Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İslamın Şartları
Namaz Kılmak
Kaza namazlarımızı bugünden sonra düzenli kılmaya ne dersiniz?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Þefkat_" data-source="post: 221492" data-attributes="member: 1000731"><p>Evet sağol kardeşim bende yazıyı güvenilir bir siteden yapıştırdım.Bu konuda sanırım ihtilaf var.Uygun olan görüşleri yapıştırdım.Anladığım kadarıyla çok uzun seneler 30- 40 sene gibi uzun borcumuz yoksa sünneti ayrı kazayı ayrı kılmalıyız.Ahmed şahin hocamızın dediği gibi burada niyet edenle etmeyen arasında bir haksızlık oluyor. Sadece Şafii mezhebinde namazda ve oruçta hemen borcun ödenmesi gerekiyor.</p><p>Bundada asla kazayı bazen kılmak bazen kılmamak gibi bir durum olmaması lazım.</p><p> </p><p> </p><p><a href="mailto:a.sahin@zaman.com.tr">AHMED ŞAHİN</a></p><p>Sünnetleri bırakıp yerine kaza kılsak olmaz mı?</p><p style="text-align: left">Sıkça tekrarlanan sorulardan biri de, 'Sünnetleri kılmayıp yerine kaza kılsak caiz olmaz mı?' sorusudur. Bizim şimdiye kadar bu konuya bakışımız hep açık ve net olmuştur. Şimdi de öyle olacaktır elbette.</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Denebilir ki, sünnetleri kılmayıp da yerine kaza namazı kılmak elbette caiz olur. Şu kadar var ki, insan kıldığı namazın borcundan kurtulurken kılmadığı namazın da sevabından mahrum kalır. Yani, sünnetleri bırakıp da yerine kaza namazı kılmayı tercih eden bir Hanefi, bir kazanır bir de kaybeder. Kazandığı kıldığı kaza namazı, kaybettiği de kılmadığı sünnet namazları. </p> <p style="text-align: left">Şafii'deki durum ise farklıdır. Çünkü onların kaza namazı borcu olanlar, bir an önce bu borçtan kurtulmak için acilen sünnetleri bırakıp olanca azimleriyle kaza kılmaları gerekir ki, kazalarını bir an önce bitirsinler, sonra da tümüyle sünnetleri yerine getirmeye yönelsinler. </p> <p style="text-align: left">Ancak Hanefi'de durum öyle değildir. Sünnetler sünnet olarak kılınmalıdır. Zimmette borç olarak bekleyen kaza namazları da ayrıca kaza olarak kılınmalı, böylece bir kazanırken bir de kaybetmek gibi bir ziyanla karşılaşılmamalıdır. </p> <p style="text-align: left">Bu konuda Hanefi âlimlerinin verdikleri ölçü şöyledir. Kılınmalarını hadislerin ısrarla tavsiye ettiği sünnetler, kaza namazı kılmak için terk edilmemeleri gerekir. Madem Efendimiz, bunları namazların önünde ve sonunda önemle yerine getirmiş, bizlere de tavsiyede bulunmuş. Bu sünnetler ihmal edilmemelidir. Ayrıca kuşluk namazı, akşamdan sonra kılınan evvabin namazı, geceleri kılınan teheccüd namazları da kaza namazı için terk edilmemelidir. Çünkü bunların kılınması hakkında da sıhhatli hadislerin ısrarı vardır. Ayrıca kaza namazları her vakit kılınabilir, ama vaktinde kılınmayan sünnetleri bir daha kılma imkânı olmaz. Bu bakımdan da sünnetler vaktinde kılınmalı, terk edilmemelidir. Burada şu soru da ehemmiyet arz etmektedir. Deniyor ki: </p> <p style="text-align: left">— Sünnetleri kılacakken hem kazaya hem de sünnete niyetlenerek kılsak hem sünneti hem de kaza namazımızı birden kılmış sayılmaz mıyız? </p> <p style="text-align: left">Niyet meselesinde mühim nokta şudur. Niyette tereddüt caiz olmaz. Bir namaza başlarken ya sünnete ya da farza diye niyet edilir. Hem sünnete hem de kazaya diye niyet edilerek hangisini kıldığının belirsizleşmesi uygunluk arz etmez. Niyette böyle bir belirsizlik caiz olmaz. </p> <p style="text-align: left">Ayrıca birileri sünnetleri asla terk etmiyor, kılıyorlar. Birileri de kılmıyor, terk ediyor. </p> <p style="text-align: left">Bununla beraber niyet sebebiyle kılmayanlar kılanlarla eşit oluyorlar, onların kılarak aldıkları sevabı, niyet edenler kılmayarak alıyorlar. Bu da açıklanabilir durum olmuyor. </p> <p style="text-align: left">En iyisi, sünneti sünnet, kazayı da ayrıca kaza olarak kılmaktır. Geçmişte farzı kılmayan nefsimize şimdi bir de sünnetleri de kılmama tavizi vermemelidir diyor Hanefi âlimlerinin çoğu. </p> <p style="text-align: left">Nitekim tespitlerine hemen herkesin değer verdiği merhum Ömer Nasuhi Efendi, ilmihalinde "Kaza namazlarıyla meşgul olmak nafile namazlarla meşgul olmaktan evla ve ehemdir!" dedikten sonra üslubunu biraz da sertleştirerek konuyu şöyle bağlıyor: — Hem sünnetleri hem de kaza namazlarını ayrı ayrı kılmaya vakit bulamadıklarını iddia edenler bulunursa, bunlar insaflı iddiada bulunmuş sayılmazlar. En kıymetli vakitlerini dahi nice boş yerlerde harcamış olanlar, bilmem böyle bir iddiaya ne yüzle cür'et edebilirler</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">SÜNNETLERİN YERİNE KAZA NAMAZI KILINABİLİR Mİ?</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Meşrû bir mazeretin dışında namazı kazâya bırakan kimse, bir hatâ işlemiş ve günaha girmiş olur. Bu uitibarla kazâya kalan namazın, en kısa zamanda kılınması gerekir. Çünkü beş vakit namazın edâsı farz olduğu gibi, kazası da farzdır. Kazâya kalan namazın kılınmasıyla sadece borç ödenmiş olur. Günahın affedilmesi için de ayrıca tevbe istiğfar etmek lâzımdır.</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Namaz borcundan bir an evvel kurtulmak için, hakkında Peygamberimizin hadisi bulunmayan nâfile namazların yerine kaza kılmak daha isabetli olur. Ancak, Hanefî mezhebine göre, hakkında hadis bulunan nafile namazların yerine kaza kılmak uygun değildir. Bu hususta Hanefî fıkıh kitaplarında şu hüküm yer alır:</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">“Kazaya kalmış namazları kılmak, nafile namaz kılmaktançok daha ehemmiyetli ve çok daha uygundur. Fakat beş vakit namazın sünnetleri, kuşluk, tesbih, tahiyyetü’l-mescid ve evvabin namazı bundan müstesnadır. [Yani bu sünnet ve nafileler kaza namazları için terk edilmezler.>”1</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Herşeyden evvel, namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetler bir yerde farz namazların tamamlayıcısı hükmündedir ve Peygamberimizin (a.s.m.) şefaatine vesiledir. Bunun için,namazını kazaya bırakan kimse bir yandan namazlarını kaza etmekle borçtan kurtulurken, diğer taraftan da sünnetleri kılarak Peygamberimize olan bağlılığını göstermiş olur.</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Mesele Hanefî mezhebine göre böyle iken, diğer üç mezhebe göre, kaza namazı olan bir kimsenin nafile namazları ile meşgul olması, sünnet kılması caiz değil, haramdır.</p> <p style="text-align: left">Mâlikî mezhebine göre, üzerinde kaza namazı bulunan bir kimsein nafile namazı kılması haramdır. Ancak beş vakit namazların sünnetleri ile tahiyyetü’l-mescidin kılınabileceğine dair ruhsat vardır. Bunların dışında meselâ teravih namazı ile meşgul olunduğu takdirde sevap alınsa da, kaza namazı geriye bırakıldığı için günah işlenmiş olur.</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Şâfiî mezhebine göre de, üzerinde kaza namazı borcu olan bir insanın, bu namazları kılıp borcundan kurtuluncaya kadar gerek beş vakit namazların sünnetlerini, gerekse diğer nafileleri kılması mekruhtur. Çünkü bir an önce kazaların kılınıp bitirilmesi gerekir.</p> <p style="text-align: left">Hanbelî mezhebine göre ise üzerinde kaza namazı olan bir kimsenin nafile ile meşgul olması haramdır. Ancak vitir ile beş vakit namazın sünnetlerini kılması caizdir. Fakat, kazaları çoksa bunları da kılmayarak kaza namazlarıyla meşgul olması daha iyidir. Yalnız sabah namazının sünneti bundan hariçtir, onu kılmak gerekir.2</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Netice olarak; kaza namazları fazla olan Hanefîlerin sünetleri terk ederek kaza namazı kılmalarında bir mes’uliyet olduğu söylenemez. Gerek vakit namazlarının, gerekse diğer nafilelerin yerine kaza namazının kılınmasının uygun veya evlâ olmaması demek, “Sünnetyerine kaza kılmak caiz değildir” mânâsına gelmez.</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Ancak bununla beraber kaza namazları fazla olmayan kimseler ise her farzdan sonra bir vakit kazâ namazı kılmayı alışkanlık haline getirirlerse güzel bir âdeti devam ettirmiş olurlar. Ayrıca Cenab-ı Hakkın mahşer günü eksik gelen farz namazları sünnetlerle tamamlamayacağı hususunda rivayetler bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">1. Mevlânâ eş-Şeyh Nızâm. el-Fetâvâl-Hindiyye. (Bulak: Matbaa-i Emiriyye, 1310), 1:125; İbni Âbidin. 1493; el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492; Halebî-i Sağîr, s.349.</p> <p style="text-align: left">2. el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492.</p> <p style="text-align: left">Mehmed Paksu İbadet Hayatımız </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><em>Selam ve dua ile...</em></p> <p style="text-align: left"><em>Sorularla İslamiyet</em></p> <p style="text-align: left"><em><strong>Bir iş için birkaç niyet </strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong>Sual:</strong> Bir iş için birkaç niyet edilir mi? Mesela teheccüd kılan kaza ve sübha namazına da niyet eder mi?</em></p> <p style="text-align: left"><em><strong>CEVAP</strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong></strong>Evet iyi olur. Camide oturmak taattır. Caminin Allahü teâlânın evi olduğunu düşünerek giren, onu ziyarete de niyet ederse sevabı daha çok olur. Namaz kılmayı beklemek için, camide itikaf edip ahireti düşünmek için, vaaz dinlemek için de niyet ederse, her niyeti için ayrı sevaba kavuşur. Bunun gibi, bu kimse, sünnet olduğu için koku sürünür, şık giyinirse, camiye saygı için, camideki müslümanları incitmemek için, temiz olmak, sıhhatli olmak için, İslamın vakarını, şerefini korumak için niyet edince, her niyeti için ayrı sevap kazanır. </em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong>İbni Âbidin hazretleri</strong> buyuruyor ki:</em></p> <p style="text-align: left"><em>(Sünnet namazlar da nafiledir. Camiye girince, iki rekat namaz kılmak sünnettir. Buna Tehıyyat-ül-mescid denir. Camiye girince, farz veya başka namaz kılmak bunun yerine geçer. Başka namaz kılarken tehıyyat-ül-mescid için de ayrıca niyet gerekmez ise de, niyet edilirse iyi olur.) [<strong>Redd-ül Muhtar </strong>s.710]</em></p> <p style="text-align: left"><em>Sünnet kılarken kazaya da niyet edince kaza da sünnet de kılınmış olur. (<strong>Necat-ül müminin </strong>s.90) </em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em>Sünnet kılarken kazaya da niyet gerekir. (<strong>Ramiz-ül-mülk</strong> Trablus Fetva emini)</em></p> <p style="text-align: left"><em><strong></strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong>Tatarhaniyye</strong>de, (Sünnet kılarken kazaya da niyet daha iyidir) deniyor. <strong>(Uyun-ül-besair s.103)</strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong></strong></em></p> <p style="text-align: left"><em>İlk veya son sünnet demeden hepsini farz diye niyet ederek kılanın namazı sahih olur. Çünkü, sünnete, farz diye niyet edilirse, sünnet sahih olur. İlk kıldığı farz, sonraki sünnet olur. <strong>(Fetava-i kübra)</strong> </em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em>Resulullah efendimiz, beş vakit namazın sünnetlerini kılarken, yalnız, (Allah rızası için namaz kılmaya) derdi. Sünnet demezdi. Farzdan başka namaz kılınca sünnet de kılınmış olur.<strong> (Halebi-yi kebir)</strong> </em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em>Öğlenin farzına dururken, hem farz, hem de sünneti olarak iki niyet yapılırsa, iki imama göre, yalnız farz kılınmış olur. İmam-ı Muhammede göre ise, o namaz sahih olmaz. Çünkü, farz ile sünnet ayrı cinsten iki namazdır. İki imama göre, farzı kılınmış olur. Halbuki, camiye girince kılınan herhangi bir namaz, tehıyyat-ül-mescid yerine de geçtiği için, farz kılarken tehıyyat-ül-mescid olarak da niyet etmek de caiz olur. Yalnız farza niyet edince de, iki namaz birlikte kılınmış olur. <strong>(İbni Âbidin) </strong></em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em>Sünnet, farzdan başka kılınan namaz demek olduğu için, sünnetin kazaya benzerliği tehıyyat-ül-mescid namazının farza benzerliği gibidir. Yani, sünnet kılarken vaktin farzına niyet edilmez ama, kazaya kalmış bir namaza veya başka bir nafileye de niyet edilebilir. <strong>(İslam Ahlakı, Tahtavi)</strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong></strong></em></p> <p style="text-align: left"><em>Sünnet yerine kaza kılan, sünneti terk etmiş olmaz. Vaktin farzını kılarken, sünnete de niyet edilirse, sünnet sahih olmaz. Fakat, kaza kılarken sünnete de niyet etmek sahih olur. <strong>(Eşbah) </strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong></strong></em></p> <p style="text-align: left"><em>Nafile kılmak isteyen, önce namaz kılmayı adamalı, sonra, nafile yerine, bu adak namazı kılmalı. Sünnet namazları adadıktan sonra kılan, bu sünnetleri kılmış olur. <strong>(Dürr-ül Muhtar</strong> s.458<strong>)</strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong></strong></em></p> <p style="text-align: left"><em>Nezr edilen namazı kılmak vacip olduğu için, vacip sevabı hasıl olur. Sünnet yerine, nezr olunan namaz kılınınca, sünnet de kılınmış olur. <strong>(Redd-ül Muhtar)</strong></em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em>Sünnetleri önceden nezr edip de, nezir olarak kılmak daha iyidir. <strong>(Halebi, Merakıl-felah)</strong></em></p> <p style="text-align: left"><em><strong></strong></em></p> <p style="text-align: left"><em>Öğle sünnetini kılmadan önce (4 rekat namaz kılmak nezrim olsun) dense, sonra nezir olarak kılınsa, hem vacip sevabı kazanır, hem de öğle namazının sünneti kılınmış olur. Kulun, kendine vacip ettiği namazı kılması ile, sünnet terk edilmiş olmayınca, farz olan namaz kılınınca, sünnet elbette terk edilmiş olmaz. Hem kaza kılınmış olur, hem de sünnet kılınmış olur. <strong>(S.Ebediyye)</strong></em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em></em></p> <p style="text-align: left"><em></em> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Þefkat_, post: 221492, member: 1000731"] Evet sağol kardeşim bende yazıyı güvenilir bir siteden yapıştırdım.Bu konuda sanırım ihtilaf var.Uygun olan görüşleri yapıştırdım.Anladığım kadarıyla çok uzun seneler 30- 40 sene gibi uzun borcumuz yoksa sünneti ayrı kazayı ayrı kılmalıyız.Ahmed şahin hocamızın dediği gibi burada niyet edenle etmeyen arasında bir haksızlık oluyor. Sadece Şafii mezhebinde namazda ve oruçta hemen borcun ödenmesi gerekiyor. Bundada asla kazayı bazen kılmak bazen kılmamak gibi bir durum olmaması lazım. [EMAIL="a.sahin@zaman.com.tr"]AHMED ŞAHİN[/EMAIL] Sünnetleri bırakıp yerine kaza kılsak olmaz mı? [LEFT]Sıkça tekrarlanan sorulardan biri de, 'Sünnetleri kılmayıp yerine kaza kılsak caiz olmaz mı?' sorusudur. Bizim şimdiye kadar bu konuya bakışımız hep açık ve net olmuştur. Şimdi de öyle olacaktır elbette. Denebilir ki, sünnetleri kılmayıp da yerine kaza namazı kılmak elbette caiz olur. Şu kadar var ki, insan kıldığı namazın borcundan kurtulurken kılmadığı namazın da sevabından mahrum kalır. Yani, sünnetleri bırakıp da yerine kaza namazı kılmayı tercih eden bir Hanefi, bir kazanır bir de kaybeder. Kazandığı kıldığı kaza namazı, kaybettiği de kılmadığı sünnet namazları. Şafii'deki durum ise farklıdır. Çünkü onların kaza namazı borcu olanlar, bir an önce bu borçtan kurtulmak için acilen sünnetleri bırakıp olanca azimleriyle kaza kılmaları gerekir ki, kazalarını bir an önce bitirsinler, sonra da tümüyle sünnetleri yerine getirmeye yönelsinler. Ancak Hanefi'de durum öyle değildir. Sünnetler sünnet olarak kılınmalıdır. Zimmette borç olarak bekleyen kaza namazları da ayrıca kaza olarak kılınmalı, böylece bir kazanırken bir de kaybetmek gibi bir ziyanla karşılaşılmamalıdır. Bu konuda Hanefi âlimlerinin verdikleri ölçü şöyledir. Kılınmalarını hadislerin ısrarla tavsiye ettiği sünnetler, kaza namazı kılmak için terk edilmemeleri gerekir. Madem Efendimiz, bunları namazların önünde ve sonunda önemle yerine getirmiş, bizlere de tavsiyede bulunmuş. Bu sünnetler ihmal edilmemelidir. Ayrıca kuşluk namazı, akşamdan sonra kılınan evvabin namazı, geceleri kılınan teheccüd namazları da kaza namazı için terk edilmemelidir. Çünkü bunların kılınması hakkında da sıhhatli hadislerin ısrarı vardır. Ayrıca kaza namazları her vakit kılınabilir, ama vaktinde kılınmayan sünnetleri bir daha kılma imkânı olmaz. Bu bakımdan da sünnetler vaktinde kılınmalı, terk edilmemelidir. Burada şu soru da ehemmiyet arz etmektedir. Deniyor ki: — Sünnetleri kılacakken hem kazaya hem de sünnete niyetlenerek kılsak hem sünneti hem de kaza namazımızı birden kılmış sayılmaz mıyız? Niyet meselesinde mühim nokta şudur. Niyette tereddüt caiz olmaz. Bir namaza başlarken ya sünnete ya da farza diye niyet edilir. Hem sünnete hem de kazaya diye niyet edilerek hangisini kıldığının belirsizleşmesi uygunluk arz etmez. Niyette böyle bir belirsizlik caiz olmaz. Ayrıca birileri sünnetleri asla terk etmiyor, kılıyorlar. Birileri de kılmıyor, terk ediyor. Bununla beraber niyet sebebiyle kılmayanlar kılanlarla eşit oluyorlar, onların kılarak aldıkları sevabı, niyet edenler kılmayarak alıyorlar. Bu da açıklanabilir durum olmuyor. En iyisi, sünneti sünnet, kazayı da ayrıca kaza olarak kılmaktır. Geçmişte farzı kılmayan nefsimize şimdi bir de sünnetleri de kılmama tavizi vermemelidir diyor Hanefi âlimlerinin çoğu. Nitekim tespitlerine hemen herkesin değer verdiği merhum Ömer Nasuhi Efendi, ilmihalinde "Kaza namazlarıyla meşgul olmak nafile namazlarla meşgul olmaktan evla ve ehemdir!" dedikten sonra üslubunu biraz da sertleştirerek konuyu şöyle bağlıyor: — Hem sünnetleri hem de kaza namazlarını ayrı ayrı kılmaya vakit bulamadıklarını iddia edenler bulunursa, bunlar insaflı iddiada bulunmuş sayılmazlar. En kıymetli vakitlerini dahi nice boş yerlerde harcamış olanlar, bilmem böyle bir iddiaya ne yüzle cür'et edebilirler SÜNNETLERİN YERİNE KAZA NAMAZI KILINABİLİR Mİ? Meşrû bir mazeretin dışında namazı kazâya bırakan kimse, bir hatâ işlemiş ve günaha girmiş olur. Bu uitibarla kazâya kalan namazın, en kısa zamanda kılınması gerekir. Çünkü beş vakit namazın edâsı farz olduğu gibi, kazası da farzdır. Kazâya kalan namazın kılınmasıyla sadece borç ödenmiş olur. Günahın affedilmesi için de ayrıca tevbe istiğfar etmek lâzımdır. Namaz borcundan bir an evvel kurtulmak için, hakkında Peygamberimizin hadisi bulunmayan nâfile namazların yerine kaza kılmak daha isabetli olur. Ancak, Hanefî mezhebine göre, hakkında hadis bulunan nafile namazların yerine kaza kılmak uygun değildir. Bu hususta Hanefî fıkıh kitaplarında şu hüküm yer alır: “Kazaya kalmış namazları kılmak, nafile namaz kılmaktançok daha ehemmiyetli ve çok daha uygundur. Fakat beş vakit namazın sünnetleri, kuşluk, tesbih, tahiyyetü’l-mescid ve evvabin namazı bundan müstesnadır. [Yani bu sünnet ve nafileler kaza namazları için terk edilmezler.>”1 Herşeyden evvel, namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetler bir yerde farz namazların tamamlayıcısı hükmündedir ve Peygamberimizin (a.s.m.) şefaatine vesiledir. Bunun için,namazını kazaya bırakan kimse bir yandan namazlarını kaza etmekle borçtan kurtulurken, diğer taraftan da sünnetleri kılarak Peygamberimize olan bağlılığını göstermiş olur. Mesele Hanefî mezhebine göre böyle iken, diğer üç mezhebe göre, kaza namazı olan bir kimsenin nafile namazları ile meşgul olması, sünnet kılması caiz değil, haramdır. Mâlikî mezhebine göre, üzerinde kaza namazı bulunan bir kimsein nafile namazı kılması haramdır. Ancak beş vakit namazların sünnetleri ile tahiyyetü’l-mescidin kılınabileceğine dair ruhsat vardır. Bunların dışında meselâ teravih namazı ile meşgul olunduğu takdirde sevap alınsa da, kaza namazı geriye bırakıldığı için günah işlenmiş olur. Şâfiî mezhebine göre de, üzerinde kaza namazı borcu olan bir insanın, bu namazları kılıp borcundan kurtuluncaya kadar gerek beş vakit namazların sünnetlerini, gerekse diğer nafileleri kılması mekruhtur. Çünkü bir an önce kazaların kılınıp bitirilmesi gerekir. Hanbelî mezhebine göre ise üzerinde kaza namazı olan bir kimsenin nafile ile meşgul olması haramdır. Ancak vitir ile beş vakit namazın sünnetlerini kılması caizdir. Fakat, kazaları çoksa bunları da kılmayarak kaza namazlarıyla meşgul olması daha iyidir. Yalnız sabah namazının sünneti bundan hariçtir, onu kılmak gerekir.2 Netice olarak; kaza namazları fazla olan Hanefîlerin sünetleri terk ederek kaza namazı kılmalarında bir mes’uliyet olduğu söylenemez. Gerek vakit namazlarının, gerekse diğer nafilelerin yerine kaza namazının kılınmasının uygun veya evlâ olmaması demek, “Sünnetyerine kaza kılmak caiz değildir” mânâsına gelmez. Ancak bununla beraber kaza namazları fazla olmayan kimseler ise her farzdan sonra bir vakit kazâ namazı kılmayı alışkanlık haline getirirlerse güzel bir âdeti devam ettirmiş olurlar. Ayrıca Cenab-ı Hakkın mahşer günü eksik gelen farz namazları sünnetlerle tamamlamayacağı hususunda rivayetler bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir. 1. Mevlânâ eş-Şeyh Nızâm. el-Fetâvâl-Hindiyye. (Bulak: Matbaa-i Emiriyye, 1310), 1:125; İbni Âbidin. 1493; el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492; Halebî-i Sağîr, s.349. 2. el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492. Mehmed Paksu İbadet Hayatımız [I]Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet [B]Bir iş için birkaç niyet Sual:[/B] Bir iş için birkaç niyet edilir mi? Mesela teheccüd kılan kaza ve sübha namazına da niyet eder mi? [B]CEVAP [/B]Evet iyi olur. Camide oturmak taattır. Caminin Allahü teâlânın evi olduğunu düşünerek giren, onu ziyarete de niyet ederse sevabı daha çok olur. Namaz kılmayı beklemek için, camide itikaf edip ahireti düşünmek için, vaaz dinlemek için de niyet ederse, her niyeti için ayrı sevaba kavuşur. Bunun gibi, bu kimse, sünnet olduğu için koku sürünür, şık giyinirse, camiye saygı için, camideki müslümanları incitmemek için, temiz olmak, sıhhatli olmak için, İslamın vakarını, şerefini korumak için niyet edince, her niyeti için ayrı sevap kazanır. [B]İbni Âbidin hazretleri[/B] buyuruyor ki: (Sünnet namazlar da nafiledir. Camiye girince, iki rekat namaz kılmak sünnettir. Buna Tehıyyat-ül-mescid denir. Camiye girince, farz veya başka namaz kılmak bunun yerine geçer. Başka namaz kılarken tehıyyat-ül-mescid için de ayrıca niyet gerekmez ise de, niyet edilirse iyi olur.) [[B]Redd-ül Muhtar [/B]s.710] Sünnet kılarken kazaya da niyet edince kaza da sünnet de kılınmış olur. ([B]Necat-ül müminin [/B]s.90) Sünnet kılarken kazaya da niyet gerekir. ([B]Ramiz-ül-mülk[/B] Trablus Fetva emini) [B] Tatarhaniyye[/B]de, (Sünnet kılarken kazaya da niyet daha iyidir) deniyor. [B](Uyun-ül-besair s.103) [/B] İlk veya son sünnet demeden hepsini farz diye niyet ederek kılanın namazı sahih olur. Çünkü, sünnete, farz diye niyet edilirse, sünnet sahih olur. İlk kıldığı farz, sonraki sünnet olur. [B](Fetava-i kübra)[/B] Resulullah efendimiz, beş vakit namazın sünnetlerini kılarken, yalnız, (Allah rızası için namaz kılmaya) derdi. Sünnet demezdi. Farzdan başka namaz kılınca sünnet de kılınmış olur.[B] (Halebi-yi kebir)[/B] Öğlenin farzına dururken, hem farz, hem de sünneti olarak iki niyet yapılırsa, iki imama göre, yalnız farz kılınmış olur. İmam-ı Muhammede göre ise, o namaz sahih olmaz. Çünkü, farz ile sünnet ayrı cinsten iki namazdır. İki imama göre, farzı kılınmış olur. Halbuki, camiye girince kılınan herhangi bir namaz, tehıyyat-ül-mescid yerine de geçtiği için, farz kılarken tehıyyat-ül-mescid olarak da niyet etmek de caiz olur. Yalnız farza niyet edince de, iki namaz birlikte kılınmış olur. [B](İbni Âbidin) [/B] Sünnet, farzdan başka kılınan namaz demek olduğu için, sünnetin kazaya benzerliği tehıyyat-ül-mescid namazının farza benzerliği gibidir. Yani, sünnet kılarken vaktin farzına niyet edilmez ama, kazaya kalmış bir namaza veya başka bir nafileye de niyet edilebilir. [B](İslam Ahlakı, Tahtavi) [/B] Sünnet yerine kaza kılan, sünneti terk etmiş olmaz. Vaktin farzını kılarken, sünnete de niyet edilirse, sünnet sahih olmaz. Fakat, kaza kılarken sünnete de niyet etmek sahih olur. [B](Eşbah) [/B] Nafile kılmak isteyen, önce namaz kılmayı adamalı, sonra, nafile yerine, bu adak namazı kılmalı. Sünnet namazları adadıktan sonra kılan, bu sünnetleri kılmış olur. [B](Dürr-ül Muhtar[/B] s.458[B]) [/B] Nezr edilen namazı kılmak vacip olduğu için, vacip sevabı hasıl olur. Sünnet yerine, nezr olunan namaz kılınınca, sünnet de kılınmış olur. [B](Redd-ül Muhtar)[/B] Sünnetleri önceden nezr edip de, nezir olarak kılmak daha iyidir. [B](Halebi, Merakıl-felah) [/B] Öğle sünnetini kılmadan önce (4 rekat namaz kılmak nezrim olsun) dense, sonra nezir olarak kılınsa, hem vacip sevabı kazanır, hem de öğle namazının sünneti kılınmış olur. Kulun, kendine vacip ettiği namazı kılması ile, sünnet terk edilmiş olmayınca, farz olan namaz kılınınca, sünnet elbette terk edilmiş olmaz. Hem kaza kılınmış olur, hem de sünnet kılınmış olur. [B](S.Ebediyye)[/B] [/I] [/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İslamın Şartları
Namaz Kılmak
Kaza namazlarımızı bugünden sonra düzenli kılmaya ne dersiniz?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst