Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'ın Hayatı
Kendi isteğimiz Dışında yaratıldık..ve ibadet etmemiz gerekiyor
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 537533" data-attributes="member: 27"><p>Değerli kardeşimiz;</p><p></p><p>- Yaratılmış olmak, ancak bunun mümkün olması ile olabilir. İmkan dahilinde olmak ise, olmamaktan çok, olmaya yatkınlık anlamına gelir. Zira öteki türlü durum "yaratılması imkansız iken neden yarattı" şeklinde bir soruyu doğurur.</p><p></p><p>Dolayısıyla yaratılmanız mümkün ise bu mümkünü gerçekleştirmek, mümkünün doğasına uygun hareket etmek demektir. Mümkünlüğünüz, var olmanız ile var olmamanızın neredeyse eşit olduğu bir durum olmakla beraber; mümkünlük durumunuzun kendisi de bir varlık durumu olduğu için varlığın tamamına yönelmesi ve istemesi onun doğasının gereğidir. Ancak bu yatkınlık ve isteği gerçekleştirecek güç, mümkünün doğasında yoktur. Allah'ın yaratması sizin mümkünlük doğanıza uygun bir eylem gerçekleştirmiştir.</p><p></p><p>Cennet ve cehennem de aynı şekilde sizin için iki mümkünü ifade eder. Tıpkı başlangıçtaki gibi iki mümkün durumundan hangisini tercih ederseniz o kesinlikle şimdiki gibi size verilecektir.</p><p></p><p>- Allah yegâne yaratıcıdır. Mutlak hakimiyet sahibidir. İstediği şeyi yapar, dilediği işi seçer. Hiç kimseye hesap vermez. İnsanı yaratırken onun keyfine göre değil, harika sanat estetiğini ve sonsuz ilminin tezahürlerini ve nihayetsiz hikmetinin yansımalarını görmek ve göstermek istediği için yaratmıştır.</p><p></p><p>Bir mimar bir binayı, bir saatçi bir saati yaparken o binaya ve o saate sormadığı gibi, Allah da insanı yaratırken kimseye sormaz. Bütün varlıkların yaratılış maksadının yüzde biri o yaratıklara bakıyorsa, yüzde doksan dokuzu yaratıcıya bakar, onun isim ve sıfatlarının aynası olarak var edilmiştir.</p><p></p><p>- “Ben yaratılmak istemiyordum” diyen kimseye sormak lazım: Siz yokken nasıl olur da bir şey isteyebilir veya istemeyebilirsiniz? Allah -insan dahil- yarattığı hiç bir şeyden onun var olmak isteyip istemediğini sormamıştır. Kaldı ki, yok olan bir şeye sormak da mümkün değildir.</p><p></p><p>- Allah’a ve Kur’an’a inanmayan bir kimsenin “ben var olmak istemiyordum” demeye hakkı yoktur. Çünkü ona göre her şey gibi kendisi de tesadüf eseri ortaya çıkmıştır. Bu durumda kime ne sorabilir ki..!</p><p></p><p>- Eğer bu sözü söyleyen kimse Allah’a ve Kur’an’a iman etmişse, bu kişinin yüzeysel bir inanç tasavvurundan hakiki ve tahkiki bir iman düzeyine gayret etmesi gerekir. Zira, samimi bir mümin ve imanında derinliğine bilgili bir müslümanın “Allah tasavvuru” şöyledir:</p><p></p><p>Allah sonsuz ilim ve hikmet sahibidir. Yarattığı hiç bir şey adalet ve hikmete aykırı değildir. Bizim bu hikmeti bilmememiz ve bu adaleti görmememiz onların var olmadığını göstermez. Öyleyse, biz Allah’ın varlığına iman ettiğimiz gibi Kur’an’ın bize öğrettiği onun “âdil ve hakîm” (adalet ve hikmet sahibi) olduğuna da iman etmemiz imanımızın gereğidir.</p><p></p><p>Her şey bizim aklımıza ve hissiyatımıza bağlı değildir. Realiteyi olduğu gibi kabul etmek zorundayız: Sonsuz ilim, kudret, hikmet, rahmet ve adaletine iman ettiğimiz Yüce Yaratıcı hakkında ileri-geri konuşmamaya gayret edeceğiz, bu tür vesveselere kulak asmayacağız, iliklerimize kadar ona teslim olacağız. Bilmediğimiz milyonlarca şeyler gibi sorudaki hususları da bizce bu “bilinmeyenler” listesine koyacak ve şairin dediği gibi diyeceğiz:</p><p></p><p>“İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez / Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez.”</p><p></p><p>Selam ve dua ile...</p><p>Sorularla İslamiyet</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 537533, member: 27"] Değerli kardeşimiz; - Yaratılmış olmak, ancak bunun mümkün olması ile olabilir. İmkan dahilinde olmak ise, olmamaktan çok, olmaya yatkınlık anlamına gelir. Zira öteki türlü durum "yaratılması imkansız iken neden yarattı" şeklinde bir soruyu doğurur. Dolayısıyla yaratılmanız mümkün ise bu mümkünü gerçekleştirmek, mümkünün doğasına uygun hareket etmek demektir. Mümkünlüğünüz, var olmanız ile var olmamanızın neredeyse eşit olduğu bir durum olmakla beraber; mümkünlük durumunuzun kendisi de bir varlık durumu olduğu için varlığın tamamına yönelmesi ve istemesi onun doğasının gereğidir. Ancak bu yatkınlık ve isteği gerçekleştirecek güç, mümkünün doğasında yoktur. Allah'ın yaratması sizin mümkünlük doğanıza uygun bir eylem gerçekleştirmiştir. Cennet ve cehennem de aynı şekilde sizin için iki mümkünü ifade eder. Tıpkı başlangıçtaki gibi iki mümkün durumundan hangisini tercih ederseniz o kesinlikle şimdiki gibi size verilecektir. - Allah yegâne yaratıcıdır. Mutlak hakimiyet sahibidir. İstediği şeyi yapar, dilediği işi seçer. Hiç kimseye hesap vermez. İnsanı yaratırken onun keyfine göre değil, harika sanat estetiğini ve sonsuz ilminin tezahürlerini ve nihayetsiz hikmetinin yansımalarını görmek ve göstermek istediği için yaratmıştır. Bir mimar bir binayı, bir saatçi bir saati yaparken o binaya ve o saate sormadığı gibi, Allah da insanı yaratırken kimseye sormaz. Bütün varlıkların yaratılış maksadının yüzde biri o yaratıklara bakıyorsa, yüzde doksan dokuzu yaratıcıya bakar, onun isim ve sıfatlarının aynası olarak var edilmiştir. - “Ben yaratılmak istemiyordum” diyen kimseye sormak lazım: Siz yokken nasıl olur da bir şey isteyebilir veya istemeyebilirsiniz? Allah -insan dahil- yarattığı hiç bir şeyden onun var olmak isteyip istemediğini sormamıştır. Kaldı ki, yok olan bir şeye sormak da mümkün değildir. - Allah’a ve Kur’an’a inanmayan bir kimsenin “ben var olmak istemiyordum” demeye hakkı yoktur. Çünkü ona göre her şey gibi kendisi de tesadüf eseri ortaya çıkmıştır. Bu durumda kime ne sorabilir ki..! - Eğer bu sözü söyleyen kimse Allah’a ve Kur’an’a iman etmişse, bu kişinin yüzeysel bir inanç tasavvurundan hakiki ve tahkiki bir iman düzeyine gayret etmesi gerekir. Zira, samimi bir mümin ve imanında derinliğine bilgili bir müslümanın “Allah tasavvuru” şöyledir: Allah sonsuz ilim ve hikmet sahibidir. Yarattığı hiç bir şey adalet ve hikmete aykırı değildir. Bizim bu hikmeti bilmememiz ve bu adaleti görmememiz onların var olmadığını göstermez. Öyleyse, biz Allah’ın varlığına iman ettiğimiz gibi Kur’an’ın bize öğrettiği onun “âdil ve hakîm” (adalet ve hikmet sahibi) olduğuna da iman etmemiz imanımızın gereğidir. Her şey bizim aklımıza ve hissiyatımıza bağlı değildir. Realiteyi olduğu gibi kabul etmek zorundayız: Sonsuz ilim, kudret, hikmet, rahmet ve adaletine iman ettiğimiz Yüce Yaratıcı hakkında ileri-geri konuşmamaya gayret edeceğiz, bu tür vesveselere kulak asmayacağız, iliklerimize kadar ona teslim olacağız. Bilmediğimiz milyonlarca şeyler gibi sorudaki hususları da bizce bu “bilinmeyenler” listesine koyacak ve şairin dediği gibi diyeceğiz: “İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez / Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez.” Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'ın Hayatı
Kendi isteğimiz Dışında yaratıldık..ve ibadet etmemiz gerekiyor
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst