Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 112: Liva-Sancak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kenz-i mahfi" data-source="post: 472178" data-attributes="member: 1024011"><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">LİVA (ARAPÇA)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">1. Sancak, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">2. Tugay, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">3. Tuğgeneral manalarına gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Askeri terim olarak liva, iki alaydan meydana gelmektedir. Livalara resmi kayıtlarda Mirliva denilmektedir. Osmanlıda miralay terfi ettiğinde liva, liva terfi ettiğinde ferik olurdu. Livalar'a aynı zamanda paşa da denilmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Liva kelimesi, bayrak, sancak manalarına gelmekle beraber eskiden yerleşim birimi olarak kazadan büyük, vilayetten küçük şehirlere denilirdi. Mesela Trabzon Eyaleti, 1864 yılında kabul edilen Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile kaldırılmıştır. Bunun yerine Trabzon Vilayeti kurulmuştur. Vilayete bağlı sancaklar (livalar) ise Trabzon Merkez Sancağı, Canik Sancağı, Lazistan Sancağı ve Gümüşhane Sancağıdır. Trabzon Sancağı'nın kazaları ise Ordu, Giresun, Tirebolu, Görele,Vakfıkebir, Sürmene, Akçaabat ve Of'tur. Gümüşhane Sancağı'nın kazaları ise Kelkit, Torul ve Şiran'dır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Eyaletlerin alt birimi olarak görülen sancakların kaza, nahiye ve köyler gibi belli coğrafi sınırı vardı. Eyaletleri teşkil eden sancakların en yüksek idarecisi sancak beyi (mir-i liva) idi. Sancak beyleri sancağın merkezindeki kazada ikamet ederdi. Sancak beyini sancağa bağlı diğer kaza ve nahiyelerde "zaim", "subaşı" yahut "voyvoda" denen ve daha çok asayiş işleriyle görevli olan bir kişi temsil ederdi. Sancak beylerine ait vergiler bunlar tarafından toplanırdı. Sancak beyleri "seyfiye" veya "ehl-i örf" adı verilen zümrenin içinde yer almaktaydı. Genelde Enderun'dan yetiştikten ve taşrada çeşitli hizmetler gördükten sonra, bu göreve tayin edilirlerdi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Sancağındaki subaşı, alay beyi, dizdar ve sipahi gibi ehl-i örfün amiri olan sancak beyinin başlıca görevi bölgesinde asayişi sağlamak ve sipahi-reaya arasındaki münasebetlerin kanuna uygun biçimde yürütülmesini temin etmekti. Bunun yanında sancak beyi, herhangi bir sefer esnasında sancağının tımarlı sipahileriyle birlikte bağlı olduğu eyaletteki beylerbeyinin kumandası altında sefere katılırdı. Ayrıca sancağıyla ilgili olarak merkezden gönderilen fermanlardaki konuların halledilmesini sağlardı. Bu arada sınır boylarındaki sancaklarda görevli olan sancak beyleri komşu ülkelerle doğrudan doğruya temaslarda bulunur ve bu ülkelerle ilişkileri anlaşmalara uygun biçimde yürütürdü. XVI. yüzyıl kaynaklarından anlaşıldığı kadarıyla sancak beylerinin bir sancaktaki görev süresi bir ile üç yıl arasında değişmekteydi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Livâ-i Osmanî denilince Osmanlı sancağı, Livâ-i zafer ise zafer bayrağı demektir. Livâ-i saadet terkibi, Hz. Peygamber'in bayrağı için kullanılan bir tabirdir. Buna "Livâ-i Şerif" de denilirdi. Topkapı sarayında "emanet-i mubareke" arasında korunan bu bayrak, savaş ve olağanüstü hallerde törenle çıkarılır ve tekrar yerine konurdu. Livâ-i hamd kavramı ise, Hz. Peygamberin bayrağı ve sancağı anlamındadır. Hadislerdeki açıklamalara bakılırsa Allah'a yakın olma mertebesini elde eden insanlar için, Livâü'l-hamd, şefaat-i kübra makamıdır. Zira Hz. Peygamber'e inanan ve onun sünnetini eksiksiz yerine getirenler, kıyamet gününde bu bayrağın altında toplanacaklardır. Çünkü Allah kıyamet gününde Hz. Muhammed'i şefaat edecek bir makama ulaştıracaktır. Şu âyet buna delil olarak gösterilmektedir: "Gecenin bir kısmında da sana mahsus olmak üzere, onunla (Kur'an) gece namazı kıl. Umulur ki Rabbin seni bir Makam-ı Mahmud'a gönderir" (İsra Suresi, 79.ayet). Bu ayeti kerimede geçen Makam-ı Mahmud, ahiret günü Hz. Peygamber'e verilecek şefaat makamı olarak tefsir edilmiştir. Nitekim bir hadisi şerifte Hz. Peygamber makam-ı mahmudun ne olduğunu soran sahâbiye "o şefaattir" diye cevap vermiştir (Ahmed b. Hanbel, II, 444). Bu açıdan değerlendirildiğinde hamd sancağının, şefaatla alâkası ortaya çıkmaktadır. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a), Hz. Peygamber (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Öğünmek için söylemiyorum, ben Âdemoğullarının efendisiyim! Kıyamet gününde ilk diriltilecek benim. Öğünmek için söylemiyorum; ilk şefaat isteyen ve şefaati ilk kabul edilenim. Öğünmek için söylemiyorum; kıyamet gününde hamd sancağı benim elimde olacaktır" (Tirmizî, Menâkıb, I; İbn Mâce, Zühd, 37; Dârimî, Mukaddime, 8; Ahmed b. Hanbel, I, 281, 295, III, 14, 4).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Hamd sancağı Hz. Peygamber'e ait olan hususi özelliklerdendir. Bir rivayete göre diğer peygamberlerde bulunmayan, yalnızca Hz. Peygamber'e ait olan bu sancak altında Âdem (a.s)'den kıyamete kadar bütün müminler toplanacaklardır (Mübarekfürî, Tuhfetü'l-Ahvezî, Beyrut t.y, IV, 130). </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Sancak kelimesi Türkçe olup Eski Türkçe'den "sanç" (saplamak, sivri bir şeyi sokmak, mızraklamak" kelimesi ile fiilden isim yapan "-ak" ekinin birleşiminden meydana gelmektedir. Sancak kelimesi; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">1. Bayrak, liva,</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">2. Çoğunlukla askeri birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak,</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">3. Gemilerin sağ yanı,</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">4. Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık manalarına gelmektedir. Osmanlı Devleti'nin idari yapılanmasının bir bölümü olan sancak "Osmanlı Devleti'nde bir bölge veya gelir getiren has, illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık" manasına gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Bugün Sırbistan ve Karadağ devletlerinin arasında kalan bölgeninadı olan Sancak, Osmanlı Devletinde o bölgedeki idari yapı olan Yeni Pazar Sancağı'ndan kalmıştır. Sancak bölgesi, Sırbistan ve Karadağ'ın ayrılmasından sonra coğrafi bakımdan ikiye ayrılmıştır. Bölgenin başkenti olan Yeni Pazar şehri böylelikle Sırbistan tarafında kalmıştır. Bölgenin en büyük şehri olmakla birlikte çoğunluğu Boşnaklardan meydana gelmektedir. Bundan dolayı Sırbistan'ın müslümanların çoğunlukta olduğu bölgesidir. Şehrin ismi Novi Pazar olarak adlandırılmaktadır. Aynı zamanda yerleşim birimi olarak Şanlıurfa ve Bingöl illerine bağlı merkez köy ve Trabzon'un Yomra ilçesinin Merkez Mahallesidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Risale-i Nur'da "liva" kelimesi Peygamber Efendimiz (ASM) ahiretteki şefaat makamını ifade etmek için kullanılan "Liva-ül Hamd" manasında olarak 4 defa zikredilmiştir. Sancak kelimesi ise 3 defa zikredilmiştir. </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kenz-i mahfi, post: 472178, member: 1024011"] [SIZE=4][FONT=Palatino Linotype]LİVA (ARAPÇA) 1. Sancak, 2. Tugay, 3. Tuğgeneral manalarına gelmektedir. Askeri terim olarak liva, iki alaydan meydana gelmektedir. Livalara resmi kayıtlarda Mirliva denilmektedir. Osmanlıda miralay terfi ettiğinde liva, liva terfi ettiğinde ferik olurdu. Livalar'a aynı zamanda paşa da denilmektedir. Liva kelimesi, bayrak, sancak manalarına gelmekle beraber eskiden yerleşim birimi olarak kazadan büyük, vilayetten küçük şehirlere denilirdi. Mesela Trabzon Eyaleti, 1864 yılında kabul edilen Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile kaldırılmıştır. Bunun yerine Trabzon Vilayeti kurulmuştur. Vilayete bağlı sancaklar (livalar) ise Trabzon Merkez Sancağı, Canik Sancağı, Lazistan Sancağı ve Gümüşhane Sancağıdır. Trabzon Sancağı'nın kazaları ise Ordu, Giresun, Tirebolu, Görele,Vakfıkebir, Sürmene, Akçaabat ve Of'tur. Gümüşhane Sancağı'nın kazaları ise Kelkit, Torul ve Şiran'dır. Eyaletlerin alt birimi olarak görülen sancakların kaza, nahiye ve köyler gibi belli coğrafi sınırı vardı. Eyaletleri teşkil eden sancakların en yüksek idarecisi sancak beyi (mir-i liva) idi. Sancak beyleri sancağın merkezindeki kazada ikamet ederdi. Sancak beyini sancağa bağlı diğer kaza ve nahiyelerde "zaim", "subaşı" yahut "voyvoda" denen ve daha çok asayiş işleriyle görevli olan bir kişi temsil ederdi. Sancak beylerine ait vergiler bunlar tarafından toplanırdı. Sancak beyleri "seyfiye" veya "ehl-i örf" adı verilen zümrenin içinde yer almaktaydı. Genelde Enderun'dan yetiştikten ve taşrada çeşitli hizmetler gördükten sonra, bu göreve tayin edilirlerdi. Sancağındaki subaşı, alay beyi, dizdar ve sipahi gibi ehl-i örfün amiri olan sancak beyinin başlıca görevi bölgesinde asayişi sağlamak ve sipahi-reaya arasındaki münasebetlerin kanuna uygun biçimde yürütülmesini temin etmekti. Bunun yanında sancak beyi, herhangi bir sefer esnasında sancağının tımarlı sipahileriyle birlikte bağlı olduğu eyaletteki beylerbeyinin kumandası altında sefere katılırdı. Ayrıca sancağıyla ilgili olarak merkezden gönderilen fermanlardaki konuların halledilmesini sağlardı. Bu arada sınır boylarındaki sancaklarda görevli olan sancak beyleri komşu ülkelerle doğrudan doğruya temaslarda bulunur ve bu ülkelerle ilişkileri anlaşmalara uygun biçimde yürütürdü. XVI. yüzyıl kaynaklarından anlaşıldığı kadarıyla sancak beylerinin bir sancaktaki görev süresi bir ile üç yıl arasında değişmekteydi. Livâ-i Osmanî denilince Osmanlı sancağı, Livâ-i zafer ise zafer bayrağı demektir. Livâ-i saadet terkibi, Hz. Peygamber'in bayrağı için kullanılan bir tabirdir. Buna "Livâ-i Şerif" de denilirdi. Topkapı sarayında "emanet-i mubareke" arasında korunan bu bayrak, savaş ve olağanüstü hallerde törenle çıkarılır ve tekrar yerine konurdu. Livâ-i hamd kavramı ise, Hz. Peygamberin bayrağı ve sancağı anlamındadır. Hadislerdeki açıklamalara bakılırsa Allah'a yakın olma mertebesini elde eden insanlar için, Livâü'l-hamd, şefaat-i kübra makamıdır. Zira Hz. Peygamber'e inanan ve onun sünnetini eksiksiz yerine getirenler, kıyamet gününde bu bayrağın altında toplanacaklardır. Çünkü Allah kıyamet gününde Hz. Muhammed'i şefaat edecek bir makama ulaştıracaktır. Şu âyet buna delil olarak gösterilmektedir: "Gecenin bir kısmında da sana mahsus olmak üzere, onunla (Kur'an) gece namazı kıl. Umulur ki Rabbin seni bir Makam-ı Mahmud'a gönderir" (İsra Suresi, 79.ayet). Bu ayeti kerimede geçen Makam-ı Mahmud, ahiret günü Hz. Peygamber'e verilecek şefaat makamı olarak tefsir edilmiştir. Nitekim bir hadisi şerifte Hz. Peygamber makam-ı mahmudun ne olduğunu soran sahâbiye "o şefaattir" diye cevap vermiştir (Ahmed b. Hanbel, II, 444). Bu açıdan değerlendirildiğinde hamd sancağının, şefaatla alâkası ortaya çıkmaktadır. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a), Hz. Peygamber (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Öğünmek için söylemiyorum, ben Âdemoğullarının efendisiyim! Kıyamet gününde ilk diriltilecek benim. Öğünmek için söylemiyorum; ilk şefaat isteyen ve şefaati ilk kabul edilenim. Öğünmek için söylemiyorum; kıyamet gününde hamd sancağı benim elimde olacaktır" (Tirmizî, Menâkıb, I; İbn Mâce, Zühd, 37; Dârimî, Mukaddime, 8; Ahmed b. Hanbel, I, 281, 295, III, 14, 4). Hamd sancağı Hz. Peygamber'e ait olan hususi özelliklerdendir. Bir rivayete göre diğer peygamberlerde bulunmayan, yalnızca Hz. Peygamber'e ait olan bu sancak altında Âdem (a.s)'den kıyamete kadar bütün müminler toplanacaklardır (Mübarekfürî, Tuhfetü'l-Ahvezî, Beyrut t.y, IV, 130). Sancak kelimesi Türkçe olup Eski Türkçe'den "sanç" (saplamak, sivri bir şeyi sokmak, mızraklamak" kelimesi ile fiilden isim yapan "-ak" ekinin birleşiminden meydana gelmektedir. Sancak kelimesi; 1. Bayrak, liva, 2. Çoğunlukla askeri birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak, 3. Gemilerin sağ yanı, 4. Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık manalarına gelmektedir. Osmanlı Devleti'nin idari yapılanmasının bir bölümü olan sancak "Osmanlı Devleti'nde bir bölge veya gelir getiren has, illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık" manasına gelmektedir. Bugün Sırbistan ve Karadağ devletlerinin arasında kalan bölgeninadı olan Sancak, Osmanlı Devletinde o bölgedeki idari yapı olan Yeni Pazar Sancağı'ndan kalmıştır. Sancak bölgesi, Sırbistan ve Karadağ'ın ayrılmasından sonra coğrafi bakımdan ikiye ayrılmıştır. Bölgenin başkenti olan Yeni Pazar şehri böylelikle Sırbistan tarafında kalmıştır. Bölgenin en büyük şehri olmakla birlikte çoğunluğu Boşnaklardan meydana gelmektedir. Bundan dolayı Sırbistan'ın müslümanların çoğunlukta olduğu bölgesidir. Şehrin ismi Novi Pazar olarak adlandırılmaktadır. Aynı zamanda yerleşim birimi olarak Şanlıurfa ve Bingöl illerine bağlı merkez köy ve Trabzon'un Yomra ilçesinin Merkez Mahallesidir. Risale-i Nur'da "liva" kelimesi Peygamber Efendimiz (ASM) ahiretteki şefaat makamını ifade etmek için kullanılan "Liva-ül Hamd" manasında olarak 4 defa zikredilmiştir. Sancak kelimesi ise 3 defa zikredilmiştir. [/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 112: Liva-Sancak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst