Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 70: Nefer
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kenz-i mahfi" data-source="post: 434676" data-attributes="member: 1024011"><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">NEFER (نفر)(Arapça) Bir kişi, tek kişi, asker, er (Bazılarınca insan cemaati, üç ile on arasında bir sayıya sahip olan küçük topluluk) manalarına gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Nefer” (نفر)kelimesinin “asker” manasına gelen karşılığına baktığımızda “asker” kelimesi Arapça’da “ordu, birlikler” demek olup Latince’de ordu manasına gelen “exercitus” kelimesinden alınmıştır. Farsça’da “leşker” kelimesi “ordu” demektir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Arapça fiil olan bu kelime “ürküp kaçmak, firar etmek, sakınmak, hoşlanmamak, sevmemek” manalarına da gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Nefer” (نفر)kelimesinden türetilen ve “hoşlanmamak, sevmemek” manalarına gelen “nefret” kelimesini sıklıkla kullanıyoruz.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Yine bu kelimeden türetilen “tenfîr” kelimesi “nefret ettirme, uzaklaştırma, iticilik, bunaltma, bezdirme” manalarına gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Arapça “nefere” fiilinden müştak olan “nefer” kelimesi Kur’anî bir kelime olup türevleriyle beraber 19 defa zikredilmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Kur’an-ı Kerim’de “ekip, grup, küçük birlik” karşılığı olarak “nefer” (نفر)kelimesi kullanılmaktadır. Lügatte “fert” ve “erkek kişi” manaları da bulunuyor ki “nefer” kelimesi daha ziyade bu muhtevasıyla bilinmektedir. Eskiden umumi seferberlikler için “nefîr-i âmm” ifadesi kullanılmaktaydı. İnsanları bir yere toplamak için üflenen sur’un adının “nefîr” olması da buradan gelmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Nefer” (نفر) kelimesinin isim veya sıfat olarak “asker” karşılığında kullanılması Kur’an-ı Kerim’de mevcut değildir. Fakat bu kelimeye “asker” manası yüklenmesi Kur’an-ı Kerim’de “nefere” kelimesinin zikredildiği ayetlerdeki hususi sebebi yahut bağlamı çerçevesinde mümkün olmaktadır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“infiru” kelimesi “seferber olmak” manasında Kur’an-ı Kerim’de 4 defa zikredilmiştir. Tevbe Suresi’nin 38.ayetinde; “Ey imân edenler! Sizin için ne var ki, size, “Allah yolunda seferber olunuz” denildiği zaman yere yığıldınız kaldınız. Yoksa ahirete bedel dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki, dünya hayatının metaı, ahiretin yanında pek az bir şeyden başka değildir” denilmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Bu ayette geçen “infirû fî sebîlillâh” ibaresi tek başına “Allah yolunda seferber olun!” şeklinde söylenmektedir. Bu ayetin nüzul sebebi Tebük Seferi’dir. Tebük Savaşı hakiki müminlerin büyük bir imtihanıdır. Hicretin 9. senesinde Tebük Seferi öncesinde Müslümanlar Huneyn ve Taif seferlerinden henüz dönmüşlerdir. Kıtlık senesi yaşanmakta ve yaz mevsiminin en sıcak günlerine denk gelmektedir. Tebük ise o zamana kadar sefer edilen yerlerin en uzağıdır. Müslümanların karşısında iyi techiz edilmiş bir ordu vardır. Medine’nin hurmaları olgunlaşmış, gölgeleri güzelleşmiş bir halde iken sefer emri gelince bazı bedevi kabileleri ile bir kısım münafıklar sefer emrini ağırdan almışlar, yüzlerini ekşitmişler, gönülsüz davranmışlardır. Bir kısmı ise türlü bahaneler ile sefere katılmamıştır. Tevbe Suresi’nin bir kısmı, bahaneler ile sefere katılmayanların tevbelerinin kabulü hakkında inmiştir. Zikredilen bu ayet sefere katılmayanları tekdir sadedinde nazil olmuştur. Aynı emri alan samimi müminler numune-i imtisal davranışlar sergilemişlerdir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">O zaman Cenab-ı Hakk’ın “infirû” emri karşısında bir kısım Müslümanlar ileri atılmışlar, bir kısım münafıklar ise oldukları yerde kalmışlardır. İşte böyle evlerinden çıkıp bir yere toplaman cemaate “nefir”, onlardan her birisine de “nefer” denilmiştir. Dolayısıyla “nefer” Allah (CC) ve Resulü’nün sefer emrine muhatap olunca hiç sorgulamadan koşup gelen, fethin veya zalimi alt etmenin arzu ve heyecanıyla yerinde duramayan, dünyayı elinin tersiyle itip şartlara aldırmadan cepheye giden “er” demektir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Tevbe Suresi’nin 122.ayetinde; “Bununla beraber müminlerin hepsinin birden topyekün savaşa katılmaları uygun değildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinleşmeli ve kabileleri savaştan dönüp gelince onları uyarmalıdır ki, böylece Allah'ın azabından sakınırlar” geçmektedir. Ayette geçen “nefera” kelimesi “seferber olmak, bir bölüğün cihada gitmesi, diğer bir bölüğün de dini ilimleri tahsil için kalması, yahut yolculuğa çıkmak, bütün kavmin, ilim talebiyle geçimlerini terk etmemesi, bir kısmının dini ilimleri tahsil için rıhlet etmesi, bir kısmının da kalması” manasında kullanılmıştır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinde bu ayetle ilgili olarak; “Sizinle topyekün savaşa tutuştukları gibi siz de müşriklere karşı topyekün savaşın!" (Tevbe, 9/36) ve "İster hafif, ister ağır hazırlıklarla hepiniz topyekün savaşa katılın!" (Tevbe, 9/41) buyurulmuş olmak ve Medinelilerle civardaki bedevilerin savaştan kalmaları caiz olmamakla beraber gerek gaza ve gerek ilim öğrenmek için yeryüzündeki bütün müminlerin hepsinin birden koşup harekete geçmesi doğru değildir. Hepsinin birden savaştan kalmaları doğru olmadığı gibi, hepsinin birden seferber olmaları da doğru olmaz. O halde onların herbir oymağından, bir şehir halkı veya büyük bir kabile gibi herbir topluluktan bir taife, yani bir kısım, bir grup, bir cemaat kalıp dinde tefakkuh etmeliler, külfet ve zahmete katlanıp dinin inceliklerini iyice ve derinlemesine öğrenmeliler ve nefir olup savaşa katılanları dönüp geldikleri vakit, belki hazer ederler diye uyarmalılar. Yani halka üstünlük taslamak ve tahakküm etmek veya daha başka dünya çıkarları elde etmek gibi maksatlar uğruna değil, sırf kendi halkını, özellikle savaşa katılıp da din eğitim ve öğretiminden uzak kalmış olan din kardeşlerini inzar ve irşad maksadı ile fıkıh ve din ilimleri öğrensinler, kalanlar da bu iş için, yani eğitim ve öğretim için seferber olup toplansınlar. Şu halde dinde tefakkuh, yani derinliğine bilgi edinme işi de bir farz-ı kifayedir. Ve Allah yolunda cihaddan sayılmaktadır. Bu mânâya göre, din ilimlerinin tahsili için de bir seferberlik söz konusudur. Burada zamirleri nefir olan taifeye racidir. Fakat âyette diğer bir mânâ daha rivayet edilmiştir. Şöyle ki: Müminler cihaddan tehallüf edenler (katılmayıp evlerinde oturanlar) aleyhinde nazil olan ilâhî açıklamaları işitince bu sefer de hepsi cihad için seferberliğe koşmaya başlamışlar, bunun üzerine her oymaktan bir kısmının cihada gitmesi bir kısmının da kalıp din ilimleri tahsil etmesi, bilgilerini derinleştirmesi ve kavmini uyarıp bilinçlendirmesi emrolunmuş. Ve böylece ilim belgelerle cihad, savaş da kılıçla cihad olmuştur. Her ikisinin de asıl gayesi, Allah'ın peygamber ve vahiy göndermesinin hikmeti olan nefse karşı cihad-ı ekberi kazanmak olduğu böylece anlatılmıştır. İşte bundan dolayıdır ki "Dinde derinleşsinler ve inzarda, uyarıda bulunsunlar." zamirleri savaşa katılanlara değil, katılmayıp kalanlara raci olmuş demektir.”</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Nefera” kelimesinden türetilen ve “ürkmek, uzaklaşmak, nefret etmek” manalarına gelen “nufûr” kelimesi İsra Suresi 41 ve 46.ayetler, Furkan Suresi 60.ayet, Fatır Suresi 42.ayet ve Mülk Süresi 21.ayette olmak üzere 5 defa zikredilmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Müddessir Suresi’nin 50.ayetinde; “O Kur'ân'dan öyle yüz çeviriyorlar ki sanki onlar ürkmüş yabani eşekler” geçmektedir. Bu ayette “müstenfirah” (yabani, vahşi, ürkek eşek) kelimesi geçmektedir </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Biz bir tek kişiye de nefer diyoruz. Arapça'da ise bu kelimenin şöhret bulan kullanılışı, üçten ona kadar bir sayıya sahip olan insanları ifade etmek için kullanılır. Yine Arapça’da ondan kırka kadar olan bir sayıdaki cemaati ifade etmek için kullanılmaktadır. Fasih Arapça'da ondan yukarısı için kullanılır. Erkeklere hatta insanlara da mahsus değildir. Cin Suresinin 1.ayetinde bu kelime cinler için de kullanılmıştır. Arapça’da “grup, topluluk” manasına gelen “Reht” kelimesi ve “nefer” kelimeleri kırka kadar kullanılmaktadır. Aralarındaki fark; “reht” kelimesi, bir ataya ait olur, “nefer”de ise öyle değil, nefer, kavim mânâsına da kullanılır ki, "Nüfusça da daha kuvvetli." (Kehf Suresi, 34) âyetinde de bu mânâdadır."Nefer'in lugat örfünde diğer bir mânâsı da 'erkek'tir" Demek ki dilimizdeki “nefer” kelimesi bu mânâdan gelmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">İsra Suresi 6. ayette “ekip, cemiyet, birlik” manasında “nefîr” kelimesi kullanılmıştır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“nefer” kelimesi Risale-i Nur Külliyatı’nda hemen hemen bütün yerlerde “asker” manasında kullanılmıştır. “Asker” kelimesi Arapça’da “ordu, birlikler” manasına gelmektedir. Dilimize de bu manasıyla girmiştir. Fakat bu kelimenin fert olarak kullanılışı daha yaygındır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“nefer” kelimesinin en çok zikredildiği Sözler kitabında bu kelimenin geçtiği yerlere misal olarak; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“O iki asker, o muarrif adamın sözünü dinledikten sonra şu bahtiyar nefer sağa gider.” (Sözler, 18)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“…bütün kainat, ona emirber nefer hükmündedir.” (Sözler, 115)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Her şey ona bir emirber nefer hükmündedir.” (Sözler, 285)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Eğer her bir neferin ayrı ayrı yerlerde teçhizatı yapılsa, alınsa; her bir neferin teçhizatı için, bütün ordunun teçhizatına lâzım fabrikalar bulunması lâzımdır.” (Sözler, 287)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Bütün saatleri, müdhiş bir makamda bir saat nöbet tutan fedâkar bir neferin nöbeti gibidir…” (Sözler, 493)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Mektubat’ta geçen yerlerden birkaç misal; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“İşittim ki, diyorlar: “Said ellibin nefer kuvvetindedir, onun için serbest bırakmıyoruz”… Eğer korkunuz mesleğimden ve Kur’ana ait dellallığımdan ve kuvve-i maneviye-i imaniyeden ise; ellibin nefer değil, yanlışsınız! Meslek itibariyle elli milyon kuvvetindeyim, haberiniz olsun!” (Mektubat, 72)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“sen o gemide bir dümenci neferisin. Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak.” (Mektubat, 225)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“Nasıl ki bir zabit, bin neferin tedbirini, bir nefer gibi kolay yapar ve bir neferin tedbiri, bin zabite havale edilse; bin nefer kadar müşkilatlı olur, keşmekeşe sebebiyet verir.” (Mektubat, 257)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Risale-i Nur Külliyatı’nda “nefer” ve “asker” kelimeleri; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"> <table style='width: 100%'><tr><td></td><td>nefer</td><td>asker</td></tr><tr><td>Sözler</td><td>75</td><td>54</td></tr><tr><td>Mektubat</td><td>43</td><td>17</td></tr><tr><td>Lem'alar</td><td>45</td><td>30</td></tr><tr><td>Şualar</td><td>39</td><td>26</td></tr><tr><td>Mesnevi-i Nuriye</td><td>20</td><td>23</td></tr><tr><td>İşarat-ül İ'caz</td><td>0</td><td>2</td></tr><tr><td>Sikke-i Tasdik-i Gaybi</td><td>10</td><td>5</td></tr><tr><td>Barla Lahikası</td><td>4</td><td>23</td></tr><tr><td>Kastamonu Lahikası</td><td>8</td><td>27</td></tr><tr><td>Emirdağ Lahikası</td><td>5</td><td>8</td></tr><tr><td>Tarihçe-i Hayatı</td><td>30</td><td>63</td></tr><tr><td>Asa-yı Musa</td><td>18</td><td>10</td></tr><tr><td>TOPLAM</td><td>297</td><td>288</td></tr></table><p></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Risale-i Nur’da nefer” ve “asker” kelimeleri birbirine yakın sayılarda kullanılmıştır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">“nefer” kelimesinin Ebced Değeri: 330, “asker” kelimesinin Ebced Değeri ise 350’dir. </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kenz-i mahfi, post: 434676, member: 1024011"] [SIZE=4][FONT=Palatino Linotype]NEFER (نفر)(Arapça) Bir kişi, tek kişi, asker, er (Bazılarınca insan cemaati, üç ile on arasında bir sayıya sahip olan küçük topluluk) manalarına gelmektedir. “Nefer” (نفر)kelimesinin “asker” manasına gelen karşılığına baktığımızda “asker” kelimesi Arapça’da “ordu, birlikler” demek olup Latince’de ordu manasına gelen “exercitus” kelimesinden alınmıştır. Farsça’da “leşker” kelimesi “ordu” demektir. Arapça fiil olan bu kelime “ürküp kaçmak, firar etmek, sakınmak, hoşlanmamak, sevmemek” manalarına da gelmektedir. “Nefer” (نفر)kelimesinden türetilen ve “hoşlanmamak, sevmemek” manalarına gelen “nefret” kelimesini sıklıkla kullanıyoruz. Yine bu kelimeden türetilen “tenfîr” kelimesi “nefret ettirme, uzaklaştırma, iticilik, bunaltma, bezdirme” manalarına gelmektedir. Arapça “nefere” fiilinden müştak olan “nefer” kelimesi Kur’anî bir kelime olup türevleriyle beraber 19 defa zikredilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de “ekip, grup, küçük birlik” karşılığı olarak “nefer” (نفر)kelimesi kullanılmaktadır. Lügatte “fert” ve “erkek kişi” manaları da bulunuyor ki “nefer” kelimesi daha ziyade bu muhtevasıyla bilinmektedir. Eskiden umumi seferberlikler için “nefîr-i âmm” ifadesi kullanılmaktaydı. İnsanları bir yere toplamak için üflenen sur’un adının “nefîr” olması da buradan gelmektedir. “Nefer” (نفر) kelimesinin isim veya sıfat olarak “asker” karşılığında kullanılması Kur’an-ı Kerim’de mevcut değildir. Fakat bu kelimeye “asker” manası yüklenmesi Kur’an-ı Kerim’de “nefere” kelimesinin zikredildiği ayetlerdeki hususi sebebi yahut bağlamı çerçevesinde mümkün olmaktadır. “infiru” kelimesi “seferber olmak” manasında Kur’an-ı Kerim’de 4 defa zikredilmiştir. Tevbe Suresi’nin 38.ayetinde; “Ey imân edenler! Sizin için ne var ki, size, “Allah yolunda seferber olunuz” denildiği zaman yere yığıldınız kaldınız. Yoksa ahirete bedel dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki, dünya hayatının metaı, ahiretin yanında pek az bir şeyden başka değildir” denilmiştir. Bu ayette geçen “infirû fî sebîlillâh” ibaresi tek başına “Allah yolunda seferber olun!” şeklinde söylenmektedir. Bu ayetin nüzul sebebi Tebük Seferi’dir. Tebük Savaşı hakiki müminlerin büyük bir imtihanıdır. Hicretin 9. senesinde Tebük Seferi öncesinde Müslümanlar Huneyn ve Taif seferlerinden henüz dönmüşlerdir. Kıtlık senesi yaşanmakta ve yaz mevsiminin en sıcak günlerine denk gelmektedir. Tebük ise o zamana kadar sefer edilen yerlerin en uzağıdır. Müslümanların karşısında iyi techiz edilmiş bir ordu vardır. Medine’nin hurmaları olgunlaşmış, gölgeleri güzelleşmiş bir halde iken sefer emri gelince bazı bedevi kabileleri ile bir kısım münafıklar sefer emrini ağırdan almışlar, yüzlerini ekşitmişler, gönülsüz davranmışlardır. Bir kısmı ise türlü bahaneler ile sefere katılmamıştır. Tevbe Suresi’nin bir kısmı, bahaneler ile sefere katılmayanların tevbelerinin kabulü hakkında inmiştir. Zikredilen bu ayet sefere katılmayanları tekdir sadedinde nazil olmuştur. Aynı emri alan samimi müminler numune-i imtisal davranışlar sergilemişlerdir. O zaman Cenab-ı Hakk’ın “infirû” emri karşısında bir kısım Müslümanlar ileri atılmışlar, bir kısım münafıklar ise oldukları yerde kalmışlardır. İşte böyle evlerinden çıkıp bir yere toplaman cemaate “nefir”, onlardan her birisine de “nefer” denilmiştir. Dolayısıyla “nefer” Allah (CC) ve Resulü’nün sefer emrine muhatap olunca hiç sorgulamadan koşup gelen, fethin veya zalimi alt etmenin arzu ve heyecanıyla yerinde duramayan, dünyayı elinin tersiyle itip şartlara aldırmadan cepheye giden “er” demektir. Tevbe Suresi’nin 122.ayetinde; “Bununla beraber müminlerin hepsinin birden topyekün savaşa katılmaları uygun değildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinleşmeli ve kabileleri savaştan dönüp gelince onları uyarmalıdır ki, böylece Allah'ın azabından sakınırlar” geçmektedir. Ayette geçen “nefera” kelimesi “seferber olmak, bir bölüğün cihada gitmesi, diğer bir bölüğün de dini ilimleri tahsil için kalması, yahut yolculuğa çıkmak, bütün kavmin, ilim talebiyle geçimlerini terk etmemesi, bir kısmının dini ilimleri tahsil için rıhlet etmesi, bir kısmının da kalması” manasında kullanılmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinde bu ayetle ilgili olarak; “Sizinle topyekün savaşa tutuştukları gibi siz de müşriklere karşı topyekün savaşın!" (Tevbe, 9/36) ve "İster hafif, ister ağır hazırlıklarla hepiniz topyekün savaşa katılın!" (Tevbe, 9/41) buyurulmuş olmak ve Medinelilerle civardaki bedevilerin savaştan kalmaları caiz olmamakla beraber gerek gaza ve gerek ilim öğrenmek için yeryüzündeki bütün müminlerin hepsinin birden koşup harekete geçmesi doğru değildir. Hepsinin birden savaştan kalmaları doğru olmadığı gibi, hepsinin birden seferber olmaları da doğru olmaz. O halde onların herbir oymağından, bir şehir halkı veya büyük bir kabile gibi herbir topluluktan bir taife, yani bir kısım, bir grup, bir cemaat kalıp dinde tefakkuh etmeliler, külfet ve zahmete katlanıp dinin inceliklerini iyice ve derinlemesine öğrenmeliler ve nefir olup savaşa katılanları dönüp geldikleri vakit, belki hazer ederler diye uyarmalılar. Yani halka üstünlük taslamak ve tahakküm etmek veya daha başka dünya çıkarları elde etmek gibi maksatlar uğruna değil, sırf kendi halkını, özellikle savaşa katılıp da din eğitim ve öğretiminden uzak kalmış olan din kardeşlerini inzar ve irşad maksadı ile fıkıh ve din ilimleri öğrensinler, kalanlar da bu iş için, yani eğitim ve öğretim için seferber olup toplansınlar. Şu halde dinde tefakkuh, yani derinliğine bilgi edinme işi de bir farz-ı kifayedir. Ve Allah yolunda cihaddan sayılmaktadır. Bu mânâya göre, din ilimlerinin tahsili için de bir seferberlik söz konusudur. Burada zamirleri nefir olan taifeye racidir. Fakat âyette diğer bir mânâ daha rivayet edilmiştir. Şöyle ki: Müminler cihaddan tehallüf edenler (katılmayıp evlerinde oturanlar) aleyhinde nazil olan ilâhî açıklamaları işitince bu sefer de hepsi cihad için seferberliğe koşmaya başlamışlar, bunun üzerine her oymaktan bir kısmının cihada gitmesi bir kısmının da kalıp din ilimleri tahsil etmesi, bilgilerini derinleştirmesi ve kavmini uyarıp bilinçlendirmesi emrolunmuş. Ve böylece ilim belgelerle cihad, savaş da kılıçla cihad olmuştur. Her ikisinin de asıl gayesi, Allah'ın peygamber ve vahiy göndermesinin hikmeti olan nefse karşı cihad-ı ekberi kazanmak olduğu böylece anlatılmıştır. İşte bundan dolayıdır ki "Dinde derinleşsinler ve inzarda, uyarıda bulunsunlar." zamirleri savaşa katılanlara değil, katılmayıp kalanlara raci olmuş demektir.” “Nefera” kelimesinden türetilen ve “ürkmek, uzaklaşmak, nefret etmek” manalarına gelen “nufûr” kelimesi İsra Suresi 41 ve 46.ayetler, Furkan Suresi 60.ayet, Fatır Suresi 42.ayet ve Mülk Süresi 21.ayette olmak üzere 5 defa zikredilmiştir. Müddessir Suresi’nin 50.ayetinde; “O Kur'ân'dan öyle yüz çeviriyorlar ki sanki onlar ürkmüş yabani eşekler” geçmektedir. Bu ayette “müstenfirah” (yabani, vahşi, ürkek eşek) kelimesi geçmektedir Biz bir tek kişiye de nefer diyoruz. Arapça'da ise bu kelimenin şöhret bulan kullanılışı, üçten ona kadar bir sayıya sahip olan insanları ifade etmek için kullanılır. Yine Arapça’da ondan kırka kadar olan bir sayıdaki cemaati ifade etmek için kullanılmaktadır. Fasih Arapça'da ondan yukarısı için kullanılır. Erkeklere hatta insanlara da mahsus değildir. Cin Suresinin 1.ayetinde bu kelime cinler için de kullanılmıştır. Arapça’da “grup, topluluk” manasına gelen “Reht” kelimesi ve “nefer” kelimeleri kırka kadar kullanılmaktadır. Aralarındaki fark; “reht” kelimesi, bir ataya ait olur, “nefer”de ise öyle değil, nefer, kavim mânâsına da kullanılır ki, "Nüfusça da daha kuvvetli." (Kehf Suresi, 34) âyetinde de bu mânâdadır."Nefer'in lugat örfünde diğer bir mânâsı da 'erkek'tir" Demek ki dilimizdeki “nefer” kelimesi bu mânâdan gelmiştir. İsra Suresi 6. ayette “ekip, cemiyet, birlik” manasında “nefîr” kelimesi kullanılmıştır. “nefer” kelimesi Risale-i Nur Külliyatı’nda hemen hemen bütün yerlerde “asker” manasında kullanılmıştır. “Asker” kelimesi Arapça’da “ordu, birlikler” manasına gelmektedir. Dilimize de bu manasıyla girmiştir. Fakat bu kelimenin fert olarak kullanılışı daha yaygındır. “nefer” kelimesinin en çok zikredildiği Sözler kitabında bu kelimenin geçtiği yerlere misal olarak; “O iki asker, o muarrif adamın sözünü dinledikten sonra şu bahtiyar nefer sağa gider.” (Sözler, 18) “…bütün kainat, ona emirber nefer hükmündedir.” (Sözler, 115) “Her şey ona bir emirber nefer hükmündedir.” (Sözler, 285) “Eğer her bir neferin ayrı ayrı yerlerde teçhizatı yapılsa, alınsa; her bir neferin teçhizatı için, bütün ordunun teçhizatına lâzım fabrikalar bulunması lâzımdır.” (Sözler, 287) “Bütün saatleri, müdhiş bir makamda bir saat nöbet tutan fedâkar bir neferin nöbeti gibidir…” (Sözler, 493) Mektubat’ta geçen yerlerden birkaç misal; “İşittim ki, diyorlar: “Said ellibin nefer kuvvetindedir, onun için serbest bırakmıyoruz”… Eğer korkunuz mesleğimden ve Kur’ana ait dellallığımdan ve kuvve-i maneviye-i imaniyeden ise; ellibin nefer değil, yanlışsınız! Meslek itibariyle elli milyon kuvvetindeyim, haberiniz olsun!” (Mektubat, 72) “sen o gemide bir dümenci neferisin. Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak.” (Mektubat, 225) “Nasıl ki bir zabit, bin neferin tedbirini, bir nefer gibi kolay yapar ve bir neferin tedbiri, bin zabite havale edilse; bin nefer kadar müşkilatlı olur, keşmekeşe sebebiyet verir.” (Mektubat, 257) Risale-i Nur Külliyatı’nda “nefer” ve “asker” kelimeleri; [table="width: 500, class: grid, align: left"] [tr] [td][/td] [td]nefer[/td] [td]asker[/td] [/tr] [tr] [td]Sözler[/td] [td]75[/td] [td]54[/td] [/tr] [tr] [td]Mektubat[/td] [td]43[/td] [td]17[/td] [/tr] [tr] [td]Lem'alar[/td] [td]45[/td] [td]30[/td] [/tr] [tr] [td]Şualar[/td] [td]39[/td] [td]26[/td] [/tr] [tr] [td]Mesnevi-i Nuriye[/td] [td]20[/td] [td]23[/td] [/tr] [tr] [td]İşarat-ül İ'caz[/td] [td]0[/td] [td]2[/td] [/tr] [tr] [td]Sikke-i Tasdik-i Gaybi[/td] [td]10[/td] [td]5[/td] [/tr] [tr] [td]Barla Lahikası[/td] [td]4[/td] [td]23[/td] [/tr] [tr] [td]Kastamonu Lahikası[/td] [td]8[/td] [td]27[/td] [/tr] [tr] [td]Emirdağ Lahikası[/td] [td]5[/td] [td]8[/td] [/tr] [tr] [td]Tarihçe-i Hayatı[/td] [td]30[/td] [td]63[/td] [/tr] [tr] [td]Asa-yı Musa[/td] [td]18[/td] [td]10[/td] [/tr] [tr] [td]TOPLAM[/td] [td]297[/td] [td]288[/td] [/tr] [/table] Risale-i Nur’da nefer” ve “asker” kelimeleri birbirine yakın sayılarda kullanılmıştır. “nefer” kelimesinin Ebced Değeri: 330, “asker” kelimesinin Ebced Değeri ise 350’dir. [/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Kelime Analizi
Kelime Analizi 70: Nefer
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst