiç şüphesiz biz sana apaçık bir fetih olarak (zafer yolunu tıkayan bütün engelleri ve kapıları) fethettik/açtık" mealindeki âyetler inmeye başladı. Vahiy, aynı zamanda ağacın altında yapılan biattan da bahsediyordu: ``Andolsun Allah, sana o ağacın altında biat ederken mü''minlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş ve üzerlerine `güven duygusu ve huzur'' indirmiştir. Ve onlara yakın bir fetihi sevap (karşılığı) olarak vermiştir." Bu âyetler mü''minlere yakın bir fethi müjdelemiş ve fetih kısa zamanda müyesser olmuştur. Bu âyette geçen güven ve huzur kelimelerinden ``Sekine" diye Üstadımız tarafından tâ 1935''lerde bahsedilmiştir. O korkulu ve sıkıntılı Eskişehir hapsi ortamında 1400 sene gizli kalan Celcelutiye ve Sekine hakikatını ilân etmiştir. Altı İsm-i Azamı ihtiva eden Sekine duası/Cevşen-i kebirde mevcut ve malumdur. En korkulu ve en me''yusiyetli bir zamanda bu duanın okunmasıyla Üstadımızın maddî ve manevî tehlikelerden nasıl korunduğunu çoğumuz okumuşuzdur. En ümitsiz zamanda Sahabelere gelen Fetih Sûresindeki Rıdvan ağacı altındaki biat-kararlılık ve Allah''ın onlara verdiği Sekine, nasıl fethe yakınlaştırmışsa, biz acize göre günümüzdeki Rıdvan ağacı fonksiyonunu icra eden çam ve katran ağaçlarının altında içerdeki ve dışardaki tüm ehl-i imanın biatleri, buluşmaları ve kaynaşmaları da inşaallah Allah''ın rızasını celbedecektir. Ve son yılların zahiren kudretli ve dehşetli görünen çok hizibler ve gizli komitelere karşı mü''minlerin hasseten Nur talebelerinin Sekine vesilesiyle sekineye ve fethe nail olacaklarına işarettir, inancındayız. 28. Lem''ada, Üçüncü Emare''de Sekine''den bahseden Üstadımız akabinde İmam-i Ali''nin (ra) ``Vela tehşe" korkma demesini zikretmesi de boşuna değildir. Bu tecavüzata maruz kalanlar elbetteki korkmayacaklardır. Zaten Allah''tan başka kimseden korkmamak mü''minlerin şiarıdır.``Zahiren küçük, fakat insafsız, vicdansız bir adamın teşvikiyle ve iştirakiyle" Üstadımıza yapılan saldırı karşısında nasıl ki ``Maksat beni kızdırmak. Eski Said damarıyla o adamı kovmak ve mukabele etmektir. Ancak o bedbaht bilmedi ki Said''in lisanında Kur''ân''ın tezgâhından gelen bir elmas kılınç varken, elindeki kırık odun parçasıyla müdafaa etmez... Kardeşlerine de tavsiyem budur ki zaruret-i katiye olmadan onlarla uğraşmayınız. `Cevab-ül ahmak, es-sükut'' nevinden tenezzül edip onlara konuşmayınız. Fakat buna da dikkat ediniz ki canavar bir hayvana karşı kendini zaif göstermek onu hücuma teşyi'' ettiği gibi.." şeklindeki ifadeleriyle müsbet hareketi terk etmemiş elimizde nur olduğunu, odun veya topuz olmadığını belirtmişse, biz de bu odun kafalı ve odun zihniyetli ağaç katillerine deriz ki: Elimizde elmas kılınç olarak Risâle-i Nurlar var. Çekin kaleminizi gelin. Bizi tahrik ederek karanlık katran karası emellerinize âlet ve malzeme yapamazsınız. Ağaç kesmekle kendi kalaslığınızı ve odun fikirliliğinizi cihana ilân ettiniz. Size yakışan da buydu zaten..Çam Dağındaki çam ve katran ağacı, hatırasıyla Nur Talebelerinin yüzlerini ağartıyordu. Onu görenler ``Bediüzzaman gibi bir müfessirin her yıl üç ay bu ağacın üzerinde yaşaması dünyanın neresinde ve kim olursa olsun orijinal bir hadisedir" diye yabancı profesörlerin üniverite kürsülerinden Risâle-i Nur okutma kararına vesile oluyordu. Ama böyle masum bir hatırayı sinsice kesenler için fikir tarihinde alınlarında kara bir katran lekesi olarak kalplerini olduğu gibi, yüzlerini de karartacaktır.Kardeşlere önemli bir not: Her ne kadar biz mezkur iki ağacı mukaddes bilip türbe haline getirmediysek de—yüzbin kere haşa—birilerinin gözünde öyle gösterilmesi ve görünmesi kaderin bir cilvesi olarak kesilmesine yol açmıştır. Tıpkı yukarıda bahsettiğimiz Rıdvan ağacının bazı Müslümanlarca mukaddes bilinmesi üzerine Hz. Ömer (ra) tarafından kestirilmesi gibi. Üzülmeye mahal yoktur. Kaldı ki o ağaçlar yerlerine yeniden dikilir. _________________________________________________02 Ocak 2001, Yeni Asya [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
KATRAN LEKESİ
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst