Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Zübeyir Gündüzalp
Kim Tanir Konyali Zübeyir'i..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="eymen" data-source="post: 17248" data-attributes="member: 628"><p><u><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">KİM TANIR KONYALI ZÜBEYİR’İ?</span></span></u></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Zübeyir Gündüzalp...</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">1920’de Ermenek’te dünyaya gelir... Dedesi Zeyver ismini ona koyar... Lakin Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetine girdikten sonra Üstad ismini Zübeyir olarak değiştirir..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Kafkas asıllıdır..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Sırayla önce Ermenek daha sonra Konya Postanesinde “maniple” olarak görev alır..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Risale-i Nurla tanışması da yine Konya’da Aziziye Cami çıkışında hemşehrisi Ahmet Kutlu efendi vasıtasıyla olur...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Konya’nın zenginlerinden olan Feyzi Halıcı Bey’in vasıtasıyla Nur derslerine başlayan Zübeyir Gündüzalp okumaktan ve derslerden aldığı feyz ile Emirdağ’a Üstad hazretlerini görmek için yola çıkar.Bu ziyaret sırasında tarif edilmez bir hal yaşar. Bu ziyaret sahnesini yanında bulunan kardeşlere şöyle anlatır:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">-“Üstadı gördüğümde beni büyük bir ağlama ve hıçkırık tuttu. Bir türlü kendimi durduramıyordum. Üstad ağlamamı nazara almadan bana ders veriyordu. Derken namaz vakti gidi. Birlikte namaz kıldık. Fakat ağlama ve hıçkırık hali namazda da devam etti.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bu görüşmeden sonra tekrar Konya’ya dönen kumandan Risale-i Nurun ve diğer yuandan Üstadı ziyaretin verdiği manevi zevk ve şevkle adeta kendinden geçer.Memurluğa devam etmekle beraber hızlı bir hizmet temposuna girer. </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Ballar balını buldum</span></span></strong><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">/kovanım yağma olsun” diyen Y</span></strong><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">unus gibi o güne kadar okuduğu ve sakladığı kitapları terk eder.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Lebid’in kızının : “Ayetlere karşı bunların hükmü kalmadı” diyerek babasının şiirlerini Kabe duvarından indirdiği gibi hakikat cevherleriyle tanıştıktan sonra diğer kitaplar gözünden düşer..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">TOZLU BARDAK:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Üstad bir GÜN Zübeyir Ağabeyle birlikte Santral Sabri’yi ziyarete giderler. Sabri Efendi evde yoktur. Biraz bekledikten sonra gelir Üstadı içeriye buyur eder. Üstad bu vefakar talebesinin evine girer oturur. Sabri Efendi Üstada süt ikram etmek ister. Köy yeri olduğunda bardaklar tozludur. Üstadın hassasiyetini bilen Zübeyir Ağabey kalkıp bardağı yıkamak ister . Fakat Üstad Zübeyir Ağabeyin ceketinden çekip oturtur.Sabri efendi mahcup olmasın diye sütü tozlu bardaktan içer.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yine bir gün Zübeyir ağabey şöyle anlatır:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Üstad nefsimizi terbiye ederdi. Ziyarete gelenler meyve gibi falan hediye getirirlerdi . Biz almıyorduk ama bazıları Üstada yalvarıp yakarıp bazılarını veriyorlardı.Üstad kabahati bizde buluyor:” Nefsiniz istedi ben de almak zorunda kaldım” derdi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Teberrüktür” diyerek gelen meyveyi tavana astırır,bir ay tefekkür etmek üzere tavanda asılı bırakırdı. Çürümek üzereyken aşağıya indirir. “Teberrük atılamaz” diyerek bize kabuğuyla beraber yedirirdi. Zehir gibi acısıyla tiksinerek onu öyle zorla yerdik ki ondan sonra gelecek bir ziyaretçinin önce elinde bir hediye olup olmadığına bakar,engellemeye çalışırdık.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">.........</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Dünyada mağrur olan kimse din yolunda selametle gidemez. Kendini gören kişi Hakkı göremez düsturunu ilke edinen ilim ayinesi,fena finnur,fena filüstad,fena fil hizmet olan bir zat Zübeyir Gündüzalp...</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">ŞABAN AKDAĞ AĞABEY ANLATIYOR:</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bir gün teksir için formaları tashihten geçirmesi gayesiyle Üstada getirdim.Baktım Zübeyir ağabey var. Geldim Zübeyir ağabeyin yanına oturdum.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Şaban” dedi üstad, “Sen Zübeyir’i biliyor musun?”..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Biliyorum Üstadım” dedim..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yanında kulunç değneği vardı. Onu aldı. “Bu taş,bu kaya” diye başına vurmaya başladı. O hiç sesini çıkarmıyor. Vuruyor değnekle. “Camit bu.. Şaban bak! Bu hiç konuşmaz.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">O da öyle ciddiyetini bozmuyor kuzu gibi duruyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Kardeşim Şaban! Bu ahmaktır!” dedi. “Hem öyle bir ahmak ki 30 lirayı bıraktı,30 kuruşa çalışıyor” Öyle kafasına vurup duruyor. Bizim jeton kalın düşmüyor ki.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Neyse gittim bir hafta sonra geldim. Kapıyı açtım.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Şaban” dedi. “Sen benim Zübeyir’imi tanır mısın?”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Tanıyorum Üstadım” dedim.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Zübeyirim’i kainata değişmem” dedi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Fesuphanallah... Hani taş idi, kaya idi? Şimdi kainata değişmiyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Cenab-ı Hak öyle bir feraset,öyle sadakat ve öyle meziyetler vermiş ki ne sayarsan say hepsi mevcut idi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Hatta bir gün Zübeyir Ağabeyle bir mevzu geçmişti.onun üzerine demiştiki:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“ Kardeşim Şaban Risale-i Nur beni talebeliğine kabul etsin şu tuvaleti temizlesem razıyım!”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">İşte hizmet anlayışı bu..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Allah bize de nasip etsin onun ferasetinden..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">............................</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">MEHMET FIRINCI AĞABEY ANALATIYOR:</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"> Ç ok kahraman bir insandı. Sık sık kahramanlık örnekleri gösterirdi. O tarihlerde bir gazetede : “Şimdi kim kaldı kahraman?” diye Müslümanları tezyif eden bir yazı çıkmıştı. Bu yazıyı duyunca çok sinirlendi.: “Ne demek kim kaldı? Ben varım!” diye haykırmıştı.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Cesaret ve şevk ruhunun hep canlı tutulmasını ister,söndürülmesine tahammül edemezdi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">.....</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">M.EMİN BİRİNCİ AĞABEY ANLATIYOR:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Allah rahmet etsin Mustafa Acet Emirdağ’da DİN GÖREVLİSİYDİ. Üstadın yanına gidip gelirdi. Üstad çoğu zaman onu evinde bırakır,Zübeyir ve Ceylan ağabeylerle kırlara giderdi. Bir gün Mustafa Acet: “Üstad hep sizi kırlara sefaya götürüyor,bizi de burada nöbetçi bırakıyor” diye şikayet etmişti.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Ertesi gün Üstad: </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Mustafa’mı da götürelim o da biraz sefa etsin demiş.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Onu da yanlarına alıp varacakları yere varmışlar. Üstad Zübeyir Ağabeyle Mustafa Acet’e bir köyden yoğurt alıp gelmelerini söylemiş. Beraber koşa koşa en yakın köye gitmişler. Orada yoğurt yok. Üstad koyun yoğurdu değil taze inek yoğurdu istermiş. Oradan bir başka köye gitmişler .. Yok.. Daha başkasına yine yok..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Böyle süratle birkaç köy dolaştıktan sonra nihayet bulmuşlar. Aradan birkaç saat geçmiş. Kan ter içinde dönmüşler. Gelir gelmez Üstad “Nerede kaldınız? Kaç sayfa okudunuz”diye çıkışmasın mı?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Mustafa Acet şaşırmış. Nerede kitap okuyacaklar koşmaktan canları çıkmış..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Üstad:”Ben tam 200 sayfa okudum” demiş. Onları zihinlerine başka bir şey girmesin diye yorarmış.. Tabi Zübeyir ağabey buna alışık. Mustafa Acet: “Sefanı sizin olsun” demiş.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">...................</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Zübeyir Ağabey diyor ki: “KİM TANIR KONYALI ZÜBEYİR’İ?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yani bizi tanıyan seven, Üstad Bediüzzaman’dan dolayı sever” demek isterdi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">..................</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">ZÜBEYİR GÜNDÜZALP...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Baş hizmetkar... Kainata değişilmeyen talebe... Müceddid-i Azamın veziri...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bin talebe kuvvetinde Muhabbet Fedaisi... Şaşmaz bir feraset...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yanılmaz bir deha...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Fenafilüstad... Fenafinnur... Fenafilhizmet bir insan ötesi insan...</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"> NURUN BÜYÜK KUMANDANI-İHSAN ATASOY</span></span></strong></p><p></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="eymen, post: 17248, member: 628"] [U][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]KİM TANIR KONYALI ZÜBEYİR’İ?[/SIZE][/FONT][/U] [U][FONT='Comic Sans MS'][/FONT][/U] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Zübeyir Gündüzalp...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]1920’de Ermenek’te dünyaya gelir... Dedesi Zeyver ismini ona koyar... Lakin Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetine girdikten sonra Üstad ismini Zübeyir olarak değiştirir..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Kafkas asıllıdır..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Sırayla önce Ermenek daha sonra Konya Postanesinde “maniple” olarak görev alır..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Risale-i Nurla tanışması da yine Konya’da Aziziye Cami çıkışında hemşehrisi Ahmet Kutlu efendi vasıtasıyla olur...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Konya’nın zenginlerinden olan Feyzi Halıcı Bey’in vasıtasıyla Nur derslerine başlayan Zübeyir Gündüzalp okumaktan ve derslerden aldığı feyz ile Emirdağ’a Üstad hazretlerini görmek için yola çıkar.Bu ziyaret sırasında tarif edilmez bir hal yaşar. Bu ziyaret sahnesini yanında bulunan kardeşlere şöyle anlatır:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]-“Üstadı gördüğümde beni büyük bir ağlama ve hıçkırık tuttu. Bir türlü kendimi durduramıyordum. Üstad ağlamamı nazara almadan bana ders veriyordu. Derken namaz vakti gidi. Birlikte namaz kıldık. Fakat ağlama ve hıçkırık hali namazda da devam etti.”[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Bu görüşmeden sonra tekrar Konya’ya dönen kumandan Risale-i Nurun ve diğer yuandan Üstadı ziyaretin verdiği manevi zevk ve şevkle adeta kendinden geçer.Memurluğa devam etmekle beraber hızlı bir hizmet temposuna girer. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Ballar balını buldum[/SIZE][/FONT][/B][B][FONT='Comic Sans MS']/kovanım yağma olsun” diyen Y[/FONT][/B][B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]unus gibi o güne kadar okuduğu ve sakladığı kitapları terk eder.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Lebid’in kızının : “Ayetlere karşı bunların hükmü kalmadı” diyerek babasının şiirlerini Kabe duvarından indirdiği gibi hakikat cevherleriyle tanıştıktan sonra diğer kitaplar gözünden düşer..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]TOZLU BARDAK:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Üstad bir GÜN Zübeyir Ağabeyle birlikte Santral Sabri’yi ziyarete giderler. Sabri Efendi evde yoktur. Biraz bekledikten sonra gelir Üstadı içeriye buyur eder. Üstad bu vefakar talebesinin evine girer oturur. Sabri Efendi Üstada süt ikram etmek ister. Köy yeri olduğunda bardaklar tozludur. Üstadın hassasiyetini bilen Zübeyir Ağabey kalkıp bardağı yıkamak ister . Fakat Üstad Zübeyir Ağabeyin ceketinden çekip oturtur.Sabri efendi mahcup olmasın diye sütü tozlu bardaktan içer.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Yine bir gün Zübeyir ağabey şöyle anlatır:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Üstad nefsimizi terbiye ederdi. Ziyarete gelenler meyve gibi falan hediye getirirlerdi . Biz almıyorduk ama bazıları Üstada yalvarıp yakarıp bazılarını veriyorlardı.Üstad kabahati bizde buluyor:” Nefsiniz istedi ben de almak zorunda kaldım” derdi.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Teberrüktür” diyerek gelen meyveyi tavana astırır,bir ay tefekkür etmek üzere tavanda asılı bırakırdı. Çürümek üzereyken aşağıya indirir. “Teberrük atılamaz” diyerek bize kabuğuyla beraber yedirirdi. Zehir gibi acısıyla tiksinerek onu öyle zorla yerdik ki ondan sonra gelecek bir ziyaretçinin önce elinde bir hediye olup olmadığına bakar,engellemeye çalışırdık.”[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3].........[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Dünyada mağrur olan kimse din yolunda selametle gidemez. Kendini gören kişi Hakkı göremez düsturunu ilke edinen ilim ayinesi,fena finnur,fena filüstad,fena fil hizmet olan bir zat Zübeyir Gündüzalp...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]ŞABAN AKDAĞ AĞABEY ANLATIYOR:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Bir gün teksir için formaları tashihten geçirmesi gayesiyle Üstada getirdim.Baktım Zübeyir ağabey var. Geldim Zübeyir ağabeyin yanına oturdum.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Şaban” dedi üstad, “Sen Zübeyir’i biliyor musun?”..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Biliyorum Üstadım” dedim..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Yanında kulunç değneği vardı. Onu aldı. “Bu taş,bu kaya” diye başına vurmaya başladı. O hiç sesini çıkarmıyor. Vuruyor değnekle. “Camit bu.. Şaban bak! Bu hiç konuşmaz.”[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]O da öyle ciddiyetini bozmuyor kuzu gibi duruyor.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Kardeşim Şaban! Bu ahmaktır!” dedi. “Hem öyle bir ahmak ki 30 lirayı bıraktı,30 kuruşa çalışıyor” Öyle kafasına vurup duruyor. Bizim jeton kalın düşmüyor ki.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Neyse gittim bir hafta sonra geldim. Kapıyı açtım.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Şaban” dedi. “Sen benim Zübeyir’imi tanır mısın?”[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Tanıyorum Üstadım” dedim.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Zübeyirim’i kainata değişmem” dedi.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Fesuphanallah... Hani taş idi, kaya idi? Şimdi kainata değişmiyor.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Cenab-ı Hak öyle bir feraset,öyle sadakat ve öyle meziyetler vermiş ki ne sayarsan say hepsi mevcut idi.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Hatta bir gün Zübeyir Ağabeyle bir mevzu geçmişti.onun üzerine demiştiki:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“ Kardeşim Şaban Risale-i Nur beni talebeliğine kabul etsin şu tuvaleti temizlesem razıyım!”[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]İşte hizmet anlayışı bu..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Allah bize de nasip etsin onun ferasetinden..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]............................[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]MEHMET FIRINCI AĞABEY ANALATIYOR:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3] Ç ok kahraman bir insandı. Sık sık kahramanlık örnekleri gösterirdi. O tarihlerde bir gazetede : “Şimdi kim kaldı kahraman?” diye Müslümanları tezyif eden bir yazı çıkmıştı. Bu yazıyı duyunca çok sinirlendi.: “Ne demek kim kaldı? Ben varım!” diye haykırmıştı.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Cesaret ve şevk ruhunun hep canlı tutulmasını ister,söndürülmesine tahammül edemezdi.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3].....[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]M.EMİN BİRİNCİ AĞABEY ANLATIYOR:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Allah rahmet etsin Mustafa Acet Emirdağ’da DİN GÖREVLİSİYDİ. Üstadın yanına gidip gelirdi. Üstad çoğu zaman onu evinde bırakır,Zübeyir ve Ceylan ağabeylerle kırlara giderdi. Bir gün Mustafa Acet: “Üstad hep sizi kırlara sefaya götürüyor,bizi de burada nöbetçi bırakıyor” diye şikayet etmişti.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Ertesi gün Üstad: [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]“Mustafa’mı da götürelim o da biraz sefa etsin demiş.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Onu da yanlarına alıp varacakları yere varmışlar. Üstad Zübeyir Ağabeyle Mustafa Acet’e bir köyden yoğurt alıp gelmelerini söylemiş. Beraber koşa koşa en yakın köye gitmişler. Orada yoğurt yok. Üstad koyun yoğurdu değil taze inek yoğurdu istermiş. Oradan bir başka köye gitmişler .. Yok.. Daha başkasına yine yok..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Böyle süratle birkaç köy dolaştıktan sonra nihayet bulmuşlar. Aradan birkaç saat geçmiş. Kan ter içinde dönmüşler. Gelir gelmez Üstad “Nerede kaldınız? Kaç sayfa okudunuz”diye çıkışmasın mı?[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Mustafa Acet şaşırmış. Nerede kitap okuyacaklar koşmaktan canları çıkmış..[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Üstad:”Ben tam 200 sayfa okudum” demiş. Onları zihinlerine başka bir şey girmesin diye yorarmış.. Tabi Zübeyir ağabey buna alışık. Mustafa Acet: “Sefanı sizin olsun” demiş.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]...................[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Zübeyir Ağabey diyor ki: “KİM TANIR KONYALI ZÜBEYİR’İ?[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Yani bizi tanıyan seven, Üstad Bediüzzaman’dan dolayı sever” demek isterdi.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]..................[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]ZÜBEYİR GÜNDÜZALP...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Baş hizmetkar... Kainata değişilmeyen talebe... Müceddid-i Azamın veziri...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Bin talebe kuvvetinde Muhabbet Fedaisi... Şaşmaz bir feraset...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Yanılmaz bir deha...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3]Fenafilüstad... Fenafinnur... Fenafilhizmet bir insan ötesi insan...[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][SIZE=3] NURUN BÜYÜK KUMANDANI-İHSAN ATASOY[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][/FONT][/B] [B][FONT='Comic Sans MS'][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Zübeyir Gündüzalp
Kim Tanir Konyali Zübeyir'i..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst