"Kuş Hatıraları"

ebrar172

Talebe
[video]http://www.viddler.com/player/b536040e/[/video]

Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar

rüyalarımıza melekler uğrardı.

Kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi...

Kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.
Yerli malı kullanan
;
yurdun üç tarafı denizlerle çevrili

kuruüzüm incir fındık
tütün çay
narenciye kavun-karpuz yetiştiren

kuru üzüm ve inciri satan
karşılığında çamaşır makinesi
radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...


Özlerdik.
Memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı

yurttan sesler korosunu

akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
münir nureddin şarkılarını
orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini , duvar sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü koz helvalarını

akşam oturmalarını

ve hayatı...


Top oynardık ,
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar

mahalle savaşları çıkarır

gece olunca da tutar babalarımızın elinden
yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık Vahi Öz
Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder
Olimpos gazozları içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık..!!

Hepimizin birer yıldızı vardı

onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin

geceleri göz kırpan ;
ve isimleri takılan yıldızları
vardı.
Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
Biz kimseden yana değildik.
Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı
Bir değirmendeydik
,öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen

buğday başaklarına benziyorduk.


Ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyeyi

sigaralardan Harmanı

belki bunun için çok sevdim.

Yollar bozuk musluklar bozuk

ziller bozuk paralar bozuk

ama adamlar sağlam idi.


Bu şehrin yıldızları vardı.

Saçlarına kurdelalar takan

çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önünde
,
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde

küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.
Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı.

Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi.

Taksimden Fatihe troleybüs kalkar

Şişhanede mutlak raydan çıkardı.

Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.


Muammer Karaca’nın adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.

Başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
Çorbamızı , umutlarımızı

memleket kadar kalbimizi paylaştığımız
komşularımız
vardı...

Geceleri bekçimiz ,
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz

ceplerimizde kırık misketlerimiz

çamur bulaşığı ellerimiz

ve gülümseyen bir yüzümüz

kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
biraraya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotoğrafımız vardı.
...

Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük
Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiğini
yazdı
gazeteler.
Süheyla hanımın Raci beyin

Melahat mehveş ablanın

Niko’nun , Ercüment efendinin çekildiğini ise

yazmadılar nedense.

Ama yok ama yoklar.

Ne Harman sigarası kaldı geriye
ne Olimpus gazozu , ne Sadri Alışık.
Kalan bir tortuydu belki.

Belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herşey.

Herşey Maltepe sigarasının

hep arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişdi belki de .

belki de biz bir rüya mı görmüştük?


Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuştum.
Ama rüyalarımızın melekleri
ve soframızın daim konukları kuşlar?

Ya onlar?
!!
Onları siz de görmediniz mi?

Sizin de sofranıza konup

rüyalarınıza uğramadılar mı?

Onlar da mı yalandı?



 
Üst