Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Kilisede Hz.İbrahim ve Said Nursi konferansı 23 Kasım 2010 / 13:09 Filipinl
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 222821" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>Cevap: Kilisede Hz.İbrahim ve Said Nursi konferansı 23 Kasım 2010 / 13:09 F</strong></p><p></p><p>Şefaat sofrasına icâbet</p><p> 22 Kasım 2010 Pazartesi 07:41</p><p> Almanya'da Müslüman olan bir Rus hanımefendi kızı ile geldiği câmide, sık sık getirilen salavatlardan ve Efendimiz'in (sas) ismi anıldıkça gösterilen saygıdan dolayı "Bu yapılanlarla acaba Hz. Muhammed de Allah'tan daha ön plana çıkarılıp Hıristiyanlıkta olduğu gibi bir nevi ilahlaştırılmış olmuyor mu?" diye sormuş...</p><p> Elbette öyle bir şey olmuyor. Hıristiyanlardan bazıları Hz. İsa Aleyhisselam'a bizzat "ilâh" diye hitap ediyor ve Allah'tan istenilecekleri doğrudan ilâhlık isnadı içinde ondan istiyorlar. Siz onlara meselâ "Okuduğum Kur'an'ın sevabını Hz. Muhammed'in ruhuna bağışladığım gibi, Hz. Musa ve Hz. İsa'nın da ruhlarına bağışladım" deseniz size hemen "Hz. İsa'nın öyle bir şeye ihtiyacı yok. O artık, aşkın ve müteâl bir varlıktır" derler veya diyebilirler. Halbuki biz, bütün peygamberlerin ve Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın Allah'ın kulu olduklarını ifade ediyoruz. Tâ başta şehâdet getirirken "Abdühû ve Resûlühü" diyoruz. Cenab-ı Hak, İsrâ Sûresi'nde Mirac'ın başlangıcı olan Ka'be'den Mescid-i Aksa'ya olan mukaddes yolculuğu anlatırken şöyle buyuruyor: "Bir gece, kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammed'i, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya götüren O Zât'ın şânı ne yücedir. Bütün eksikliklerden uzak ve mukaddestir O!" (İsrâ Sûresi, 17/1)</p><p> Mirac'ın anlatıldığı Necm Sûresi'nde de yine; "Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki, araları kâb-ı kavseyn (yayın iki ucu arası ile ifade edilen vücub ve imkân arası kadar) veya daha az kaldı. O da kuluna (Muhammed'e) vahyetmek istediği her şeyi vahyetti. Gözlerinin gördüğünü kalbi yalan saymadı." (Necm Sûresi, 53/8-11) buyurularak hep Efendimiz'in (sas) kul olduğuna vurgu yapılmıştır.</p><p> <strong>Risale-i Nur'dan Mektubat risalesinde</strong>, Peygamber Efendimiz'e (sas) çok salavat getirmenin hikmeti ve bolca O'na rahmet duasında bulunmanın sırrı şöyle izah ediliyor: <em>"Muhammed Aleyhisselam, bütün ümmetinin saadetleriyle alâkadar ve bütün ümmetinin fertlerinin her nevi saadetlerinden de hissedârdır. Aynı şekilde ümmetinin uğradığı her nevî musibet ile de endişedârdır. Peygamber Efendimiz'in (sas) saadet ve kemâlat mertebeleri hadsiz olmakla beraber; hadsiz ümmetinin, hadsiz bir zamanda her çeşit hadsiz saadetlerini de hararetle arzu etmektedir ve onların karşılaşacakları hadsiz ve türlü türlü bedbahtlıklardan da müteessir olmaktadır. İşte böyle bir durumda bulunan Muhammed Aleyhisselam hadsiz salavâta, duaya ve rahmete lâyıktır ve muhtaçtır."</em> (24. Mektup, 1. Zeyil, 2. Nükte)</p><p> Ezandan sonra Efendimiz'in (sas) şefaatine hak kazanmak için okuduğumuz duada da şöyle diyoruz: "Allah'ım! Ey bu tam davet ezanın ve kılınmak üzere bulunan namazın mukaddes Rabbi! Peygamberimiz Hz. Muhammed'e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu, kendisine verdiğin 'Makam-ı Mahmud'a eriştir. Şüphesiz Sen sözünden caymazsın." Makam-ı Mahmud, Efendimiz'in (sas) umum ümmetine şefaat-i kübrasına işarettir.</p><p> <strong>Mesnevi-i Nuriye'de bu hususta şöyle denilmektedir:</strong> <em>"Nebi-i Zîşân Efendimiz'in (sas) Makam-ı Mahmud'u İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet, tevzi edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resûl-i Zîşân Efendimiz'e (sas) okunan salavât-ı şerife, o sofraya edilen dâvete icâbettir. Böylece, salavât-ı şerîfeyi getiren adam, Peygamberimiz'in (sas) zâtını bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki, tekrar tekrar salavât getirmeye teşvikçisi olsun."</em></p><p> <strong>Barla Lâhikası'nda da şöyle deniliyor:</strong> <em>"Resûl-i Ekrem, hem abd (kul), hem resûl olduğundan, ubûdiyet (kulluk) cihetiyle 'salât' ister, risâlet (peygamberlik) cihetiyle 'selâm' ister ki: Ubûdiyet halktan Hakk'a gider, mahbubiyet ve rahmete mazhar olur. Bunu 'es-salât' ifade eder. Risâlet, Hak'tan halka bir elçiliktir ki, selâmet, teslim ve memuriyetinin kabul ve vazifesinin icrâsına muvaffakıyet ister ki 'selâm' lâfzı onu ifade ediyor. Hem, biz 'Seyyidinâ' lâfzı ile tabir etmekle diyoruz ki: 'Yâ Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirâyet etsin."</em></p><p> Efendimiz'e (sas) getirilen salavatlar ve gösterilen saygılar hâşâ onu ilahlaştırmak için değil, bir abd ve resûl olarak, biz ümmeti hakkındaki şefaat sofrasını genişletmek içindir...</p><p> Zaman</p><p> </p><p style="text-align: right"><p style="text-align: right"> <strong><span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">تلبية الدعوة لمائدة الشفاعة</span></span></strong></p> <p style="text-align: right"> <span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="color: #303030">عندما شاهدت السيدة الروسية المسلمة في زيارتها لمسجد في ألمانيا مع إبنتها،مدى الإحترام الذي يكنه المسلمون للرسول محمد صلى الله عليه وسلم </span><span style="color: #303030">لكثرة ذكرهم لإسمه، والصلاة عليه،تساءلت في نفسها قائلة : ألا يكون المسلمون بوضعهم للرسول محمد في مرتبة أولية أكثر من الله قد رفعوه لمرتبة الإله كما يفعل المسيحيون ؟؟ </span></span></p> <p style="text-align: right"> <span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">طبعاً لا يوجد شيء من هذا القبيل.البعض من المسيحيون يضعون سيدنا عيسى في مرتبة الإله،وعند طلبهم شيئاً من الله يطلبونه من سيدنا عيسى إستناداً على أنه الله. إذا قلت لهم ( سأقرأ هذا القرأن على روح سيدنا موسى أو عيسى،كما نقوم بقراءته على روح سيدنا محمد) فإنهم سيردون فوراً بالقول أن سيدنا عيسى لا يحتاج لشيء من هذا القبيل.سيقولون أنه كائن متعال وعظيم،أما نحن فإن ما نقوله هو أن جميع الأنبياء و سيدنا محمد عليه السلام هم عباد الله.نقول عند الشهادة ( عبده ورسوله)،وقال الله عزوجل في سورة الإسراء عن بداية المعراج وهي الرحلة المقدسة من المسجد الحرام إلى المسجد الأقصى: ( سبحان الذي أسرى بعبده ليلاً من المسجد الحرام إلى المسجد الأقصى الذي باركنا حوله لنريه من أياتنا إنه هو السميع البصير )،أما في سورة النجم التي تحدثنا أيضاً عن المعراج قال تعالى : ( ثم دنا فتدلى.فكان قاب قوسين أو أدنى.فأوحى إلى عبده ما أوحى.ما كذب الفؤاد ما رأى ).في كل هذه الأيات نرى أن سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم وصف دائماً بالعبد. </span></span></p> <p style="text-align: right"> <span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">في رسالة المكتوبات من رسائل النور نرى توضيحاً عن الحكمة من الصلاة على الرسول والترحم عليه: ( محمد عليه السلام معني بسعادة الأمة وهو يحس بجميع أنواع السعادة التي يحس بها كل فرد من أمته.كما أنه يقلق لأي مصيبة تصيب أمته.إلى جانب أن مراتب السعادة والكمال للرسول صلى الله عليه وسلم بلا حد،فإنه دائم الرجاء لأمته البلا حد،في هذا الزمن البلا حد أن تحصل على السعادة بلا حد،كما أنه يتأثر بكل ما يقابل أمته من مصائب وإكتئابات،لذا فإن سيدنا محمد عليه السلام يستحق ويحتاج للصلاة والدعاء والترحم عليه بلا حد. ( المكتوب 24 ، الذيل 1،النكتة 2 )</span></span></p> <p style="text-align: right"> <span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">في الدعاء الذي ندعوه بعد الأذان للفوز بشفاعة الرسول صلى الله عليه وسلم نقول: اللهم رب هذه الدعوة التامة،والصلاة القائمة،أت محمداً الوسيلة والفضيلة،وإبعثه مقاماً محموداً الذي وعدته،إنك لا تخلف الميعاد)،والمقام المحمود هنا هو إشارة لشفاعة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم الكبرى لأمته. </span></span></p> <p style="text-align: right"> <span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">يقال في المزدوجة النورية : المقام المحمود لسيدنا محمد صلى الله عليه وسلم هو بحكم المائدة الإلهية والسفرة الربانية...نعم،إن الصدقات،الخصوبة و النِعم التي توزع تتدفق من هذه المائدة،والصلوات التي تقرأ على سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم هي تلبية للدعوة على تلك المائدة،لذا فعندما يقوم أحد بالصلاة على سيدنا محمد وذكر صفة من صفاته يجب أن يفكر بما سيجلبه ذلك له كي يكون ذلك حافزاً له ليستمر</span></span></p> <p style="text-align: right"> <span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">في تكرار ذلك.</span></span></p> <p style="text-align: right"> </p> <p style="text-align: right"> <span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">يقال في ملحق بارلا: ( كون الرسول الأكرم عبد و رسول في نفس الوقت،فإنه يطلب الصلاة لجانب العبد منه،والسلام لجانب الرسول منه.العبودية تنتقل من الشعب إلى الحق،وتظهر بشكل المحبة والرحمة،كل هذا يتم إفادته بكلمة الصلاة.الرسالة هي سفير من الحق إلى الشعب.السلام يعني القبول بالعمل بالسلامة والتسليم والعبودية...هذا ما يعنيه السلام.ما نريد أن نعبر عنه عند قولنا كلمة (سيدنا) هو : ( يا رب..إرحم من هو رسولك بجانبنا ومن هو رسولنا في درويشك كي تنتشر رحمتك علينا).</span></span></p> <p style="text-align: right"> <span style="color: #303030"><span style="font-family: 'Times New Roman'">الصلوات التي نقيمها على سيدنا محمد ليست بهدف تأليهه والعياذ بالله..بل هي كي يوسع مائدة شفاعة أمته كرسول وعبد . </span></span></p> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 222821, member: 1008315"] [b]Cevap: Kilisede Hz.İbrahim ve Said Nursi konferansı 23 Kasım 2010 / 13:09 F[/b] Şefaat sofrasına icâbet 22 Kasım 2010 Pazartesi 07:41 Almanya'da Müslüman olan bir Rus hanımefendi kızı ile geldiği câmide, sık sık getirilen salavatlardan ve Efendimiz'in (sas) ismi anıldıkça gösterilen saygıdan dolayı "Bu yapılanlarla acaba Hz. Muhammed de Allah'tan daha ön plana çıkarılıp Hıristiyanlıkta olduğu gibi bir nevi ilahlaştırılmış olmuyor mu?" diye sormuş... Elbette öyle bir şey olmuyor. Hıristiyanlardan bazıları Hz. İsa Aleyhisselam'a bizzat "ilâh" diye hitap ediyor ve Allah'tan istenilecekleri doğrudan ilâhlık isnadı içinde ondan istiyorlar. Siz onlara meselâ "Okuduğum Kur'an'ın sevabını Hz. Muhammed'in ruhuna bağışladığım gibi, Hz. Musa ve Hz. İsa'nın da ruhlarına bağışladım" deseniz size hemen "Hz. İsa'nın öyle bir şeye ihtiyacı yok. O artık, aşkın ve müteâl bir varlıktır" derler veya diyebilirler. Halbuki biz, bütün peygamberlerin ve Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın Allah'ın kulu olduklarını ifade ediyoruz. Tâ başta şehâdet getirirken "Abdühû ve Resûlühü" diyoruz. Cenab-ı Hak, İsrâ Sûresi'nde Mirac'ın başlangıcı olan Ka'be'den Mescid-i Aksa'ya olan mukaddes yolculuğu anlatırken şöyle buyuruyor: "Bir gece, kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammed'i, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya götüren O Zât'ın şânı ne yücedir. Bütün eksikliklerden uzak ve mukaddestir O!" (İsrâ Sûresi, 17/1) Mirac'ın anlatıldığı Necm Sûresi'nde de yine; "Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki, araları kâb-ı kavseyn (yayın iki ucu arası ile ifade edilen vücub ve imkân arası kadar) veya daha az kaldı. O da kuluna (Muhammed'e) vahyetmek istediği her şeyi vahyetti. Gözlerinin gördüğünü kalbi yalan saymadı." (Necm Sûresi, 53/8-11) buyurularak hep Efendimiz'in (sas) kul olduğuna vurgu yapılmıştır. [B]Risale-i Nur'dan Mektubat risalesinde[/B], Peygamber Efendimiz'e (sas) çok salavat getirmenin hikmeti ve bolca O'na rahmet duasında bulunmanın sırrı şöyle izah ediliyor: [I]"Muhammed Aleyhisselam, bütün ümmetinin saadetleriyle alâkadar ve bütün ümmetinin fertlerinin her nevi saadetlerinden de hissedârdır. Aynı şekilde ümmetinin uğradığı her nevî musibet ile de endişedârdır. Peygamber Efendimiz'in (sas) saadet ve kemâlat mertebeleri hadsiz olmakla beraber; hadsiz ümmetinin, hadsiz bir zamanda her çeşit hadsiz saadetlerini de hararetle arzu etmektedir ve onların karşılaşacakları hadsiz ve türlü türlü bedbahtlıklardan da müteessir olmaktadır. İşte böyle bir durumda bulunan Muhammed Aleyhisselam hadsiz salavâta, duaya ve rahmete lâyıktır ve muhtaçtır."[/I] (24. Mektup, 1. Zeyil, 2. Nükte) Ezandan sonra Efendimiz'in (sas) şefaatine hak kazanmak için okuduğumuz duada da şöyle diyoruz: "Allah'ım! Ey bu tam davet ezanın ve kılınmak üzere bulunan namazın mukaddes Rabbi! Peygamberimiz Hz. Muhammed'e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu, kendisine verdiğin 'Makam-ı Mahmud'a eriştir. Şüphesiz Sen sözünden caymazsın." Makam-ı Mahmud, Efendimiz'in (sas) umum ümmetine şefaat-i kübrasına işarettir. [B]Mesnevi-i Nuriye'de bu hususta şöyle denilmektedir:[/B] [I]"Nebi-i Zîşân Efendimiz'in (sas) Makam-ı Mahmud'u İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet, tevzi edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resûl-i Zîşân Efendimiz'e (sas) okunan salavât-ı şerife, o sofraya edilen dâvete icâbettir. Böylece, salavât-ı şerîfeyi getiren adam, Peygamberimiz'in (sas) zâtını bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki, tekrar tekrar salavât getirmeye teşvikçisi olsun."[/I] [B]Barla Lâhikası'nda da şöyle deniliyor:[/B] [I]"Resûl-i Ekrem, hem abd (kul), hem resûl olduğundan, ubûdiyet (kulluk) cihetiyle 'salât' ister, risâlet (peygamberlik) cihetiyle 'selâm' ister ki: Ubûdiyet halktan Hakk'a gider, mahbubiyet ve rahmete mazhar olur. Bunu 'es-salât' ifade eder. Risâlet, Hak'tan halka bir elçiliktir ki, selâmet, teslim ve memuriyetinin kabul ve vazifesinin icrâsına muvaffakıyet ister ki 'selâm' lâfzı onu ifade ediyor. Hem, biz 'Seyyidinâ' lâfzı ile tabir etmekle diyoruz ki: 'Yâ Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirâyet etsin."[/I] Efendimiz'e (sas) getirilen salavatlar ve gösterilen saygılar hâşâ onu ilahlaştırmak için değil, bir abd ve resûl olarak, biz ümmeti hakkındaki şefaat sofrasını genişletmek içindir... Zaman [B][COLOR=#303030][FONT=tahoma] [/FONT][/COLOR][/B] [RIGHT][RIGHT] [B][COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]تلبية الدعوة لمائدة الشفاعة[/FONT][/COLOR][/B][/RIGHT] [RIGHT] [FONT=Times New Roman][COLOR=#303030]عندما شاهدت السيدة الروسية المسلمة في زيارتها لمسجد في ألمانيا مع إبنتها،مدى الإحترام الذي يكنه المسلمون للرسول محمد صلى الله عليه وسلم [/COLOR][COLOR=#303030]لكثرة ذكرهم لإسمه، والصلاة عليه،تساءلت في نفسها قائلة : ألا يكون المسلمون بوضعهم للرسول محمد في مرتبة أولية أكثر من الله قد رفعوه لمرتبة الإله كما يفعل المسيحيون ؟؟ [/COLOR][/FONT][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]طبعاً لا يوجد شيء من هذا القبيل.البعض من المسيحيون يضعون سيدنا عيسى في مرتبة الإله،وعند طلبهم شيئاً من الله يطلبونه من سيدنا عيسى إستناداً على أنه الله. إذا قلت لهم ( سأقرأ هذا القرأن على روح سيدنا موسى أو عيسى،كما نقوم بقراءته على روح سيدنا محمد) فإنهم سيردون فوراً بالقول أن سيدنا عيسى لا يحتاج لشيء من هذا القبيل.سيقولون أنه كائن متعال وعظيم،أما نحن فإن ما نقوله هو أن جميع الأنبياء و سيدنا محمد عليه السلام هم عباد الله.نقول عند الشهادة ( عبده ورسوله)،وقال الله عزوجل في سورة الإسراء عن بداية المعراج وهي الرحلة المقدسة من المسجد الحرام إلى المسجد الأقصى: ( سبحان الذي أسرى بعبده ليلاً من المسجد الحرام إلى المسجد الأقصى الذي باركنا حوله لنريه من أياتنا إنه هو السميع البصير )،أما في سورة النجم التي تحدثنا أيضاً عن المعراج قال تعالى : ( ثم دنا فتدلى.فكان قاب قوسين أو أدنى.فأوحى إلى عبده ما أوحى.ما كذب الفؤاد ما رأى ).في كل هذه الأيات نرى أن سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم وصف دائماً بالعبد. [/FONT][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]في رسالة المكتوبات من رسائل النور نرى توضيحاً عن الحكمة من الصلاة على الرسول والترحم عليه: ( محمد عليه السلام معني بسعادة الأمة وهو يحس بجميع أنواع السعادة التي يحس بها كل فرد من أمته.كما أنه يقلق لأي مصيبة تصيب أمته.إلى جانب أن مراتب السعادة والكمال للرسول صلى الله عليه وسلم بلا حد،فإنه دائم الرجاء لأمته البلا حد،في هذا الزمن البلا حد أن تحصل على السعادة بلا حد،كما أنه يتأثر بكل ما يقابل أمته من مصائب وإكتئابات،لذا فإن سيدنا محمد عليه السلام يستحق ويحتاج للصلاة والدعاء والترحم عليه بلا حد. ( المكتوب 24 ، الذيل 1،النكتة 2 )[/FONT][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]في الدعاء الذي ندعوه بعد الأذان للفوز بشفاعة الرسول صلى الله عليه وسلم نقول: اللهم رب هذه الدعوة التامة،والصلاة القائمة،أت محمداً الوسيلة والفضيلة،وإبعثه مقاماً محموداً الذي وعدته،إنك لا تخلف الميعاد)،والمقام المحمود هنا هو إشارة لشفاعة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم الكبرى لأمته. [/FONT][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]يقال في المزدوجة النورية : المقام المحمود لسيدنا محمد صلى الله عليه وسلم هو بحكم المائدة الإلهية والسفرة الربانية...نعم،إن الصدقات،الخصوبة و النِعم التي توزع تتدفق من هذه المائدة،والصلوات التي تقرأ على سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم هي تلبية للدعوة على تلك المائدة،لذا فعندما يقوم أحد بالصلاة على سيدنا محمد وذكر صفة من صفاته يجب أن يفكر بما سيجلبه ذلك له كي يكون ذلك حافزاً له ليستمر[/FONT][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]في تكرار ذلك.[/FONT][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman] [/FONT][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]يقال في ملحق بارلا: ( كون الرسول الأكرم عبد و رسول في نفس الوقت،فإنه يطلب الصلاة لجانب العبد منه،والسلام لجانب الرسول منه.العبودية تنتقل من الشعب إلى الحق،وتظهر بشكل المحبة والرحمة،كل هذا يتم إفادته بكلمة الصلاة.الرسالة هي سفير من الحق إلى الشعب.السلام يعني القبول بالعمل بالسلامة والتسليم والعبودية...هذا ما يعنيه السلام.ما نريد أن نعبر عنه عند قولنا كلمة (سيدنا) هو : ( يا رب..إرحم من هو رسولك بجانبنا ومن هو رسولنا في درويشك كي تنتشر رحمتك علينا).[/FONT][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT] [COLOR=#303030][FONT=Times New Roman]الصلوات التي نقيمها على سيدنا محمد ليست بهدف تأليهه والعياذ بالله..بل هي كي يوسع مائدة شفاعة أمته كرسول وعبد . [/FONT][/COLOR][/RIGHT][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Kilisede Hz.İbrahim ve Said Nursi konferansı 23 Kasım 2010 / 13:09 Filipinl
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst