Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kuran'ı Kerime Ayna Olmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Gül-i &amp;#304;kra" data-source="post: 30163" data-attributes="member: 960"><p><em>Kur’ân’a bağlanan, Kur’ân’ı çok süslü kutularda muhafaza eden Müslümanlar cahil ve vahşet sahralarında; Kur’ân’ın öngördüğü medeniyet ise, kendisine sahip çıkacak birilerini bekliyor. Kur’ân’ın bir müfessiri olarak 20. asırda bulunmuş olan Bediüzzaman Said Nursî, Kur’ân’dan uzaklaşan Müslümanların tekrar Kur’ân’a dönebilmeleri için yapılması gerekenler hususunda açıklamalarda bulunmuştur. </em></p><p><em></em></p><p><em>Kuşkusuz günümüz Müslümanlarının en büyük problemi, Kur’ân’ı olması gerektiğince tefekkür edememeleridir. Allah şöyle buyuruyor: “Kur’ân’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var ki hiçbir hakikat gönüllerine girmiyor?” Peki, Müslümanlar, kalpleri üzerindeki bu tefekküre engel kilitleri nasıl kıracaklar? Öyle anlaşılıyor ki, günümüz Müslümanlarının tefekkür kilidini kıramamalarının en büyük belirtisi, Kur’ân’ın emirlerini göz ardı edip dinlememeleridir. Deyim yerindeyse, Kur’ân bir vadide, Müslümanlar başka bir vadidedir. </em></p><p><em></em></p><p><em>Bediüzzaman bunun sebeplerini hak ve kuvvetin değişken egemenliklerine bağlamaktadır. Ona göre Hicrî 5. asırdan itibaren İslâm dünyasında hak değil kuvvet hâkim durumdaydı. Bu yüzden o dönemlerde, kişinin kendi mesleğine muhabbet etmesinden çok, başkasının mesleğine husûmet etmesi esastı. Hatta o dönemlerden ta 12. Hicri yüzyılın sonlarına kadar mezhep ve meşrepleri yaşatan ekseriyetle ya taassup ya da tekfir ve safsataydı. Bu durum o derece ileriydi ki eğer birisi taassubu terk ederek ümmetin icma ve tesanütünü kabul edecek olursa mezhebini veya mesleğini değiştirmek zorunda kalırdı. Oysa şeriatın kabul ettiği şey, taassup yerine hak, safsata yerine bürhan ve başkasını tekfir yerine istişare etmektir. </em></p><p><em></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Gül-i İkra, post: 30163, member: 960"] [I]Kur’ân’a bağlanan, Kur’ân’ı çok süslü kutularda muhafaza eden Müslümanlar cahil ve vahşet sahralarında; Kur’ân’ın öngördüğü medeniyet ise, kendisine sahip çıkacak birilerini bekliyor. Kur’ân’ın bir müfessiri olarak 20. asırda bulunmuş olan Bediüzzaman Said Nursî, Kur’ân’dan uzaklaşan Müslümanların tekrar Kur’ân’a dönebilmeleri için yapılması gerekenler hususunda açıklamalarda bulunmuştur. Kuşkusuz günümüz Müslümanlarının en büyük problemi, Kur’ân’ı olması gerektiğince tefekkür edememeleridir. Allah şöyle buyuruyor: “Kur’ân’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var ki hiçbir hakikat gönüllerine girmiyor?” Peki, Müslümanlar, kalpleri üzerindeki bu tefekküre engel kilitleri nasıl kıracaklar? Öyle anlaşılıyor ki, günümüz Müslümanlarının tefekkür kilidini kıramamalarının en büyük belirtisi, Kur’ân’ın emirlerini göz ardı edip dinlememeleridir. Deyim yerindeyse, Kur’ân bir vadide, Müslümanlar başka bir vadidedir. Bediüzzaman bunun sebeplerini hak ve kuvvetin değişken egemenliklerine bağlamaktadır. Ona göre Hicrî 5. asırdan itibaren İslâm dünyasında hak değil kuvvet hâkim durumdaydı. Bu yüzden o dönemlerde, kişinin kendi mesleğine muhabbet etmesinden çok, başkasının mesleğine husûmet etmesi esastı. Hatta o dönemlerden ta 12. Hicri yüzyılın sonlarına kadar mezhep ve meşrepleri yaşatan ekseriyetle ya taassup ya da tekfir ve safsataydı. Bu durum o derece ileriydi ki eğer birisi taassubu terk ederek ümmetin icma ve tesanütünü kabul edecek olursa mezhebini veya mesleğini değiştirmek zorunda kalırdı. Oysa şeriatın kabul ettiği şey, taassup yerine hak, safsata yerine bürhan ve başkasını tekfir yerine istişare etmektir. [/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Kuran'ı Kerime Ayna Olmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst