Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Körebe
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 9630" data-attributes="member: 5"><p><span style="color: green"><strong><img src="http://byfiles.storage.live.com/y1pfjBS2tHwLHhsMLpgK6agNsqE_wYIAB3CkTe0AqzbPDIrCq8xS82zOwDW0YOLq1hT4dKohzB2O44" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span><span style="color: green"><strong> Karanlığı görebiliyordu sadece. Bütün renkler siyahtı. Güneşin altın sarısı oluşunu, gökyüzünün mavi libasını giyip arzı endam edişini, söğütlerin nazlı gelin edasıyla salınışını bilmiyordu. Çok sevdiği pamuk şekerinin rengini bile unutmuştu. Öylece kalakalmıştı olduğu yerde. Düşünüyordu…</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Sıcak bir temmuz gününün öğle saatleriydi. Gölge boyunun sıfıra yaklaştığı vakitler yani… Alnından yola başlayan tuzlu su damlaları önce yanaklarına oradan da dudaklarına ulaştı. Boğazının kuruduğunu, susadığını hissetti. Suya nasıl ulaşacaktı?</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Kafasını sağına soluna çevirdi. Gördüğü tek şey karanlıktı, siyahtı. İçten içe üzüldü, kahırlandı. Siyaha aşina bir yüreğin sahibiydi. Düşünüyordu…</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>“Görebilmek ne güzel nimet” dedi içinden. “Görebilmek kuşları, sahili, denizi, çimeni, bir de pamuk şekerini… Görebilmek ne güzel nimet” diye devam etti. Birkaç dakika düşünceler âleminde seyahat etmişti ve buna tefekkür dendiğini büyüyünce öğrenecekti.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Arkadaşlarının kulak tırmalayan haykırışlarıyla kendine geldi. İrkildi birden. Dizlerinin, parmaklarının ve göğüs kafesindeki yürek kuşunun titrediğini hissetti. Arkadaşları “bizi görüyor musun, bu kaç” gibi sözler söylüyorlar, bağrışıyorlardı. Üzüntüsü ikiye katlandı. Dudaklarının kenarlarında biriken tuzlu suya birkaç damla da gözyaşı eklendi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Gördüğü tek şey karanlıktı, siyahtı. İçten içe dertlendi, tasalandı. Karaya aşina bir yüreğin sahibiydi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Arkadaşlarının seslerine doğru ilerledi. Bir yere çarpmamak için kollarını bazen önüne uzatıyor bazen de iki yanına açıyordu. Gittikçe yaklaşıyordu seslere. Arkadaşlarının kendilerince neşeli ve alay edici çığlıkları onu daha fazla üzüyordu. Sıcak iyice bastırmıştı. Atleti terden sırtına yapışmıştı. Boğazı da kurumuştu. Sabrı tükeniyordu. Arkadaşlarından birini bulmalıydı,bulabilmeliydi. Dört bir tarafa koşuşturmaya başladı.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Birisiyle çarpıştı koşarken. Çarptığı kişi zayıf, uzun boylu, uzun saçlı, temiz yüzlü, elindeki baston yardımıyla yürüyebilen âmâ bir genç kızdı. Hemen sarıldı ona ve arkadaşlarının gözlerine bağladığı eşarbı çıkardı. Sonra da;</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>- Arkadaşlarım beni bırakıp gitti. Biraz da sen körebe olur musun ablacığım? Dedi. </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Genç kızın karanlığa nikahlı gözlerinden yaşlar süzülürken titreyen sesiyle cevap verdi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>- Olurum tabi, dedi. Olurum.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p> <span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>İsmail Alperen Biçer</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 9630, member: 5"] [COLOR=green][B][IMG]http://byfiles.storage.live.com/y1pfjBS2tHwLHhsMLpgK6agNsqE_wYIAB3CkTe0AqzbPDIrCq8xS82zOwDW0YOLq1hT4dKohzB2O44[/IMG] [/B][/COLOR][COLOR=green][B] Karanlığı görebiliyordu sadece. Bütün renkler siyahtı. Güneşin altın sarısı oluşunu, gökyüzünün mavi libasını giyip arzı endam edişini, söğütlerin nazlı gelin edasıyla salınışını bilmiyordu. Çok sevdiği pamuk şekerinin rengini bile unutmuştu. Öylece kalakalmıştı olduğu yerde. Düşünüyordu… Sıcak bir temmuz gününün öğle saatleriydi. Gölge boyunun sıfıra yaklaştığı vakitler yani… Alnından yola başlayan tuzlu su damlaları önce yanaklarına oradan da dudaklarına ulaştı. Boğazının kuruduğunu, susadığını hissetti. Suya nasıl ulaşacaktı? Kafasını sağına soluna çevirdi. Gördüğü tek şey karanlıktı, siyahtı. İçten içe üzüldü, kahırlandı. Siyaha aşina bir yüreğin sahibiydi. Düşünüyordu… “Görebilmek ne güzel nimet” dedi içinden. “Görebilmek kuşları, sahili, denizi, çimeni, bir de pamuk şekerini… Görebilmek ne güzel nimet” diye devam etti. Birkaç dakika düşünceler âleminde seyahat etmişti ve buna tefekkür dendiğini büyüyünce öğrenecekti. Arkadaşlarının kulak tırmalayan haykırışlarıyla kendine geldi. İrkildi birden. Dizlerinin, parmaklarının ve göğüs kafesindeki yürek kuşunun titrediğini hissetti. Arkadaşları “bizi görüyor musun, bu kaç” gibi sözler söylüyorlar, bağrışıyorlardı. Üzüntüsü ikiye katlandı. Dudaklarının kenarlarında biriken tuzlu suya birkaç damla da gözyaşı eklendi. Gördüğü tek şey karanlıktı, siyahtı. İçten içe dertlendi, tasalandı. Karaya aşina bir yüreğin sahibiydi. Arkadaşlarının seslerine doğru ilerledi. Bir yere çarpmamak için kollarını bazen önüne uzatıyor bazen de iki yanına açıyordu. Gittikçe yaklaşıyordu seslere. Arkadaşlarının kendilerince neşeli ve alay edici çığlıkları onu daha fazla üzüyordu. Sıcak iyice bastırmıştı. Atleti terden sırtına yapışmıştı. Boğazı da kurumuştu. Sabrı tükeniyordu. Arkadaşlarından birini bulmalıydı,bulabilmeliydi. Dört bir tarafa koşuşturmaya başladı. Birisiyle çarpıştı koşarken. Çarptığı kişi zayıf, uzun boylu, uzun saçlı, temiz yüzlü, elindeki baston yardımıyla yürüyebilen âmâ bir genç kızdı. Hemen sarıldı ona ve arkadaşlarının gözlerine bağladığı eşarbı çıkardı. Sonra da; - Arkadaşlarım beni bırakıp gitti. Biraz da sen körebe olur musun ablacığım? Dedi. Genç kızın karanlığa nikahlı gözlerinden yaşlar süzülürken titreyen sesiyle cevap verdi. - Olurum tabi, dedi. Olurum. İsmail Alperen Biçer[/B][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Körebe
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst