Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Kuşların Sultanı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="memluk" data-source="post: 249855" data-attributes="member: 9260"><p><span style="font-size: 15px"><strong>bildiğim kadarıyla arapçada <span style="color: red">Lek</span> senin yada sen manasına geliyor(yanlışm varsa düzeltilsin) burdaki <em><span style="color: red">Hamd ü lek, şükrü lek, mülkü lek, yâ Müsteân! (Yâni hamd sana, şükür sana, mülk senin ey kendisinden yardım beklenen Rabbim!) demektir." </span></em></strong></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>zaten açıklamış..</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>hem Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin kedilerle ilgili verdiği ders vardır daha doğrusu hayvanlarla ilgil dersleri vardır ..</strong></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>“Hatırıma geldi, “Nasıl bu vazifesiz canavarcıklara mübârek denilir?” Sonra gece yatmak için uzandım. Baktım, o kedilerden birisi geldi, yastığıma dayandı, ağzını kulağıma getirdi. Sarîh bir sûrette, <em>“Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm”</em> diyerek, güyâ hatırıma gelen îtirazı ve tahkiri, tâifesi nâmına reddedip yüzüme çarptı. </strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad’ın kedileri taltifi bununla da kalmaz. Çok az bir dünyalık ile, uzun zaman idare eden ve rahatla yaşayan Üstad, bu bereketin sırrını merak edenlere, şöyle bir izahda bulunur:</strong></span></p><p></p><p><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong> </strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>“... Bu bereketler, ya yanıma gelen hâlis dostlarıma ihsandır; veya hizmet-i Kur’âniyeye bir ikramdır; veya iktisadın bereketli bir menfaatidir; veyahut, “Yâ Rahîm, yâ Rahîm” ile zikreden ve yanımda bulunan dört kedinin rızıklarıdır ki, bereket sûretinde gelir, ben de ondan istifade ederim. Evet, hazin mırmırlarını dinlesen, “Yâ Rahîm, yâ Rahîm” çektiklerini anlarsın...”</strong></span></span></em></strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></em> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Ya Rahim’ci Kedicikler</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad’ın en çok alakadar olduğu hayvanlardan biridir kedicikler...</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Onlara bakar, yedirir, içirir… Öyle ki, kendisine verilen rızkın kedicikler sayesinde ihsan edildiğini, onların bereketiyle yaşadığını bile ifade eder…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Bir gün kedilere bakar Üstad. “Nasıl bu vazifesiz canlılara mübarek denilir?” diye kendi kendine sorar.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Kedilerden biri sanki bu hali anlar ve gelip Üstadın kulağına ağzını dayar. Üstadın sorusunu cevaplar: </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Ya Rahim, ya Rahim, ya Rahim…”</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Bir talebesi Üstada sorar: “Ya Üstad benim kedi, Ya Rahim demiyor. Mır mır ediyor. Neden?” diye. Üstad bunu şöyle cevaplar:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Kedini helal rızıkla beslersen, ya Rahim dediğini duyarsın”</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Değil mi ki Kedi seni sever, tazarru eder. Senden ihsanı alınca öyle bir tavır takınır ki, sanki aranızda yakınlık yokmuş ve kendilerinde sana karşı şükran hissi de yokmuş gibi... Çünkü kedi bile ona asıl nimet vereni bilir. Kedinin mırmırları şükre işarettir. Asıl manası Ya Rahimdir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Evet, kedinin hazin mırmırlarını dinlesen, "Yâ Rahîm, yâ Rahîm" çektiklerini anlarsın.</strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Eşek Denmez İşlek Denir</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad’ın çilekeş, cankeş, bikes, hayvanlar olan eşekler hakkındaki fikri oldukça nettir.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Bunlara eşek demeyin. İşlek deyin. Eşek demek hayvana hakaret olur. Çünkü bunlar çok işleyen, çok çalışan hayvanlardır…”</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>İşlek, insanoğlunun her zahmetine katlanırken, ona az da olsa bir iltifat gerekmez mi gerçekten? Üstad bu konuya son noktayı koymuş. Demek onlara da tefekkür gözüyle bakmayı bilmiş…</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Duanın Bitmesini Bekleyen Yılan</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Barla’ da bir tepelikte Üstad, seccadesinde oturmuş dua etmekteyken,</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Bir yılan arkasından gelir ve sırtına dokunur. Durumu gören talebeler oldukça şaşkın halde müdahale bile edemezler. Fakat Üstad’ın halinde hiçbir değişiklik yoktur, hem de yılana sırtı dönüktür…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üç defa aynı hal tekrar edince, Üstad en sonunda duayı bitirir ve arkasını dönüp yılana:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Sen biraz sabredemez misin?” der.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad’ın seccadesini kaldırır Zübeyir ağabey.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Yılan, kıvrıla kıvrıla deliğine giriverir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Meğerse seccadenin serildiği yer, yılanın yuvası üzerindedir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Sonuçta, Üstad ve yılan, kendi aralarında bu sorunu da halletmişlerdir…</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Çift Yumurtlayan Tavuk</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstadın bir tavuğu vardır. Kış mevsimi yumurta makinesi gibi her gün rahmet hazinesinden bir yumurtayı Üstada getirir. Günün birinde bir İhsan-ı İlahi olarak, iki yumurta birden getirmeye başlayınca, iktisat önderi Üstad tavuğa:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Sen benim iktisat düsturuma zıt hareket ediyorsun. Bana iktisadımı mı bozduracaksın? Var git işine…” diyerek tavuğun hakkını bir verir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Dostluktan Anlayan Sivrisinek Kuşçukları</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Ali İhsan Tola ağabey Üstad’la birlikte Çam dağında kalmak ister bir gece…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad: “Dayanamazsın” dese de, o kalmak ister ille de…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Akşamdan sonra sivrisinekler üşüşür Ali İhsan ağabeyin tepesine…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Ali İhsan Tola ağabey eliyle sinekleri def etmeye çalışırken, Üstad duruma müdahil olur:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Sen benim kuşçuklarımı öldürmek için mi kaldın burada?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Sivrisinek…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Onlarla bile dost kalmak ister Üstad…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Fakat sivrisinekler ilgisiz kalmazlar bu hale…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Bir tanesi bile dokunmaz Üstad’ın bedenine…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Şaşırmamak gerek… Çünkü sivrisineğin gözünü yarattığı gibi, güneşi de var eden Yüce Yaratıcı, Üstadı da aynı merhametle kuşatmıştır. Bu merhamet her canlıda karşılığını bulmuştur…</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Cumhuriyetçi Karıncalar</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Karınca deyip geçmemek gerek…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>O karınca ki, Firavunun sarayını harap etmiş…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Hazreti Süleyman’la hasb-i hal eylemiş…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad hazretleri karınca yuvalarının olduğu yerlerde ev yaptırmak istemezmiş…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad’a sorarlar: “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?”</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad bir zaman, hali bir türbe kubbesinde inzivadadır. Ona yemek olarak gelen bir tas çorba vardır. Suyunu kendi içer, tanelerini karınca kardeşlere verir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Her gün böyle yapar…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Sebebi oldukça anlamlıdır…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Çünkü karınca taifesi onun gözünde dindar cumhuriyetçilerdir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Karınca kaderince bir hareket…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Dindar cumhuriyetçiliği savunan Üstad için küçük, fakat insanlık âlemi için büyük bir fikir dersi…</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Müjde Getiren Güvercin</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Beraat kandilinden bir gün önce, tamda Üstad Asay-ı Musa eseriyle meşgul olurken, bir güvercin penceresinden içeri süzülüverir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Hiç ürkmeden kitabın üstüne kadar gelmiştir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Fakat kalıcı bir misafirmiş gibi tam üç saat o halde kitap üstünde bekleşir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Sonra gider ve Berat gecesi gene gelir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Ta sabaha kadar, Üstad’ın yanında kalır ve Allahaısmarladık der gibi bir halde, Üstadın başını okşar ve gider…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Anlaşılır ki kuş, hem Asay-ı Musa eserini, hem de berat kandilini tebrik ederek müjde getirmiştir…</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Hizmet Ehli Fare</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Yasak ve sürgün yıllarında Risale-i Nur eserlerini okumanın neşretmenin suç sayıldığı bir zamanda, günlerden bir gün yeni yazılmış bir risalenin, zararlı bazı insanların ziyareti sırasında saklanması unutulur...</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Fakat bu sırada ilginç bir olay meydana gelir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Oda içinde bir delikte saklanan farelerden biri, sanki bu durumu anlamış gibidir…</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Ortada açık duran rulo halindeki eserleri alıp kendi yuvasına gerisin geri götürüverir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Kalabalık gidip de, ortalık sakinleşince, yeniden kâğıtları ite ite dışarı çıkarır</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad’ın odasındaki fare bile hizmet ehlidir…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Öküz Efendinin Ayağı Kanıyor</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Çok soğuk bir kış gününde, Van’dan Erzurum’a öküz kızaklarıyla gitmek zorunda kalmış Üstad ve bazı vekiller…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Yola çıkılır… Fakat biraz sonra taşa takılan bir öküzün ayağı, kanamaya başlar. Üstad:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Kızaktan inelim, öküz efendinin ayağı kanıyor” der.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Bunların sahiplerine boşuna mı para verdik?” diye itiraz edenleri de şu güzel cevapla ikna eder:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>“Onlar bu hayvanların gerçek sahibi değil… Kullanıcılarıdırlar. Her şeyin gerçek sahibi Allah’tır…”</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>…Ve Bize Düşen Ders…</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup dünyaya tâlip bedbaht nefsim! Bilir misin, neye benzersin?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Devekuşuna…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Avcıyı görür; uçamıyor, başını kuma sokuyor. Tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda; avcı görür. Yalnız, o, gözünü kum içinde kapamış; görmez.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Fakat ne yazık ki, göz yummakla gece olmaz, gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar. Hayvanlar âleminden ders almayan insanoğlu da maalesef hayvandan daha aşağı bir dereceye düşerek, dünyanın aldatıcı batağında batar ve bazı hayvanların bile gireceği cennet hayatına imrenerek, pişmanlıkla bakar…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Onlar bile vazifelerini bu kadar güzel yaparken, Bizler, hayvandan aşağı olmayalım…</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Vazifelerimizi unutmayalım…Ve Cennet hayatını kazanalım…</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Kaynaklar:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 15px"><strong>Sözler, Bediüzzaman said Nursi;Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursi; Başkasının günahına ağlayan adam, Vehbi Vakkasoğlu</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="memluk, post: 249855, member: 9260"] [SIZE=4][B]bildiğim kadarıyla arapçada [COLOR=red]Lek[/COLOR] senin yada sen manasına geliyor(yanlışm varsa düzeltilsin) burdaki [I][COLOR=red]Hamd ü lek, şükrü lek, mülkü lek, yâ Müsteân! (Yâni hamd sana, şükür sana, mülk senin ey kendisinden yardım beklenen Rabbim!) demektir." [/COLOR][/I][/B][/SIZE] [SIZE=4][/SIZE] [SIZE=4][B]zaten açıklamış..[/B][/SIZE] [SIZE=4][/SIZE] [SIZE=4][B]hem Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin kedilerle ilgili verdiği ders vardır daha doğrusu hayvanlarla ilgil dersleri vardır ..[/B][/SIZE] [SIZE=4][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=red][B]“Hatırıma geldi, “Nasıl bu vazifesiz canavarcıklara mübârek denilir?” Sonra gece yatmak için uzandım. Baktım, o kedilerden birisi geldi, yastığıma dayandı, ağzını kulağıma getirdi. Sarîh bir sûrette, [I]“Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm”[/I] diyerek, güyâ hatırıma gelen îtirazı ve tahkiri, tâifesi nâmına reddedip yüzüme çarptı. [/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][/SIZE] [SIZE=4][B]Üstad’ın kedileri taltifi bununla da kalmaz. Çok az bir dünyalık ile, uzun zaman idare eden ve rahatla yaşayan Üstad, bu bereketin sırrını merak edenlere, şöyle bir izahda bulunur:[/B][/SIZE] [SIZE=4][/SIZE] [I][SIZE=4][COLOR=red][B] [I][SIZE=4][COLOR=red][B]“... Bu bereketler, ya yanıma gelen hâlis dostlarıma ihsandır; veya hizmet-i Kur’âniyeye bir ikramdır; veya iktisadın bereketli bir menfaatidir; veyahut, “Yâ Rahîm, yâ Rahîm” ile zikreden ve yanımda bulunan dört kedinin rızıklarıdır ki, bereket sûretinde gelir, ben de ondan istifade ederim. Evet, hazin mırmırlarını dinlesen, “Yâ Rahîm, yâ Rahîm” çektiklerini anlarsın...”[/B][/COLOR][/SIZE][/I] [/B][/COLOR][/SIZE][/I] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]Ya Rahim’ci Kedicikler[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad’ın en çok alakadar olduğu hayvanlardan biridir kedicikler...[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Onlara bakar, yedirir, içirir… Öyle ki, kendisine verilen rızkın kedicikler sayesinde ihsan edildiğini, onların bereketiyle yaşadığını bile ifade eder…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Bir gün kedilere bakar Üstad. “Nasıl bu vazifesiz canlılara mübarek denilir?” diye kendi kendine sorar.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Kedilerden biri sanki bu hali anlar ve gelip Üstadın kulağına ağzını dayar. Üstadın sorusunu cevaplar: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Ya Rahim, ya Rahim, ya Rahim…”[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Bir talebesi Üstada sorar: “Ya Üstad benim kedi, Ya Rahim demiyor. Mır mır ediyor. Neden?” diye. Üstad bunu şöyle cevaplar:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Kedini helal rızıkla beslersen, ya Rahim dediğini duyarsın”[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Değil mi ki Kedi seni sever, tazarru eder. Senden ihsanı alınca öyle bir tavır takınır ki, sanki aranızda yakınlık yokmuş ve kendilerinde sana karşı şükran hissi de yokmuş gibi... Çünkü kedi bile ona asıl nimet vereni bilir. Kedinin mırmırları şükre işarettir. Asıl manası Ya Rahimdir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Evet, kedinin hazin mırmırlarını dinlesen, "Yâ Rahîm, yâ Rahîm" çektiklerini anlarsın.[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]Eşek Denmez İşlek Denir[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad’ın çilekeş, cankeş, bikes, hayvanlar olan eşekler hakkındaki fikri oldukça nettir.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Bunlara eşek demeyin. İşlek deyin. Eşek demek hayvana hakaret olur. Çünkü bunlar çok işleyen, çok çalışan hayvanlardır…”[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]İşlek, insanoğlunun her zahmetine katlanırken, ona az da olsa bir iltifat gerekmez mi gerçekten? Üstad bu konuya son noktayı koymuş. Demek onlara da tefekkür gözüyle bakmayı bilmiş…[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]Duanın Bitmesini Bekleyen Yılan[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Barla’ da bir tepelikte Üstad, seccadesinde oturmuş dua etmekteyken,[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Bir yılan arkasından gelir ve sırtına dokunur. Durumu gören talebeler oldukça şaşkın halde müdahale bile edemezler. Fakat Üstad’ın halinde hiçbir değişiklik yoktur, hem de yılana sırtı dönüktür…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üç defa aynı hal tekrar edince, Üstad en sonunda duayı bitirir ve arkasını dönüp yılana:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Sen biraz sabredemez misin?” der.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad’ın seccadesini kaldırır Zübeyir ağabey.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Yılan, kıvrıla kıvrıla deliğine giriverir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Meğerse seccadenin serildiği yer, yılanın yuvası üzerindedir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Sonuçta, Üstad ve yılan, kendi aralarında bu sorunu da halletmişlerdir…[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]Çift Yumurtlayan Tavuk[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstadın bir tavuğu vardır. Kış mevsimi yumurta makinesi gibi her gün rahmet hazinesinden bir yumurtayı Üstada getirir. Günün birinde bir İhsan-ı İlahi olarak, iki yumurta birden getirmeye başlayınca, iktisat önderi Üstad tavuğa:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Sen benim iktisat düsturuma zıt hareket ediyorsun. Bana iktisadımı mı bozduracaksın? Var git işine…” diyerek tavuğun hakkını bir verir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Dostluktan Anlayan Sivrisinek Kuşçukları[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Ali İhsan Tola ağabey Üstad’la birlikte Çam dağında kalmak ister bir gece…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad: “Dayanamazsın” dese de, o kalmak ister ille de…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Akşamdan sonra sivrisinekler üşüşür Ali İhsan ağabeyin tepesine…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Ali İhsan Tola ağabey eliyle sinekleri def etmeye çalışırken, Üstad duruma müdahil olur:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Sen benim kuşçuklarımı öldürmek için mi kaldın burada?[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Sivrisinek…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Onlarla bile dost kalmak ister Üstad…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Fakat sivrisinekler ilgisiz kalmazlar bu hale…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Bir tanesi bile dokunmaz Üstad’ın bedenine…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Şaşırmamak gerek… Çünkü sivrisineğin gözünü yarattığı gibi, güneşi de var eden Yüce Yaratıcı, Üstadı da aynı merhametle kuşatmıştır. Bu merhamet her canlıda karşılığını bulmuştur…[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]Cumhuriyetçi Karıncalar[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Karınca deyip geçmemek gerek…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]O karınca ki, Firavunun sarayını harap etmiş…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Hazreti Süleyman’la hasb-i hal eylemiş…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad hazretleri karınca yuvalarının olduğu yerlerde ev yaptırmak istemezmiş…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad’a sorarlar: “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?”[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad bir zaman, hali bir türbe kubbesinde inzivadadır. Ona yemek olarak gelen bir tas çorba vardır. Suyunu kendi içer, tanelerini karınca kardeşlere verir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Her gün böyle yapar…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Sebebi oldukça anlamlıdır…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Çünkü karınca taifesi onun gözünde dindar cumhuriyetçilerdir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Karınca kaderince bir hareket…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Dindar cumhuriyetçiliği savunan Üstad için küçük, fakat insanlık âlemi için büyük bir fikir dersi…[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]Müjde Getiren Güvercin[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Beraat kandilinden bir gün önce, tamda Üstad Asay-ı Musa eseriyle meşgul olurken, bir güvercin penceresinden içeri süzülüverir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Hiç ürkmeden kitabın üstüne kadar gelmiştir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Fakat kalıcı bir misafirmiş gibi tam üç saat o halde kitap üstünde bekleşir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Sonra gider ve Berat gecesi gene gelir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Ta sabaha kadar, Üstad’ın yanında kalır ve Allahaısmarladık der gibi bir halde, Üstadın başını okşar ve gider…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Anlaşılır ki kuş, hem Asay-ı Musa eserini, hem de berat kandilini tebrik ederek müjde getirmiştir…[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]Hizmet Ehli Fare[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Yasak ve sürgün yıllarında Risale-i Nur eserlerini okumanın neşretmenin suç sayıldığı bir zamanda, günlerden bir gün yeni yazılmış bir risalenin, zararlı bazı insanların ziyareti sırasında saklanması unutulur...[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Fakat bu sırada ilginç bir olay meydana gelir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Oda içinde bir delikte saklanan farelerden biri, sanki bu durumu anlamış gibidir…[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Ortada açık duran rulo halindeki eserleri alıp kendi yuvasına gerisin geri götürüverir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Kalabalık gidip de, ortalık sakinleşince, yeniden kâğıtları ite ite dışarı çıkarır[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Üstad’ın odasındaki fare bile hizmet ehlidir…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Öküz Efendinin Ayağı Kanıyor[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Çok soğuk bir kış gününde, Van’dan Erzurum’a öküz kızaklarıyla gitmek zorunda kalmış Üstad ve bazı vekiller…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Yola çıkılır… Fakat biraz sonra taşa takılan bir öküzün ayağı, kanamaya başlar. Üstad:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Kızaktan inelim, öküz efendinin ayağı kanıyor” der.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Bunların sahiplerine boşuna mı para verdik?” diye itiraz edenleri de şu güzel cevapla ikna eder:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]“Onlar bu hayvanların gerçek sahibi değil… Kullanıcılarıdırlar. Her şeyin gerçek sahibi Allah’tır…”[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][COLOR=red][B]…Ve Bize Düşen Ders…[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup dünyaya tâlip bedbaht nefsim! Bilir misin, neye benzersin?[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Devekuşuna…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Avcıyı görür; uçamıyor, başını kuma sokuyor. Tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda; avcı görür. Yalnız, o, gözünü kum içinde kapamış; görmez.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Fakat ne yazık ki, göz yummakla gece olmaz, gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar. Hayvanlar âleminden ders almayan insanoğlu da maalesef hayvandan daha aşağı bir dereceye düşerek, dünyanın aldatıcı batağında batar ve bazı hayvanların bile gireceği cennet hayatına imrenerek, pişmanlıkla bakar…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Onlar bile vazifelerini bu kadar güzel yaparken, Bizler, hayvandan aşağı olmayalım…[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Vazifelerimizi unutmayalım…Ve Cennet hayatını kazanalım…[/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=4][/SIZE][/B] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Kaynaklar:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=verdana][SIZE=4][B]Sözler, Bediüzzaman said Nursi;Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursi; Başkasının günahına ağlayan adam, Vehbi Vakkasoğlu[/B][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Kuşların Sultanı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst