Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Kul hakkı çok önemlidir!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 372176" data-attributes="member: 1004566"><p><strong>Bağdan üzüm yemeyen bekçi! </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Çok eskiden Merv şehri kâdısının Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı. Kadı Efendi, bağa gelip yemek için üzüm istedi. Getirdiği üzümün rengi çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı. Kadı, niçin tadına bakıp getirmiyorsun deyince, “Siz benden bağınızdaki meyvelerin muhâfazasını, buranın bekçiliğini istediniz. Yeyiniz demeden yemem kul hakkına girer” cevâbını verdi.</strong></p><p><strong>Kadı Efendi, kölesinin bu hâline hayran kaldı. Yetişkin kızını buna teklif etti. O ise kendisinin köle olduğunu, malı mülkü olmadığını hem kızın buna râzı olmayacağını bir bir anlattı. Ancak kâdı kararlı idi. “Kalk eve gidelim” dedi. Eve varınca hanımına; “Bu sâlih, dindâr, takvâ sâhibi bir köledir. Kızımızı onunla evlendirmek istiyorum, senin fikrin ne?” deyince, hanımı; “Sen bilirsin, fakat bir de kıza soralım” cevabını verdi. Anne durumu kıza açıp babasının niyetini söyleyince, kızı da bu hususta her şeyi anne ve babasına bıraktığını bildirdi. </strong></p><p><strong>Kadın kızın râzı olduğunu babasına anlatınca nikahları kıyıldı, düğün yapıldı. Fakat Mübârek, kızın yanına gitmiyordu. Bu hâl kırk gün sürdü. Bir vesîle ile anne durumdan haberdâr olunca dayanamadı; “Kızımızı kölene verdin, aradan bunca zaman geçtiği halde dönüp yüzüne bile bakmadı, bu yaptığı nedir? Bu nasıl iş?” diye şikâyet ve sitemde bulundu. Bunun üzerine kâdı; “Ey Mübârek! Kızıma nâz mı ediyorsun? Niçin yanına gitmiyorsun?” diye sordu. </strong></p><p><strong>Buna karşılık dâmâd: “Ey efendim! Bu nasıl söz? Sizin kerîmenize nâz etmek ne haddime. Lâkin kâdısınız. Ola ki kızınız şüpheli bir şey yemiştir, kul hakkı geçmiştir. Şüpheden uzak olmak için bu zamâna kadar bekledim ve ona helâl yemek yedirdim. Belki Allahü teâlâ bize sâlih bir evlâd verir. Bundan başka bir düşüncem yoktur” dedi. </strong></p><p><strong>Harama, helale, kul hakkına bu derece dikkat ettiği için Allahü teâlâ ona Abdullah isminde bir çocuk verdi. İşte bu Abdullah, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden, evliyanın meşhurlarından Abdullah bin Mübârek’tir.</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 372176, member: 1004566"] [B]Bağdan üzüm yemeyen bekçi! Çok eskiden Merv şehri kâdısının Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı. Kadı Efendi, bağa gelip yemek için üzüm istedi. Getirdiği üzümün rengi çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı. Kadı, niçin tadına bakıp getirmiyorsun deyince, “Siz benden bağınızdaki meyvelerin muhâfazasını, buranın bekçiliğini istediniz. Yeyiniz demeden yemem kul hakkına girer” cevâbını verdi. Kadı Efendi, kölesinin bu hâline hayran kaldı. Yetişkin kızını buna teklif etti. O ise kendisinin köle olduğunu, malı mülkü olmadığını hem kızın buna râzı olmayacağını bir bir anlattı. Ancak kâdı kararlı idi. “Kalk eve gidelim” dedi. Eve varınca hanımına; “Bu sâlih, dindâr, takvâ sâhibi bir köledir. Kızımızı onunla evlendirmek istiyorum, senin fikrin ne?” deyince, hanımı; “Sen bilirsin, fakat bir de kıza soralım” cevabını verdi. Anne durumu kıza açıp babasının niyetini söyleyince, kızı da bu hususta her şeyi anne ve babasına bıraktığını bildirdi. Kadın kızın râzı olduğunu babasına anlatınca nikahları kıyıldı, düğün yapıldı. Fakat Mübârek, kızın yanına gitmiyordu. Bu hâl kırk gün sürdü. Bir vesîle ile anne durumdan haberdâr olunca dayanamadı; “Kızımızı kölene verdin, aradan bunca zaman geçtiği halde dönüp yüzüne bile bakmadı, bu yaptığı nedir? Bu nasıl iş?” diye şikâyet ve sitemde bulundu. Bunun üzerine kâdı; “Ey Mübârek! Kızıma nâz mı ediyorsun? Niçin yanına gitmiyorsun?” diye sordu. Buna karşılık dâmâd: “Ey efendim! Bu nasıl söz? Sizin kerîmenize nâz etmek ne haddime. Lâkin kâdısınız. Ola ki kızınız şüpheli bir şey yemiştir, kul hakkı geçmiştir. Şüpheden uzak olmak için bu zamâna kadar bekledim ve ona helâl yemek yedirdim. Belki Allahü teâlâ bize sâlih bir evlâd verir. Bundan başka bir düşüncem yoktur” dedi. Harama, helale, kul hakkına bu derece dikkat ettiği için Allahü teâlâ ona Abdullah isminde bir çocuk verdi. İşte bu Abdullah, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden, evliyanın meşhurlarından Abdullah bin Mübârek’tir.[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Kul hakkı çok önemlidir!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst