Kendi Canavarlarımızı Kendimiz Besliyoruz

bizar

Well-known member
Fert ve toplumların hâkimi olarak hayatlarına şekil vermek için gönderilen İslam, maalesef bugün yaşadığımız toplumun mahkûmu konumundadır. Şer güçlerin elindeki azgın medya her fırsatta ibadetlere ve ibadet edenlere saldırarak korku ve ayıplanma ruh halini toplumda yaymakta, devlet kurumları dinin hükümlerinin toplumda hayat bulmaması için baskı yapmakta ve komplolar üretmekte, ekonomik gücü elinde bulunduranlar, kapitalist anlayışla ellerine mahkûm ettikleri fertleri, dini yaşantıdan uzak yozlaşmış dünyevi bir hayatın oyuncağı yapmak için mecburiyetlere sokmakta… Hülasa, bilinçli bilinçsiz tüm şeytani güçler seferber olmuş, İslam’ın toplumda hayat bulmaması için çalışmaktadır. Bu cenahta, toplumun ifsadı için ne gerekiyorsa yapılıyor, en küçük fırsatlar değerlendiriliyor.


Peki, dinlerine bu kadar saldırı ve baskılar oluyorken, Müslümanlar cenahında ne olup bitiyor acaba? Aman Allah’ım! Bu ne gaflet, bu ne yanılgı, bu ne vurdumduymazlık! Dinimizin düşmanlarına düşmanlık yapmamız gerekiyor iken, Müslümanlar olarak şuurlu şuursuz bir şekilde onları kendi ellerimizle besliyoruz. Onlara ortamlar hazırlıyor, imkânlar veriyoruz. “Besle kargayı, oysun gözünü” kavl-i ced aklıma geliyor; ama cürmün büyüklüğü karşısında sözün ne kadar basit ve hafif kaldığı gerçeğinden hareketle, korkunç hali zihinlerin derin tefekkürüne bırakıyorum.


Müslümanlar olarak elimizde toplumu ıslah edecek çok büyük imkânlar ve güçler var. Fakat bu güçlerden ve imkânlardan faydalanmıyoruz. Kahir ekseriyetimiz ıslah edici vasıflarımızı kullanmadığımız için, toplum içindeki hayat alanımızın gittikçe daralmasından da rahatsız olmuyoruz. Çok büyük değil, küçük azimler gerektiren imkânlarımızı kullanırsak haklarımızı çok kolay bir şekilde elde edebileceğimizi ve dinimizi toplum içinde hayat bulur bir tarzda yaşayabileceğimizi hepimiz görürüz. Ne yapılabilir, güç ve imkânlarımız nedir?


Yaşadığımız toplum, inanç boyutunda, amel boyutunda sakatlıkları olsa da geneli Müslüman olan bir halktır. Canavarımız gücünü nereden alıyor? Ekonomiden. Ekonomi ne ile büyür? Talep ve rağbetten. Talep ve rağbet nereden gelir? Halktan. Çok basit bir denklem ile meselenin özünü görüyorsunuz değil mi? Kendi canavarımızı kendi ellerimizle besliyoruz. Dinimize saldıranların ceplerine sermaye, kalemlerine mürekkep, bellerine kuvvet veriyoruz.


Toplumu ibretle seyreden gözler, gördüğü acı manzaralar ve durumlar karşısında kahrolur. Her tarafını içki tabelaları ile süslemiş ve raflarını içki ve şarabın çeşitleri ile doldurmuş bir büfeden örtülü bir bayanın ve sakallı bir erkeğin alış veriş yapması, toplumu bozmak için her türlü fuhşiyatla sayfalarını dolduran ve İslam’a düşmanlıklarını satırlarına kusan gazeteleri müslüman kişilikli insanların alması, şeytanlık ve günahların enva-ı türlüsünü ekranlarına taşıyan televizyonların müslüman ailelerin evlerinde seyredilmesi… kendi canavarımızı ellerimizle beslemek değil midir?


Halbuki müslüman halk, toplu olarak tavır belirlese, ambargo koysa bu gücün karşısında kim durabilir ki. Fakat bırakın onlara rağbetimiz ile ekonomik destek vermeyi, bazı durumlarda sessiz kalışımızla dahi değerlerimizin, kutsallarımızın elimizden alınışına sebep oluyoruz. Otobüsle şehirlerarası yolculuk yapan hemen hepimiz sabah namazı veya izlettirilen çirkin film sorunlarını yaşıyoruz. Bazen tek başına muavin ve şoför ile tartışmada boğaz boğaza geliyorsunuz, arabayı ancak durduruyorsunuz. Namaz için arabadan inip abdeste doğru gidince bakıyorsunuz ki, aynı arabadan en az on beş yirmi kişi inip sizinle beraber namaz kılıyor. Namaz kılanların hepsi taleplerini seslendirse, namaz için durmayan firmaların yetkililerine ulaşılsa bundan sonra kendileriyle yolculuk yapılmayacağına dair bildirimde bulunulsa, firmalar namaz vakitlerinde mola vermek için özel itina göstermeye başlayacaklardır. Namaz için duran firmaların yetkililerine ulaşılıp tebrik edilseler ve bir daha yolculuk için bilet kesilirken “Siz namazlarda mola verdiğiniz için sizi tercih ediyorum” sözü binler ve milyonlar dillerce işleticilerin kulaklarına işittirilse, bu dev müslüman halk pazarının ekonomisinden kapmamak için duyarsız ve ayakta kalabilecek bir sermayedar düşünebiliyor musunuz? Dikkat edersek küçük tepkilerle piyasayı ve dolayısıyla toplumu ıslah etmek elimizde.


Şu durumda dünya ve ahiret selametimiz için yapmamız gereken toplumca Müslüman kimliğimizi ortaya koymak ve müslümanca yaşamanın hakları hususunda tavır belirlemek, bilinçli/doğru bir talep ve rağbet ile canavarımızı öldürmektir.
Sorumluluk bilinci taşıyarak duyarlı bir hayat yaşama duası ile
 
Üst