Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kur’an’da Kadın ve Ekinlik Benzetmesi: Bir Değersizleştirme Değil, Yüceltilme Mesajı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="MuhammedRidvan" data-source="post: 718675" data-attributes="member: 1059161"><p style="text-align: justify"><strong>"Kadınlarınız sizin için ekinliktir. Ekinliğinize dilediğiniz şekilde varın. Ve Allah'tan sakının. Ve bilin ki şüphesiz siz O'na kavuşacaksınız. Ve müminleri müjdele."(Bakara Suresi, 2:223) Kur’an’ın bu ayeti zaman zaman yanlış anlaşılmış veya çarpıtılmış şekilde gündeme gelmektedir. Özellikle ateist ve deist çevrelerde bu ayetin kadını değersizleştirdiği yönünde iddialar ortaya atılsa da metnin bağlamı ve Kur’an’ın genel öğretisi dikkate alındığında tam tersi bir anlam ortaya çıkar: Bu ayet kadın bedeninin doğurganlığını vurgulayan mecazi bir anlatım sunar. Ayetin merkezinde yer alan "ekinlik" (Arapça: hars) benzetmesi doğrudan kadının doğurganlığına yani neslin devamını sağlayan temel işlevine atıfta bulunur. Tıpkı bir tarla gibi kadın da yeni bir hayatın başlayabileceği verimli bir mekân olarak görülmektedir. Bu benzetme sadece biyolojik bir yönü değil aynı zamanda kadının üretkenliğini onurlandırır. İslam’dan çok daha önceki medeniyetlerde de kadın doğurganlığı sebebiyle toprak ya da ekinlik gibi benzetmelerle tanımlanmıştır. Sümer mitolojisinde Ninhursag doğuran ve hayat veren "toprak ana"dır. Anadolu’da Kibele, Hindistan’da Prithvi, eski Mısır’da İsis figürleri hep toprağın doğurgan gücüyle kadın arasında bağ kurar. Bu benzetmeler kadını bir "nesne" değil bir "kaynak" olarak görür – hayatın, bereketin ve devamlılığın kaynağı. Ayetin devamında yer alan "Allah'tan sakının" ifadesi cinselliğin sadece fiziksel bir eylem olmadığını aynı zamanda ahlaki bir bilinçle yapılması gereken bir sorumluluk olduğunu ortaya koyar. Bu takva çağrısı evlilik ilişkisi içinde gerçekleşen cinsel birlikteliğin bile özensizce değil karşılıklı saygı, rıza ve bilinçle yaşanması gerektiğini ifade eder. Bu bağlamda ayet kadına yönelik herhangi bir değersizleştirmeyi değil kadının bedenine ve doğurganlığına duyulması gereken saygıyı emreder. Cinsellik hazdan ibaret değildir Kur’an’da bu eylem ahiret inancı ve sorumluluk bilinciyle bütünleştirilmektedir. "Ve bilin ki şüphesiz siz O’na kavuşacaksınız" ifadesi her fiilin hesabının verileceği bir günü hatırlatır. Bu cinselliğin de hesaba tabi bir alan olduğunun göstergesidir. Aynı zamanda “Müminleri müjdele” emriyle bu sorumluluğu taşıyan evlilik ilişkisini Allah bilinciyle yaşayan kişilere cennet ve Allah’ın rızası vadedilmektedir. Bu müjde kadını değersizleştiren değil onu değerli kılan bir perspektifi içinde barındırır. Kur’an’ın bu ayeti modern bir feminist perspektifle bile değerlendirildiğinde kadının metin içinde bir arzu nesnesi değil üretkenliğin merkezi olarak yüceltildiği görülebilir. Kur’an’daki ekinlik benzetmesi tarih boyunca kadın için kullanılan benzetmelerin devamı niteliğindedir. Farklı medeniyetlerde kadının ay, su ve gece ile özdeşleştirilmesi de bu bağlamda dikkat çekicidir. Yin-Yang felsefesinde kadın "yin" ile yani karanlık, nemli, alıcı ve döngüsel yönüyle temsil edilir. Kadının ay ile özdeşleştirilmesi – adet döngüsü, yumuşaklık, yön gösterme – onun doğasının gizemli ve kutsal bir ışık gibi görülmesine neden olmuştur. Hint mitolojisindeki Parvati, Yunan’daki Selena, Roma’daki Luna ve Hawaii’deki Mahina gibi kadını aydınlatan, huzur veren, üretken ve yön gösterici varlıklar olarak yüceltir. Bu kültürel motifler ile Kur’an’daki ekinlik benzetmesi arasında derin bir paralellik kurulabilir: Her biri kadını varoluşsal bir merkez olarak tanımlar. Bakara Suresi 223. ayet kadını değersizleştirmez aksine onun doğurganlık ve üretkenlik yönünü ön plana çıkararak bir sorumluluk alanı oluşturur. Ayetteki her ifade cinselliğin sadece bir haz alanı değil aynı zamanda sorumluluk, takva ve hesap bilinciyle ele alınması gereken bir alan olduğunu vurgular. Kur’an’ın dilindeki benzetmeler kadını değersizleştirmez onu toprak, su, ay gibi hayat verici unsurlarla özdeşleştirerek yüceltir. Kadını anlamak için bu derinlikli benzetmelerin içini dolu dolu okumak gerekir. Modern eleştirilerin çoğu bu mecazi dili düz anlamda yorumlayarak yüzeyde kalmaktadır. Oysa ki Kur’an kadını hem biyolojik hem manevi anlamda bir "bereket kaynağı" olarak takdim eder.</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="MuhammedRidvan, post: 718675, member: 1059161"] [JUSTIFY][B]"Kadınlarınız sizin için ekinliktir. Ekinliğinize dilediğiniz şekilde varın. Ve Allah'tan sakının. Ve bilin ki şüphesiz siz O'na kavuşacaksınız. Ve müminleri müjdele."(Bakara Suresi, 2:223) Kur’an’ın bu ayeti zaman zaman yanlış anlaşılmış veya çarpıtılmış şekilde gündeme gelmektedir. Özellikle ateist ve deist çevrelerde bu ayetin kadını değersizleştirdiği yönünde iddialar ortaya atılsa da metnin bağlamı ve Kur’an’ın genel öğretisi dikkate alındığında tam tersi bir anlam ortaya çıkar: Bu ayet kadın bedeninin doğurganlığını vurgulayan mecazi bir anlatım sunar. Ayetin merkezinde yer alan "ekinlik" (Arapça: hars) benzetmesi doğrudan kadının doğurganlığına yani neslin devamını sağlayan temel işlevine atıfta bulunur. Tıpkı bir tarla gibi kadın da yeni bir hayatın başlayabileceği verimli bir mekân olarak görülmektedir. Bu benzetme sadece biyolojik bir yönü değil aynı zamanda kadının üretkenliğini onurlandırır. İslam’dan çok daha önceki medeniyetlerde de kadın doğurganlığı sebebiyle toprak ya da ekinlik gibi benzetmelerle tanımlanmıştır. Sümer mitolojisinde Ninhursag doğuran ve hayat veren "toprak ana"dır. Anadolu’da Kibele, Hindistan’da Prithvi, eski Mısır’da İsis figürleri hep toprağın doğurgan gücüyle kadın arasında bağ kurar. Bu benzetmeler kadını bir "nesne" değil bir "kaynak" olarak görür – hayatın, bereketin ve devamlılığın kaynağı. Ayetin devamında yer alan "Allah'tan sakının" ifadesi cinselliğin sadece fiziksel bir eylem olmadığını aynı zamanda ahlaki bir bilinçle yapılması gereken bir sorumluluk olduğunu ortaya koyar. Bu takva çağrısı evlilik ilişkisi içinde gerçekleşen cinsel birlikteliğin bile özensizce değil karşılıklı saygı, rıza ve bilinçle yaşanması gerektiğini ifade eder. Bu bağlamda ayet kadına yönelik herhangi bir değersizleştirmeyi değil kadının bedenine ve doğurganlığına duyulması gereken saygıyı emreder. Cinsellik hazdan ibaret değildir Kur’an’da bu eylem ahiret inancı ve sorumluluk bilinciyle bütünleştirilmektedir. "Ve bilin ki şüphesiz siz O’na kavuşacaksınız" ifadesi her fiilin hesabının verileceği bir günü hatırlatır. Bu cinselliğin de hesaba tabi bir alan olduğunun göstergesidir. Aynı zamanda “Müminleri müjdele” emriyle bu sorumluluğu taşıyan evlilik ilişkisini Allah bilinciyle yaşayan kişilere cennet ve Allah’ın rızası vadedilmektedir. Bu müjde kadını değersizleştiren değil onu değerli kılan bir perspektifi içinde barındırır. Kur’an’ın bu ayeti modern bir feminist perspektifle bile değerlendirildiğinde kadının metin içinde bir arzu nesnesi değil üretkenliğin merkezi olarak yüceltildiği görülebilir. Kur’an’daki ekinlik benzetmesi tarih boyunca kadın için kullanılan benzetmelerin devamı niteliğindedir. Farklı medeniyetlerde kadının ay, su ve gece ile özdeşleştirilmesi de bu bağlamda dikkat çekicidir. Yin-Yang felsefesinde kadın "yin" ile yani karanlık, nemli, alıcı ve döngüsel yönüyle temsil edilir. Kadının ay ile özdeşleştirilmesi – adet döngüsü, yumuşaklık, yön gösterme – onun doğasının gizemli ve kutsal bir ışık gibi görülmesine neden olmuştur. Hint mitolojisindeki Parvati, Yunan’daki Selena, Roma’daki Luna ve Hawaii’deki Mahina gibi kadını aydınlatan, huzur veren, üretken ve yön gösterici varlıklar olarak yüceltir. Bu kültürel motifler ile Kur’an’daki ekinlik benzetmesi arasında derin bir paralellik kurulabilir: Her biri kadını varoluşsal bir merkez olarak tanımlar. Bakara Suresi 223. ayet kadını değersizleştirmez aksine onun doğurganlık ve üretkenlik yönünü ön plana çıkararak bir sorumluluk alanı oluşturur. Ayetteki her ifade cinselliğin sadece bir haz alanı değil aynı zamanda sorumluluk, takva ve hesap bilinciyle ele alınması gereken bir alan olduğunu vurgular. Kur’an’ın dilindeki benzetmeler kadını değersizleştirmez onu toprak, su, ay gibi hayat verici unsurlarla özdeşleştirerek yüceltir. Kadını anlamak için bu derinlikli benzetmelerin içini dolu dolu okumak gerekir. Modern eleştirilerin çoğu bu mecazi dili düz anlamda yorumlayarak yüzeyde kalmaktadır. Oysa ki Kur’an kadını hem biyolojik hem manevi anlamda bir "bereket kaynağı" olarak takdim eder.[/B][/JUSTIFY] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Kur’an’da Kadın ve Ekinlik Benzetmesi: Bir Değersizleştirme Değil, Yüceltilme Mesajı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst