Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kraliçenin Pireleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Yeltegiyan" data-source="post: 90099" data-attributes="member: 3"><p><strong><a href="http://www.yoldusleri.com/viewtopic.php?f=32&t=3047#p12302" target="_blank"><span style="color: #800080">Kraliçenin Pireleri</span></a></strong></p><p></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">René Descartes karışık saçlı, beyaz ve seyrek sakallı, iyice kızarmış ve yorgun gözleriyle uzaklara doğru boş boş bakan bir adam. Yüzündeki her bir çizgide şiddetli yaşam sorgulamalarının hikayesi gizli. Mutlak doğrulara ulaşmak adına nesnelerle, sözcüklerle giriştiği kıyasıya kavgadan yorgun düşen zayıf bir vücut. Her şeye rağmen karşısındakilere güven telkin eden, sıcak bir inandırıcılık hissettiren bir bilgi savaşçısı. Beynini kemiren, geceler boyu uykusuz bırakan, çelimsiz vücudunu halsiz bırakan şüphelere karşı olağanüstü bir çabayla kafa tutan bir düşünür.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Descartes’in yaşam fotoğrafları bir çok ilginç hikayeyi barındırsa da, bunlardan bir tanesi oldukça hüzünlü bir hikayedir. Duyduğumda boğazımı düğümleyen, yutkunmamı zorlaştıran bir hikaye.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Sahiden mantık aşkı sınırlar mı? Matematiksel düşüncenin en büyük filozofu Descartes’in hayatı boyunca hiç evlenmemiş olmasının nedeni de bu olabilir mi? Küçük yaşlardayken şaşı bir kıza ilgi duymasına rağmen, hiçbir zaman aşk gibi, haylaz, buyurgan, şehvetli bir duygunun avuçlarına düşmek istemedi. Bu yüzden aşıklar kenti Paris’te fazla kalamayıp, kaçıp Hollanda’ya yerleşti.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">1649 yılına gelindiğinde Descartes hayatının dönüm noktalarından birini yaşadı. Kraliçe Christina’ya felsefe dersleri vermek üzere Stockholm’e davet edildi. Burada bulunduğu ilk altı hafta içinde vaktini dilediği gibi kullanmakta özgürdü. Bundan sonra ise kraliçe ile birlikte felsefe çalışmaları yapması gerekiyordu. Bu daveti niçin kabul ettiğini bilmiyorum ama, Descartes’in keyfi pek yerinde değildi. Bir yazısında “burada kışın, insanların düşünceleri sular gibi donuyor” diyordu. Belki para, belki ilgi görme isteği ya da bilemediğimiz bir sebep onu Stockholm’de tuttu.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Descartes sarayda mutlu değildir. Endişelerini Prenses Elisabeth’e yazdığı bir mektupta dile getiriyordu; “Kraliçe’nin, felsefeye dair henüz bir şey görüp görmediğini bilmiyorum; bundan alacağı zevk hakkında da hüküm veremem...”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Descartes, Kraliçe’ye belirli günlerde gidip felsefe dersleri veriyordu. Anlatılanlara göre Kraliçe bu dersleri yatağına uzanarak dinliyordu. Çoğu zaman da çıplak olarak. Sadece bununla da kalmıyordu. O dönem Avrupa’sında yaygın olan pireler sarayda da kendini gösteriyordu. Kraliçe çıplak halde uzanmış felsefe dersleri dinlerken, zanaatkarlara yaptırdığı altın-gümüş karışımı bir topla üzerinde gezen pireleri vurarak öldürüyordu.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Descartes rasyonel düşünmeyi, metodik şüpheyi anlatırken, Kraliçe çıplak yatıyordu...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Descartes bütün ruhunu alev alev saran “cogito ergo sum” önermesinin dayanaklarını haykırırken kendinden geçmiş bir halde, Kraliçe üzerindeki pireleri kovmaya çalışıyordu.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Zavallı Descartes!..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Çelişkinin tam ortasında, ayağında uzun süredir giydiği Hollanda tipi pantolon, utancından başı öne eğik, yüzünü gizlemeye çalışıyordu. Majesteleri bu yolla kendini tatmin ederken, Descartes üçüncü sınıf bir yeşilçam filminin aktörü gibi rol kesiyordu.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Acı, utanç ve hüzün vücûdunun her zerresine sinmişti. Sırf bunun için kendini affetmeyecekti.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Rasyonel düşünce, metodik şüphe, çıplak Kraliçe ve pireler.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Tüm bunların ortasında zavallı bir adam...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Kraliçe, maskeli balolarda, felsefeye yaptığı katkılardan dolayı yalaka soyluların alkışlarını toplarken, Descartes’in payına, kendi yavrularını yiyen bir kedinin şaşkın hüznü düşüyordu.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Gün geçtikçe Descartes’in acısı arttı. Bu da sağlığının bozulmasına yol açtı. Saraya geldikten birkaç ay sonra, 2 Şubat 1650’de pnömoni’ye yakalandı. 11 Şubat 1650’de elli üç yıl, on ay ve on bir gün yaşadıktan sonra öldü.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Kraliçe Christina ise otuz yedi yıl daha soylu alkışların cazibesinde yaşamını sürdürdü.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Descartes’in son anlarından ağzından tek bir cümle döküldü: “Ey ruhum gidelim.” Ölüsü kendi parası ile kaldırıldı. Yalaka soylular arkasından ağlamadılar. Basit bir tören yapıldı. Vaftizsizlere veya ergenlik yaşına gelmemiş çocuklara, yani masum ölenlere ait bir mezarlığa gömüldü. 1666’da kemikleri Fransa’ya taşındı. Ancak yolculuk esnasında birçok kemiğini aşırdılar.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bu fotoğraf, düşünceyle servetin çarpık ilişkisinin somut göstergelerinden biridir. Tarih her döneminde servet sahiplerinin, düşünce sahiplerine ilettikleri ahlaksız teklifin hazin hikayelerinden biridir, Descartes ile Christina arasında geçen hikaye.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bir gün büyük adamlar olacaksınız, baylar ve bayanlar. Okur yazar olacaksınız, kalem sahibi olacaksınız, akademisyen olacaksınız. Majesteleri size danışmanlık teklif edecek, üst düzey yöneticilik vaat edecek.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Sizden karşılık olarak, o çırılçıplak ipek yatağında uzanırken, pirelerini kovalarken, aşktan söz etmenizi, erdemden, onurdan, devrimden söz etmenizi isteyecek sahte bakışlarla.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Zihninizin ırzına geçecekler.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Tüketecekler sizi...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>Stockholm’de bir gece vakti...</em></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>“Neyin var Descartes?”</em></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>“Düşünüyorum, öyleyse...”</em></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>“Evet. Öyleyse?..”</em></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>“Hiç...”</em></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Tarık TUFAN</span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Yeltegiyan, post: 90099, member: 3"] [B][URL="http://www.yoldusleri.com/viewtopic.php?f=32&t=3047#p12302"][COLOR=#800080]Kraliçenin Pireleri[/COLOR][/URL][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]René Descartes karışık saçlı, beyaz ve seyrek sakallı, iyice kızarmış ve yorgun gözleriyle uzaklara doğru boş boş bakan bir adam. Yüzündeki her bir çizgide şiddetli yaşam sorgulamalarının hikayesi gizli. Mutlak doğrulara ulaşmak adına nesnelerle, sözcüklerle giriştiği kıyasıya kavgadan yorgun düşen zayıf bir vücut. Her şeye rağmen karşısındakilere güven telkin eden, sıcak bir inandırıcılık hissettiren bir bilgi savaşçısı. Beynini kemiren, geceler boyu uykusuz bırakan, çelimsiz vücudunu halsiz bırakan şüphelere karşı olağanüstü bir çabayla kafa tutan bir düşünür. Descartes’in yaşam fotoğrafları bir çok ilginç hikayeyi barındırsa da, bunlardan bir tanesi oldukça hüzünlü bir hikayedir. Duyduğumda boğazımı düğümleyen, yutkunmamı zorlaştıran bir hikaye. Sahiden mantık aşkı sınırlar mı? Matematiksel düşüncenin en büyük filozofu Descartes’in hayatı boyunca hiç evlenmemiş olmasının nedeni de bu olabilir mi? Küçük yaşlardayken şaşı bir kıza ilgi duymasına rağmen, hiçbir zaman aşk gibi, haylaz, buyurgan, şehvetli bir duygunun avuçlarına düşmek istemedi. Bu yüzden aşıklar kenti Paris’te fazla kalamayıp, kaçıp Hollanda’ya yerleşti. 1649 yılına gelindiğinde Descartes hayatının dönüm noktalarından birini yaşadı. Kraliçe Christina’ya felsefe dersleri vermek üzere Stockholm’e davet edildi. Burada bulunduğu ilk altı hafta içinde vaktini dilediği gibi kullanmakta özgürdü. Bundan sonra ise kraliçe ile birlikte felsefe çalışmaları yapması gerekiyordu. Bu daveti niçin kabul ettiğini bilmiyorum ama, Descartes’in keyfi pek yerinde değildi. Bir yazısında “burada kışın, insanların düşünceleri sular gibi donuyor” diyordu. Belki para, belki ilgi görme isteği ya da bilemediğimiz bir sebep onu Stockholm’de tuttu. Descartes sarayda mutlu değildir. Endişelerini Prenses Elisabeth’e yazdığı bir mektupta dile getiriyordu; “Kraliçe’nin, felsefeye dair henüz bir şey görüp görmediğini bilmiyorum; bundan alacağı zevk hakkında da hüküm veremem...” Descartes, Kraliçe’ye belirli günlerde gidip felsefe dersleri veriyordu. Anlatılanlara göre Kraliçe bu dersleri yatağına uzanarak dinliyordu. Çoğu zaman da çıplak olarak. Sadece bununla da kalmıyordu. O dönem Avrupa’sında yaygın olan pireler sarayda da kendini gösteriyordu. Kraliçe çıplak halde uzanmış felsefe dersleri dinlerken, zanaatkarlara yaptırdığı altın-gümüş karışımı bir topla üzerinde gezen pireleri vurarak öldürüyordu. Descartes rasyonel düşünmeyi, metodik şüpheyi anlatırken, Kraliçe çıplak yatıyordu... Descartes bütün ruhunu alev alev saran “cogito ergo sum” önermesinin dayanaklarını haykırırken kendinden geçmiş bir halde, Kraliçe üzerindeki pireleri kovmaya çalışıyordu. Zavallı Descartes!.. Çelişkinin tam ortasında, ayağında uzun süredir giydiği Hollanda tipi pantolon, utancından başı öne eğik, yüzünü gizlemeye çalışıyordu. Majesteleri bu yolla kendini tatmin ederken, Descartes üçüncü sınıf bir yeşilçam filminin aktörü gibi rol kesiyordu. Acı, utanç ve hüzün vücûdunun her zerresine sinmişti. Sırf bunun için kendini affetmeyecekti. Rasyonel düşünce, metodik şüphe, çıplak Kraliçe ve pireler. Tüm bunların ortasında zavallı bir adam... Kraliçe, maskeli balolarda, felsefeye yaptığı katkılardan dolayı yalaka soyluların alkışlarını toplarken, Descartes’in payına, kendi yavrularını yiyen bir kedinin şaşkın hüznü düşüyordu. Gün geçtikçe Descartes’in acısı arttı. Bu da sağlığının bozulmasına yol açtı. Saraya geldikten birkaç ay sonra, 2 Şubat 1650’de pnömoni’ye yakalandı. 11 Şubat 1650’de elli üç yıl, on ay ve on bir gün yaşadıktan sonra öldü. Kraliçe Christina ise otuz yedi yıl daha soylu alkışların cazibesinde yaşamını sürdürdü. Descartes’in son anlarından ağzından tek bir cümle döküldü: “Ey ruhum gidelim.” Ölüsü kendi parası ile kaldırıldı. Yalaka soylular arkasından ağlamadılar. Basit bir tören yapıldı. Vaftizsizlere veya ergenlik yaşına gelmemiş çocuklara, yani masum ölenlere ait bir mezarlığa gömüldü. 1666’da kemikleri Fransa’ya taşındı. Ancak yolculuk esnasında birçok kemiğini aşırdılar. Bu fotoğraf, düşünceyle servetin çarpık ilişkisinin somut göstergelerinden biridir. Tarih her döneminde servet sahiplerinin, düşünce sahiplerine ilettikleri ahlaksız teklifin hazin hikayelerinden biridir, Descartes ile Christina arasında geçen hikaye. Bir gün büyük adamlar olacaksınız, baylar ve bayanlar. Okur yazar olacaksınız, kalem sahibi olacaksınız, akademisyen olacaksınız. Majesteleri size danışmanlık teklif edecek, üst düzey yöneticilik vaat edecek. Sizden karşılık olarak, o çırılçıplak ipek yatağında uzanırken, pirelerini kovalarken, aşktan söz etmenizi, erdemden, onurdan, devrimden söz etmenizi isteyecek sahte bakışlarla. Zihninizin ırzına geçecekler. Tüketecekler sizi... [/SIZE][/FONT][/B][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]Stockholm’de bir gece vakti... “Neyin var Descartes?” “Düşünüyorum, öyleyse...” “Evet. Öyleyse?..” “Hiç...”[/I] Tarık TUFAN[/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kraliçenin Pireleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst