Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kim daha yaralı SÜLEYMAN SARGIN Hazret-i Eyyûb aleyhisselâm bugünkü Suriye'nin bulunduğu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 233675" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>Kim daha yaralı SÜLEYMAN SARGIN Hazret-i Eyyûb aleyhisselâm bugünkü Suriye'nin bulunduğu</strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #6600cc"><span style="color: #6600CC"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Kim daha yaralı</strong></span></span></span></span></span></strong></p><p> </p><p> <strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #666699"><span style="color: #666699"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>SÜLEYMAN SARGIN</strong></span></span></span></span></span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> Hazret-i Eyyûb aleyhisselâm bugünkü Suriye'nin bulunduğu bölgede yaşardı. Orası bağları ve bahçeleriyle meşhur, zengin bir yerdi. Yüce Allah Hazret-i Eyyûb'a zenginlik, ilim, yüksek fazilet ve ahlak ihsan etmişti. Bazı rivayetlere göre 10(on), bazılarına göre 13(onüç) çocuğu vardı.</span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> O da sahip olduğu malları, Allah'ın emaneti oldukları düşüncesiyle durmadan dağıtıyor, ahlak ve faziletiyle insanlara örnek oluyordu. O'nun bu cömert, dürüst ve faziletli halini çekemeyenler de vardı. Onlar, cömert insanlar için her dönemde söylenen o cümleyi tekrar edip duruyorlardı: "İnsanın bu kadar malı olunca elbette dağıtır. Var ki veriyor. Bu kadar malı olan insan tabii iyi ahlaklı olacak..." </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> <em><strong>Yüce Yaratıcı, Eyyûb peygamberin samimiyet ve sadakatini bütün insanlara göstermek için onu bir kısım imtihanlara maruz bıraktı. İlk imtihan mallarından olacaktı. Sürüler dolusu hayvanları teker teker ölmeye başladı. Bir müddet sonra bir tek ineği ve keçisi bile kalmadı.</strong></em> Etrafındakiler nasıl tepki vereceğini merakla beklerken O, Rabbine teveccühle sürekli sabrını ve tevekkülünü ifade ediyordu. </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> Bir müddet sonra evinin bir sarsıntıyla yıkıldığını ve bütün çocuklarının vefat ettiğini haber aldı. <strong><em>Mal ile imtihandan sonra evlat ile imtihan oluyordu.</em></strong> Hz. Eyyûb, bu imtihanda da hepimize örnek olacak şekilde teslimiyetini ifade ediyordu. Ancak imtihanlar henüz bitmemişti... </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> Hz. Eyyûb aleyhisselâm'ın vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Küçük küçük çıbanlar gün geçtikçe büyüdü ve vücuduna yayıldı. O, bu halinden asla şikâyet etmiyor sabırla tevekkülünü ve teslimiyetini ifade ediyordu. Çünkü Hazret-i Eyyûb, Allah'a karşı olabildiğince edepli, müthiş bir sabır kahramanıydı. Zamanla yaralar diline ve kalbine sirayet etti. Bunun üzerine, <em>[FONT=verdana,sans-serif]<strong>kendi rahatı için değil, hakkıyla kulluk yapamayacağı endişesiyle halini Rabbine arz etti ve "Rabbim, bu dert bana iyice dokundu (ve sana gerektiği gibi ibadet edemez hale geldim). Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diyerek niyazda bulundu. (Enbiya Sûresi, 83)</strong></em></span> </span></span></span></span>[/FONT]</p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Rahmeti Sonsuz O'nun bu duasını kabul etti ve "Ayağınla yere vur. İşte sana, yıkanmak ve içmek için soğuk bir su kaynağı!" (Sâd Sûresi, 42) buyurdu. Eyyûb peygamber bu suyla yıkandı, bol bol içti ve Allah'ın izniyle şifa buldu. <strong><em>Sabrının ve tevekkülünün bir mükâfatı olarak, kaybettiği kadar yeniden evlat sahibi oldu ve eski zenginliğine kavuştu. Rivayetlerde bu hastalıktan sonra uzun bir ömür sürdüğü ve vazifesini yaptığı anlatılır. </em></strong></span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> Bediüzzaman, Hazret-i Eyyûb'un kıssasını özetle hatırlattıktan sonra bir kısım hakikatlere dikkat çeker: "Hazret-i Eyyûb aleyhisselam'ın zahirî yara ve hastalıklarına mukabil, bizim batınî (iç), ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyûb'dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalb ve ruhumuzda yaralar açıyor." (Lem'alar, 2. Lem'a) </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Evet, bizim yaralarımız çoktur. Her günahımız yeni bir yara sebebidir. Yaranın büyüklüğü ve derinliği, günahın büyüklüğüyle doğru orantılıdır. </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Gafletlerimiz, dalaletlerimiz, isyanlarımız, nisyanlarımız... Kılmadığımız namazlar, hakkını vermediğimiz oruçlar, bildiğimiz halde yapmadığımız doğrular... Gıybetlerimiz, hasetlerimiz, kinlerimiz, nefretlerimiz... Su-i zanlarımız, çekememezliklerimiz, çelmelerimiz, arkadan dolap çevirmelerimiz... Riyalarımız, fahirlerimiz, makam düşkünlüğümüz... "Ene"miz, "estağfirullah" bekleyen tevazularımız, şımarıklıklarımız... Zulümlerimiz, haksızlıklarımız, çiğnediğimiz kul hakları... Anlatıp yaşamadıklarımız, yaşayıp anlatmaya çekindiklerimiz... Yapmadıklarımızla övünmemiz, hak etmediğimiz iltifatlara dilbeste olmamız, başkalarının başarılarını kendimize mal etmemiz... </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Anne-baba hukukuna saygısızlıklarımız, evladı, eşi ihmallerimiz, büyüklere saygıyı unutmamız... Haram nazarlar, haram konuşmalar, haram dokunuşlar... Haram dinlemeler, haram izlemeler... Yeme, içme konusundaki rahatlıklarımız... Kaybettiğimiz hassasiyetlerimiz, istikbal endişelerimiz, beklentilerimiz... İbadete isteksizliğimiz, zikirden, duadan kaytarmalarımız, günahlara meylimiz... Ve daha neler, neler... Hepsi bizi takatsiz düşüren ve birer kurt gibi içimizi kemiren yaralarımız. </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bu yaralardan kurtulmak için Hazreti Eyyûb gibi ayağımızı yere vurmamız ve çıkan âb-ı hayatla şifa bulmamız gerek. Ayağını yere vurmak, tevbe iradesi ortaya koymaktır. O iradenin ardından fışkıran su ise Cenab-ı Hakk'ın sonsuz Rahmeti ve Mağfiretidir. O tatlı ve bereketli suda yıkanıp yaralarımızı tedavi edebiliriz. </span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Ancak o zaman Rahmeti Sonsuz, bütün güzellikleri ve nimetleri bize yeniden ihsan edecektir.</span></span></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 233675, member: 1008315"] [b]Kim daha yaralı SÜLEYMAN SARGIN Hazret-i Eyyûb aleyhisselâm bugünkü Suriye'nin bulunduğu[/b] [B][FONT=Verdana][SIZE=5][COLOR=#6600cc][COLOR=#6600CC][FONT=Verdana][B]Kim daha yaralı[/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#666699][COLOR=#666699][FONT=Verdana][B]SÜLEYMAN SARGIN[/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] Hazret-i Eyyûb aleyhisselâm bugünkü Suriye'nin bulunduğu bölgede yaşardı. Orası bağları ve bahçeleriyle meşhur, zengin bir yerdi. Yüce Allah Hazret-i Eyyûb'a zenginlik, ilim, yüksek fazilet ve ahlak ihsan etmişti. Bazı rivayetlere göre 10(on), bazılarına göre 13(onüç) çocuğu vardı.[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] O da sahip olduğu malları, Allah'ın emaneti oldukları düşüncesiyle durmadan dağıtıyor, ahlak ve faziletiyle insanlara örnek oluyordu. O'nun bu cömert, dürüst ve faziletli halini çekemeyenler de vardı. Onlar, cömert insanlar için her dönemde söylenen o cümleyi tekrar edip duruyorlardı: "İnsanın bu kadar malı olunca elbette dağıtır. Var ki veriyor. Bu kadar malı olan insan tabii iyi ahlaklı olacak..." [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] [I][B]Yüce Yaratıcı, Eyyûb peygamberin samimiyet ve sadakatini bütün insanlara göstermek için onu bir kısım imtihanlara maruz bıraktı. İlk imtihan mallarından olacaktı. Sürüler dolusu hayvanları teker teker ölmeye başladı. Bir müddet sonra bir tek ineği ve keçisi bile kalmadı.[/B][/I] Etrafındakiler nasıl tepki vereceğini merakla beklerken O, Rabbine teveccühle sürekli sabrını ve tevekkülünü ifade ediyordu. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] Bir müddet sonra evinin bir sarsıntıyla yıkıldığını ve bütün çocuklarının vefat ettiğini haber aldı. [B][I]Mal ile imtihandan sonra evlat ile imtihan oluyordu.[/I][/B] Hz. Eyyûb, bu imtihanda da hepimize örnek olacak şekilde teslimiyetini ifade ediyordu. Ancak imtihanlar henüz bitmemişti... [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] Hz. Eyyûb aleyhisselâm'ın vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Küçük küçük çıbanlar gün geçtikçe büyüdü ve vücuduna yayıldı. O, bu halinden asla şikâyet etmiyor sabırla tevekkülünü ve teslimiyetini ifade ediyordu. Çünkü Hazret-i Eyyûb, Allah'a karşı olabildiğince edepli, müthiş bir sabır kahramanıydı. Zamanla yaralar diline ve kalbine sirayet etti. Bunun üzerine, [I][FONT=verdana,sans-serif][B]kendi rahatı için değil, hakkıyla kulluk yapamayacağı endişesiyle halini Rabbine arz etti ve "Rabbim, bu dert bana iyice dokundu (ve sana gerektiği gibi ibadet edemez hale geldim). Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diyerek niyazda bulundu. (Enbiya Sûresi, 83)[/B][/I][/FONT][I][/I] [/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Rahmeti Sonsuz O'nun bu duasını kabul etti ve "Ayağınla yere vur. İşte sana, yıkanmak ve içmek için soğuk bir su kaynağı!" (Sâd Sûresi, 42) buyurdu. Eyyûb peygamber bu suyla yıkandı, bol bol içti ve Allah'ın izniyle şifa buldu. [B][I]Sabrının ve tevekkülünün bir mükâfatı olarak, kaybettiği kadar yeniden evlat sahibi oldu ve eski zenginliğine kavuştu. Rivayetlerde bu hastalıktan sonra uzun bir ömür sürdüğü ve vazifesini yaptığı anlatılır. [/I][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] Bediüzzaman, Hazret-i Eyyûb'un kıssasını özetle hatırlattıktan sonra bir kısım hakikatlere dikkat çeker: "Hazret-i Eyyûb aleyhisselam'ın zahirî yara ve hastalıklarına mukabil, bizim batınî (iç), ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyûb'dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalb ve ruhumuzda yaralar açıyor." (Lem'alar, 2. Lem'a) [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Evet, bizim yaralarımız çoktur. Her günahımız yeni bir yara sebebidir. Yaranın büyüklüğü ve derinliği, günahın büyüklüğüyle doğru orantılıdır. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Gafletlerimiz, dalaletlerimiz, isyanlarımız, nisyanlarımız... Kılmadığımız namazlar, hakkını vermediğimiz oruçlar, bildiğimiz halde yapmadığımız doğrular... Gıybetlerimiz, hasetlerimiz, kinlerimiz, nefretlerimiz... Su-i zanlarımız, çekememezliklerimiz, çelmelerimiz, arkadan dolap çevirmelerimiz... Riyalarımız, fahirlerimiz, makam düşkünlüğümüz... "Ene"miz, "estağfirullah" bekleyen tevazularımız, şımarıklıklarımız... Zulümlerimiz, haksızlıklarımız, çiğnediğimiz kul hakları... Anlatıp yaşamadıklarımız, yaşayıp anlatmaya çekindiklerimiz... Yapmadıklarımızla övünmemiz, hak etmediğimiz iltifatlara dilbeste olmamız, başkalarının başarılarını kendimize mal etmemiz... [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Anne-baba hukukuna saygısızlıklarımız, evladı, eşi ihmallerimiz, büyüklere saygıyı unutmamız... Haram nazarlar, haram konuşmalar, haram dokunuşlar... Haram dinlemeler, haram izlemeler... Yeme, içme konusundaki rahatlıklarımız... Kaybettiğimiz hassasiyetlerimiz, istikbal endişelerimiz, beklentilerimiz... İbadete isteksizliğimiz, zikirden, duadan kaytarmalarımız, günahlara meylimiz... Ve daha neler, neler... Hepsi bizi takatsiz düşüren ve birer kurt gibi içimizi kemiren yaralarımız. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bu yaralardan kurtulmak için Hazreti Eyyûb gibi ayağımızı yere vurmamız ve çıkan âb-ı hayatla şifa bulmamız gerek. Ayağını yere vurmak, tevbe iradesi ortaya koymaktır. O iradenin ardından fışkıran su ise Cenab-ı Hakk'ın sonsuz Rahmeti ve Mağfiretidir. O tatlı ve bereketli suda yıkanıp yaralarımızı tedavi edebiliriz. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Ancak o zaman Rahmeti Sonsuz, bütün güzellikleri ve nimetleri bize yeniden ihsan edecektir.[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kim daha yaralı SÜLEYMAN SARGIN Hazret-i Eyyûb aleyhisselâm bugünkü Suriye'nin bulunduğu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst