Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kul rabbini nasıl bilirse öyle muamele mi görecek ?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="memluk" data-source="post: 167733" data-attributes="member: 9260"><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Cenab-ı Allah’ın bize nasıl muamele etmesini istiyorsak, Allah’ı öyle bilmeliyiz. Allah hakkında hüsnü zan beslemeliyiz ki Allah bize iyi muamele etsin.</strong></span></p><p> </p><p>[FONT=Arial T.]<strong>Peygamber (sav) : “Kul ne hal üzere ölürse o halde dirilecektir.” Buyurmuştur.</strong>[/FONT]</p><p> </p><p>[FONT=Arial T.]<strong><em>Bir hadislerinde de:</em> “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz” buyurmuştur</strong>[/FONT]</p><p> </p><p></p><p>[FONT=Arial T.]<strong>Cenab-ı Allah bir kutsi hadiste şöyle buyurur:</strong>[/FONT]</p><p> </p><p>[FONT=Arial T.][FONT=Arial T.]<strong>- “Ben kulumun zannına göreyim. Beni nasıl düşünürse ben öyleyim. O beni andıkça ben onunla beraberim. O beni içinden anarsa ben de onu öylece anarım. O, beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı kimseler arasında anarım.” (Buhari, Tevhid:35)</strong>[/FONT]</p><p> </p><p> </p><p>Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş: <span style="font-size: 15px">اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى</span>1 Yani, <strong>“Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.”</strong> İşte bu bedbaht adam, sûizan ve akılsızlığıyla, gördüğünü adi ve ayn-ı hakikat telâkki etti ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek. Ne ölüyor ki kurtulsun, ne de yaşıyor; böylece azap çekiyor.</p><p> </p><p>Hem o bedbaht kendi kendine zulmetmiş. Gündüz gibi güzel bir hakikati ve parlak bir vaziyeti, basiretsizliğiyle kendisine muzlim ve zulümatlı bir evham, bir cehennem şekline getirmiş. Ne şefkate müstehaktır ve ne de kimseden şekvâya hakkı vardır. Meselâ, bir adam, güzel bir bahçede, ahbaplarının ortasında, yaz mevsiminde, hoş bir ziyafetteki keyfe kanaat etmeyip kendini pis müskirlerle sarhoş edip kendisini kış ortasında, canavarlar içinde, aç, çıplak tahayyül edip bağırmaya ve ağlamaya başlasa, nasıl şefkate lâyık değil, kendi kendine zulmediyor, dostlarını canavar görüp tahkir ediyor. İşte bu bedbaht dahi öyledir.</p><p></p><p>Ve şu bahtiyar ise, hakikati görür. Hakikat ise güzeldir. Hakikatin hüsnünü derk etmekle, hakikat sahibinin kemâline hürmet eder, rahmetine müstehak olur. İşte, “Fenalığı kendinden, iyiliği Allah’tan bil” 1 olan hükm-ü Kur’ânînin sırrı zâhir oluyor.</p><p></p><p>Daha bunlar gibi sair farkları muvazene etsen, anlayacaksın ki, evvelkisinin nefs-i emmâresi ona bir mânevî cehennem ihzar etmiş. Ve ötekisinin hüsn-ü niyeti ve hüsn-ü zannı ve hüsn-ü hasleti ve hüsn-ü fikri, onu büyük bir ihsan ve saadete ve parlak bir fazilete ve feyze mazhar etmiş.</p><p></p><p><strong>Ey nefsim! Ve ey nefsimle beraber bu hikâyeyi dinleyen adam!</strong></p><p>Eğer bedbaht kardeş olmak istemezsen ve bahtiyar kardeş olmak istersen, Kur’ân’ı dinle ve hükmüne mutî ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et.</p><p>Şu hikâye-i temsiliyede olan hakikatleri eğer fehmettinse, hakikat-i din ve dünya ve insan ve imanı ona tatbik edebilirsin. Mühimlerini ben söyleyeceğim; incelerini sen kendin istihrac et.</p><p></p><p>İşte, bak: O iki kardeş ise, biri ruh-u mü’min ve kalb-i salihtir. Diğeri ruh-u kâfir ve kalb-i fâsıktır. Ve o iki tarikten sağ ise, tarik-i Kur’ân ve imandır. Sol ise, tarik-i isyan ve küfrandır.</p><p></p><p>Ve o yoldaki bahçe ise, cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı içtimaiyedir ki, içinde hayır ve şer, iyi ve fena, temiz ve pis şeyler beraber bulunur. Âkıl odur ki, “Huz mâ safâ, da’ mâ keder” kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalble gider.</p><p> </p><p>sekizinci sözden</p><p></p><p>[/FONT]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="memluk, post: 167733, member: 9260"] [FONT=Arial][B]Cenab-ı Allah’ın bize nasıl muamele etmesini istiyorsak, Allah’ı öyle bilmeliyiz. Allah hakkında hüsnü zan beslemeliyiz ki Allah bize iyi muamele etsin.[/B][/FONT] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [FONT=Arial T.][B]Peygamber (sav) : “Kul ne hal üzere ölürse o halde dirilecektir.” Buyurmuştur.[/B][/FONT] [FONT=Arial T.][B][I]Bir hadislerinde de:[/I] “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz” buyurmuştur[/B][/FONT] [FONT=Arial T.][B]Cenab-ı Allah bir kutsi hadiste şöyle buyurur:[/B][/FONT] [FONT=Arial T.][FONT=Arial T.][B]- “Ben kulumun zannına göreyim. Beni nasıl düşünürse ben öyleyim. O beni andıkça ben onunla beraberim. O beni içinden anarsa ben de onu öylece anarım. O, beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı kimseler arasında anarım.” (Buhari, Tevhid:35)[/B][/FONT] Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş: [SIZE=4]اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى[/SIZE]1 Yani, [B]“Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.”[/B] İşte bu bedbaht adam, sûizan ve akılsızlığıyla, gördüğünü adi ve ayn-ı hakikat telâkki etti ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek. Ne ölüyor ki kurtulsun, ne de yaşıyor; böylece azap çekiyor. Hem o bedbaht kendi kendine zulmetmiş. Gündüz gibi güzel bir hakikati ve parlak bir vaziyeti, basiretsizliğiyle kendisine muzlim ve zulümatlı bir evham, bir cehennem şekline getirmiş. Ne şefkate müstehaktır ve ne de kimseden şekvâya hakkı vardır. Meselâ, bir adam, güzel bir bahçede, ahbaplarının ortasında, yaz mevsiminde, hoş bir ziyafetteki keyfe kanaat etmeyip kendini pis müskirlerle sarhoş edip kendisini kış ortasında, canavarlar içinde, aç, çıplak tahayyül edip bağırmaya ve ağlamaya başlasa, nasıl şefkate lâyık değil, kendi kendine zulmediyor, dostlarını canavar görüp tahkir ediyor. İşte bu bedbaht dahi öyledir. Ve şu bahtiyar ise, hakikati görür. Hakikat ise güzeldir. Hakikatin hüsnünü derk etmekle, hakikat sahibinin kemâline hürmet eder, rahmetine müstehak olur. İşte, “Fenalığı kendinden, iyiliği Allah’tan bil” 1 olan hükm-ü Kur’ânînin sırrı zâhir oluyor. Daha bunlar gibi sair farkları muvazene etsen, anlayacaksın ki, evvelkisinin nefs-i emmâresi ona bir mânevî cehennem ihzar etmiş. Ve ötekisinin hüsn-ü niyeti ve hüsn-ü zannı ve hüsn-ü hasleti ve hüsn-ü fikri, onu büyük bir ihsan ve saadete ve parlak bir fazilete ve feyze mazhar etmiş. [B]Ey nefsim! Ve ey nefsimle beraber bu hikâyeyi dinleyen adam![/B] Eğer bedbaht kardeş olmak istemezsen ve bahtiyar kardeş olmak istersen, Kur’ân’ı dinle ve hükmüne mutî ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et. Şu hikâye-i temsiliyede olan hakikatleri eğer fehmettinse, hakikat-i din ve dünya ve insan ve imanı ona tatbik edebilirsin. Mühimlerini ben söyleyeceğim; incelerini sen kendin istihrac et. İşte, bak: O iki kardeş ise, biri ruh-u mü’min ve kalb-i salihtir. Diğeri ruh-u kâfir ve kalb-i fâsıktır. Ve o iki tarikten sağ ise, tarik-i Kur’ân ve imandır. Sol ise, tarik-i isyan ve küfrandır. Ve o yoldaki bahçe ise, cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı içtimaiyedir ki, içinde hayır ve şer, iyi ve fena, temiz ve pis şeyler beraber bulunur. Âkıl odur ki, “Huz mâ safâ, da’ mâ keder” kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalble gider. sekizinci sözden [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kul rabbini nasıl bilirse öyle muamele mi görecek ?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst