Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 49: Savlet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kenz-i mahfi" data-source="post: 400032" data-attributes="member: 1024011"><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">SAVLET (Arapça) Saldırmak, ani ve şiddetli saldırış manalarına gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Arapça "Savl" (sıçramak, atlamak, atılmak, hamle yapmak, saldırmak, atakta bulunmak" kökünden gelmektedir. Savlet kelimesi aynı zamanda hücum etmek, saldırı, nüfuz, güç, kuvvet, zor, despotluk, istibdat, tiranlık gibi manalarda da kullanılmaktadır. Çoğulu "Savelât" kelimesidir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Savlet kelimesi bazen de "tesir" manasında kullanılmaktadır. Mesela: "Batılın savleti olur, devleti olmaz." Nice söz vardır ki savlden daha kuvvetlidir. Arapça'da hücum ve hamleyi ifade eden bir kelime olarak kullanılmaktadır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Savlet kelimesinin Risale-i Nur'daki kullanımına baktığımızda; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Mektubatta:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">- "hem bu âhirzamanın fitnesinden eski zamandan beri bütün ümmet istiaze etmesi cihetinden, hem o fitnelerin savletinden</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">mü'minlerin imanlarını kurtarması noktasından Risale-i Nur öyle bir ehemmiyet kesbetmiş ki: Kur'an ona kuvvetli işaretle iltifat etmiş ve</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü üç kerametle ona beşaret vermiş." cümlesinde zikredilmiştir. Risale-i Nur'da "savlet" kelimesi daha ziyade fitneler, bid'alar, dalaletlerin şiddetli hücumunda kullanılmıştır. Burada da aynen "fitnelerin savleti" ifadesi kullanılmıştır. İslam cemiyeti arasında yaygınlaştırılmak istenilen ve zındıka komiteleri tarafından ortaya atılan ve bir kısım ulema-üs su tarafından desteklenen manevi hastalıklar, marazlar, bid'alar, fitneler, hurafeler alem-i İslam'ın bünyesinde derin yaralar açmıştır. Öyle fitneler ki -ahirzaman fitneleri olarak tabir ediliyor- o fitnelerin savletinden kimse kurtulamaz. Ahirzamanın fitnesi isabet eden bir kişi mutlaka bu fitnelere bulaşır ve bu fitnelerden kendisini kurtarması bir hayli müşkildir. İşte Risale-i Nur bu fitnelerin savletinden yani şiddetli saldırısından müminlerin imanını kurtarmıştır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Lem'alar'da 2 ihlas risalesi olan 20. ve 21.Lem'alar'da 1'er kez kullanılmıştır. Cümleler şöyledir: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">- "Ve hakkı, batılın savletinden kurtarmak için..." </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">- "...savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde..." Yine burada da Mektubatta zikredildiği manasında batılın ve bid'aların şiddetli hücumunda ihlası muhafaza etmenin yolları gösterilmiştir. Bid'aların savletli olması herhalde bu zamana yani ahirzamana mahsus bir ifade olsa gerektir. Sanki bid'alar bin seneden beri birikmiş de bir anda bu asrın üzerine boşalmış gibi "savletli" kelimesi kullanılmasıyla, hem Kur'an'ın etrafındaki surlar kırılmasıyla doğrudan doğruya Kur'ana hücum edilmesi sırrıyla bu şiddetli saldırı daha da tesirli olmuştur. Zaten "savlet" kelimesinin karşılığında "tesir" de yatmaktadır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Şualar'da Merhum Hasan Feyzi'nin mektubunun hülasasını beyan eden mektupta denilmiş: "Her divan-ı adalette en büyük dehşet ve savletini azamet ve izzetini parlak ve şa'şaalı bir surette gösterdin. Onları da iman ve Kur'an suyiyle yıkadın" cümlesinde "savlet" kelimesi "dehşet" ve "azamet" kelimeleri arasında zikredilmekle sanki bu iki sıfatın memzucu bir kelimedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Hüsrev Altınbaşak'ın mektubunda: "...imhanıza susayan insafsız düşmanlarınızın en dehşetli savletleri karşısında zahiri kimsesizliğinize şefkat etmiş, maddeten aczinize merhamet etmiş, imdadınıza yetişmiş, titreyen zemin ile davanızın doğruluğunu tasdik etmiş." cümlesinde "insafsız düşmanlarınızın en dehşetli savletleri" ifadesi kullanılarak "savlet" kelimesinin nasıl bir manayı yüklendiği gayet güzel gösterilmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Birinci Şua'da "...Arabi tarihiyle bin üçyüz ellidokuz edip o tuğyanlı taifenin savletli zamanını göstererek tam tevafukla bakar" denilmiştir. Arabi 1359 tarihi, Miladi 1940'a tekabül etmektedir. Eğer Rumi tarih olsa 1943 tarihini göstermektedir. Evet o tuğyanlı taifenin öyle bir hususiyeti var ki kendi halleriyle durmayıp tecavüz etmeleridir. Bilhassa dine ve ecdada şiddetli bir adavet beslemekle, tecavüz ediyorlar. Dinin menbalarını kurutmak, kapılarını kapatmak istiyorlar. Bu tarihe bir kaç yerde de işaret bulunmaktadır. 1940 tarihi hepimizin bildiği gibi 2. Dünya Savaşı'nın başlangıç tarihidir. Bu savaş dünya tarihinin en dehşetli ve kanlı savaşıdır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Birinci Şua'daki ifadenin sanki devamı niteliğinde olan Kastamonu Lahikası'ndaki: "hem çoktanberi sukut-u ahlaka ve hayat-ı dünyeviyeyi her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeye sevkeden dehşetli esbab altında Risale-i Nur'un şimdiye kadar fütuhatı ve ve zındıkların ve dalaletlerin savletini kırması..." cümlesinde Risale-i Nur'un nasıl bir zamanın mahsulü olduğu ve savletli dalaletler içerisinde nasıl muvaffak olduğu bahsedilmiştir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Emirdağ Lahikası'nda; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">- "...dalaletin savletinden gelen vesvese ve zafiyetine karşı..."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">- "...sair dinleri felsefe-i tabiiyenin savletinden ve galebesinden kurtarıp onlara bir nokta-i istinad oldu...", "...Risale-i Nur dahi felsefe-i maddiyeden gelen dehşetli dalalet-i ilmiyeye karşı avam-ı ehl-i imanın taklidi olan imanlarını o dalalet-i ilmiyenin savletinden kurtarıp..." cümlelerinde taklidi olan imanları müthiş dalaletlerin hücumundan bu zamanda Kur'an'ın muavenetiyle kurtaran en başta Risale-i Nur olduğu beyan edilmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de; "Risalet-ün-Nurun şimdiye kadar fütuhatı ve zındıkaların ve dalâletlerin savletlerinin kırılması ve yüzbinler bîçârelerin îmanlarını kurtarması ve herbiri yüze mukabil binler hakikî mü'min talebeleri yetiştirmesi..." cümlesinde geçmektedir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Hasan Feyzi'nin mektubundaki şiirde; "Eyleyeler nurun ile hep savlet" mısraında geçmektedir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Tarihçe-i Hayatı kitabının başında Yavuz Sultan Selim'in meşhur şiirinde böyle denilmiş:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">"İttihadken savlet-i a'dayı def'e çaremiz</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">İttihad etmezse millet, dağıdar eyler beni..." </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">"Savlet" kelimesi çok kullanılan bir kelime olmamakla birlikte kullanıldığı yerler itibariyle makamıyla tam muvafık olarak kullanılmşıtır. Bilhassa İhlas Lemalarında ve Şualardaki tabirlerde tam isabetli kelime kullanılmıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Risale-i Nur'da "savlet" kelimesi; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Mektubat'ta; 1 defa</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Lem'alar'da; 3 defa, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Şualar'da; 4 defa, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Kastamonu Lahikası'nda; 1 defa, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Emirdağ Lahikası'nda; 3 defa, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de, 5 defa, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'">Tarihçe-i Hayatı'nda; 3 defa olmak üzere toplam: 20 defa zikredilmiştir. </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kenz-i mahfi, post: 400032, member: 1024011"] [SIZE=4][FONT=Microsoft Sans Serif]SAVLET (Arapça) Saldırmak, ani ve şiddetli saldırış manalarına gelmektedir. Arapça "Savl" (sıçramak, atlamak, atılmak, hamle yapmak, saldırmak, atakta bulunmak" kökünden gelmektedir. Savlet kelimesi aynı zamanda hücum etmek, saldırı, nüfuz, güç, kuvvet, zor, despotluk, istibdat, tiranlık gibi manalarda da kullanılmaktadır. Çoğulu "Savelât" kelimesidir. Savlet kelimesi bazen de "tesir" manasında kullanılmaktadır. Mesela: "Batılın savleti olur, devleti olmaz." Nice söz vardır ki savlden daha kuvvetlidir. Arapça'da hücum ve hamleyi ifade eden bir kelime olarak kullanılmaktadır. Savlet kelimesinin Risale-i Nur'daki kullanımına baktığımızda; Mektubatta: - "hem bu âhirzamanın fitnesinden eski zamandan beri bütün ümmet istiaze etmesi cihetinden, hem o fitnelerin savletinden mü'minlerin imanlarını kurtarması noktasından Risale-i Nur öyle bir ehemmiyet kesbetmiş ki: Kur'an ona kuvvetli işaretle iltifat etmiş ve Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü üç kerametle ona beşaret vermiş." cümlesinde zikredilmiştir. Risale-i Nur'da "savlet" kelimesi daha ziyade fitneler, bid'alar, dalaletlerin şiddetli hücumunda kullanılmıştır. Burada da aynen "fitnelerin savleti" ifadesi kullanılmıştır. İslam cemiyeti arasında yaygınlaştırılmak istenilen ve zındıka komiteleri tarafından ortaya atılan ve bir kısım ulema-üs su tarafından desteklenen manevi hastalıklar, marazlar, bid'alar, fitneler, hurafeler alem-i İslam'ın bünyesinde derin yaralar açmıştır. Öyle fitneler ki -ahirzaman fitneleri olarak tabir ediliyor- o fitnelerin savletinden kimse kurtulamaz. Ahirzamanın fitnesi isabet eden bir kişi mutlaka bu fitnelere bulaşır ve bu fitnelerden kendisini kurtarması bir hayli müşkildir. İşte Risale-i Nur bu fitnelerin savletinden yani şiddetli saldırısından müminlerin imanını kurtarmıştır. Lem'alar'da 2 ihlas risalesi olan 20. ve 21.Lem'alar'da 1'er kez kullanılmıştır. Cümleler şöyledir: - "Ve hakkı, batılın savletinden kurtarmak için..." - "...savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde..." Yine burada da Mektubatta zikredildiği manasında batılın ve bid'aların şiddetli hücumunda ihlası muhafaza etmenin yolları gösterilmiştir. Bid'aların savletli olması herhalde bu zamana yani ahirzamana mahsus bir ifade olsa gerektir. Sanki bid'alar bin seneden beri birikmiş de bir anda bu asrın üzerine boşalmış gibi "savletli" kelimesi kullanılmasıyla, hem Kur'an'ın etrafındaki surlar kırılmasıyla doğrudan doğruya Kur'ana hücum edilmesi sırrıyla bu şiddetli saldırı daha da tesirli olmuştur. Zaten "savlet" kelimesinin karşılığında "tesir" de yatmaktadır. Şualar'da Merhum Hasan Feyzi'nin mektubunun hülasasını beyan eden mektupta denilmiş: "Her divan-ı adalette en büyük dehşet ve savletini azamet ve izzetini parlak ve şa'şaalı bir surette gösterdin. Onları da iman ve Kur'an suyiyle yıkadın" cümlesinde "savlet" kelimesi "dehşet" ve "azamet" kelimeleri arasında zikredilmekle sanki bu iki sıfatın memzucu bir kelimedir. Hüsrev Altınbaşak'ın mektubunda: "...imhanıza susayan insafsız düşmanlarınızın en dehşetli savletleri karşısında zahiri kimsesizliğinize şefkat etmiş, maddeten aczinize merhamet etmiş, imdadınıza yetişmiş, titreyen zemin ile davanızın doğruluğunu tasdik etmiş." cümlesinde "insafsız düşmanlarınızın en dehşetli savletleri" ifadesi kullanılarak "savlet" kelimesinin nasıl bir manayı yüklendiği gayet güzel gösterilmiştir. Birinci Şua'da "...Arabi tarihiyle bin üçyüz ellidokuz edip o tuğyanlı taifenin savletli zamanını göstererek tam tevafukla bakar" denilmiştir. Arabi 1359 tarihi, Miladi 1940'a tekabül etmektedir. Eğer Rumi tarih olsa 1943 tarihini göstermektedir. Evet o tuğyanlı taifenin öyle bir hususiyeti var ki kendi halleriyle durmayıp tecavüz etmeleridir. Bilhassa dine ve ecdada şiddetli bir adavet beslemekle, tecavüz ediyorlar. Dinin menbalarını kurutmak, kapılarını kapatmak istiyorlar. Bu tarihe bir kaç yerde de işaret bulunmaktadır. 1940 tarihi hepimizin bildiği gibi 2. Dünya Savaşı'nın başlangıç tarihidir. Bu savaş dünya tarihinin en dehşetli ve kanlı savaşıdır. Birinci Şua'daki ifadenin sanki devamı niteliğinde olan Kastamonu Lahikası'ndaki: "hem çoktanberi sukut-u ahlaka ve hayat-ı dünyeviyeyi her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeye sevkeden dehşetli esbab altında Risale-i Nur'un şimdiye kadar fütuhatı ve ve zındıkların ve dalaletlerin savletini kırması..." cümlesinde Risale-i Nur'un nasıl bir zamanın mahsulü olduğu ve savletli dalaletler içerisinde nasıl muvaffak olduğu bahsedilmiştir. Emirdağ Lahikası'nda; - "...dalaletin savletinden gelen vesvese ve zafiyetine karşı..." - "...sair dinleri felsefe-i tabiiyenin savletinden ve galebesinden kurtarıp onlara bir nokta-i istinad oldu...", "...Risale-i Nur dahi felsefe-i maddiyeden gelen dehşetli dalalet-i ilmiyeye karşı avam-ı ehl-i imanın taklidi olan imanlarını o dalalet-i ilmiyenin savletinden kurtarıp..." cümlelerinde taklidi olan imanları müthiş dalaletlerin hücumundan bu zamanda Kur'an'ın muavenetiyle kurtaran en başta Risale-i Nur olduğu beyan edilmiştir. Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de; "Risalet-ün-Nurun şimdiye kadar fütuhatı ve zındıkaların ve dalâletlerin savletlerinin kırılması ve yüzbinler bîçârelerin îmanlarını kurtarması ve herbiri yüze mukabil binler hakikî mü'min talebeleri yetiştirmesi..." cümlesinde geçmektedir. Hasan Feyzi'nin mektubundaki şiirde; "Eyleyeler nurun ile hep savlet" mısraında geçmektedir. Tarihçe-i Hayatı kitabının başında Yavuz Sultan Selim'in meşhur şiirinde böyle denilmiş: "İttihadken savlet-i a'dayı def'e çaremiz İttihad etmezse millet, dağıdar eyler beni..." "Savlet" kelimesi çok kullanılan bir kelime olmamakla birlikte kullanıldığı yerler itibariyle makamıyla tam muvafık olarak kullanılmşıtır. Bilhassa İhlas Lemalarında ve Şualardaki tabirlerde tam isabetli kelime kullanılmıştır. Risale-i Nur'da "savlet" kelimesi; Mektubat'ta; 1 defa Lem'alar'da; 3 defa, Şualar'da; 4 defa, Kastamonu Lahikası'nda; 1 defa, Emirdağ Lahikası'nda; 3 defa, Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de, 5 defa, Tarihçe-i Hayatı'nda; 3 defa olmak üzere toplam: 20 defa zikredilmiştir. [/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 49: Savlet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst