Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
Kur'an Mührü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ses1" data-source="post: 79921" data-attributes="member: 5968"><p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Şeyh diyor ki:</span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Hastalanmıştım. Hastalığın şiddetinden bayılmışım. Artık öldüğümü sanmışlar. Bu sırada çirkin görünümlü bir topluluk gördüm. Bunlar bana eziyet etmek istiyorlardı. Güzel görünümlü, hoş kokulu bir adamın da beni onlardan korumaya çalıştığını gördüm. Sonunda onları alt edip benden uzaklaştırdı. </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Kimsin? dedim. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Ben "<strong>Yâsin Sûresi</strong>"yim, seni savunuyorum, dedi. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Ayıldım. Baktım, rahmetli babam başucumda oturmuş ağlayarak "<strong>Yasin Sûresi</strong>"ni okuyor. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Hud (a.s.) bana dedi ki: </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><em>— Ebu<strong> Muhammed'e hasta ziyaretinde bulunmak için geldik…</strong> </em></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Uyandığımda aynı gece hastalandığını gördüm. Birkaç gün geçmeden vefat etti. </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Öldüğünde, biri onun yüzüne bakınca, yaşıyor, der. Damarlarının atmadığını görünce de, ölmüş, der. Ona bakan hayret etmekten kendini alamaz. Çünkü yaşarken de, ölürken de, Allah onun için hayatla ölümü birleştirmiştir.</span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Şeyh bu kadını şöyle vasfeder:</span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Babası Kurtuba'lıydı. Genç bir kız iken tarikata girdi. Cüzam hastalığına yakalanmış muttaki bir adamla evlendi. Bu adam ölünceye kadar 24 sene boyunca ona hizmet etti. Allah'tan başka her şeyle ilgisini keserek kendini ibadete verdi. Allah mülkünü ona sundu, ama o bu mülkten hiçbir şeye bağlanmadı. Allah için seven, Allah'ı bilen, Allah aşkıyla dolu biriydi. Onu gören biri "<strong>ahmak</strong>!"derdi. O ise:</span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">-<strong><em>Ahmak, Rabbini bilmeyene denir!.. </em></strong> cevabını verirdi. Daima Allah'ı zikreder, onunla tarifsiz bir coşku yaşardı. Cinlerin mümin olanları onun meclisine katılırlardı. Çok az yerdi. İşbiliye'de onun sohbetinde bulundum, ondan yararlandım. Birçok kerametini gördüm. Bu kerametlerden biri şudur: <em>herhangi bir şey istediği zaman, Allah'a Fatiha suresini okuyarak dua ederdi</em>, anında duası kabul olurdu. Âlemler için bir rahmetti. Onu tanıdığım zaman 95 yaşındaydı. Ama nazikliğinden, letafetinden dolayı onu on dört yaşında sanırdın. Yıllarca ona hizmet ettim. Boyu yüksekliğinde kamıştan bir ev yaptım ona. Manevi derecelere yükselinceye kadar durmadan Allah'a kulluk ederdi. Bana şöyle derdi: </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><strong><em>—Ben senin ilahi annenim. Nur ise senin topraktan annendir.</em></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Annem onu ziyarete geldiğinde, ona şöyle derdi: </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Ey Nur! Bu benim oğlumdur. Senin de babandır. Ona iyi davran, sakın serkeşlik etme. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Meclisine katılanlara hitaben şunları söylerdi: </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><strong>—Hepiniz benim yanıma varlığınızın bir kısmıyla gelirsiniz, bir kısmını ise evinizde, ailenizde, başka gayeleriniz için bırakırsınız. Ama oğlum, gözümün aydınlığı Muhammed b. Arabî hariç. O, benim yanıma gelince, bütün varlığıyla gelir, kalkınca bütün varlığıyla kalkar, oturunca bütün varlığıyla oturur. Arkasında nefsi namına bir şey bırakmaz. Tarikte böyle olmak gerekir.</strong> </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Safiyuddin Ahmed b. Muhammed el-Kaşaşi'nin (ö.1071) Mekke ve Medine'de yaptıkları bir sohbette kendisine Âdem (a.s.) adına umre yapmayı emrettiğini ve şöyle dediğini anlatır:</span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">— Şeyh Muhyiddin ashabına bunu tavsiye etmiştir. Çünkü aralarında yüce Allah'ın Âdem’e: <em>"<strong>Ateşe gidecek olanları ayır</strong>" </em>şeklinde söyleyeceği sözü konuşurlarken aklına bu fikir gelmiş ve sohbetinde bulunanlara şöyle demiştir:</span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">— Gelin<strong>, babamıza bir hediye gönderelim. Belki bu sayede onun yanında bir tutanağımız olur. Ki bizi ateşe girecekler arasında çıkarmasın…</strong> </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Böylece hepsi Âdem adına Umre yaptı. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Şeyh, amcası hakkında özetle şunları söylüyor:</span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Babamın öz kardeşidir. Adı Ebu Muhammed Abdullah'tır. Allah ehli ve has velilerindendi. Ölümünden üç sene önce seksen yaşında iken Allah ehli bir çocuk aracılığıyla tarikata girdi. Çocuk ona öğüt verdi. o da gafletten uyanıp Allah'a yöneldi. Bu hal onda devamlılık gösterdi. Sürekli ceht, halet ve sahillerde dolaşma halindeydi. Her gün Kur'an'ı hatmederdi. Sevabının yarısını bu çocuğa ithaf ederdi. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">… Selam verir ve sorar: </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Şu giydiğim elbiselerle namaz kılmak caiz midir? </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Şeyh güler. Dayımız: </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Niçin gülüyorsun? Diye sorar. Şeyh şu karşılığı verir: </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Aklının gevşekliğine, kendini ve halini bilmezliğine gülüyorum. Seni ancak köpeğe benzetebilirim. Köpek de ağzının her tarafından az önce yediği leşin kanı ve pisliği damlarken, bevl ettiği sırada sidik üzerine sıçramasın diye ayağını kaldırır! Sen, içi haram dolu bir kapsın. Boynunda zulmettiğin kulların vebali dururken üzerine giydiğin elbiseyi soruyorsun! </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Hükümdar, ağlamaya başlar. Atından iner, derhal saltanatından feragat eder ve şeyhin hizmetine girer. Şeyh, üç gün yanında tutar, sonra bir ip getirir ve şöyle der:</span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Ey sultan! Misafirlik günlerini tamamladın. Şimdi kalk ve odun getir. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">Dayım, odunları başının üstünde taşıyarak pazara girerdi. İnsanlar ona bakarak ağlardı. O da odunları satar, yiyeceğini satın aldıktan sonra gerisini sadaka olarak dağıtırdı. İnsanlar şeyhe gelip kendilerine dua etmesini istedikleri zaman, onlara şöyle derdi: </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px">—Sizin için dua etmesini Yahya b. Yeğan'dan isteyin. Çünkü o sultan iken zühdü tercih etti. Eğer ben onunki gibi bir mülk ile imtihan edilseydim, belki de zühdü tercih edemezdim. Vefat edip şeyhin türbesinin dışına defnedilinceye kadar bu şehirden hiç ayrılmadı. İkisinin kabri ziyaretgâhtır. </span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><strong>Muhyiddîn İbn’ül ARABÎ</strong> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ses1, post: 79921, member: 5968"] [LEFT][SIZE=3]Şeyh diyor ki:[/SIZE] [SIZE=3]—Hastalanmıştım. Hastalığın şiddetinden bayılmışım. Artık öldüğümü sanmışlar. Bu sırada çirkin görünümlü bir topluluk gördüm. Bunlar bana eziyet etmek istiyorlardı. Güzel görünümlü, hoş kokulu bir adamın da beni onlardan korumaya çalıştığını gördüm. Sonunda onları alt edip benden uzaklaştırdı. [/SIZE] [SIZE=3][/SIZE] [SIZE=3]—Kimsin? dedim. [/SIZE] [SIZE=3]—Ben "[B]Yâsin Sûresi[/B]"yim, seni savunuyorum, dedi. [/SIZE] [SIZE=3]Ayıldım. Baktım, rahmetli babam başucumda oturmuş ağlayarak "[B]Yasin Sûresi[/B]"ni okuyor. [/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Hud (a.s.) bana dedi ki: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][I][COLOR=windowtext]— Ebu[B] Muhammed'e hasta ziyaretinde bulunmak için geldik…[/B] [/COLOR][/I][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Uyandığımda aynı gece hastalandığını gördüm. Birkaç gün geçmeden vefat etti. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3]—Öldüğünde, biri onun yüzüne bakınca, yaşıyor, der. Damarlarının atmadığını görünce de, ölmüş, der. Ona bakan hayret etmekten kendini alamaz. Çünkü yaşarken de, ölürken de, Allah onun için hayatla ölümü birleştirmiştir.[/SIZE] [SIZE=3][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Şeyh bu kadını şöyle vasfeder:[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Babası Kurtuba'lıydı. Genç bir kız iken tarikata girdi. Cüzam hastalığına yakalanmış muttaki bir adamla evlendi. Bu adam ölünceye kadar 24 sene boyunca ona hizmet etti. Allah'tan başka her şeyle ilgisini keserek kendini ibadete verdi. Allah mülkünü ona sundu, ama o bu mülkten hiçbir şeye bağlanmadı. Allah için seven, Allah'ı bilen, Allah aşkıyla dolu biriydi. Onu gören biri "[B]ahmak[/B]!"derdi. O ise:[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]-[/COLOR][B][I][COLOR=windowtext]Ahmak, Rabbini bilmeyene denir!.. [/COLOR][/I][/B][I][COLOR=windowtext] [/COLOR][/I][COLOR=windowtext]cevabını verirdi. Daima Allah'ı zikreder, onunla tarifsiz bir coşku yaşardı. Cinlerin mümin olanları onun meclisine katılırlardı. Çok az yerdi. İşbiliye'de onun sohbetinde bulundum, ondan yararlandım. Birçok kerametini gördüm. Bu kerametlerden biri şudur: [I]herhangi bir şey istediği zaman, Allah'a Fatiha suresini okuyarak dua ederdi[/I], anında duası kabul olurdu. Âlemler için bir rahmetti. Onu tanıdığım zaman 95 yaşındaydı. Ama nazikliğinden, letafetinden dolayı onu on dört yaşında sanırdın. Yıllarca ona hizmet ettim. Boyu yüksekliğinde kamıştan bir ev yaptım ona. Manevi derecelere yükselinceye kadar durmadan Allah'a kulluk ederdi. Bana şöyle derdi: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][B][I][COLOR=windowtext]—Ben senin ilahi annenim. Nur ise senin topraktan annendir.[/COLOR][/I][/B][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Annem onu ziyarete geldiğinde, ona şöyle derdi: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Ey Nur! Bu benim oğlumdur. Senin de babandır. Ona iyi davran, sakın serkeşlik etme. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Meclisine katılanlara hitaben şunları söylerdi: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][B][COLOR=windowtext]—Hepiniz benim yanıma varlığınızın bir kısmıyla gelirsiniz, bir kısmını ise evinizde, ailenizde, başka gayeleriniz için bırakırsınız. Ama oğlum, gözümün aydınlığı Muhammed b. Arabî hariç. O, benim yanıma gelince, bütün varlığıyla gelir, kalkınca bütün varlığıyla kalkar, oturunca bütün varlığıyla oturur. Arkasında nefsi namına bir şey bırakmaz. Tarikte böyle olmak gerekir.[/COLOR][/B][COLOR=windowtext] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Safiyuddin Ahmed b. Muhammed el-Kaşaşi'nin (ö.1071) Mekke ve Medine'de yaptıkları bir sohbette kendisine Âdem (a.s.) adına umre yapmayı emrettiğini ve şöyle dediğini anlatır:[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]— Şeyh Muhyiddin ashabına bunu tavsiye etmiştir. Çünkü aralarında yüce Allah'ın Âdem’e: [/COLOR][I][COLOR=windowtext]"[B]Ateşe gidecek olanları ayır[/B]" [/COLOR][/I][COLOR=windowtext]şeklinde söyleyeceği sözü konuşurlarken aklına bu fikir gelmiş ve sohbetinde bulunanlara şöyle demiştir:[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]— Gelin[B], babamıza bir hediye gönderelim. Belki bu sayede onun yanında bir tutanağımız olur. Ki bizi ateşe girecekler arasında çıkarmasın…[/B] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Böylece hepsi Âdem adına Umre yaptı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Şeyh, amcası hakkında özetle şunları söylüyor:[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Babamın öz kardeşidir. Adı Ebu Muhammed Abdullah'tır. Allah ehli ve has velilerindendi. Ölümünden üç sene önce seksen yaşında iken Allah ehli bir çocuk [/COLOR][COLOR=windowtext]aracılığıyla tarikata girdi. Çocuk ona öğüt verdi. o da gafletten uyanıp Allah'a yöneldi. Bu hal onda devamlılık gösterdi. Sürekli ceht, halet ve sahillerde dolaşma halindeydi. Her gün Kur'an'ı hatmederdi. Sevabının yarısını bu çocuğa ithaf ederdi. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]… Selam verir ve sorar: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Şu giydiğim elbiselerle namaz kılmak caiz midir? [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Şeyh güler. Dayımız: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Niçin gülüyorsun? Diye sorar. Şeyh şu karşılığı verir: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Aklının gevşekliğine, kendini ve halini bilmezliğine gülüyorum. Seni ancak köpeğe benzetebilirim. Köpek de ağzının her tarafından az önce yediği leşin kanı ve pisliği damlarken, bevl ettiği sırada sidik üzerine sıçramasın diye ayağını kaldırır! Sen, içi haram dolu bir kapsın. Boynunda zulmettiğin kulların vebali dururken üzerine giydiğin elbiseyi soruyorsun! [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Hükümdar, ağlamaya başlar. Atından iner, derhal saltanatından feragat eder ve şeyhin hizmetine girer. Şeyh, üç gün yanında tutar, sonra bir ip getirir ve şöyle der:[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Ey sultan! Misafirlik günlerini tamamladın. Şimdi kalk ve odun getir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]Dayım, odunları başının üstünde taşıyarak pazara girerdi. İnsanlar ona bakarak ağlardı. O da odunları satar, yiyeceğini satın aldıktan sonra gerisini sadaka olarak [/COLOR][COLOR=windowtext]dağıtırdı. İnsanlar şeyhe gelip kendilerine dua etmesini istedikleri zaman, onlara şöyle derdi: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext]—Sizin için dua etmesini Yahya b. Yeğan'dan isteyin. Çünkü o sultan iken zühdü tercih etti. Eğer ben onunki gibi bir mülk ile imtihan edilseydim, belki de zühdü tercih edemezdim. Vefat edip şeyhin türbesinin dışına defnedilinceye kadar bu şehirden hiç ayrılmadı. İkisinin kabri ziyaretgâhtır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=windowtext][/COLOR][/SIZE] [COLOR=windowtext][SIZE=3][B]Muhyiddîn İbn’ül ARABÎ[/B] [/SIZE][/COLOR][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
Kur'an Mührü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst