Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Sohbetleri
Kendimizi Tanıyalım?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hasret" data-source="post: 73228" data-attributes="member: 3226"><p><strong> </strong></p><p><strong><strong>Meselâ, endişe-i istikb al hissi herkes te var. Şiddetli bir surett e endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe ettiği istikb ale yetişmek için elinde senet yok. Hem rızık ciheti nde bir taahhüt altında ve kısa olan bir istikb al, o şiddetli endişeye değmiyor. Ondan yüzünü çevirip, kabird en sonra hakikî ve uzun ve gafill er hakkında taahhüt altına alınmamış bir istikb ale teveccüh eder. </strong></strong></p><p><strong><strong><strong>Şimdi bu kısmın acklamasını hocaefendiden alalım;</strong></strong></strong></p><p><strong><strong>Evet, her insan az ya da çok gelecek kaygısı taşır; fakat bu, <span style="color: #3a00ff">bazı insanlarda vehim ve hastalık derecesine varır</span>. Öyle ki, bazıları, <span style="color: #ff00ff">rızkın Rezzâk-ı Hakikî tarafından gönderildiğini unutmuşçasına iâşe derdine düşerler ve şayet, birkaç ay, birkaç sene idare edecek birikimleri yoksa telaşlanırlar. Hayatı halk eden Mevlâ-yı Müteâl'in hayat için rızık da yarattığını akletmezler. Yarına çıkmaya hiçbir garantileri olmadığı halde, yarınları, sonraki ayları, müteakip yılları düşünürler. </span> <span style="color: #0000ff">Gerçi, esbab dairesinde yaşadığımız için sebepleri yerine getirmek ve plan-program isteyen meselelerde fıtrat kanunlarını gözetip belli bir düzene göre adım atmak tabiîdir ve takip edilmesi gereken bir yoldur. Ne var ki, her canlının rızkını vermeyi taahhüd eden Cenâb-ı Hakk'ın vaadine itimat etmezmiş gibi, endişe hissini tamamen dünyevî istikbale harcamak da çok yanlıştır; bir mü'minde mutlaka bulunması gereken tevekkül anlayışına da zıttır.</span></strong></strong></p><p><strong><strong></strong></strong></p><p><strong><strong>Aslında, <span style="color: #f500ff">ömrünü bütün bütün su-i istimal etmeyen her insanın dünyevî rızkı garanti altındadır; Rezzâk-ı Hakikî vaad etmiştir, mutlaka herkesin rızkını verecektir.</span> <span style="color: #1d00ff">Asıl üzerinde durulması ve endişe edilmesi gereken husus âhiret hayatıdır; çünkü, ebedî saadet, garanti altına alınmış değildir. Şayet insan, geleceği için tasalanacaksa, öyle ya da böyle, nasıl olsa gelip geçecek olan muvakkat dünya hayatı için değil, kendisinin ebedî saadetine veya sonsuz şekavetine dönüşecek olan âhiret yurdu için tasalanmalı ve hep ölümle başlayıp kabir hayatıyla devam eden, mahşer, mahkeme-i kübra ve sırat gibi durakları bulunan en büyük istikbali düşünmelidir.</span></strong></strong></p><p><strong><strong></strong></strong></p><p><strong><strong>İnsan, tabiatına yerleştirilen gelecek kaygısını yaratılış hikmetine uygun olarak değerlendirmeli; bu his sayesinde, dünyanın geçiciliğini farketmeli, imtihan yurdunda olduğunu bilmeli ve ebedî bir hayat için hazırlanmalıdır. <span style="color: #ff58ff">O, "Yarın ne yiyip içeceğim?" ya da "Seneye nerede olacağım?" gibi sorulara cevap aramaktan ziyade, "Acaba son yolculuğa hazır mıyım? Mü'mince ölebilmem için en büyük vesile olan tahkikî imanı elde edebildim mi? Azığımda kabrimi nurlandıracak teheccüd aydınlığına da yer verdim mi? Mahşer meydanında Arş'ın gölgesinde serinleyecekler arasında bulunma keyfiyetine erebildim mi? Bütün kul haklarından sıyrılıp geride görülmemiş bir hesap bırakmadan mizanın başına gidebilecek miyim?</span> <span style="color: #ff00ff">Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'in "Livaü'l-hamd"i altında ben de bir yer tutabilecek miyim? Sırat'ı geçip Cennet'e yürüyebilecek ve sâlih kulların arasına girebilecek miyim? Acaba ben de Cemâlullah'ı görme ve rıza-yı ilahiyi duyma şerefine nâil olabilecek miyim?" diye düşünmeli ve bu hususların endişesini taşımalıdır.</span></strong></strong>_________________________________________________Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir. Bakar ki, muvakk aten onun nezare tine verilm iş o fâni mal ve âfetli şöhret ve tehlik eli ve riyaya medar olan câh, o şiddetli hırsa değmiyor. Ondan, hakikî câh olan merâtib-i mâneviyeye ve derecât-ı kurbiy eye ve zâd-ı âhirete ve hakikî mal olan a’mâl-i saliha ya teveccüh eder. Fena haslet olan hırs-ı mecazî ise, âli bir haslet olan hırs-ı hakikîye inkılâp eder.</p><p></p><p>Yakaari abi bu kısma örnek verseniz?_________________________________________________<strong>Hem meselâ, şiddetli bir inatla, ehemmi yetsiz , zâil, fâni umurla ra karşı hissiy atını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir ¸eye bir sene inat ediyor . Hem zararlı, zehirl i bir ¸eye inat namına sebat eder. Bakar ki, bu kuvvet li his böyle şeyler için verilm emiş; onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakika te münâfidir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz umur-u zâileye vermey ip, âli ve bâki olan hakaik-i imaniy eye ve esâsât-ı İslâmiyeye ve hidemât-ı uhrevi yeye sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âli bir haslet olan hakikî inada, yani hakta şiddetli sebata inkılâp eder. </strong> </p><p><span style="color: #f500ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #f500ff"><strong>Evet katregülcüm yaakari abi bilmiyor galiba <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /> O paragrafı sana bırakıyorum <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite2" alt=";)" title="Wink ;)" loading="lazy" data-shortname=";)" /></strong></span></p><p></p><p><span style="color: #0027ff">Ben üstteki paragraf icin bişeyler diyem;</span></p><p><span style="color: #0027ff">Gercektende bazen hic ehemmiyetsiz şeyler icin bi sene inad edebiliyoruz.Mesela adavat husunda inad... bunun ile alakalı bi hikaye duymuştum anlatam;</span></p><p><span style="color: #0027ff">İki arkadaş kayığa biniyorlar,denizde ilerlerken biri diğerine diyor,martıyı gördün mü,kanadı nasılda suya değdi?</span></p><p><span style="color: #0027ff">Diğeri diyor gördüm ama kanadı değmedi.Değdi,değmedi derken küsüyorlar ve tam bir sene kouşmuyorlar.</span></p><p><span style="color: #0027ff">Bir sene sonra bir vesile ile buluşup barışıyorlar,ve arkadası diğerine soruyor.Ya biz niye küsmüştük?</span></p><p><span style="color: #0027ff">Diğeri,hatırlamıyor musun martının kanadı yüzünden,ben değdi dedim sen değmedi dediğin icin.Arkadası ama değmişti diyor,diğeri bak yine başladın değmemiştiiiiii.Değmişti,değmemişti derken bi daha küsmüşler <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /></span></p><p><span style="color: #0027ff">Şimdi inad ettiğimiz noktalardan biri bu...Bence en tehlikeli inadlardan biride kusurlarına karsı,günahına karsı inad etmek.</span></p><p><span style="color: #0027ff">Halbuki, dikkatimi cekti inadı hakta kullandığımız zaman, inad ''SEBATA'' dönüşüyor zamanla...</span></p><p><span style="color: #0027ff">Mesela hergün en az yirmi sayfa kuran okuyucam.Bunda inad etmek.Zamanla alışkanlık haline gelip,sebata dönüşecek.Namaz kılmakta inad,risale okumakta inad.ilaahir...</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hasret, post: 73228, member: 3226"] [color=#ff31ff][b][/b][/color][b] [b]Meselâ, endişe-i istikb al hissi herkes te var. Şiddetli bir surett e endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe ettiği istikb ale yetişmek için elinde senet yok. Hem rızık ciheti nde bir taahhüt altında ve kısa olan bir istikb al, o şiddetli endişeye değmiyor. Ondan yüzünü çevirip, kabird en sonra hakikî ve uzun ve gafill er hakkında taahhüt altına alınmamış bir istikb ale teveccüh eder. [b]Şimdi bu kısmın acklamasını hocaefendiden alalım;[/b] Evet, her insan az ya da çok gelecek kaygısı taşır; fakat bu, [color=#3a00ff]bazı insanlarda vehim ve hastalık derecesine varır[/color]. Öyle ki, bazıları, [color=#ff00ff]rızkın Rezzâk-ı Hakikî tarafından gönderildiğini unutmuşçasına iâşe derdine düşerler ve şayet, birkaç ay, birkaç sene idare edecek birikimleri yoksa telaşlanırlar. Hayatı halk eden Mevlâ-yı Müteâl'in hayat için rızık da yarattığını akletmezler. Yarına çıkmaya hiçbir garantileri olmadığı halde, yarınları, sonraki ayları, müteakip yılları düşünürler. [/color] [color=#0000ff]Gerçi, esbab dairesinde yaşadığımız için sebepleri yerine getirmek ve plan-program isteyen meselelerde fıtrat kanunlarını gözetip belli bir düzene göre adım atmak tabiîdir ve takip edilmesi gereken bir yoldur. Ne var ki, her canlının rızkını vermeyi taahhüd eden Cenâb-ı Hakk'ın vaadine itimat etmezmiş gibi, endişe hissini tamamen dünyevî istikbale harcamak da çok yanlıştır; bir mü'minde mutlaka bulunması gereken tevekkül anlayışına da zıttır.[/color] Aslında, [color=#f500ff]ömrünü bütün bütün su-i istimal etmeyen her insanın dünyevî rızkı garanti altındadır; Rezzâk-ı Hakikî vaad etmiştir, mutlaka herkesin rızkını verecektir.[/color] [color=#1d00ff]Asıl üzerinde durulması ve endişe edilmesi gereken husus âhiret hayatıdır; çünkü, ebedî saadet, garanti altına alınmış değildir. Şayet insan, geleceği için tasalanacaksa, öyle ya da böyle, nasıl olsa gelip geçecek olan muvakkat dünya hayatı için değil, kendisinin ebedî saadetine veya sonsuz şekavetine dönüşecek olan âhiret yurdu için tasalanmalı ve hep ölümle başlayıp kabir hayatıyla devam eden, mahşer, mahkeme-i kübra ve sırat gibi durakları bulunan en büyük istikbali düşünmelidir.[/color] İnsan, tabiatına yerleştirilen gelecek kaygısını yaratılış hikmetine uygun olarak değerlendirmeli; bu his sayesinde, dünyanın geçiciliğini farketmeli, imtihan yurdunda olduğunu bilmeli ve ebedî bir hayat için hazırlanmalıdır. [color=#ff58ff]O, "Yarın ne yiyip içeceğim?" ya da "Seneye nerede olacağım?" gibi sorulara cevap aramaktan ziyade, "Acaba son yolculuğa hazır mıyım? Mü'mince ölebilmem için en büyük vesile olan tahkikî imanı elde edebildim mi? Azığımda kabrimi nurlandıracak teheccüd aydınlığına da yer verdim mi? Mahşer meydanında Arş'ın gölgesinde serinleyecekler arasında bulunma keyfiyetine erebildim mi? Bütün kul haklarından sıyrılıp geride görülmemiş bir hesap bırakmadan mizanın başına gidebilecek miyim?[/color] [color=#ff00ff]Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'in "Livaü'l-hamd"i altında ben de bir yer tutabilecek miyim? Sırat'ı geçip Cennet'e yürüyebilecek ve sâlih kulların arasına girebilecek miyim? Acaba ben de Cemâlullah'ı görme ve rıza-yı ilahiyi duyma şerefine nâil olabilecek miyim?" diye düşünmeli ve bu hususların endişesini taşımalıdır.[/color][/b][color=#ff00ff][/color][/b]_________________________________________________Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir. Bakar ki, muvakk aten onun nezare tine verilm iş o fâni mal ve âfetli şöhret ve tehlik eli ve riyaya medar olan câh, o şiddetli hırsa değmiyor. Ondan, hakikî câh olan merâtib-i mâneviyeye ve derecât-ı kurbiy eye ve zâd-ı âhirete ve hakikî mal olan a’mâl-i saliha ya teveccüh eder. Fena haslet olan hırs-ı mecazî ise, âli bir haslet olan hırs-ı hakikîye inkılâp eder. Yakaari abi bu kısma örnek verseniz?_________________________________________________[b]Hem meselâ, şiddetli bir inatla, ehemmi yetsiz , zâil, fâni umurla ra karşı hissiy atını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir ¸eye bir sene inat ediyor . Hem zararlı, zehirl i bir ¸eye inat namına sebat eder. Bakar ki, bu kuvvet li his böyle şeyler için verilm emiş; onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakika te münâfidir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz umur-u zâileye vermey ip, âli ve bâki olan hakaik-i imaniy eye ve esâsât-ı İslâmiyeye ve hidemât-ı uhrevi yeye sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âli bir haslet olan hakikî inada, yani hakta şiddetli sebata inkılâp eder. [/b] [color=#f500ff][b] Evet katregülcüm yaakari abi bilmiyor galiba :) O paragrafı sana bırakıyorum ;)[/b][/color] [color=#0027ff]Ben üstteki paragraf icin bişeyler diyem; Gercektende bazen hic ehemmiyetsiz şeyler icin bi sene inad edebiliyoruz.Mesela adavat husunda inad... bunun ile alakalı bi hikaye duymuştum anlatam; İki arkadaş kayığa biniyorlar,denizde ilerlerken biri diğerine diyor,martıyı gördün mü,kanadı nasılda suya değdi? Diğeri diyor gördüm ama kanadı değmedi.Değdi,değmedi derken küsüyorlar ve tam bir sene kouşmuyorlar. Bir sene sonra bir vesile ile buluşup barışıyorlar,ve arkadası diğerine soruyor.Ya biz niye küsmüştük? Diğeri,hatırlamıyor musun martının kanadı yüzünden,ben değdi dedim sen değmedi dediğin icin.Arkadası ama değmişti diyor,diğeri bak yine başladın değmemiştiiiiii.Değmişti,değmemişti derken bi daha küsmüşler :) Şimdi inad ettiğimiz noktalardan biri bu...Bence en tehlikeli inadlardan biride kusurlarına karsı,günahına karsı inad etmek. Halbuki, dikkatimi cekti inadı hakta kullandığımız zaman, inad ''SEBATA'' dönüşüyor zamanla... Mesela hergün en az yirmi sayfa kuran okuyucam.Bunda inad etmek.Zamanla alışkanlık haline gelip,sebata dönüşecek.Namaz kılmakta inad,risale okumakta inad.ilaahir...[/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Sohbetleri
Kendimizi Tanıyalım?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst