Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 147: Murassa'
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kenz-i mahfi" data-source="post: 503359" data-attributes="member: 1024011"><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">MURASSA (Arapça) (مرصع)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Süslü, kıymetli taşlarla süslenmiş, sırmalı, birbirine yanaştırılmış, oturtulmuş gibi manalara gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Kelime olarak Arapça رصع "süslemek, bezemek" kelimesinden türetilmiştir. "Murassa" kelimesi değerli taşlarla bilhassa mücevher ile süslenmiş ve bezenmiş demektir. "Murassa" kelimesinin masdarı olan "Rasa'" kelimesi "yapışmak" manasına gelmektedir. Dolayısıyla "murassa" kelimesi "yapıştırmak, bir şeyi değerli taş ve mücevherle süslemek" demektir. Değerli taş ve mücevherleri vazolara, biblolara, kupalara işlemek sanatıdır. Osmanlı Döneminde saraylarda "altın işleyen, kuyumcu" manasına gelen "Zergerân" denilen ve yaklaşık olarak 150 kişi olan bu sanatkarların yaptığı eşyaları kıymetli ve değerli taşlarla süsleme sanatıdır. Bu gelenek daha çok Hacc'a giden alayın yolu üstünde veya Hacc'a ulaştığı yerde verilen hediyelerle başlamıştır. Osmanlı Devleti gibi Doğu ve Batı'nın kavşak noktası olan bir yerde bu sanatların en yüksek düzeyde olması gayet normaldir. Bu gün Topkapı Sarayı'nda murassa' sanatının örneklerini görmek mümkündür. Murassa sanatı daha çok silahlar, kılıçlar, tahtlar, şehzade beşikleri, kamalar, fincanlar gibi malzemeler üzerinde uygulanmıştır. Murassa sanatı kuyumculuğun bir üst seviyesi olarak biliniyor ve tarihi gelişimi Osmanlı Saraylarındaki "Zergeran" bölüğü yani kuyumcular bölüğünün en usta sanatçılarına dayanmaktadır. Fakat ne aciptir ki yüzyıllar öncesine dayanan bu el sanatları şimdilerde unutulmak üzeredir. Murassa sanatı işçiliği ve üretimi zor olması nedeniyle Kuyumcular bölüğü içerisinde ustalığı ileri derecede olan "Zergeran" bölüğü tarafından üstlenilmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Ebedi bir sanat terimi olarak "murassa" veya "tarsi" kelimesi "sözü aynı vezinde ve kafiyede öğelerle süslemek" demektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Risale-i Nur Külliyatı'nda "murassa" kelimesi toplam 39 yerde zikredilmiştir. Kelime manası olarak bir süsleme sanatı manasına gelmekle birlikte unutulmaya yüz tutmuş olsa bile Risale-i Nur Külliyatı'nda ehemmiyetle zikredilmiştir. Risale-i Nur'da "murassa" kelimesinin kullanımına baktığımızda; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Hem gayet kıymettar ve şahane taamlar, kaplar, murassa' nişanlar, müzeyyen elbiseler, muhteşem ziyafetler vardır." (Sözler, 50)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Hem baharın herbir günü, herbir haftası, birer taife-i nebatatın birer bayramı hükmünde olduğu için, herbir taifesi dahi kendi Sultanının o taifeye ihsan ettiği güzel hediyeleri teşhir için ona taktığı murassa' nişanları birer resm-i geçit tarzında o Sultan-ı Ezeli'nin nazar-ı şuhud ve işhadına arzettiğinden ve öyle bir vaziyet gösterdiğinden, bütün nebatat ve eşcar güya "San'at-ı Rabbaniye murassaatını ve çiçek ve meyve denilen fıtrat-ı İlahiyenin nişanlarını takınız, çiçekler açınız" emr-i Rabbaniyeyi dinliyorlar ki, ruy-i zemin dahi gayet muhteşem bir bayram gününde, şahane resm-i geçitte, sürmeli formaları ve murassa' nişanları parlayan bir ordugâhı temsil ediyor." (Sözler, 52)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Mesela, bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misal libaslar ile giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaatıyla süslendirip hizmetkar ederek onların latif elleri olan dallarıyla, çeşit çeşit en tatlı, en musanna' meyveleri bize takdim etmek..." (Sözler, 64)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Evet kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna' ve murassa' bir meyve, elbette gayet san'atperver mucizekar ve hikmettar bir Sani'in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilânnamedir." (Sözler, 68)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Belki her şeyin gayat-ı vücudu ve netaic-i hayatı üç kısımdır. Birincisi ve en ulvisi, Saniine bakar ki; o şeye taktığı hârika-i san'at murassaatını, Şahid-i Ezeli'nin nazarına resm-i geçit tarzında arzetmektir ki, o nazara bir an-ı seyyale yaşamak kafi gelir." (Sözler, 75)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Şahane bir surette dairelere, menzillere taksim ederek hazinelerinin türlü türlü murassaatıyla süslendirip kendi dest-i san'atının en latif, en güzel eserleriyle zinetlendirip, fünun-u hikmetinin en incelekleriyle tanzim edip düzelterek ve ulumunun asar-ı mu'cizekaraneleriyle donatarak tekmil ettikten sonra, her bir taam ve nimetlerinin bütün çeşitlerinden en lezizlerini cami sofralar, o sarayda kurdu." (Sözler, 121)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Derunundaki manzum murassa'lar ve mevzun nukuş nedir" (Sözler, 121)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Nasıl bir asker, padişahından aldığı türlü türlü nişanları, resmi vakitlerde takıp padişahın nazarında görünmekle onun iltifat-ı âsârını gösterdiği gibi, sen dahi esma-i ilahiyenin cilvelerinin sana verdikleri letaif-i insaniye murassaatıyla bilerek süslenip o şahid-i Ezeli'nin nazar-ı şuhud ve işhadına görünmektir." (Sözler, 128)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Sonra o Hâkim, şu musanna' ve murassa' Kur'anı, bir ecnebi feylesofa ve bir müslüman âlime gösterdi." (Sözler, 130)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"İşte bu yıldız cinsinden bir nev'i de, nazenin sema yüzünün murassa' zinetleri ve o ağacın münevver meyveleri ve o denizin müsebbih balıkları hükmünde, Fâtır-ı Zülcelal, Sâni-i Zülcemal onları yaratmış ve meleklerine mezireler, binekler, menziller yapmıştır..." (Sözler, 182)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"İşte bak o Nakkaş-ı Ezeli, herbir asrı bir model yaparak mu'cizat-ı kudreti ile murassa', taze bir âlemi ona giydiriyor....Her baharda, herbir ağaca sündüs-misal taze bir çarşaf giydiriyor. Lü'lü-misal yeni bir murassaatla süslendiriyor." (Sözler, 196)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Şimdi iki levha, iki daire görünüyor. Biri: Gayt muhteşem, muntazam bir daire-i rububiyet ve gayet musanna', murassa' bir levha-i san'at..." (Sözler, 233)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"...dağın cesedine giydirilen ve çiçek ve meyvelerin murassaatıyla münakkaş ve müzeyyen olan gömleklerin kemal-i intizamı ve hüsn-ü san'atı; kat'i, şübhesiz şehadet eder." (Sözler, 249)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"...rahmet nişanları takılmış ve o münevver ve murassa' nişanları ihsan etmekle beraber..." (Sözler, 303)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Mesela; Gayet zengin, nihayet derecede san'atkâr ve çok san'atlarda mahir bir zât; âsâr-ı san'atını, hem kıymettar servetini göstermek için âdi bir miskin adamı, modellik vazifesini gördürmek için, bir ücrete mukabil bir saatte murassa', musann'a yaptığı gömleği giydirir, onun üstünde işler ve vaziyetler verir, tebdil eder... İşte onun gibi Sani-i Zülcelal, Fâtır-ı Bimisal; zihayata göz, kulak, akıl, kalb gibi havas ve letaif ile murassa' olarak giydirdiği vücud gömleğini esma-i hüsnanın nakışlarını göstermek için çok hâlat içinde çevirir, çok vaziyetlerde değiştirir." (Sözler, 472)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Halbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherat, gayet san'atlı, murassaatlı libaslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse..." (Sözler, 550)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Hazinelerinin türlü türlü murassaatıyla süslendirip, kendi dest-i san'aının en güzel, en latif san'atlarıyla zinetlendirir." (Sözler, 573)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Ve sarayın nakışlarındaki rumuzunu bildirip ve içindeki san'atlarının işaretlerini öğretip, (derunundaki manzum murassa'lar ve mevzun nukuş nedir? Ve saray sahibinin kemalatını ve hünerlerini nasıl gösterirler?)" (Sözler, 574)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Hem meşher-i san'at-ı İlahiye olan zeminin yüzünde ve bahar mevsiminde, murasaat-ı rahmetini enzar-ı halka teşhir etsin." (Sözler, 600)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Risale-i Nur'un tam kametine yakışacak nakışlarla murassa' elbise giydirmişsiniz." (Kastamonu Lahikası, 21)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">"Yirmialtıncı Söz'de denildiği gibi, mesela gayet zengin, gayet mahir bir san'atkar, güzel san'atını, kıymetdar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassa' ve gayet san'atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir.... İşte aynen bu misal gibi, Sâni-i Zülcelal sana ey hasta! Göz, kulak, akıl, kalb gibi nurani duygularla murassa' olarak giydirdiği cisim gömleğini, esma-i hüsnasının nakışlarını göstermek için, çok hâlât içinde seni çevirir ve çok vaziyetlerde seni değiştirir." (Lem'alar, 207)</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kenz-i mahfi, post: 503359, member: 1024011"] [SIZE=4][FONT=Palatino Linotype]MURASSA (Arapça) (مرصع) Süslü, kıymetli taşlarla süslenmiş, sırmalı, birbirine yanaştırılmış, oturtulmuş gibi manalara gelmektedir. Kelime olarak Arapça رصع "süslemek, bezemek" kelimesinden türetilmiştir. "Murassa" kelimesi değerli taşlarla bilhassa mücevher ile süslenmiş ve bezenmiş demektir. "Murassa" kelimesinin masdarı olan "Rasa'" kelimesi "yapışmak" manasına gelmektedir. Dolayısıyla "murassa" kelimesi "yapıştırmak, bir şeyi değerli taş ve mücevherle süslemek" demektir. Değerli taş ve mücevherleri vazolara, biblolara, kupalara işlemek sanatıdır. Osmanlı Döneminde saraylarda "altın işleyen, kuyumcu" manasına gelen "Zergerân" denilen ve yaklaşık olarak 150 kişi olan bu sanatkarların yaptığı eşyaları kıymetli ve değerli taşlarla süsleme sanatıdır. Bu gelenek daha çok Hacc'a giden alayın yolu üstünde veya Hacc'a ulaştığı yerde verilen hediyelerle başlamıştır. Osmanlı Devleti gibi Doğu ve Batı'nın kavşak noktası olan bir yerde bu sanatların en yüksek düzeyde olması gayet normaldir. Bu gün Topkapı Sarayı'nda murassa' sanatının örneklerini görmek mümkündür. Murassa sanatı daha çok silahlar, kılıçlar, tahtlar, şehzade beşikleri, kamalar, fincanlar gibi malzemeler üzerinde uygulanmıştır. Murassa sanatı kuyumculuğun bir üst seviyesi olarak biliniyor ve tarihi gelişimi Osmanlı Saraylarındaki "Zergeran" bölüğü yani kuyumcular bölüğünün en usta sanatçılarına dayanmaktadır. Fakat ne aciptir ki yüzyıllar öncesine dayanan bu el sanatları şimdilerde unutulmak üzeredir. Murassa sanatı işçiliği ve üretimi zor olması nedeniyle Kuyumcular bölüğü içerisinde ustalığı ileri derecede olan "Zergeran" bölüğü tarafından üstlenilmiştir. Ebedi bir sanat terimi olarak "murassa" veya "tarsi" kelimesi "sözü aynı vezinde ve kafiyede öğelerle süslemek" demektir. Risale-i Nur Külliyatı'nda "murassa" kelimesi toplam 39 yerde zikredilmiştir. Kelime manası olarak bir süsleme sanatı manasına gelmekle birlikte unutulmaya yüz tutmuş olsa bile Risale-i Nur Külliyatı'nda ehemmiyetle zikredilmiştir. Risale-i Nur'da "murassa" kelimesinin kullanımına baktığımızda; "Hem gayet kıymettar ve şahane taamlar, kaplar, murassa' nişanlar, müzeyyen elbiseler, muhteşem ziyafetler vardır." (Sözler, 50) "Hem baharın herbir günü, herbir haftası, birer taife-i nebatatın birer bayramı hükmünde olduğu için, herbir taifesi dahi kendi Sultanının o taifeye ihsan ettiği güzel hediyeleri teşhir için ona taktığı murassa' nişanları birer resm-i geçit tarzında o Sultan-ı Ezeli'nin nazar-ı şuhud ve işhadına arzettiğinden ve öyle bir vaziyet gösterdiğinden, bütün nebatat ve eşcar güya "San'at-ı Rabbaniye murassaatını ve çiçek ve meyve denilen fıtrat-ı İlahiyenin nişanlarını takınız, çiçekler açınız" emr-i Rabbaniyeyi dinliyorlar ki, ruy-i zemin dahi gayet muhteşem bir bayram gününde, şahane resm-i geçitte, sürmeli formaları ve murassa' nişanları parlayan bir ordugâhı temsil ediyor." (Sözler, 52) "Mesela, bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misal libaslar ile giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaatıyla süslendirip hizmetkar ederek onların latif elleri olan dallarıyla, çeşit çeşit en tatlı, en musanna' meyveleri bize takdim etmek..." (Sözler, 64) "Evet kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna' ve murassa' bir meyve, elbette gayet san'atperver mucizekar ve hikmettar bir Sani'in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilânnamedir." (Sözler, 68) "Belki her şeyin gayat-ı vücudu ve netaic-i hayatı üç kısımdır. Birincisi ve en ulvisi, Saniine bakar ki; o şeye taktığı hârika-i san'at murassaatını, Şahid-i Ezeli'nin nazarına resm-i geçit tarzında arzetmektir ki, o nazara bir an-ı seyyale yaşamak kafi gelir." (Sözler, 75) "Şahane bir surette dairelere, menzillere taksim ederek hazinelerinin türlü türlü murassaatıyla süslendirip kendi dest-i san'atının en latif, en güzel eserleriyle zinetlendirip, fünun-u hikmetinin en incelekleriyle tanzim edip düzelterek ve ulumunun asar-ı mu'cizekaraneleriyle donatarak tekmil ettikten sonra, her bir taam ve nimetlerinin bütün çeşitlerinden en lezizlerini cami sofralar, o sarayda kurdu." (Sözler, 121) "Derunundaki manzum murassa'lar ve mevzun nukuş nedir" (Sözler, 121) "Nasıl bir asker, padişahından aldığı türlü türlü nişanları, resmi vakitlerde takıp padişahın nazarında görünmekle onun iltifat-ı âsârını gösterdiği gibi, sen dahi esma-i ilahiyenin cilvelerinin sana verdikleri letaif-i insaniye murassaatıyla bilerek süslenip o şahid-i Ezeli'nin nazar-ı şuhud ve işhadına görünmektir." (Sözler, 128) "Sonra o Hâkim, şu musanna' ve murassa' Kur'anı, bir ecnebi feylesofa ve bir müslüman âlime gösterdi." (Sözler, 130) "İşte bu yıldız cinsinden bir nev'i de, nazenin sema yüzünün murassa' zinetleri ve o ağacın münevver meyveleri ve o denizin müsebbih balıkları hükmünde, Fâtır-ı Zülcelal, Sâni-i Zülcemal onları yaratmış ve meleklerine mezireler, binekler, menziller yapmıştır..." (Sözler, 182) "İşte bak o Nakkaş-ı Ezeli, herbir asrı bir model yaparak mu'cizat-ı kudreti ile murassa', taze bir âlemi ona giydiriyor....Her baharda, herbir ağaca sündüs-misal taze bir çarşaf giydiriyor. Lü'lü-misal yeni bir murassaatla süslendiriyor." (Sözler, 196) "Şimdi iki levha, iki daire görünüyor. Biri: Gayt muhteşem, muntazam bir daire-i rububiyet ve gayet musanna', murassa' bir levha-i san'at..." (Sözler, 233) "...dağın cesedine giydirilen ve çiçek ve meyvelerin murassaatıyla münakkaş ve müzeyyen olan gömleklerin kemal-i intizamı ve hüsn-ü san'atı; kat'i, şübhesiz şehadet eder." (Sözler, 249) "...rahmet nişanları takılmış ve o münevver ve murassa' nişanları ihsan etmekle beraber..." (Sözler, 303) "Mesela; Gayet zengin, nihayet derecede san'atkâr ve çok san'atlarda mahir bir zât; âsâr-ı san'atını, hem kıymettar servetini göstermek için âdi bir miskin adamı, modellik vazifesini gördürmek için, bir ücrete mukabil bir saatte murassa', musann'a yaptığı gömleği giydirir, onun üstünde işler ve vaziyetler verir, tebdil eder... İşte onun gibi Sani-i Zülcelal, Fâtır-ı Bimisal; zihayata göz, kulak, akıl, kalb gibi havas ve letaif ile murassa' olarak giydirdiği vücud gömleğini esma-i hüsnanın nakışlarını göstermek için çok hâlat içinde çevirir, çok vaziyetlerde değiştirir." (Sözler, 472) "Halbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherat, gayet san'atlı, murassaatlı libaslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse..." (Sözler, 550) "Hazinelerinin türlü türlü murassaatıyla süslendirip, kendi dest-i san'aının en güzel, en latif san'atlarıyla zinetlendirir." (Sözler, 573) "Ve sarayın nakışlarındaki rumuzunu bildirip ve içindeki san'atlarının işaretlerini öğretip, (derunundaki manzum murassa'lar ve mevzun nukuş nedir? Ve saray sahibinin kemalatını ve hünerlerini nasıl gösterirler?)" (Sözler, 574) "Hem meşher-i san'at-ı İlahiye olan zeminin yüzünde ve bahar mevsiminde, murasaat-ı rahmetini enzar-ı halka teşhir etsin." (Sözler, 600) "Risale-i Nur'un tam kametine yakışacak nakışlarla murassa' elbise giydirmişsiniz." (Kastamonu Lahikası, 21) "Yirmialtıncı Söz'de denildiği gibi, mesela gayet zengin, gayet mahir bir san'atkar, güzel san'atını, kıymetdar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassa' ve gayet san'atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir.... İşte aynen bu misal gibi, Sâni-i Zülcelal sana ey hasta! Göz, kulak, akıl, kalb gibi nurani duygularla murassa' olarak giydirdiği cisim gömleğini, esma-i hüsnasının nakışlarını göstermek için, çok hâlât içinde seni çevirir ve çok vaziyetlerde seni değiştirir." (Lem'alar, 207)[/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 147: Murassa'
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst