Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Kendini seven başkasını sevemez
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 355386" data-attributes="member: 1004566"><p>Kendini seven başkasını sevemez</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Tabipler diyor ki, hasta perhiz yapmalıdır. İyi olmadan önce ona gıda iyi gelmez. Yağlı kuş eti bile böyledir. Hatta hastalığını arttırır. Bunun için, önce hastayı iyi etmeyi düşünmek lazımdır. Bundan sonra, uygun gıda vererek, eski kuvvetli hâline kavuşturulması düşünülür. Bunun gibi, (Kalblerinde hastalık vardır) mealindeki âyet-i kerimede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibadeti ve taati fayda vermez, belki zarar verir. </p><p>(Çok Kur’an-ı kerim okuyanlar vardır ki, Kur’an-ı kerim bunlara lanet eder) hadis-i şerifi meşhurdur. </p><p></p><p>(Çok oruç tutanlar vardır ki, onun oruçtan kazancı, yalnız açlık ve susuzluktur) hadis-i şerifi de sahihtir. </p><p></p><p>Kalb hastalıklarının mütehassısları olan tasavvuf büyükleri de, önce hastalığın giderilmesi için yapılacak şeyleri emir buyururlar. Kalbin hastalığı, Hak teâlâdan başkasına tutulması, bağlanmasıdır. Belki, kendisine bağlanmasıdır. Çünkü herkes, her şeyi kendi için ister. Çocuğunu sevmesi, kendini sevdiği içindir. Malı, mevkı’i, rütbeyi hep kendi için ister. Onun mabudu, tapındığı şey, kendi nefsidir. Nefsinin istekleri arkasında koşmaktadır. </p><p></p><p>Kalb, bu bağlılıklardan kurtulmadıkça, insanın kurtulması çok güç olur. Bundan anlaşılıyor ki, aklı başında olan ilim adamları ve kalbi uyanık olan fen adamları, her şeyden önce, bu hastalığın giderilmesini düşünmelidirler.</p><p>Kulun dileği ve isteği sadece sahibi ve sahibinin dileği olmalıdır. Başka, hiçbir dileği bulunmamalıdır. Böyle olmazsa, kulluk bağını koparmış, kölelikten kaçmış olur. Nâziât suresi kırkıncı âyetinde mealen,</p><p></p><p><strong>(Kim Rabbinin azametinden korkup, kendini nefsinin arzularından men ederse, varacağı yer şüphesiz Cennettir) buyurulmuştur.</strong></p><p><strong></strong></p><p>Hep, kendi isteklerinin arkasında giden bir kul, kendi keyfine, arzusuna esir demektir. Kendi nefsinin kölesidir. Hep, melun şeytanın emrlerini yapmaktadır.</p><p></p><p>Nefsinin kötü arzularına, zevklerine kavuşmak için çalışıp para kazanmak ve çalışırken helali haramdan ayırmamak, başkalarının haklarına saldırmak, onlara olan borçlarını ödememek, dünyaya düşkün olmayı gösterir. Dünyaya düşkün olmak, büyük günahtır.</p><p></p><p>İnsanın, Allahü teâlânın marifetine kavuşmasına mani olan en kuvvetli düşman, nefsin arzularıdır. Bu arzular bitmez ve tükenmez. Hepsi de çok zararlıdır. (Maksudun, mabudundur) sözü meşhurdur. Câsiye suresinin yirmi üçüncü âyetinde mealen, (Nefsinin arzularını ilâh edinen kimseyi gördün mü?) buyurularak, bu hâl haber verilmektedir. </p><p>Bir insanın maksudu; arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şey ise, bu maksudu, mabudu olur ve bu hâli ibadet olur. Çünkü ibadet, zilletin, inkisârın son derecesidir. </p><p></p><p>Allahü teâlâdan başka mabud tanımamak için, Ondan başka maksud olmamak, Ondan başka murâd olmamak lazımdır. Bunun için de, (Lâ ilâhe illallah) derken, Ondan başka maksud olmadığını bilmek lazımdır. </p><p></p><p>Bir kimse, maksadına kavuşmak için, Allah göstermesin dinin dışına çıkarsa, farzlardan birini bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içerse, bu maksudu, onun mabudu olur, ilâhı olur. Maksudu için dinin dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram işlemezse, din, o maksudu reddetmez, menetmez ve onu maksud bilmez. Onun maksudu yalnız Allahü teâlâdır ve Onun dinini gözetmektir, der. O maksuda karşı, o kimsede, yaradılış icâbı, bir arzu hasıl olmuştur. Fakat, bu arzusu, dine olan arzusunun miktarına yetişememiştir.</p><p></p><p>Maksadı dünya olan, herkese sıkıntı verir ve her şeyden şikayet eder. Herkese sıkıntı veren, kibirlidir. Herkesi şikayet etmesi kibrindendir. İnsanın kendini beğenmesi de kibirdendir. Kendini beğenmesi, kendini sevdiği içindir. Kendini seven, başkasını sevemez. </p><p></p><p>Mütevazı kimse, kendini beğenmez, kibirlenmez, insanlara tepeden bakmaz. Bunun için, herkesi sever ve herkes de onu sever. Mütevazı demek, ölmüş demektir. Ölü, kimseyi şikayet etmez, ölüyü şikayet eden de olmaz. </p><p>Kim toprak gibi mütevazı olursa, her nimete kavuşur. Bir parça yükselse, su o toprakta durmaz. Din büyüklerinin feyz ve bereketine kavuşmak için toprak gibi mütevazı olmak lazım. Rahmete kavuşmak için toprak olmak lazım.</p><p>Peygamber efendimiz buyuruyor ki:</p><p></p><p>(Akıl sahibi, nefsini ezip, ahirette lazım olan şeyler için çalışır. Ahmak olan da nefsinin arzuları peşinde koşup, Cennete götürmesi için de, Allah’a dua eder.)</p><p></p><p>Osnman Ünlü</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 355386, member: 1004566"] Kendini seven başkasını sevemez Tabipler diyor ki, hasta perhiz yapmalıdır. İyi olmadan önce ona gıda iyi gelmez. Yağlı kuş eti bile böyledir. Hatta hastalığını arttırır. Bunun için, önce hastayı iyi etmeyi düşünmek lazımdır. Bundan sonra, uygun gıda vererek, eski kuvvetli hâline kavuşturulması düşünülür. Bunun gibi, (Kalblerinde hastalık vardır) mealindeki âyet-i kerimede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibadeti ve taati fayda vermez, belki zarar verir. (Çok Kur’an-ı kerim okuyanlar vardır ki, Kur’an-ı kerim bunlara lanet eder) hadis-i şerifi meşhurdur. (Çok oruç tutanlar vardır ki, onun oruçtan kazancı, yalnız açlık ve susuzluktur) hadis-i şerifi de sahihtir. Kalb hastalıklarının mütehassısları olan tasavvuf büyükleri de, önce hastalığın giderilmesi için yapılacak şeyleri emir buyururlar. Kalbin hastalığı, Hak teâlâdan başkasına tutulması, bağlanmasıdır. Belki, kendisine bağlanmasıdır. Çünkü herkes, her şeyi kendi için ister. Çocuğunu sevmesi, kendini sevdiği içindir. Malı, mevkı’i, rütbeyi hep kendi için ister. Onun mabudu, tapındığı şey, kendi nefsidir. Nefsinin istekleri arkasında koşmaktadır. Kalb, bu bağlılıklardan kurtulmadıkça, insanın kurtulması çok güç olur. Bundan anlaşılıyor ki, aklı başında olan ilim adamları ve kalbi uyanık olan fen adamları, her şeyden önce, bu hastalığın giderilmesini düşünmelidirler. Kulun dileği ve isteği sadece sahibi ve sahibinin dileği olmalıdır. Başka, hiçbir dileği bulunmamalıdır. Böyle olmazsa, kulluk bağını koparmış, kölelikten kaçmış olur. Nâziât suresi kırkıncı âyetinde mealen, [B](Kim Rabbinin azametinden korkup, kendini nefsinin arzularından men ederse, varacağı yer şüphesiz Cennettir) buyurulmuştur. [/B] Hep, kendi isteklerinin arkasında giden bir kul, kendi keyfine, arzusuna esir demektir. Kendi nefsinin kölesidir. Hep, melun şeytanın emrlerini yapmaktadır. Nefsinin kötü arzularına, zevklerine kavuşmak için çalışıp para kazanmak ve çalışırken helali haramdan ayırmamak, başkalarının haklarına saldırmak, onlara olan borçlarını ödememek, dünyaya düşkün olmayı gösterir. Dünyaya düşkün olmak, büyük günahtır. İnsanın, Allahü teâlânın marifetine kavuşmasına mani olan en kuvvetli düşman, nefsin arzularıdır. Bu arzular bitmez ve tükenmez. Hepsi de çok zararlıdır. (Maksudun, mabudundur) sözü meşhurdur. Câsiye suresinin yirmi üçüncü âyetinde mealen, (Nefsinin arzularını ilâh edinen kimseyi gördün mü?) buyurularak, bu hâl haber verilmektedir. Bir insanın maksudu; arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şey ise, bu maksudu, mabudu olur ve bu hâli ibadet olur. Çünkü ibadet, zilletin, inkisârın son derecesidir. Allahü teâlâdan başka mabud tanımamak için, Ondan başka maksud olmamak, Ondan başka murâd olmamak lazımdır. Bunun için de, (Lâ ilâhe illallah) derken, Ondan başka maksud olmadığını bilmek lazımdır. Bir kimse, maksadına kavuşmak için, Allah göstermesin dinin dışına çıkarsa, farzlardan birini bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içerse, bu maksudu, onun mabudu olur, ilâhı olur. Maksudu için dinin dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram işlemezse, din, o maksudu reddetmez, menetmez ve onu maksud bilmez. Onun maksudu yalnız Allahü teâlâdır ve Onun dinini gözetmektir, der. O maksuda karşı, o kimsede, yaradılış icâbı, bir arzu hasıl olmuştur. Fakat, bu arzusu, dine olan arzusunun miktarına yetişememiştir. Maksadı dünya olan, herkese sıkıntı verir ve her şeyden şikayet eder. Herkese sıkıntı veren, kibirlidir. Herkesi şikayet etmesi kibrindendir. İnsanın kendini beğenmesi de kibirdendir. Kendini beğenmesi, kendini sevdiği içindir. Kendini seven, başkasını sevemez. Mütevazı kimse, kendini beğenmez, kibirlenmez, insanlara tepeden bakmaz. Bunun için, herkesi sever ve herkes de onu sever. Mütevazı demek, ölmüş demektir. Ölü, kimseyi şikayet etmez, ölüyü şikayet eden de olmaz. Kim toprak gibi mütevazı olursa, her nimete kavuşur. Bir parça yükselse, su o toprakta durmaz. Din büyüklerinin feyz ve bereketine kavuşmak için toprak gibi mütevazı olmak lazım. Rahmete kavuşmak için toprak olmak lazım. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Akıl sahibi, nefsini ezip, ahirette lazım olan şeyler için çalışır. Ahmak olan da nefsinin arzuları peşinde koşup, Cennete götürmesi için de, Allah’a dua eder.) Osnman Ünlü [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Kendini seven başkasını sevemez
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst