Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Dua
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 170154" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">DUANIN KEYFİYETİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1744 - Fadâle İbnu Ubeyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua eden bir adamın, dua sırasında Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e salat ve selam okumadığını görmüştü. Hemen:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Bu kimse acele etti" buyurdu. Sonra adamı çağırıp:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Biriniz dua ederken, Allahu Teâlâ'ya hamd u senâ ederek başlasın, sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e salât okusun, sonra da dilediğini istesin" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Daavat 66,(3473, 3475); Ebû Dâvud, Salât 358, (1481); Nesâî, Sehv 48, (3, 44).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1745 - Hz. Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Dua sema ile arz arasında durur. Bana salat okunmadıkça, Allah'a yükselmez. (Beni hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salât okuyun.)"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Salât 352, (486).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, bunu Hz. Ömer (radıyallahu anh)'e mevkuf olarak rivayet etmiştir. Rezîn ise merfu olarak rivayet etmiştir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1746 - Hz. İbnu. Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. (Namazı bitirip) oturunca, Allah'a sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a salât okuyarak devam ettim. Sanra kendim. için duada bulundum. (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Hz. Peygaınber (aleyhissalâtu vesselâm);</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"İşte!.İstediğin veriliyor. İşte! İstediğin veriliyor'' dedi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Cum'a 64, (593).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1747 - Hz. Übeyy İbnu Ka'b (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) birisine dua edeceği vakit önce kendisine dua ederek başlardı."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Daavât, 10, (3382).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1748 - Ebû Müsabbih el-Makrâî, Ebû Züheyr en-Nümeyrî (radıyallahu anh)'den naklen anlatıyor: "Bir gece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraber çıktık., Derken bir adama rastlatdık. Sual (ve Allah'tan talep) hususunda çok ısrarlı idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu dinlemek üzere durakladı. Ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Eğer (duayı) sonlandırırsa vâcib oldu!" buyurdu. Kendisine:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Ne ile sonlandırırsa ey Allah'ın Resûlü!" denildi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Amin ile" dedi, uzaklaştı. Adama:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Ey fülan! duanı âminle tamamla ve de gözün aydın olsun!" dedi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Ebû Dâvud, Salât 172, (938).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1749 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Sizden biri dua edince "Ya Rabb! Dilersen beni affet! Ya Rabb dilersen bana rahmet et!" demesin. Bilâkis, azimle (kesin bir üslubla) istesin, zira Allah Teâlâ Hazretleri'ni kimse icbâr edemez. "</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Buhârî, Daavât 21, Tevhîd 31; Müslim, Zikr 7, (2678-79); Muvatta, Kur'an 28 (1, 213); Tirmizî, Daavât 79 (3492); Ebû Dâvud, Salât 358, (1483); İbnu Mâce, Dua 8, (3854).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1750 - Ebû Musâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir sefere (Hayber Seferi) çıkmıştık. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) (müdahele ederek):</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Nefislerinize karşı merhametli olun. Zîra sizler, sağır birisine hitàb etmiyorsunuz, muhâtabınız gâib de değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zât'a, Allah'a hitab ediyorsunuz. Dua ettiğiniz Zât, her birirıize, bineğinin boynundan daha yakındır" dedi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Buhârî, Daavât 50, 67, Cihâd 131, Meğâzî 38, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikr 44, (2704);Tirmizî, Daavât 3, 59, (3371, 3457); Ebû Dâvud, Salât 361. (1526,1527.1528).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1751 - Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir kimsenin: "Ya Rabbi, senden nimetin kemâlini taleb ediyorum" dediğini işitmişti. Sordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Nimetin kemâli nedir?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Bu bir duadır, onunla dua edip, onunla hayır (çok mal) ümîd ettim" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Sordum, zîra, nimetin kemâli cennete girmektir, ateşten kurtulmaktır" dedi. Bir başkasının da şöyle dediğini işitti:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Ey celâl ve ikrâb sâhibi Rabbim!" hemen şunu söyledi:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Duana icâbet edilmiştir, (ne arzu ediyorsan) durma iste" Derken ,bir başkasının:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Ya Rabbi senden sabır istiyorum!" dediğini işitmişti, ona da: "Allah'tan bela istedin, afiyet de iste!" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Daavât 99, (3524).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1752 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) özlü duaları tercih eder, diğerlerini bırakırdı."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Ebû Dâvud, Salât 358, (1482).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1753 - Hz. İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) duayı üç kere yapmaktan, istiğfarı üç kere yapmaktan hoşlanırdı."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Ebû Dâvud, Salât 361, (1524).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">MÜTEFERRİK HADİSLER</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1754 - Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki: "Acele etmediği müddetçe herbirinizin duasına icâbet olunur. Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur'an 29 (1, 213); Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Müslim'in diğer bir rivâyeti şöyledir: "Kul, günah taleb etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe duası icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî'nin bir diğer rivâyetinde şöyledir: "Allah'a dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek süretiyle olur, yeter ki günah taleb etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1755 - Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefslerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin. Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin. Ola ki, Allah'ın duaları kabul ettiyi saate rastgelir de, istediğiniz kabul ediliverir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Ebû Dâvud, Salât 362.(1532).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1756 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Daavât 149, (3607, 3608).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1757 - Ebû Hüreyre hazretleri (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri kendisinden istemeyene gadap eder."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Daavât 3, (3370); İbnu Mâce, Dua 1, (3827).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1758 - İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allahu Teâla Hazretleri'nin fazlından isteyin. Zira Allah, kendisinden istenmesini sever. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Daavât 126 (3566).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1759 - Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir kadın: "Ey Allah'ın Resûlü, bana ve kocama dud ediver!" diye ricada bulunmuştu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">"Allah sana da, kocana da rahmet etsin!" diye dua buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Ebû Dâvud, Salât 363, (1533).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1760 - Ebû'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kardeşinin gıyabında dua eden hiçbir mü'min yoktur ki melek de: "Bir misli de sana olsun" demesin."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2783); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Ebû Dâvud'un rivâyetinde şu ziyâde vardır: "Melekler: "Âmin, bir misli de sana olsun!" derler."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">1761 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her kim, kendine zulmedene beddua ederse, ondan intikamını (dünyada) almış olur."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Indigo">Tirmizî, Daavât 115, (3547).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 170154, member: 5987"] [SIZE="4"][COLOR="Indigo"]DUANIN KEYFİYETİ 1744 - Fadâle İbnu Ubeyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua eden bir adamın, dua sırasında Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e salat ve selam okumadığını görmüştü. Hemen: "Bu kimse acele etti" buyurdu. Sonra adamı çağırıp: "Biriniz dua ederken, Allahu Teâlâ'ya hamd u senâ ederek başlasın, sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e salât okusun, sonra da dilediğini istesin" buyurdu." Tirmizî, Daavat 66,(3473, 3475); Ebû Dâvud, Salât 358, (1481); Nesâî, Sehv 48, (3, 44). 1745 - Hz. Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Dua sema ile arz arasında durur. Bana salat okunmadıkça, Allah'a yükselmez. (Beni hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salât okuyun.)" Tirmizî, Salât 352, (486). Tirmizî, bunu Hz. Ömer (radıyallahu anh)'e mevkuf olarak rivayet etmiştir. Rezîn ise merfu olarak rivayet etmiştir. 1746 - Hz. İbnu. Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. (Namazı bitirip) oturunca, Allah'a sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a salât okuyarak devam ettim. Sanra kendim. için duada bulundum. (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Hz. Peygaınber (aleyhissalâtu vesselâm); "İşte!.İstediğin veriliyor. İşte! İstediğin veriliyor'' dedi." Tirmizî, Cum'a 64, (593). 1747 - Hz. Übeyy İbnu Ka'b (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) birisine dua edeceği vakit önce kendisine dua ederek başlardı." Tirmizî, Daavât, 10, (3382). 1748 - Ebû Müsabbih el-Makrâî, Ebû Züheyr en-Nümeyrî (radıyallahu anh)'den naklen anlatıyor: "Bir gece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraber çıktık., Derken bir adama rastlatdık. Sual (ve Allah'tan talep) hususunda çok ısrarlı idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu dinlemek üzere durakladı. Ve: "Eğer (duayı) sonlandırırsa vâcib oldu!" buyurdu. Kendisine: "Ne ile sonlandırırsa ey Allah'ın Resûlü!" denildi. "Amin ile" dedi, uzaklaştı. Adama: "Ey fülan! duanı âminle tamamla ve de gözün aydın olsun!" dedi." Ebû Dâvud, Salât 172, (938). 1749 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri dua edince "Ya Rabb! Dilersen beni affet! Ya Rabb dilersen bana rahmet et!" demesin. Bilâkis, azimle (kesin bir üslubla) istesin, zira Allah Teâlâ Hazretleri'ni kimse icbâr edemez. " Buhârî, Daavât 21, Tevhîd 31; Müslim, Zikr 7, (2678-79); Muvatta, Kur'an 28 (1, 213); Tirmizî, Daavât 79 (3492); Ebû Dâvud, Salât 358, (1483); İbnu Mâce, Dua 8, (3854). 1750 - Ebû Musâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir sefere (Hayber Seferi) çıkmıştık. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) (müdahele ederek): "Nefislerinize karşı merhametli olun. Zîra sizler, sağır birisine hitàb etmiyorsunuz, muhâtabınız gâib de değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zât'a, Allah'a hitab ediyorsunuz. Dua ettiğiniz Zât, her birirıize, bineğinin boynundan daha yakındır" dedi." Buhârî, Daavât 50, 67, Cihâd 131, Meğâzî 38, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikr 44, (2704);Tirmizî, Daavât 3, 59, (3371, 3457); Ebû Dâvud, Salât 361. (1526,1527.1528). 1751 - Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir kimsenin: "Ya Rabbi, senden nimetin kemâlini taleb ediyorum" dediğini işitmişti. Sordu: "Nimetin kemâli nedir?" "Bu bir duadır, onunla dua edip, onunla hayır (çok mal) ümîd ettim" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Sordum, zîra, nimetin kemâli cennete girmektir, ateşten kurtulmaktır" dedi. Bir başkasının da şöyle dediğini işitti: "Ey celâl ve ikrâb sâhibi Rabbim!" hemen şunu söyledi: "Duana icâbet edilmiştir, (ne arzu ediyorsan) durma iste" Derken ,bir başkasının: "Ya Rabbi senden sabır istiyorum!" dediğini işitmişti, ona da: "Allah'tan bela istedin, afiyet de iste!" dedi. Tirmizî, Daavât 99, (3524). 1752 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) özlü duaları tercih eder, diğerlerini bırakırdı." Ebû Dâvud, Salât 358, (1482). 1753 - Hz. İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) duayı üç kere yapmaktan, istiğfarı üç kere yapmaktan hoşlanırdı." Ebû Dâvud, Salât 361, (1524). MÜTEFERRİK HADİSLER 1754 - Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki: "Acele etmediği müddetçe herbirinizin duasına icâbet olunur. Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi." Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur'an 29 (1, 213); Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484). Müslim'in diğer bir rivâyeti şöyledir: "Kul, günah taleb etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe duası icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder." Tirmizî'nin bir diğer rivâyetinde şöyledir: "Allah'a dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek süretiyle olur, yeter ki günah taleb etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun." 1755 - Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefslerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin. Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin. Ola ki, Allah'ın duaları kabul ettiyi saate rastgelir de, istediğiniz kabul ediliverir." Ebû Dâvud, Salât 362.(1532). 1756 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin." Tirmizî, Daavât 149, (3607, 3608). 1757 - Ebû Hüreyre hazretleri (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri kendisinden istemeyene gadap eder." Tirmizî, Daavât 3, (3370); İbnu Mâce, Dua 1, (3827). 1758 - İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allahu Teâla Hazretleri'nin fazlından isteyin. Zira Allah, kendisinden istenmesini sever. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir." Tirmizî, Daavât 126 (3566). 1759 - Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir kadın: "Ey Allah'ın Resûlü, bana ve kocama dud ediver!" diye ricada bulunmuştu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz: "Allah sana da, kocana da rahmet etsin!" diye dua buyurdu." Ebû Dâvud, Salât 363, (1533). 1760 - Ebû'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kardeşinin gıyabında dua eden hiçbir mü'min yoktur ki melek de: "Bir misli de sana olsun" demesin." Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2783); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534). Ebû Dâvud'un rivâyetinde şu ziyâde vardır: "Melekler: "Âmin, bir misli de sana olsun!" derler." 1761 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her kim, kendine zulmedene beddua ederse, ondan intikamını (dünyada) almış olur." Tirmizî, Daavât 115, (3547).[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Dua
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst