Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kudretin âyineleri çoktur
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Garib" data-source="post: 117301" data-attributes="member: 1249"><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Kudretin âyineleri çoktur</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Her bir hava zerresi “ışıma” denilen bir yolla güneş ışınlarını aks ettirdiği için daha güneş doğmadan ışıkları hava zerrelerinde aks ederek sabahın aydınlığını temin eder. Aynı sebepten, hava tabakası olmayan Ay yüzeyinde, gündüz vakti loş ve sönük bir aydınlık olur.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Kudret-i Zülcelal’in pekçoktur mir’atleri. Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf pencereler açıyor bir âlem-i misale.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misale, misalden tâ ervaha, ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale,</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Hayalden fikre kadar muhtelif âyineler, daima temsil eder şuunat-ı seyyale. Kulağınla nazar et âyine-i havaya: Kelime-i vâhide, olur milyon kelimât!</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Acib istinsah eder o kudretin kâlemi.. şu sırr-ı tenasülât...</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: Red">1- Kudret-i Zülcelal’in pekçoktur mir’atleri (aynaları). Herbiri ötekinden daha eşeff (daha şeffaf) ve eltaf (daha latif, ince) pencereler açıyor bir âlem-i misale (görüntüler âlemine).</span></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Allah’ın kudretinin, varlıkları çoğaltmaya yarayan çok çeşitli aynaları vardır. O aynalar vasıtasıyla bir mahluktan çok mahluklar yaratır. Çünkü aynanın özelliği karşısına gelen nesnenin görüntüsünü çoğaltmaktır. Bu, çeşit çeşit aynaların hepsi, farklı derecelerde de olsa, şeffaf ve lâtif bir yapıdadır. Zaten varlıkları çoğaltmalarını sağlayan sır, onlardaki bu şeffaflıktır. Şeffaf şeylerin diğer bir özelliği, Âlem-i Misal denilen, her şeyin görüntülerinin kaydedildiği bir âleme, pencereler açmasıdır. Ve bizler açılan o şeffaf pencerelerden Âlem-i Misal’i ve ondaki görüntüleri seyretmiş oluruz. Üstad Bediüzzaman (ra), bu meseleyi Barla Lâhikasında şöyle anlatır:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Bence âlem-i misalin vücudu meşhuddur (varlığı görünmektedir). Âlem-i şehâdet gibi tahakkuku bedihîdir. (Şu görünen âlem gibi gerçekliği açıktır) Hattâ rü’ya-yı sadıka (doğru rüyalar) ve keşf-i sadık (evliyanın kalp gözüyle bazı gizlilikleri görmeleri) ve şeffaf şeylerdeki temessülât (görüntüler), bu âlemden o âleme karşı açılan üç penceredir. Avama ve herkese o âlemin bazı köşelerini gösterir.” (Barla, 346)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: Red">2-Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misale (Âlem-i Misal’e), misalden tâ ervaha (Âlem-i Ervah’a), ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale, hayalden fikre kadar muhtelif âyineler, daima temsil eder (misalini, yani görüntüsünü çoğaltır) şuunat-ı seyyale (oluşur). (Akıp değişip duran işler ve görüntüler oluşur).</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: Red"></span></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Su, malum şeffaftır. Ayna gibi da varlıkların görüntülerini aksettirir. Hava ondan daha şeffaftır. Her bir hava zerresi “ışıma” denilen bir yolla güneş ışınlarını aks ettirdiği için daha güneş doğmadan ışıkları hava zerrelerinde aks ederek sabahın aydınlığını temin eder. Aynı sebepten, hava tabakası olmayan Ay yüzeyinde, gündüz vakti loş ve sönük bir aydınlık olur.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Bütün varlıkların hatta atomların da temel yapı taşları olan esir zerreleri, daha şeffaf ve daha ince (latif) bir yapıdadır. Şeffafiyeti sebebiyle, yaradılışları nurdan olan meleklerin ve bazı ruhânîlerin, esir aynalarında aksederek çoğalmalarına ve hızlı seyahatlerine vasıta olur. Aynı şey hava zerreleri için de geçerlidir. Hz. Üstad, bunu Tılsımlar, 16. Söz’de şöyle anlatır:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Evet nasıl cismaniyata (maddî varlıklara) cam ve su gibi şeyler âyine olur. Öyle de, ruhaniyata (ruhânî varlıklara) dahi hava ve esir ve âlem-i misalin bazı mevcudatı âyine hükmünde ve berk ve hayal sür’atinde bir vasıta-i seyr ü seyahat suretine geçerler” (Tılsımlar, 25)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Aynı şekilde misal âlemi de bütün varlıkların ve bütün olayların görüntülerini çoğaltan büyük şeffaf bir ayna hükmündedir. Bu konuda Üstad şunları söyler: “Gördüm ki; âlem-i misal, nihayetsiz fotoğraflar ve herbir fotoğraf, hadsiz hâdisat-ı dünyeviyeyi (dünya olaylarını) aynı zamanda hiç karıştırmayarak alıyor.” (Emirdağ Lâhikası, 262)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Cennet’in merkez-i kübrası (asıl en büyük merkezi) uzakta olmakla beraber, âlem-i misal âyinesi vasıtasıyla her tarafta görünmesi mümkün olduğu gibi…” (Lem’alar, 323)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Üstad Hz. Âlem-i Misal ile Âlem-i Ervah’ın aynı yapıda olduklarını meâlen şöyle ifade eder: “Âlem-i misalin görüntüleri şekilleri bu âleme benzerken maddî yapısı Âlem-i Ervah gibi latif ve ince bir yaradılıştadır.” (Bkz. Barla Lâhikası, 345) Demek ki o da Âlem-i Misal gibi şeffaftır ve görüntülerin aks edip çoğaldığı bir aynadır.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Zamanın da içinde mevcudatı çoğaltan şeffaf bir ayna olduğuna işaret eden Risale-i Nur’dan iki cümle: “Seyyal zamanın hakikatı ve sahife-i misaliyesi olan “Levh-i Mahv-İsbat”ta kelimat-ı kudreti yazmak…” (Sözler, 30.Söz, 227)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Asırlar ve seneler, belki günler adedince muntazam âlemleri zaman ipine asan ve onunla azamet-i kudretini gösteren…” (Sözler, 29.Söz, 202)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">İnasanın fikir ve hayali de şeffaf birer ayna hükmündedir. Gayet latif varlıklar olan düşünceler fikir aynasında, hayal edilen görüntüler de hayal aynasında akseder durur. Bu konuda şunu söyler: “Hayal veya fikir âyinesinde küfriyatın ve şirkin akisleri ve dalaletin gölgeleri ve şetimli çirkin sözlerin hayalleri, itikadı bozmaz, imanı tağyir etmez, hürmetli edebi kırmaz.” (Lemalar, 13.Lema, 76)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: Red">3-Kulağınla nazar et âyine-i havaya: Kelime-i vâhide (bir tek kelime), olur milyon kelimat (kelimeler)!</span></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Havanın, nasıl varlıkları aksettiren ve çoğaltan şeffaf bir ayna olduğunu görmek istersen, o aynaya kulağınla bak, yani dinle. Bir insanın ağzından çıkan tek bir kelime, hava aynasında adeta bir ışıma yaparak çoğalır ve milyonlarca kelimeye ulaşır. Orada bir milyon kulak olsa hepsi, o bir milyon kelimeden kendine gelen tek kelimeyi duyar.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: Red">4-Acib istinsah eder (çoğaltır) o kudretin kalemi, şu sırr-ı tenasülât (çoğalma sırrı)...</span></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Kudret-i İlâhiye, şeffaf şeylere verdiği bu çoğaltma özelliği ile bir tek şeyden pek çok nüshalar çoğaltarak yaratır. Bir şeyden çok şeyleri yatamanın Allah’ın hikmetinin ve kudretinin bir gereği olduğunu Üstad şöyle anlatır. “Fâtır-ı Hakîm, kemal-i kudret ve hikmetini göstermek için, az bir şeyden çok mahsulât aldırır ve bir sahifede çok kitabları yazdırır ve birşey ile çok vazifeleri yaptırdığı gibi...” (Lem’alar, 178)</span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkRed">Cemaleddin ŞENER(irfan mektebi)</span></span></span><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Garib, post: 117301, member: 1249"] [B][FONT=Century Gothic][SIZE=4]Kudretin âyineleri çoktur Her bir hava zerresi “ışıma” denilen bir yolla güneş ışınlarını aks ettirdiği için daha güneş doğmadan ışıkları hava zerrelerinde aks ederek sabahın aydınlığını temin eder. Aynı sebepten, hava tabakası olmayan Ay yüzeyinde, gündüz vakti loş ve sönük bir aydınlık olur. Kudret-i Zülcelal’in pekçoktur mir’atleri. Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf pencereler açıyor bir âlem-i misale. Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misale, misalden tâ ervaha, ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale, Hayalden fikre kadar muhtelif âyineler, daima temsil eder şuunat-ı seyyale. Kulağınla nazar et âyine-i havaya: Kelime-i vâhide, olur milyon kelimât! Acib istinsah eder o kudretin kâlemi.. şu sırr-ı tenasülât... [/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4][COLOR=Red]1- Kudret-i Zülcelal’in pekçoktur mir’atleri (aynaları). Herbiri ötekinden daha eşeff (daha şeffaf) ve eltaf (daha latif, ince) pencereler açıyor bir âlem-i misale (görüntüler âlemine).[/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4] Allah’ın kudretinin, varlıkları çoğaltmaya yarayan çok çeşitli aynaları vardır. O aynalar vasıtasıyla bir mahluktan çok mahluklar yaratır. Çünkü aynanın özelliği karşısına gelen nesnenin görüntüsünü çoğaltmaktır. Bu, çeşit çeşit aynaların hepsi, farklı derecelerde de olsa, şeffaf ve lâtif bir yapıdadır. Zaten varlıkları çoğaltmalarını sağlayan sır, onlardaki bu şeffaflıktır. Şeffaf şeylerin diğer bir özelliği, Âlem-i Misal denilen, her şeyin görüntülerinin kaydedildiği bir âleme, pencereler açmasıdır. Ve bizler açılan o şeffaf pencerelerden Âlem-i Misal’i ve ondaki görüntüleri seyretmiş oluruz. Üstad Bediüzzaman (ra), bu meseleyi Barla Lâhikasında şöyle anlatır: “Bence âlem-i misalin vücudu meşhuddur (varlığı görünmektedir). Âlem-i şehâdet gibi tahakkuku bedihîdir. (Şu görünen âlem gibi gerçekliği açıktır) Hattâ rü’ya-yı sadıka (doğru rüyalar) ve keşf-i sadık (evliyanın kalp gözüyle bazı gizlilikleri görmeleri) ve şeffaf şeylerdeki temessülât (görüntüler), bu âlemden o âleme karşı açılan üç penceredir. Avama ve herkese o âlemin bazı köşelerini gösterir.” (Barla, 346) [/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4][COLOR=Red]2-Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misale (Âlem-i Misal’e), misalden tâ ervaha (Âlem-i Ervah’a), ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale, hayalden fikre kadar muhtelif âyineler, daima temsil eder (misalini, yani görüntüsünü çoğaltır) şuunat-ı seyyale (oluşur). (Akıp değişip duran işler ve görüntüler oluşur). [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4] Su, malum şeffaftır. Ayna gibi da varlıkların görüntülerini aksettirir. Hava ondan daha şeffaftır. Her bir hava zerresi “ışıma” denilen bir yolla güneş ışınlarını aks ettirdiği için daha güneş doğmadan ışıkları hava zerrelerinde aks ederek sabahın aydınlığını temin eder. Aynı sebepten, hava tabakası olmayan Ay yüzeyinde, gündüz vakti loş ve sönük bir aydınlık olur. Bütün varlıkların hatta atomların da temel yapı taşları olan esir zerreleri, daha şeffaf ve daha ince (latif) bir yapıdadır. Şeffafiyeti sebebiyle, yaradılışları nurdan olan meleklerin ve bazı ruhânîlerin, esir aynalarında aksederek çoğalmalarına ve hızlı seyahatlerine vasıta olur. Aynı şey hava zerreleri için de geçerlidir. Hz. Üstad, bunu Tılsımlar, 16. Söz’de şöyle anlatır: “Evet nasıl cismaniyata (maddî varlıklara) cam ve su gibi şeyler âyine olur. Öyle de, ruhaniyata (ruhânî varlıklara) dahi hava ve esir ve âlem-i misalin bazı mevcudatı âyine hükmünde ve berk ve hayal sür’atinde bir vasıta-i seyr ü seyahat suretine geçerler” (Tılsımlar, 25) Aynı şekilde misal âlemi de bütün varlıkların ve bütün olayların görüntülerini çoğaltan büyük şeffaf bir ayna hükmündedir. Bu konuda Üstad şunları söyler: “Gördüm ki; âlem-i misal, nihayetsiz fotoğraflar ve herbir fotoğraf, hadsiz hâdisat-ı dünyeviyeyi (dünya olaylarını) aynı zamanda hiç karıştırmayarak alıyor.” (Emirdağ Lâhikası, 262) “Cennet’in merkez-i kübrası (asıl en büyük merkezi) uzakta olmakla beraber, âlem-i misal âyinesi vasıtasıyla her tarafta görünmesi mümkün olduğu gibi…” (Lem’alar, 323) Üstad Hz. Âlem-i Misal ile Âlem-i Ervah’ın aynı yapıda olduklarını meâlen şöyle ifade eder: “Âlem-i misalin görüntüleri şekilleri bu âleme benzerken maddî yapısı Âlem-i Ervah gibi latif ve ince bir yaradılıştadır.” (Bkz. Barla Lâhikası, 345) Demek ki o da Âlem-i Misal gibi şeffaftır ve görüntülerin aks edip çoğaldığı bir aynadır. Zamanın da içinde mevcudatı çoğaltan şeffaf bir ayna olduğuna işaret eden Risale-i Nur’dan iki cümle: “Seyyal zamanın hakikatı ve sahife-i misaliyesi olan “Levh-i Mahv-İsbat”ta kelimat-ı kudreti yazmak…” (Sözler, 30.Söz, 227) “Asırlar ve seneler, belki günler adedince muntazam âlemleri zaman ipine asan ve onunla azamet-i kudretini gösteren…” (Sözler, 29.Söz, 202) İnasanın fikir ve hayali de şeffaf birer ayna hükmündedir. Gayet latif varlıklar olan düşünceler fikir aynasında, hayal edilen görüntüler de hayal aynasında akseder durur. Bu konuda şunu söyler: “Hayal veya fikir âyinesinde küfriyatın ve şirkin akisleri ve dalaletin gölgeleri ve şetimli çirkin sözlerin hayalleri, itikadı bozmaz, imanı tağyir etmez, hürmetli edebi kırmaz.” (Lemalar, 13.Lema, 76) [/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4][COLOR=Red]3-Kulağınla nazar et âyine-i havaya: Kelime-i vâhide (bir tek kelime), olur milyon kelimat (kelimeler)![/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4] Havanın, nasıl varlıkları aksettiren ve çoğaltan şeffaf bir ayna olduğunu görmek istersen, o aynaya kulağınla bak, yani dinle. Bir insanın ağzından çıkan tek bir kelime, hava aynasında adeta bir ışıma yaparak çoğalır ve milyonlarca kelimeye ulaşır. Orada bir milyon kulak olsa hepsi, o bir milyon kelimeden kendine gelen tek kelimeyi duyar. [/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4][COLOR=Red]4-Acib istinsah eder (çoğaltır) o kudretin kalemi, şu sırr-ı tenasülât (çoğalma sırrı)...[/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4] Kudret-i İlâhiye, şeffaf şeylere verdiği bu çoğaltma özelliği ile bir tek şeyden pek çok nüshalar çoğaltarak yaratır. Bir şeyden çok şeyleri yatamanın Allah’ın hikmetinin ve kudretinin bir gereği olduğunu Üstad şöyle anlatır. “Fâtır-ı Hakîm, kemal-i kudret ve hikmetini göstermek için, az bir şeyden çok mahsulât aldırır ve bir sahifede çok kitabları yazdırır ve birşey ile çok vazifeleri yaptırdığı gibi...” (Lem’alar, 178)[/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4][COLOR=DarkRed]Cemaleddin ŞENER(irfan mektebi)[/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Century Gothic][SIZE=4] [/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kudretin âyineleri çoktur
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst