Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Cihad
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 170105" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1104 - Avf İbnu Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a fey malı gelince, hemen gününde dağıtırdı. Evliye iki hisse, bekâra bir hisse verirdi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvud Harâc 14, (2953).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1105 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hayber mahsulünden her sene zevcelerine yüz vask veriyordu. Bunun seksen vaskı hurma, yirmi vaskı arpa idi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) halife olunca, Hayber'den Yahudileri çıkardığı zaman orayı taksim etti ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerini muhayyer bıraktı. Dileyene arâzi ve (sulama) suyu verecek, dileyene de eskiden olduğu şekilde belli miktardaki vaskı verecekti. Bazıları arâzi ve suyu tercih etti -ki Hz. Aişe ve Hafsa (radıyallahu anhümâ) bu gruptandı- bir kısmı da kendilerine hurma verilmesini tercih etti."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buhârî, Hars 8, 9, 11, İcâre 22, Şirket 11, Şurut 5, Meğâzî 40; Müslim, Musâkât 1,(1551); Ebu Davud, Harâc 24, (3008); İbnu Mâce, Rühün 14, (2467).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1106 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Peygamberlerden (aleyhimüsselam) biri, gazveye çıktı da kavmine: "Nikâhla bağlanıp, gerdeğe girmek istediği halde henüz gerdek yapmadığı kadını olan benimle gelmesin, keza bina yapıp henüz çatısı atılmamış inşsaatı olan da gelmesin, keza gebe koyun veya develer satın alıp doğurmalarını bekleyeniniz varsa o da gelmesin" dedi. .</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Gazveye çıktı. Derken tam ikindi namazı sırasında veya buna yakın bir zamanda (fethedeceği) beldeye yaklaştı. Güneş'e: "Sen bir memursun, ancak ben de bir memurum" dedi ve Allah'a yönelerek: "Ey Rabbim, şu güneşi bize durdur (da namazımız geçmesin!)" diye dua etti. Güneş, o yerlerin fethini Allah müyesser kılıncaya kadar durduruldu. Sonra elde edilen ganimetleri topladılar. Toplanan ganimetleri yemek üzere ateş geldi. Fakat ateş tatmadı bile. Bunun üzerine Peygamber:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"İçimizde ganimetten çalan bir hırsız var, her kabileden bir kişi bana biat etsin!" dedi. Bu suretle ona biat etmeye başladılar. Derken bir adamın eli peygamerin eline yapışıp kaldı."Hırsız bu kabilede. Kabilenin her ferdi bana teker teker biat etsin !" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Biat etmeye başladılar. İki veya üç kişinin eli O'nun eline yapıştı kaldı. "Ganimet hırsızı sizde" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Öküz başı kadar iri bir altın getirdiler. Ganimet yığınının içine o da atıldı. Ateş gelip ganimeti yedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Bilesiniz, bizden önce hiçbir ümmete ganimet helal kılınmamıştır. Ganimetleri Allah sadece bize helâl kıldı. Bu da, bizde gördüğü aczimiz ve za'fımız sebebiyledir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buhârî, Humus 8, Nikâh 58; Müslim, Cihad 32.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1107 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün kalkıp gulûl'ü (yani ganimet malından çalma) hatırlattı, bunun kötülüğünü, günahının büyüklüğünü belirtti ve bu meyanda şunları söyledi:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Sakın sizden birini, kıyamet günü, boynunda böğürmesi olan bir deve olduğu halde bana gelmiş: "Ey Allah'ın Resûlü, bana yardım et!" diye yalvarıyor ve kendimi de cevaben: "Senin için hiçbir şey yapamam, ben sana tebliğ etmiştim" der bulmayayım..." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu tarzda hayvanları ve diğer ganimet mallarını teker teker zikretti."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buharî, Cihâd 189; Müslim, İmâret 24, (1831).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1108 - Semüre İbnu Cündeb (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini haber verdi: "Kim ganimet hırsızını gizlerse bu da onun gibi olur."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvud, Cihâd 146, (2716).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1109 - Abdullah İbnu Amr İbni'1- Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir ganimet ele geçirilince, Hz. Bilâl (radıyallahu anh)'e emrederdi, o da halka yüksek sesle duyulur, askerler de ganimet olarak ne ele geçirmişse getirip teslim ederdi. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) de önce beşte birini (humus) alır, geri kalanı taksim ederdi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Bir gün, (Bilâl'in) çağırmasından sonra bir adam kıldan mâmul bir yular getirdi ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Ey Allah'ın Resûlü, ganimet olarak biz de bunu ele geçirmiştik!" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Sen, dedi, üç kere bağırdığı vakit Bilâl'i işitmedin mi? O zaman niye getirmedin ?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Adam, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a (gecikmenin sebebiyle ilgili olarak kabul görmeyen) özürler beyan etti. Ancak neticede şu cevabı aldı:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Hayır! Bunu senden kabul etmiyorum. Kıyâmet günü sen bununla birlikte geleceksin."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvüd, Cihâd 144, (2712).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1110 - Yine Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ağırlıklarının başını bekleyen Kerkere denen bir zât vardı, derken vefat etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"O cehennemdedir!" buyurdu. Bu söz üzerine adamı görmeye gittiler. üzerinde, ganimetten çalınmış bir aba buldular."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buhârî, Cihâd 190; İbnu Mâce, Cihâd 34, (2849).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1111 - Zeyd İbnu Halid (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hayber Savaşı sırasında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashâbından biri öldürülmüştü. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a haber verildi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Arkadaşınız üzerine namaz kılnız!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın sözü üzerine, halkın çehresi değişmiş, (bir soğukluk çökmüştü). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Arkadaşımız Allah için cihâd sırasında ganimetten çalmıştı !"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Bunun üzerine, maktülün eşyasını karıştırdık. Yahudilere ait boncuk kolyelerden iki dirhem bile etmeyen bir kolyeyi çalmış olduğunu gördük."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Muvatta, Cihâd 23, (2, 458); Ebu Dâvud, Cihâd 143, (2710), Nesâî, Cenâiz 66, (4, 64); İbnu Mâce, Cihad 34, (2848).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1112 - Sâlih İbnu Muhammed İbni Zâide anlatıyor: "Mesleme (radıyallahu anh) ile birlikte Rum diyarına girdik. Ganimetten çalan bir adam getirildi. Mesleme, bu mesele hakkında Sâlim'e sordu. Sâlim şu cevabı verdi:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Babam'ı (Abdullah İbnu Ömer) (radıyallahu anhümâ) dinledim, babası Ömer (radıyallahu anh)'den naklen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şu sözünü rivayet etmişti:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Kim ganimetten çalarsa, (bütün) eşyasını yakın, kendisini de dövün."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Salih İbnu Muhammed devamla der ki: "Adamın eşyası arasında bir Mushafbulduk. Sâlim'e bunun hakkında da sorduk (yakalım mı? diye).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Onu satıp, bedelini tasadduk edin!"buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Tirmizî, Hudüd 28, (1461); Ebu Dâvüd, Cihâd 145, (2713).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1113 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), Ebu Bekir ve Ömer (radıyallahu anhümâ), ganimet hırsızının mallarını yaktılar ve kendisini de dövdüler."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvud, Cihâd 145, (2715).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1114 - Âsım İbnu Küleyb (rahimehullah) babası (Küleyb)'den o da ensârî birinden naklederek anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte bir sefere çıkmıştık. Sefer sırasında şiddetli bir kıtlık ve sıkıntıya maruz kaldık. Derken, bir ganimet ele geçirdik. Askerler, onu hemen yağmalayıverdiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), yaya olarak (teftiş maksadıyla) yanımıza geldiğinde tencerelerimiz kaynamaya başlamıştı bile. Yayı ile tencereleri deviriverdi. Etleri de toprağa buladı. (Hepsini böylece yenmeyecek hale getirdikten) sonra şu açıklamayı yaptı:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Yağma malı, lâşeden daha helâl değildir" veya (şöyle demişti):</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Lâşe, yağma malından daha helâl değildir." (Rivâyetin sonundaki) şek râvilerden Hennâd'a aittir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvud Cihâd 138, (2705).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1115 - Sa'b İbnu Cessâme anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Koruluk ittihazı sâdece Allah ve Resûlü'ne ait (bir hak)dır."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buhârî, Şirb 11, Cihâd 146; Ebu Dâvud, Harâc 39, (3083, 3084).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1116 - Bir rivayette, Şihâbu'z-Zührî şöyle demiştir: "Bize ulaşan habere göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Nakîi, Hz. Ömer (radıyallahu anh) de Seref ve Rebeze'yi himâ ilân etmişlerdir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buhârî, Şirb 11].</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1117 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) buyurmuştur ki: "Cahiliye devrinde taksim edilmiş olan her mal, taksim edildiği şekil üzeredir. İslâm döneminde yapılan taksimat, İslâm'ın taksim esasına göredir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvud, Ferâiz 11, (2914); İbnu Mace, Rühün 21, (2485).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1118 - İmam Mâlik, Sevr İbnu Zeyd ed-Dîlî'den mürsel olarak rivayet ettiğine göre ed-Dîlî demiştir ki: "Bana Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediği ulaştı: "Hangi ev veya arâzi, cahiliye devrinde taksim edilmiş ise, artık o, cahiliye taksimi üzerinedir. Ancak hangi ev veya arâzi, taksim edilmeden İslam'a girmiş ise, artık onun taksimi islâm'a göre yapılır."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Muvatta, Akdiye 35, (2, 746)].</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1119 - Nâfi; İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)'den anlatıyor: "İbnu Ömer'in bir kölesi kaçarak Rum diyarına geçti. Bilâhare, Hâlid İbnu'l-Velîd (radıyallahu anh) Rumlara galebe çaldı. (Esirler arasında, kaçan bu köle de vardı) Hâlid köleyi İbnu Ömer'e iâde etti. Onun kaybolan bir atı vardı. (Askerler) onu da ele geçirdiler. Hâlid atı da İbnu Ömer'e iâde etti" (Bu rivayetin lâfzı Buhârî'nin rivayetine uygundur.)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Bir rivayette: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında kaçan bir at mevzubahistir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Muvatta'nın bir rivayetinde, düşman tarafından ganimet edildikten sonra ele geçirilen bir köle ve at mevzubahistir. Bunlar, taksimden önce eski sahibine iâde edilebilirler.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvud, köleyi mevzubahis eder ve Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in taksime tâbi tutmadan eski sâhibine iade ettiğini belirtir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buhârî, Cihâd 187; Muvattâ, Cihâd 17, (2, 452); Ebu Dâvud, Cihâd 135, (2698, 2699); İbnu Mâce, Cihâd 15, (2748).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1120 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Biz gazvelerimiz sırasında, bal ve kuru üzüm elde ederdik ve bunları (taksim edilmek üzere, diğer ganimet mallarının yanına) kaldırmaz, yerdik."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buhârî, Humus 20).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1121 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a içerisinde boncuk bulunan bir dağarcık getirildi. Boncukları Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), hür ve câriye kadınlar arasında dağıttı." Hz. Aişe devamla der ki: "Babam da (boncuğu) hür köle ayırımı yapmadan kadınlara dağıtırdı."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Ebu Dâvud, Harâc 14, (1952).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1122 - El-Misver İbnu Mhreme (radıyallahu anhümâ)'ye Amr İbnu Avf (radıyallahu anh) şunu anlatmıştır: "Resûlullah (aleyhissalâm vesselâm) Ebu Ubeyde (radıyallahu anh)'yi Bahreyn'e, oranın cizyesin getirmek üzere yolladı. Mallarla dönünce Ensâr geldiğini işitti. Sabah namazını Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le kıldılar. Namaz bitince, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın etrafını sardılar. Resûlullah (aleyhissalàtu vesselâm) tebessüm buyurdular ve: "Öyle zannediyorum, Ebu Ubeyde'nin bir şeyler getirdiğini işittiniz" dedi. Hep birlikte: "Evet!" dediler. Bunun üzerine şunları söyledi:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Öyleyse sevinin ve sizi sevindiren şeyi ümid edin. Allah' a yemin olsun, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Ben size dünyanın genişlemesinden korkuyorum. Sizden öncekilere dünya genişlemişti de hemen dünya için birbirleriyle boğuşmaya başladılar ve helak oldular. Genişleyen dünyanın onlar gibi sizi de helak etmesinde korkuyorum."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">Buharî Rikâk 7, Cizye 1, Megâzî 11; Müslim, Zühd 6, (2961); Tirmizî, Kıyâmet 29, (2464).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">1123 - Sa'lebe İbnu Ebî Malik anlatıyor: "Ömer İbnu'1-Hattâb (radıyallahu anh), bir kısım bürgüyü Medineli kadınlar arasında taksim etmişti, geriye güzel bir bürgü kaldı. Yanındakilerden bazıları kendisine:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Ey müminlerin emîri, bunu da senin yanında bulunan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kızına ver" dediler. Bununla, Hz. Ali (radıyallahu anh)'in kızı Ümmü Gülsüm'ü kastediyorlardı. Hz. Ömer onlara:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: SeaGreen">"Ümmü Selît, buna daha çok hak sâhibidir. Zîra o, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a biat etmişti ve Uhud Savaşı'nda bize kırbalarla su taşıyordu" de</span></span>di.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 170105, member: 5987"] [SIZE="4"][COLOR="SeaGreen"]1104 - Avf İbnu Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a fey malı gelince, hemen gününde dağıtırdı. Evliye iki hisse, bekâra bir hisse verirdi." Ebu Dâvud Harâc 14, (2953). 1105 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hayber mahsulünden her sene zevcelerine yüz vask veriyordu. Bunun seksen vaskı hurma, yirmi vaskı arpa idi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) halife olunca, Hayber'den Yahudileri çıkardığı zaman orayı taksim etti ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerini muhayyer bıraktı. Dileyene arâzi ve (sulama) suyu verecek, dileyene de eskiden olduğu şekilde belli miktardaki vaskı verecekti. Bazıları arâzi ve suyu tercih etti -ki Hz. Aişe ve Hafsa (radıyallahu anhümâ) bu gruptandı- bir kısmı da kendilerine hurma verilmesini tercih etti." Buhârî, Hars 8, 9, 11, İcâre 22, Şirket 11, Şurut 5, Meğâzî 40; Müslim, Musâkât 1,(1551); Ebu Davud, Harâc 24, (3008); İbnu Mâce, Rühün 14, (2467). 1106 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Peygamberlerden (aleyhimüsselam) biri, gazveye çıktı da kavmine: "Nikâhla bağlanıp, gerdeğe girmek istediği halde henüz gerdek yapmadığı kadını olan benimle gelmesin, keza bina yapıp henüz çatısı atılmamış inşsaatı olan da gelmesin, keza gebe koyun veya develer satın alıp doğurmalarını bekleyeniniz varsa o da gelmesin" dedi. . Gazveye çıktı. Derken tam ikindi namazı sırasında veya buna yakın bir zamanda (fethedeceği) beldeye yaklaştı. Güneş'e: "Sen bir memursun, ancak ben de bir memurum" dedi ve Allah'a yönelerek: "Ey Rabbim, şu güneşi bize durdur (da namazımız geçmesin!)" diye dua etti. Güneş, o yerlerin fethini Allah müyesser kılıncaya kadar durduruldu. Sonra elde edilen ganimetleri topladılar. Toplanan ganimetleri yemek üzere ateş geldi. Fakat ateş tatmadı bile. Bunun üzerine Peygamber: "İçimizde ganimetten çalan bir hırsız var, her kabileden bir kişi bana biat etsin!" dedi. Bu suretle ona biat etmeye başladılar. Derken bir adamın eli peygamerin eline yapışıp kaldı."Hırsız bu kabilede. Kabilenin her ferdi bana teker teker biat etsin !" dedi. Biat etmeye başladılar. İki veya üç kişinin eli O'nun eline yapıştı kaldı. "Ganimet hırsızı sizde" dedi. Öküz başı kadar iri bir altın getirdiler. Ganimet yığınının içine o da atıldı. Ateş gelip ganimeti yedi. Bilesiniz, bizden önce hiçbir ümmete ganimet helal kılınmamıştır. Ganimetleri Allah sadece bize helâl kıldı. Bu da, bizde gördüğü aczimiz ve za'fımız sebebiyledir. Buhârî, Humus 8, Nikâh 58; Müslim, Cihad 32. 1107 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün kalkıp gulûl'ü (yani ganimet malından çalma) hatırlattı, bunun kötülüğünü, günahının büyüklüğünü belirtti ve bu meyanda şunları söyledi: "Sakın sizden birini, kıyamet günü, boynunda böğürmesi olan bir deve olduğu halde bana gelmiş: "Ey Allah'ın Resûlü, bana yardım et!" diye yalvarıyor ve kendimi de cevaben: "Senin için hiçbir şey yapamam, ben sana tebliğ etmiştim" der bulmayayım..." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu tarzda hayvanları ve diğer ganimet mallarını teker teker zikretti." Buharî, Cihâd 189; Müslim, İmâret 24, (1831). 1108 - Semüre İbnu Cündeb (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini haber verdi: "Kim ganimet hırsızını gizlerse bu da onun gibi olur." Ebu Dâvud, Cihâd 146, (2716). 1109 - Abdullah İbnu Amr İbni'1- Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir ganimet ele geçirilince, Hz. Bilâl (radıyallahu anh)'e emrederdi, o da halka yüksek sesle duyulur, askerler de ganimet olarak ne ele geçirmişse getirip teslim ederdi. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) de önce beşte birini (humus) alır, geri kalanı taksim ederdi. Bir gün, (Bilâl'in) çağırmasından sonra bir adam kıldan mâmul bir yular getirdi ve: "Ey Allah'ın Resûlü, ganimet olarak biz de bunu ele geçirmiştik!" dedi. "Sen, dedi, üç kere bağırdığı vakit Bilâl'i işitmedin mi? O zaman niye getirmedin ?" Adam, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a (gecikmenin sebebiyle ilgili olarak kabul görmeyen) özürler beyan etti. Ancak neticede şu cevabı aldı: "Hayır! Bunu senden kabul etmiyorum. Kıyâmet günü sen bununla birlikte geleceksin." Ebu Dâvüd, Cihâd 144, (2712). 1110 - Yine Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ağırlıklarının başını bekleyen Kerkere denen bir zât vardı, derken vefat etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "O cehennemdedir!" buyurdu. Bu söz üzerine adamı görmeye gittiler. üzerinde, ganimetten çalınmış bir aba buldular." Buhârî, Cihâd 190; İbnu Mâce, Cihâd 34, (2849). 1111 - Zeyd İbnu Halid (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hayber Savaşı sırasında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashâbından biri öldürülmüştü. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a haber verildi. "Arkadaşınız üzerine namaz kılnız!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın sözü üzerine, halkın çehresi değişmiş, (bir soğukluk çökmüştü). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: "Arkadaşımız Allah için cihâd sırasında ganimetten çalmıştı !" Bunun üzerine, maktülün eşyasını karıştırdık. Yahudilere ait boncuk kolyelerden iki dirhem bile etmeyen bir kolyeyi çalmış olduğunu gördük." Muvatta, Cihâd 23, (2, 458); Ebu Dâvud, Cihâd 143, (2710), Nesâî, Cenâiz 66, (4, 64); İbnu Mâce, Cihad 34, (2848). 1112 - Sâlih İbnu Muhammed İbni Zâide anlatıyor: "Mesleme (radıyallahu anh) ile birlikte Rum diyarına girdik. Ganimetten çalan bir adam getirildi. Mesleme, bu mesele hakkında Sâlim'e sordu. Sâlim şu cevabı verdi: "Babam'ı (Abdullah İbnu Ömer) (radıyallahu anhümâ) dinledim, babası Ömer (radıyallahu anh)'den naklen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şu sözünü rivayet etmişti: "Kim ganimetten çalarsa, (bütün) eşyasını yakın, kendisini de dövün." Salih İbnu Muhammed devamla der ki: "Adamın eşyası arasında bir Mushafbulduk. Sâlim'e bunun hakkında da sorduk (yakalım mı? diye). "Onu satıp, bedelini tasadduk edin!"buyurdu." Tirmizî, Hudüd 28, (1461); Ebu Dâvüd, Cihâd 145, (2713). 1113 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), Ebu Bekir ve Ömer (radıyallahu anhümâ), ganimet hırsızının mallarını yaktılar ve kendisini de dövdüler." Ebu Dâvud, Cihâd 145, (2715). 1114 - Âsım İbnu Küleyb (rahimehullah) babası (Küleyb)'den o da ensârî birinden naklederek anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte bir sefere çıkmıştık. Sefer sırasında şiddetli bir kıtlık ve sıkıntıya maruz kaldık. Derken, bir ganimet ele geçirdik. Askerler, onu hemen yağmalayıverdiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), yaya olarak (teftiş maksadıyla) yanımıza geldiğinde tencerelerimiz kaynamaya başlamıştı bile. Yayı ile tencereleri deviriverdi. Etleri de toprağa buladı. (Hepsini böylece yenmeyecek hale getirdikten) sonra şu açıklamayı yaptı: "Yağma malı, lâşeden daha helâl değildir" veya (şöyle demişti): "Lâşe, yağma malından daha helâl değildir." (Rivâyetin sonundaki) şek râvilerden Hennâd'a aittir." Ebu Dâvud Cihâd 138, (2705). 1115 - Sa'b İbnu Cessâme anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Koruluk ittihazı sâdece Allah ve Resûlü'ne ait (bir hak)dır." Buhârî, Şirb 11, Cihâd 146; Ebu Dâvud, Harâc 39, (3083, 3084). 1116 - Bir rivayette, Şihâbu'z-Zührî şöyle demiştir: "Bize ulaşan habere göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Nakîi, Hz. Ömer (radıyallahu anh) de Seref ve Rebeze'yi himâ ilân etmişlerdir." Buhârî, Şirb 11]. 1117 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) buyurmuştur ki: "Cahiliye devrinde taksim edilmiş olan her mal, taksim edildiği şekil üzeredir. İslâm döneminde yapılan taksimat, İslâm'ın taksim esasına göredir." Ebu Dâvud, Ferâiz 11, (2914); İbnu Mace, Rühün 21, (2485). 1118 - İmam Mâlik, Sevr İbnu Zeyd ed-Dîlî'den mürsel olarak rivayet ettiğine göre ed-Dîlî demiştir ki: "Bana Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediği ulaştı: "Hangi ev veya arâzi, cahiliye devrinde taksim edilmiş ise, artık o, cahiliye taksimi üzerinedir. Ancak hangi ev veya arâzi, taksim edilmeden İslam'a girmiş ise, artık onun taksimi islâm'a göre yapılır." Muvatta, Akdiye 35, (2, 746)]. 1119 - Nâfi; İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)'den anlatıyor: "İbnu Ömer'in bir kölesi kaçarak Rum diyarına geçti. Bilâhare, Hâlid İbnu'l-Velîd (radıyallahu anh) Rumlara galebe çaldı. (Esirler arasında, kaçan bu köle de vardı) Hâlid köleyi İbnu Ömer'e iâde etti. Onun kaybolan bir atı vardı. (Askerler) onu da ele geçirdiler. Hâlid atı da İbnu Ömer'e iâde etti" (Bu rivayetin lâfzı Buhârî'nin rivayetine uygundur.) Bir rivayette: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında kaçan bir at mevzubahistir." Muvatta'nın bir rivayetinde, düşman tarafından ganimet edildikten sonra ele geçirilen bir köle ve at mevzubahistir. Bunlar, taksimden önce eski sahibine iâde edilebilirler. Ebu Dâvud, köleyi mevzubahis eder ve Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in taksime tâbi tutmadan eski sâhibine iade ettiğini belirtir. Buhârî, Cihâd 187; Muvattâ, Cihâd 17, (2, 452); Ebu Dâvud, Cihâd 135, (2698, 2699); İbnu Mâce, Cihâd 15, (2748). 1120 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Biz gazvelerimiz sırasında, bal ve kuru üzüm elde ederdik ve bunları (taksim edilmek üzere, diğer ganimet mallarının yanına) kaldırmaz, yerdik." Buhârî, Humus 20). 1121 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a içerisinde boncuk bulunan bir dağarcık getirildi. Boncukları Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), hür ve câriye kadınlar arasında dağıttı." Hz. Aişe devamla der ki: "Babam da (boncuğu) hür köle ayırımı yapmadan kadınlara dağıtırdı." Ebu Dâvud, Harâc 14, (1952). 1122 - El-Misver İbnu Mhreme (radıyallahu anhümâ)'ye Amr İbnu Avf (radıyallahu anh) şunu anlatmıştır: "Resûlullah (aleyhissalâm vesselâm) Ebu Ubeyde (radıyallahu anh)'yi Bahreyn'e, oranın cizyesin getirmek üzere yolladı. Mallarla dönünce Ensâr geldiğini işitti. Sabah namazını Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le kıldılar. Namaz bitince, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın etrafını sardılar. Resûlullah (aleyhissalàtu vesselâm) tebessüm buyurdular ve: "Öyle zannediyorum, Ebu Ubeyde'nin bir şeyler getirdiğini işittiniz" dedi. Hep birlikte: "Evet!" dediler. Bunun üzerine şunları söyledi: "Öyleyse sevinin ve sizi sevindiren şeyi ümid edin. Allah' a yemin olsun, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Ben size dünyanın genişlemesinden korkuyorum. Sizden öncekilere dünya genişlemişti de hemen dünya için birbirleriyle boğuşmaya başladılar ve helak oldular. Genişleyen dünyanın onlar gibi sizi de helak etmesinde korkuyorum." Buharî Rikâk 7, Cizye 1, Megâzî 11; Müslim, Zühd 6, (2961); Tirmizî, Kıyâmet 29, (2464). 1123 - Sa'lebe İbnu Ebî Malik anlatıyor: "Ömer İbnu'1-Hattâb (radıyallahu anh), bir kısım bürgüyü Medineli kadınlar arasında taksim etmişti, geriye güzel bir bürgü kaldı. Yanındakilerden bazıları kendisine: "Ey müminlerin emîri, bunu da senin yanında bulunan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kızına ver" dediler. Bununla, Hz. Ali (radıyallahu anh)'in kızı Ümmü Gülsüm'ü kastediyorlardı. Hz. Ömer onlara: "Ümmü Selît, buna daha çok hak sâhibidir. Zîra o, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a biat etmişti ve Uhud Savaşı'nda bize kırbalarla su taşıyordu" de[/COLOR][/SIZE]di. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Cihad
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst