Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kul olmak ,olabilmek...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 69088" data-attributes="member: 12"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Kul olmak ,olabilmek... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">İbretle bakmak etrafa ve ibret alabilmek... Nerede sevdiklerimiz, nerede aramızda daha dün yaşarken bugün ölen yakınlarımız... Nereye gittiler? Herkes gibi bizde öleceğiz, onların gittiği yere bizde gideceğiz. Bir karış toprağa yapa yalnız tek başımıza olarak gireceğiz.. Peki niye geldik? Niye yaşıyoruz? Eğer mal, mülk, çalışmak, makam, rütbe, şan, şöhret sahibi olmak asıl gaye ise, hepsi de burada kalıyor. Demek bu gayeler boş şeylerden öteye geçmiyor... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">"Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp 10 kere şehid olmayı temenni eder. " (1) </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Peki bu nedir ? Bu, Güzeller Güzeli Allah (cc)’ın kullarına verdiği ŞEHADET VE ŞEHİDLİK, bir fazilet ve nimetlerin en güzelidir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Çocukken hayâller kurardık. Doktor, mühendis, öğretmen olabilmek çocukluk hayâllerimizi süsleyen en güzel hatıralardır... Kimimiz hedefimize yakın, kimimiz hedeften amacını bilmediğinden dolayı, hedefinden oldukça uzaklarda... Ama yüreğini ortaya koyanlar, anlının akıyla istedikleri hedefe kolayca erişebilmektedirler… Tüm bunlar orta gençlik dönemi ve ruhu ölüme hazırlama (25 ve ölüm yaş aralığı), dönemlerinde yaklaşık 25 sene için onca emek harcarız… Saatlerce kitap okur, dersanelere gider, belkide özel dersler alırız ...25 sene gibi kısacık bir zaman dilimi için hayatımızın en güzel dönemlerini feda ederiz... Basit bir kitap almak için bile araç olarak paraya ihtiyacımız vardır. Parayı kazanmak içinse çalışmak zorundayız. Herşeyin bir bedeli olduğu gibi kulluğun da bir bedeli vardır… Sevdiğimiz bir nesneye ulaşmak için elimizden gelen tüm çabayı yaparız. Sevmek ama neyi, ne şekilde sevmek oldukça karmaşık birşey olduğu kadar, anlatılmak istenende kolaydır… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Ibnu Ebi Umeyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">"Allah yolunda öldürülmem; bana bütün evlerde ve çadırda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir." (2) </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Bir tutkuyla başlayan yolumuz, Şehadet sevdasıyla devam ederken çiçekli bahçelerle doluverdi etrafımız… Tam da bal yapabilmek ümidiyle, en iyi çiçeği arayan bal arılarının istediği gibi... Kimimizin gelinliğini, kimimizin nişanlısını temsil eden “Şehadet”, yüreğimizde bir kor olup durmadan alev alev yanmakta… Samimi olanlar bu yolda yürürlerken bir şeylerini feda ettiler... Kimisi işini, kimisi annesini, kimisi okulunu, kimisi sevdiklerini ama bu görünürde terk etme olsa bile, bu bir tür Allah cc ile andlaşmadır... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Tevbe Sûresinin 111. ayetinde Allah (cc) şöyle buyuruyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">“Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır...” </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Ne güzel bir pazarlık , ne güzel bir antlaşmadır... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Bu sevda yolunda önümüze dağ gibi engeller çıkacak elbet. Çıkmayacağını düşünmek çölde serap gören insanın misaline benzer. Her zaman bir çare vardır en ümitsiz yerde bile olsak...Ümitsizlik, yolumuzda hiç bahçe yokmuş gibi görünse de gözümüze; duyduğumuz bir koku ile yardımımıza koşuyordu aslında yakınlardaki bir bahçe.Ve her zamanki gibi Güzeller Güzeli Yüce Allah (cc) bize destek çıkıyor... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Âl-i İmrân Sûresinin 139. ayetinde </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">“Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.’’ </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Şehidlerin gülü Musa'b Bin Umeyr 22 yaşında vardı yoktu…Bıyıkları henüz terliyordu. Kılık-kıyafetiyle ve güzelliğiyle Sevgiliye (aleyhissalâtu vesselam) çok benziyordu. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Allah Resulu Uhud'da cübbesini çıkarıp sırtına giydiriyor. "Şu bugün senin sırtında dursun" diyordu. O'da şeref saydığı o cübbeyi sırtında taşıyordu. Allah Resulünü şehid etmeye gelen İbni Katade, Resullullahı şehit ettim diye Musa'b’ı vuruyordu. Mus’ab ise seve seve kolunu veriyordu. Sağ koluna inip kalkan kılıç darbesi karşısında kolu bir ağaç dalı gibi budanıp yere düşünce, "Elhamdulillah Resulullah’ın kolu kurtuldu" diyor ve seviniyordu. Sol kolu koparken "Elhamdulillah Resulullahın kolu kurtuldu" deyip yine seviniyordu... Başını uzatırken, yazar anlatıyor: "Vur bir bu kaldı" diyordu. Boynuna da darbe inince "Elhamdulillah Resulullah’ın başı kurtuldu" diyordu.. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Kendisini Resulullah’ın hırkasına sarıp Uhud’un sinesine gömüyorlardı... Bir şehid "Musa'b" deyince ; "Ben Musa'b değilim" diyor... Musa'b taa sabahtan şehid olmuştu… Musa'b sabahtan doğranıp gitmişti .Canı kalmıştı onu da “Allah” yolunda vermişti... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Vallahi o Musa'b ölmedi , vallahi o gün İbni Katade kazanmadı...Gökyüzünü direksiz yükselten Allaha kasem olsun ki; o gün kazanan Mus’ab’tı... Daha gençken Firdevse kavuştu... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Bu yolumuzda düşünürken, yol kenarında gördüklerimiz Şehid Musa'b’in, Şehid Mucahid Şener'in, Şehid Komutan Bilal'in, Şehid Komutan Hattab'ın, Şehid Şeyh Ahmet Yasin'in, Şehid Abdulaziz Rantisi’nin Rahmana vücutlarını teslim ederken ki ''O'' her şeye bedel gülümseyişleri bizi gayretlendirirken, bazen de onlar Sevgili Resul, Sahabe, Sıddık ve Şehidlerle aynı yerde birliktelerken, bizlerin hala onların safına katılmaması, hala dünyada olmamız moralimizi bozuyordu…Yolun uzunluğu korkuttu gözümüzü kimi zamanda… Ama “Şehadet Sevdasını” hissetmiştik bir kez içimizde ve “devam” dedik, “devam tüm gücümüzle!”. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Bu yolda ayrılıklar yaşadık; belki de fırsatlarla karşılaştık çokça. Evden kovulanlarımız, sıla özlemi çekenlerimiz oldu ve dahi dini için hicret edip işten ayrılanlarımız, çok uzaklardan gelenlerimiz... Sonunu düşündükçe ''Sevgililer Sevgilisi Hz. Muhammed (s.a.v) ve sahabeye komşu olacak olmamız, bu tür olumsuzlukları bedenden dökülen suyun kirleri temizlediği gibi, korkularımızı temizliyor, yüreğimize su serpiyor… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Bir kere yüreğimizi koymuştuk bu yola ve ne olursa olsun devam edecektik ömrümüz boyunca... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Ne de olsa Allah'a adamıştık kendimizi, Şehadete, ağlayan gözü yaşlı bebelere, horlanan anne ve bacılarımıza az da olsa onların şereflerini, ayaklar altına alan kafirlerin kellelerini kesip müslümanları sevindirebilmek amacımız… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Tek kalsak da bu yolda, örneğimiz bize Allah tarafından gösterilmişti.. Evet, İbrahim (a.s) bizim bu yolda örneğimizdi… Ondaki güzellikler gibi yılmadan ışık saçmaya karar vermiştik... Her ne kadar yolun başında olsak da, daha yolun sonundaki güzellikler bizi motive ediyordu... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Firdevsi hayâl ettikçe, bu hayâller rüyalarımıza girdikçe ve rüyalarımız dönüştükçe gerçeğe biliyorduk ki, daha yapacak çok şey var ve her birimiz için atacak çok adım… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">İşte bu yüzden kucaklarımızdaki çiçeklerle karşılamaya hazırlanıyoruz ölümü daha doğrusu kurtuluşu,kucaklarımızda çiçekler biriktirerek bekliyoruz… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Biriktiriyoruz içimizde; kafirlerin analarımıza, bacılarımıza yaptıkları işkenceler, küçücük yeni doğmuş ve doğacak olan gözü yaşlı bebelerin yüzlerindeki o acı, yüreğimizde bir kin, bir nefret oluverip kafirlere bir silah olarak geri dönmekte...Ve bunları ekmek gibi, su gibi yüreğimizden bir an olsun atmayalım ki amacımıza ulaşabilelim… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000">Şehadet sancağını bizde alıp ondaki sevgiyi, hiç sevgi tatmamış gönüllere bir vesile olarak açalım... Ve hiç bir zaman yılmadan, düşmeden atalım adımlarımızı ki kafirler, Bedir’de savaşın tam ortasında şeytanın; “Allah'ın melekleri ile yardım ettiğini görüp”, kafirlere “sizde benim gördüklerimi görseydiniz....” deyişindeki korkusu gibi korkabilsinler... Bu Şehadet yolunda yarınım ne olacak diye düşünmeden, ne olabilir ki etrafı bin bir güzellikteki bahçeler bizi beklerken.. Diken olsa, zindan olsa da dolu yolda ilerlerken? Hele bu dikenli yolun sonunda Firdevs varsa…</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #b00000"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 69088, member: 12"] [size=3][color=#b00000]Kul olmak ,olabilmek... İbretle bakmak etrafa ve ibret alabilmek... Nerede sevdiklerimiz, nerede aramızda daha dün yaşarken bugün ölen yakınlarımız... Nereye gittiler? Herkes gibi bizde öleceğiz, onların gittiği yere bizde gideceğiz. Bir karış toprağa yapa yalnız tek başımıza olarak gireceğiz.. Peki niye geldik? Niye yaşıyoruz? Eğer mal, mülk, çalışmak, makam, rütbe, şan, şöhret sahibi olmak asıl gaye ise, hepsi de burada kalıyor. Demek bu gayeler boş şeylerden öteye geçmiyor... Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp 10 kere şehid olmayı temenni eder. " (1) Peki bu nedir ? Bu, Güzeller Güzeli Allah (cc)’ın kullarına verdiği ŞEHADET VE ŞEHİDLİK, bir fazilet ve nimetlerin en güzelidir. Çocukken hayâller kurardık. Doktor, mühendis, öğretmen olabilmek çocukluk hayâllerimizi süsleyen en güzel hatıralardır... Kimimiz hedefimize yakın, kimimiz hedeften amacını bilmediğinden dolayı, hedefinden oldukça uzaklarda... Ama yüreğini ortaya koyanlar, anlının akıyla istedikleri hedefe kolayca erişebilmektedirler… Tüm bunlar orta gençlik dönemi ve ruhu ölüme hazırlama (25 ve ölüm yaş aralığı), dönemlerinde yaklaşık 25 sene için onca emek harcarız… Saatlerce kitap okur, dersanelere gider, belkide özel dersler alırız ...25 sene gibi kısacık bir zaman dilimi için hayatımızın en güzel dönemlerini feda ederiz... Basit bir kitap almak için bile araç olarak paraya ihtiyacımız vardır. Parayı kazanmak içinse çalışmak zorundayız. Herşeyin bir bedeli olduğu gibi kulluğun da bir bedeli vardır… Sevdiğimiz bir nesneye ulaşmak için elimizden gelen tüm çabayı yaparız. Sevmek ama neyi, ne şekilde sevmek oldukça karmaşık birşey olduğu kadar, anlatılmak istenende kolaydır… Ibnu Ebi Umeyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah yolunda öldürülmem; bana bütün evlerde ve çadırda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir." (2) Bir tutkuyla başlayan yolumuz, Şehadet sevdasıyla devam ederken çiçekli bahçelerle doluverdi etrafımız… Tam da bal yapabilmek ümidiyle, en iyi çiçeği arayan bal arılarının istediği gibi... Kimimizin gelinliğini, kimimizin nişanlısını temsil eden “Şehadet”, yüreğimizde bir kor olup durmadan alev alev yanmakta… Samimi olanlar bu yolda yürürlerken bir şeylerini feda ettiler... Kimisi işini, kimisi annesini, kimisi okulunu, kimisi sevdiklerini ama bu görünürde terk etme olsa bile, bu bir tür Allah cc ile andlaşmadır... Tevbe Sûresinin 111. ayetinde Allah (cc) şöyle buyuruyor. “Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır...” Ne güzel bir pazarlık , ne güzel bir antlaşmadır... Bu sevda yolunda önümüze dağ gibi engeller çıkacak elbet. Çıkmayacağını düşünmek çölde serap gören insanın misaline benzer. Her zaman bir çare vardır en ümitsiz yerde bile olsak...Ümitsizlik, yolumuzda hiç bahçe yokmuş gibi görünse de gözümüze; duyduğumuz bir koku ile yardımımıza koşuyordu aslında yakınlardaki bir bahçe.Ve her zamanki gibi Güzeller Güzeli Yüce Allah (cc) bize destek çıkıyor... Âl-i İmrân Sûresinin 139. ayetinde “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.’’ Şehidlerin gülü Musa'b Bin Umeyr 22 yaşında vardı yoktu…Bıyıkları henüz terliyordu. Kılık-kıyafetiyle ve güzelliğiyle Sevgiliye (aleyhissalâtu vesselam) çok benziyordu. Allah Resulu Uhud'da cübbesini çıkarıp sırtına giydiriyor. "Şu bugün senin sırtında dursun" diyordu. O'da şeref saydığı o cübbeyi sırtında taşıyordu. Allah Resulünü şehid etmeye gelen İbni Katade, Resullullahı şehit ettim diye Musa'b’ı vuruyordu. Mus’ab ise seve seve kolunu veriyordu. Sağ koluna inip kalkan kılıç darbesi karşısında kolu bir ağaç dalı gibi budanıp yere düşünce, "Elhamdulillah Resulullah’ın kolu kurtuldu" diyor ve seviniyordu. Sol kolu koparken "Elhamdulillah Resulullahın kolu kurtuldu" deyip yine seviniyordu... Başını uzatırken, yazar anlatıyor: "Vur bir bu kaldı" diyordu. Boynuna da darbe inince "Elhamdulillah Resulullah’ın başı kurtuldu" diyordu.. Kendisini Resulullah’ın hırkasına sarıp Uhud’un sinesine gömüyorlardı... Bir şehid "Musa'b" deyince ; "Ben Musa'b değilim" diyor... Musa'b taa sabahtan şehid olmuştu… Musa'b sabahtan doğranıp gitmişti .Canı kalmıştı onu da “Allah” yolunda vermişti... Vallahi o Musa'b ölmedi , vallahi o gün İbni Katade kazanmadı...Gökyüzünü direksiz yükselten Allaha kasem olsun ki; o gün kazanan Mus’ab’tı... Daha gençken Firdevse kavuştu... Bu yolumuzda düşünürken, yol kenarında gördüklerimiz Şehid Musa'b’in, Şehid Mucahid Şener'in, Şehid Komutan Bilal'in, Şehid Komutan Hattab'ın, Şehid Şeyh Ahmet Yasin'in, Şehid Abdulaziz Rantisi’nin Rahmana vücutlarını teslim ederken ki ''O'' her şeye bedel gülümseyişleri bizi gayretlendirirken, bazen de onlar Sevgili Resul, Sahabe, Sıddık ve Şehidlerle aynı yerde birliktelerken, bizlerin hala onların safına katılmaması, hala dünyada olmamız moralimizi bozuyordu…Yolun uzunluğu korkuttu gözümüzü kimi zamanda… Ama “Şehadet Sevdasını” hissetmiştik bir kez içimizde ve “devam” dedik, “devam tüm gücümüzle!”. Bu yolda ayrılıklar yaşadık; belki de fırsatlarla karşılaştık çokça. Evden kovulanlarımız, sıla özlemi çekenlerimiz oldu ve dahi dini için hicret edip işten ayrılanlarımız, çok uzaklardan gelenlerimiz... Sonunu düşündükçe ''Sevgililer Sevgilisi Hz. Muhammed (s.a.v) ve sahabeye komşu olacak olmamız, bu tür olumsuzlukları bedenden dökülen suyun kirleri temizlediği gibi, korkularımızı temizliyor, yüreğimize su serpiyor… Bir kere yüreğimizi koymuştuk bu yola ve ne olursa olsun devam edecektik ömrümüz boyunca... Ne de olsa Allah'a adamıştık kendimizi, Şehadete, ağlayan gözü yaşlı bebelere, horlanan anne ve bacılarımıza az da olsa onların şereflerini, ayaklar altına alan kafirlerin kellelerini kesip müslümanları sevindirebilmek amacımız… Tek kalsak da bu yolda, örneğimiz bize Allah tarafından gösterilmişti.. Evet, İbrahim (a.s) bizim bu yolda örneğimizdi… Ondaki güzellikler gibi yılmadan ışık saçmaya karar vermiştik... Her ne kadar yolun başında olsak da, daha yolun sonundaki güzellikler bizi motive ediyordu... Firdevsi hayâl ettikçe, bu hayâller rüyalarımıza girdikçe ve rüyalarımız dönüştükçe gerçeğe biliyorduk ki, daha yapacak çok şey var ve her birimiz için atacak çok adım… İşte bu yüzden kucaklarımızdaki çiçeklerle karşılamaya hazırlanıyoruz ölümü daha doğrusu kurtuluşu,kucaklarımızda çiçekler biriktirerek bekliyoruz… Biriktiriyoruz içimizde; kafirlerin analarımıza, bacılarımıza yaptıkları işkenceler, küçücük yeni doğmuş ve doğacak olan gözü yaşlı bebelerin yüzlerindeki o acı, yüreğimizde bir kin, bir nefret oluverip kafirlere bir silah olarak geri dönmekte...Ve bunları ekmek gibi, su gibi yüreğimizden bir an olsun atmayalım ki amacımıza ulaşabilelim… Şehadet sancağını bizde alıp ondaki sevgiyi, hiç sevgi tatmamış gönüllere bir vesile olarak açalım... Ve hiç bir zaman yılmadan, düşmeden atalım adımlarımızı ki kafirler, Bedir’de savaşın tam ortasında şeytanın; “Allah'ın melekleri ile yardım ettiğini görüp”, kafirlere “sizde benim gördüklerimi görseydiniz....” deyişindeki korkusu gibi korkabilsinler... Bu Şehadet yolunda yarınım ne olacak diye düşünmeden, ne olabilir ki etrafı bin bir güzellikteki bahçeler bizi beklerken.. Diken olsa, zindan olsa da dolu yolda ilerlerken? Hele bu dikenli yolun sonunda Firdevs varsa… [/color][/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kul olmak ,olabilmek...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst