Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Kıyamın sırrı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 257214" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="color: green"><strong>KIYAMIN SIRRI</strong></span></p><p> </p><p><strong><span style="color: green">Kıyamın açık manası, bir şahsın, Allah Teâlâ'nın huzurunda ayak üzere durup köle gibi başını önüne eğmektir. Onun sun ve gerçeği ise, kalbin bütün hareketlerden kesilip tazim ve inkisar [kırıklık] yoluyla hizmete bağlı kalmasıdır. O halde, bu durumda şöyle olması gerekir:</span></strong></p><p></p><p><span style="color: green"><strong><span style="color: purple">Mahşer günü Allah Teâlâ'nın huzurunda durmasını hatırlamalıdır. O gün bütün sırrı açığa vurulacak ve kendisine arz edilecektir. Açık olduğu malûmdur. Kalbinde olan ve olacak bütün işleri Allah Teâlâ görür ve bilir, ve onun zahirini de, batını da bilmektedir.</span></strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>Fakat ne acayiptir ki, bir kimse namaz kılarken ona bir salih baksa, onun bütün azalan edep üzere olup hiçbir tarafa bakmaz. Namazda acele ediyor veya sağa sola bakıyor derler, diye. Halbuki Allah Teâlâ'nın gizlileri bildiğini ve o anda ona baktığını da büdiği halde, ondan utanmaz, haya etmez.</strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>Elinden asla hiçbir şey gelmeyen zavallı bir kuldan utanır, ve haya eder ve ona baktığı için güzel edep üzere olur da padişahların padişahı olan Allah Teâlâ'nın bakmasına aldırmıyor ve daha aşağı görüyor. Bundan daha büyük cahillik olur mu?</strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bunun için Ebû Hüreyre (r.a.) peygamber efendimize: Ya Resûlullah, Allah'tan nasıl utanmak gerekir diye sorunca, Peygamber Efendimiz <span style="color: purple">Kendi aile efradının işinden utandığın gibi Allah'tan da öylece utan </span>diye cevab verdi. Bu tazim ve haya sebebiyle sahabelerden bazıları, namazda o kadar sakin olurdu ki, kuşlar bile onları cansız zannedip onlardan kaçmazlardı. Allah Teâlâ'nın azameti kimin kalbine yerleşirse ve onu hazır ve nazır bilirse, her tarafı bütün azaları namaz içinde ona huşu ve hudû duyar.</strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>Resûlüllah, (s.a.v.) namazın içinde elini sakalına götüren bir kimseyi görünce: <span style="color: purple">Kalbinde hudû ve huşu olsaydı, eli edep üzere olur, âzası da kalbi gibi olurdu buyurdu.</span></strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>RÜKÛ VE SECDENİN SIRRI:</strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>Rükû ve secdenin zahirinden maksad, beden ile tevazûdur. Bâtınından maksad ise Kalb ile tevazûdur, Zira azaların en şereflisi olan yüzü eşyanın en aşağısı olan toprağa koymakla aslının toprak olduğunu ve yine ona döneceğini hatırlar; gururu kırılır; acizliğini ve zavallılığını anlar.</strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>Böylece her işte bir sırr-ı hakikat vardır ki, ondan gafil olan kimsenin yaptığı ibadetten nasibi, suret ve şeklin kendisi olur, başka bir şey olamaz.</strong></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><strong>KİMYA-YI SAADET</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>İMAM-I GAZALİ</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 257214, member: 1004566"] [COLOR=green][B]KIYAMIN SIRRI[/B][/COLOR] [B][COLOR=green]Kıyamın açık manası, bir şahsın, Allah Teâlâ'nın huzurunda ayak üzere durup köle gibi başını önüne eğmektir. Onun sun ve gerçeği ise, kalbin bütün hareketlerden kesilip tazim ve inkisar [kırıklık] yoluyla hizmete bağlı kalmasıdır. O halde, bu durumda şöyle olması gerekir:[/COLOR][/B] [COLOR=green][B][COLOR=purple]Mahşer günü Allah Teâlâ'nın huzurunda durmasını hatırlamalıdır. O gün bütün sırrı açığa vurulacak ve kendisine arz edilecektir. Açık olduğu malûmdur. Kalbinde olan ve olacak bütün işleri Allah Teâlâ görür ve bilir, ve onun zahirini de, batını da bilmektedir.[/COLOR][/B] [B]Fakat ne acayiptir ki, bir kimse namaz kılarken ona bir salih baksa, onun bütün azalan edep üzere olup hiçbir tarafa bakmaz. Namazda acele ediyor veya sağa sola bakıyor derler, diye. Halbuki Allah Teâlâ'nın gizlileri bildiğini ve o anda ona baktığını da büdiği halde, ondan utanmaz, haya etmez.[/B] [B]Elinden asla hiçbir şey gelmeyen zavallı bir kuldan utanır, ve haya eder ve ona baktığı için güzel edep üzere olur da padişahların padişahı olan Allah Teâlâ'nın bakmasına aldırmıyor ve daha aşağı görüyor. Bundan daha büyük cahillik olur mu?[/B] [B]Bunun için Ebû Hüreyre (r.a.) peygamber efendimize: Ya Resûlullah, Allah'tan nasıl utanmak gerekir diye sorunca, Peygamber Efendimiz [COLOR=purple]Kendi aile efradının işinden utandığın gibi Allah'tan da öylece utan [/COLOR]diye cevab verdi. Bu tazim ve haya sebebiyle sahabelerden bazıları, namazda o kadar sakin olurdu ki, kuşlar bile onları cansız zannedip onlardan kaçmazlardı. Allah Teâlâ'nın azameti kimin kalbine yerleşirse ve onu hazır ve nazır bilirse, her tarafı bütün azaları namaz içinde ona huşu ve hudû duyar.[/B] [B]Resûlüllah, (s.a.v.) namazın içinde elini sakalına götüren bir kimseyi görünce: [COLOR=purple]Kalbinde hudû ve huşu olsaydı, eli edep üzere olur, âzası da kalbi gibi olurdu buyurdu.[/COLOR][/B] [B]RÜKÛ VE SECDENİN SIRRI:[/B] [B]Rükû ve secdenin zahirinden maksad, beden ile tevazûdur. Bâtınından maksad ise Kalb ile tevazûdur, Zira azaların en şereflisi olan yüzü eşyanın en aşağısı olan toprağa koymakla aslının toprak olduğunu ve yine ona döneceğini hatırlar; gururu kırılır; acizliğini ve zavallılığını anlar.[/B] [B]Böylece her işte bir sırr-ı hakikat vardır ki, ondan gafil olan kimsenin yaptığı ibadetten nasibi, suret ve şeklin kendisi olur, başka bir şey olamaz.[/B] [B]KİMYA-YI SAADET[/B] [B]İMAM-I GAZALİ[/B][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Kıyamın sırrı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst