Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Kur'an'da herşey var mı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Garib" data-source="post: 227149" data-attributes="member: 1249"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Ne yaş ne de kuru (hiçbir şey) yoktur ki, Kitâb-ı Mübînde (apaçık bir kitabda) bulunmasın (En’âm, 59)!”</strong></span></span></span> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Bu âyette geçen ‘Kitâb-ı Mübîn’ tabirinin ilm-i İlâhî veya Levh-i Mahfuz mânâsına geldiği tefsirlerde beyân ediliyor. Yani denizde, karada, küçük, büyük, olmuş, olacak ne varsa hepsi ilm-i İlâhî’de mevcuttur. Kur’ân-ı Kerîm bunu pek çok âyetiyle ifâde ettiği gibi, kâinat kitâbı da nizam, mizan, intizam gibi hakîkatleriyle ilm-i İlâhî’nin her şeyi kuşattığını ilân ediyor. Ehl-i îman için bunu kabullenmekte bir zorluk yoktur. Zira bizler Cenâb-ı Hakk’a her şeyi ihâta eden isim ve sıfatlarıyla birlikte îman ediyoruz.</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Ancak yukarıdaki âyet-i kerîmede geçen ‘Kitâb-ı Mübîn’ tabiri bir görüşe göre Kur’ân’dan ibarettir. Şu halde bu âyet Kur’ân’da her şeyin bulunduğunu ifade ediyor demektir. Bu ise îzaha muhtaçtır.</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><strong><strong>SARİH VE İŞÂRÎ MÂNÂ</strong></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Evet, Kur’ân’da her şey vardır. Fakat herkes her şeyi içinde göremez. Zira muhtelif derecelerde bulunur. Bazen çekirdekleri, bazen nüveleri, bazen icmalleri, bazen düsturları, bazen alâmetleri; ya sarâhaten, ya işâreten, ya remzen, ya ibhâmen, ya ihtar tarzında bulunurlar. Fakat ihtiyaca göre ve maksad-ı Kur’ân’a münâsib bir tarzda ve iktizâ-yı makam münâsebetinde şu tarzların birisiyle ifâde ediliyor.</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Mesela: Hz. Süleyman (as)’ın bir günde havada uçarak iki aylık bir mesafeyi gittiğini haber veren âyet insanların havada çok uzak mesafelere kısa zamanda gidebileceklerine, yani uçağa, Hz. Mûsâ (as)’ın asasıyla taşa vurup su çıkarmasını ifade eden âyet ile artezyene, Hz. Îsâ (as)’ın Allah’ın izni ile anadan doğma körlerin gözünü açması ve ölüleri diriltmesini anlatırken en müzmin dertlere çâre bulunabileceğine hatta ölüme dahi muvakkat bir hayat rengi verilebileceğine, Hz. Dâvud (as)’ın demiri eritmesini naklederken demirin beşer hayatında ne kadar önemli olduğuna, yine Hz. Süleyman (as)’ın bir vezirinin Belkıs’ın tahtını (aynıyla veya suretiyle) uzak mesafeden getirmesini anlatırken uzaklardan ses ve görüntünün hatta maddenin nakledilebileceğine, Hz. İbrahim (as)’ı ateşin yakmadığını anlatan âyet ile ateşe dayanabilen maddelerin olabileceğine işaret ediyor denilebilir.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Evet, madem her bir âyet çok mânâlara delâlet edebilir. Ayrıca peygamberlere ittiba etmeye kuvvetli emir var. Öyle ise şu âyetlerin sarih mânâlarının yanında beşerin sanat ve fenlerinin mühimlerine işarî bir tarzda delâlet vardır denilebilir.</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Kur’ân’daki işarî manalar bunlarla sınırlı da değildir. Mesela: Mekke’nin fethi ve Müslümanların zaferi münasebetiyle nâzil olan Nasr Sûresi Allah’ın yardımını, insanların dalga dalga İslâm’a gireceklerini ifâde ederken sahâbelerin fetih müjdesi ile mesrûr olduğu bir zamanda Hz. Ebûbekir (ra) ve Hz. Abbas (ra)’ı ağlatan bu sûreden Peygamber (asm)’ın vefâtına iki sene kaldığını anlamalarıdır. Şöyle ki: Bu sûrenin istiğfara davet etmesinden Peygamber (asm)’ın vefâtına az bir zaman kaldığını, istiğfarı emreden âyete kadar sûrenin harflerinin altmış üç olmasından da vefat yaşının altmış üç olacağını fehmetmişler ve gözyaşlarına hâkim olamamışlardır. Yine aynı sûrede insanların dalga dalga İslâm’a gireceğini ifade eden</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>(اَنَّاسَ يَدْخُلُو شَف۪ي د۪ينِ اَللَّهِ اَفْوَاخً) cümlesinin makâm-ı ebcedisi 1222 olup bu tarihe kadar fetihlerin ve İlâhî yardımın devam edeceğine ve ondan sonra bir derece duraklama ve gerileme döneminin başlayacağına işaret eder. Meselâ: Kevser Sûresi’nde Peygamber (asm)’a verilen bütün ihsanları, dolayısıyla fetihleri de ifade eden kevser , kevserin kime verildiğini ifade eden (اِنَّآاَعْطَيْنَاكَ) deki (ك) ve ne için verildiğine delalet eden (فَصَل) 'deki (ف) ilavesiyle ebced değeri 857 olup Resûl-i Ekrem’in vekili olan Sultan Fâtih’in eliyle bu 857 tarihinde İstanbul fetholunup büyük bir mescid haline getirileceğine işaret ediyor. Kur’ân’da bu çeşit işarî manalar pek çoktur.</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy"><strong><strong>HERŞEY KUR’ÂN’DA HAKKI KADAR BULUNUR</strong></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Bu îzahlarla birlikte şunu da belirtelim ki, Kur’ân-ı Kerîm tarih, coğrafya muallimi değildir. Ancak âlemin nizam ve intizamından bahisle, Sâni’in mârifet ve azametini insanlara ders veren mürşid bir kitabdır. O hâlde sâir şeyler bu maksada hizmet ettiği ölçüde Kur’ân’da yer alacaklardır. Dolayısıyla Kur’ân niçin yukarıda saydığımız medeniyet harikalarından ve geleceğe ait meselelerden açıkça bahsetmiyor denilemez. Çünkü bu keşifler Kur’ân’nın esas maksatları açısından değerlendirildiğinde onların hakkı Kur’ân’da ancak zayıf bir işâret olabilir. Mesela uçak, Kur’ân’da kendisine bir mevki istese; elbette o dâire-i Rubûbiyetin uçakları olan yıldızlar, Kur’ân nâmına diyecekler: “Burada cirmin kadar bir mevki alabilirsin!” Eğer beşerin denizaltıları, Kur’ân’dan mevki isteseler; o dairenin denizaltıları (yani, hava ve esir denizinde yüzen) yerküre ve yıldızlar ona diyecekler: “Yanımızda senin yerin, görünmeyecek derecede azdır.” Eğer elektrik lambaları, âyetlere girmek isteseler; o dairenin elektrik lambaları olan güneşler diyecekler: “Işığın nisbetinde bahis ve beyana girebilirsin.” Eğer hârika ve ince sanatlar cihetinde haklarını isterlerse ve âyetlerden makam taleb ederlerse; o vakit, bir tek sinek onlara “Susunuz!” diyecek. “Benim bir kanadım kadar hakkınız yoktur. Zira sizin bütün sanatlarınız toplansa benim küçücük vücudumdaki ince sanat ve cihazlar kadar hârika olamaz.” ‘Şübhesiz ki Allah’dan başka kendisine yalvarmakta olduklarınız bir sinek dahi yaratamazlar; isterse bunun için hepsi toplansınlar!’ (Hacc, 73) âyeti sizi susturur.”</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Ayrıca din bir imtihandır, bir tecrübedir. Kimin daha iyi amel edeceği, bu imtihanın neticesinde ortaya çıkacaktır. Hem insanın istidâdı bu imtihan ile inkişâf edecektir. Eğer her şey açık bir şekilde herkesin anlayacağı tarzda Kur’ân’da bulunsa herkes ister istemez kabûle mecbur olur, imtihan bozulur.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Hulasa: Kur’ân’da her şey kıymeti nisbetinde bulunur.</strong></span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: seagreen"><strong><strong>Kaynak</strong>: İrfan Mektebi Dergisi</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>1. Sözler, Yirminci Söz’ün İkinci Makamı</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><strong>Mektubat, 29.Mektubun Sekizinci Kısmı’nın Beşinci ve Altıncı Remizleri</strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Garib, post: 227149, member: 1249"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]Ne yaş ne de kuru (hiçbir şey) yoktur ki, Kitâb-ı Mübînde (apaçık bir kitabda) bulunmasın (En’âm, 59)!”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]Bu âyette geçen ‘Kitâb-ı Mübîn’ tabirinin ilm-i İlâhî veya Levh-i Mahfuz mânâsına geldiği tefsirlerde beyân ediliyor. Yani denizde, karada, küçük, büyük, olmuş, olacak ne varsa hepsi ilm-i İlâhî’de mevcuttur. Kur’ân-ı Kerîm bunu pek çok âyetiyle ifâde ettiği gibi, kâinat kitâbı da nizam, mizan, intizam gibi hakîkatleriyle ilm-i İlâhî’nin her şeyi kuşattığını ilân ediyor. Ehl-i îman için bunu kabullenmekte bir zorluk yoktur. Zira bizler Cenâb-ı Hakk’a her şeyi ihâta eden isim ve sıfatlarıyla birlikte îman ediyoruz.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]Ancak yukarıdaki âyet-i kerîmede geçen ‘Kitâb-ı Mübîn’ tabiri bir görüşe göre Kur’ân’dan ibarettir. Şu halde bu âyet Kur’ân’da her şeyin bulunduğunu ifade ediyor demektir. Bu ise îzaha muhtaçtır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=teal][B][B]SARİH VE İŞÂRÎ MÂNÂ[/B][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]Evet, Kur’ân’da her şey vardır. Fakat herkes her şeyi içinde göremez. Zira muhtelif derecelerde bulunur. Bazen çekirdekleri, bazen nüveleri, bazen icmalleri, bazen düsturları, bazen alâmetleri; ya sarâhaten, ya işâreten, ya remzen, ya ibhâmen, ya ihtar tarzında bulunurlar. Fakat ihtiyaca göre ve maksad-ı Kur’ân’a münâsib bir tarzda ve iktizâ-yı makam münâsebetinde şu tarzların birisiyle ifâde ediliyor.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B] Mesela: Hz. Süleyman (as)’ın bir günde havada uçarak iki aylık bir mesafeyi gittiğini haber veren âyet insanların havada çok uzak mesafelere kısa zamanda gidebileceklerine, yani uçağa, Hz. Mûsâ (as)’ın asasıyla taşa vurup su çıkarmasını ifade eden âyet ile artezyene, Hz. Îsâ (as)’ın Allah’ın izni ile anadan doğma körlerin gözünü açması ve ölüleri diriltmesini anlatırken en müzmin dertlere çâre bulunabileceğine hatta ölüme dahi muvakkat bir hayat rengi verilebileceğine, Hz. Dâvud (as)’ın demiri eritmesini naklederken demirin beşer hayatında ne kadar önemli olduğuna, yine Hz. Süleyman (as)’ın bir vezirinin Belkıs’ın tahtını (aynıyla veya suretiyle) uzak mesafeden getirmesini anlatırken uzaklardan ses ve görüntünün hatta maddenin nakledilebileceğine, Hz. İbrahim (as)’ı ateşin yakmadığını anlatan âyet ile ateşe dayanabilen maddelerin olabileceğine işaret ediyor denilebilir. Evet, madem her bir âyet çok mânâlara delâlet edebilir. Ayrıca peygamberlere ittiba etmeye kuvvetli emir var. Öyle ise şu âyetlerin sarih mânâlarının yanında beşerin sanat ve fenlerinin mühimlerine işarî bir tarzda delâlet vardır denilebilir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]Kur’ân’daki işarî manalar bunlarla sınırlı da değildir. Mesela: Mekke’nin fethi ve Müslümanların zaferi münasebetiyle nâzil olan Nasr Sûresi Allah’ın yardımını, insanların dalga dalga İslâm’a gireceklerini ifâde ederken sahâbelerin fetih müjdesi ile mesrûr olduğu bir zamanda Hz. Ebûbekir (ra) ve Hz. Abbas (ra)’ı ağlatan bu sûreden Peygamber (asm)’ın vefâtına iki sene kaldığını anlamalarıdır. Şöyle ki: Bu sûrenin istiğfara davet etmesinden Peygamber (asm)’ın vefâtına az bir zaman kaldığını, istiğfarı emreden âyete kadar sûrenin harflerinin altmış üç olmasından da vefat yaşının altmış üç olacağını fehmetmişler ve gözyaşlarına hâkim olamamışlardır. Yine aynı sûrede insanların dalga dalga İslâm’a gireceğini ifade eden[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B](اَنَّاسَ يَدْخُلُو شَف۪ي د۪ينِ اَللَّهِ اَفْوَاخً) cümlesinin makâm-ı ebcedisi 1222 olup bu tarihe kadar fetihlerin ve İlâhî yardımın devam edeceğine ve ondan sonra bir derece duraklama ve gerileme döneminin başlayacağına işaret eder. Meselâ: Kevser Sûresi’nde Peygamber (asm)’a verilen bütün ihsanları, dolayısıyla fetihleri de ifade eden kevser , kevserin kime verildiğini ifade eden (اِنَّآاَعْطَيْنَاكَ) deki (ك) ve ne için verildiğine delalet eden (فَصَل) 'deki (ف) ilavesiyle ebced değeri 857 olup Resûl-i Ekrem’in vekili olan Sultan Fâtih’in eliyle bu 857 tarihinde İstanbul fetholunup büyük bir mescid haline getirileceğine işaret ediyor. Kur’ân’da bu çeşit işarî manalar pek çoktur.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=navy][B] [B]HERŞEY KUR’ÂN’DA HAKKI KADAR BULUNUR[/B][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]Bu îzahlarla birlikte şunu da belirtelim ki, Kur’ân-ı Kerîm tarih, coğrafya muallimi değildir. Ancak âlemin nizam ve intizamından bahisle, Sâni’in mârifet ve azametini insanlara ders veren mürşid bir kitabdır. O hâlde sâir şeyler bu maksada hizmet ettiği ölçüde Kur’ân’da yer alacaklardır. Dolayısıyla Kur’ân niçin yukarıda saydığımız medeniyet harikalarından ve geleceğe ait meselelerden açıkça bahsetmiyor denilemez. Çünkü bu keşifler Kur’ân’nın esas maksatları açısından değerlendirildiğinde onların hakkı Kur’ân’da ancak zayıf bir işâret olabilir. Mesela uçak, Kur’ân’da kendisine bir mevki istese; elbette o dâire-i Rubûbiyetin uçakları olan yıldızlar, Kur’ân nâmına diyecekler: “Burada cirmin kadar bir mevki alabilirsin!” Eğer beşerin denizaltıları, Kur’ân’dan mevki isteseler; o dairenin denizaltıları (yani, hava ve esir denizinde yüzen) yerküre ve yıldızlar ona diyecekler: “Yanımızda senin yerin, görünmeyecek derecede azdır.” Eğer elektrik lambaları, âyetlere girmek isteseler; o dairenin elektrik lambaları olan güneşler diyecekler: “Işığın nisbetinde bahis ve beyana girebilirsin.” Eğer hârika ve ince sanatlar cihetinde haklarını isterlerse ve âyetlerden makam taleb ederlerse; o vakit, bir tek sinek onlara “Susunuz!” diyecek. “Benim bir kanadım kadar hakkınız yoktur. Zira sizin bütün sanatlarınız toplansa benim küçücük vücudumdaki ince sanat ve cihazlar kadar hârika olamaz.” ‘Şübhesiz ki Allah’dan başka kendisine yalvarmakta olduklarınız bir sinek dahi yaratamazlar; isterse bunun için hepsi toplansınlar!’ (Hacc, 73) âyeti sizi susturur.”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]Ayrıca din bir imtihandır, bir tecrübedir. Kimin daha iyi amel edeceği, bu imtihanın neticesinde ortaya çıkacaktır. Hem insanın istidâdı bu imtihan ile inkişâf edecektir. Eğer her şey açık bir şekilde herkesin anlayacağı tarzda Kur’ân’da bulunsa herkes ister istemez kabûle mecbur olur, imtihan bozulur. Hulasa: Kur’ân’da her şey kıymeti nisbetinde bulunur.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=seagreen][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=seagreen][B][B]Kaynak[/B]: İrfan Mektebi Dergisi[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=royalblue][B]1. Sözler, Yirminci Söz’ün İkinci Makamı Mektubat, 29.Mektubun Sekizinci Kısmı’nın Beşinci ve Altıncı Remizleri[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Kur'an'da herşey var mı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst