Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Fitneler, Hevalar ve İhtilaflar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 170189" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">İBNU'Z-ZÜBEYR DEVRİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4787 - Ebu Nevfel anlatıyor: "Abdullah İbnu'z-zübeyr radıyallahu anhümâ'yı (Mekke'deki) Akabetü'l-Medine (denilen yerde) (asılmış) gördüm. Kureyş ve diğer halk onun yanına gelmeye başlamıştı. Derken Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma da geldi. Yanında durdu. "es-Selâmu aleyke ey Ebu Hubeyb!" dedi ve bu selamı üç kere tekrar etti. Sonra sözlerine devamla (üç kere de) "Vallahi seni bu işten men etmiştim (ama beni dinlemedin)" deyip şunları söyledi: "Vallahi, benim biildiğime göre sen, çok oruç tutan, çok namaz kılan, yakınlara çokça yardımcı olan bir kimseydin. Vallahi, en kötüsü sen olan bir ümmet mutlaka en hayırlı bir ümmettir!"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Haccâc'a, Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma'nın İbnu'z-Zübeyr karşısındaki tavrı ve söylediği bu sözleri ulaştı. Derhal adam göndererek İbnu'z-Zübeyr'in cesedini asılı olduğu kütükten indirip, yahudilerin kabirlerine attırdı. Sonra annesi Esma Bindu Ebi Bekr radıyallahu anha'ya da bir adam gönderip çağırttı. Fakat kadıncağız gitmekten imtina etti. Haccac ikinci bir elçi gönderdi ve: "Ya bana kendi rızanla gelirsin ya da, sana saç örgülerinden sürüyerek getirecek birisini gönderirim!" dedi. Esmâ yine imtina edip:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Sen, örgülerimden tutup beni sürükleyecek birini gönderinceye kadar vallahi gelmeyeceğim!" dedi. Haccâc:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Bana ayakkabılarımı gösterin!" dedi. Papuçlarını alıp, çalımla koşup Esmâ'nın yanına girdi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Allah düşmanına ne yaptığımı gördün mü?" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ona dünyasını berbat ettiğini, onun da senin ahiretini berbat ettiğini gördüm. Bana ulaştığına göre ona: "Ey iki kuşaklının oğlu!" demişsin. Vallahi iki kuşaklı benim. Onlardan biriyle ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ve Ebu Bekr'in (hicret sırasındaki) yiyeceklerini bağladım. Diğeri de, kadının belinden ayırmadığı kuşağıdır. Şunu ilave edeyim ki, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana: "Sakif'te bir yalancı, bir de zalim var!" demişti. Yalancıyı gördük. Zalime gelince; bunun da ancak sen olacağını zannediyorum!" dedi. Haccac, hiç cevap vermeden yanından ayrıldı."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Müslim, Fezailu's-Sahabe 229, (2545)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Rezin şu ilavede bulundu: "Haccac (bilahare) demiş ki: "Ben Esma'nın yanına onu üzmek için girmiştim, ama o beni üzdü."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">HACCÂC</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4788 - Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: "Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh'ın yanına girdik. Haccâc'ın bize yaptıklarını şikayet ettik.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Resûlunüz aleyhissalâtu vesselâm'dan işittim."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35, (2207).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4789 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Sakif'ten bir yalancı, bir de zalim çıkacaktır."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Tirmizi, Fiten 44, (2221).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4790 - Hişâm İbnu Hisân rahimehullah anlatıyor: "Haccac'ın hükmen öldürdüğü insanların miktarı sayılmış. 120 bin kişiye ulaştığı görülmüştür."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Tirmizi, Fiten 43, (2221).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">BENÎ MERVAN</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4791 - Sa'id İbnu Amr İbni Said İbni'l-As anlatıyor: "Ceddim bana dedi ki: "Ben Ebu Hureyre radıyallahu anh ile beraber Medine mescidinde oturuyordum. Yanımızda Mervan da vardı. Bir ara Ebu Hureyre radıyallahu anh:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ben, sadık ve masduk olan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle buyurduklarını işittim:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ümmetimin helâk olması, Kureyş'e mensup (aklı kıt) bir grup çocukcağızların elleriyledir!"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Mervan: "Allah onlara lanet etsin!" dedi. Ebu Hureyre der ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Eğer ben dileseydim falan falan diye onları teker teker ismen sayardım." Said rahimehullah dedi ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ben, Beni Mervan iktidar olduğu zaman dedemle birlikte Şam'a gittim. Orada onları genç oğlanlar olarak görünce:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ebu Hureyre radıyallahu anh'ın kastetttiği bunlar olmasın!" ded. Ben de: "Sen daha iyi bilirsin!" dedim."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Buhari, Fiten 3, Menakıb 25.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4792 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Bana İslâm telaffuz eden kaç kişi olduğunu sayıverin" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?" dedik.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!" . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235, (149).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4793 - Sahiheyn'de yine Huzeyfe radıyallahu anh'tan gelen bir rivayet şöyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"(Kıyamet günü, havz-ı kevserime birkısım gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklaştırılacaklar. Ben: "Onlar benim ashabımdır!" diyeceğim. Fakat,</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Sen, onların arkandan neler işlediklerini bilmiyorsun!" denilecek."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">4794 - Müseyyeb İbnu Rafi' anlatıyor: "Bera İbnu Azib radıyallahu anhüma'ya rastladım. Kendisine:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Sana ne mutlu! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la sohbet şerefine erdin. O'na (Hudeybiye'de) ağaç altında biat ettin!" demiştim. Bana şu cevapta bulundu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ey kardeşimoğlu! Biz ondan sonra ne bid'alar işledik sen bilmezsin."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Buhari, Megazi, 35.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">HARİCİLER</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">5995 - İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ümmetimden bir grup insan Kur'ân'ı muhakkak surette okuyacak. Ancak bunlar, okun avı süratle delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">5996 - Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Cürrâne'de, işlenmemiş altın ve ganimetleri taksim ediyordu. Taksim edilen mal Hz. Bilal'in eteğinde idi. Bir adam:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ey Muhammed adil ol! Çünkü adalet etmiyorsun!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Yazık sana! Eğer ben de adil olmazsam, benden sonra kim daha âdil olur?" diye mukabele etti. Hz. Ömer, (Resûlullah'ın üzüldüğünü farkederek):</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ey Allah'ın Resülü! Bana müsaade buyurun, şu münafığın kellesini uçurayım!" talebinde bulundu. Aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"İşte bu adamın mutlaka arkadaşları -veya arkadaşcıkları- var. Bunlar Kur'ân'ı okurlar, ama okudukları gırtlaklarından aşağı geçmez. Bunlar, okun avı delip geçmesi gibi dinden çıkıp giderler!" buyurdular."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">5997 - İbnu Ebi Evfa anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hâriciler cehennemin köpekleridir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">5998 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"İleride genç bir grup ortaya çıkacak. Bunlar Kur'ân'ı okuyacaklar, ancak, okudukları gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek. Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">İbnu Ömer der ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır" ibaresini yirmi kereden fazla işittim."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">(İbnu Ömer, Resûlullah'tan işittiği sözleri şöyle tamamladı<img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /> "Nihayet bu cemaatin sürdürdüğü hile ve aldatma esnasında Deccal çıkacaktır."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">CEHMİYE</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">5999 - Ebu Rezîn anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Rabbimiz, sıkıntılı durumunun değişeceği zaman yakın olmasına rağmen kullarının ümitsizliğe düşmesine güldü."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Ebu Rezin devamla der ki: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, hiç Rab Teâla güler mi?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Evet" buyurdular. Ben de:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Öyleyse gülme vasfı bulunan bir Rabb'ten bize hayır eksik olmayacaktır!" dedim."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">6000 - Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Cennet ehli nimetler arasında yaşarken onlar için bir nur parlar. Onlar derhal başlarını kaldırırlar. Rab Teâla'yı başlarının üstünde kendilerine yaklaşmış ve: "Ey cennet ehli, sizlere selam olsun!" dediğini görürler."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Resûlullah devamla dedi ki: "İşte bu hal, Kur'ân'da zikri geçen: "Rahmet sahibi Rablerinden onlara selam vardır" ( Yasin 58) ayetinin haber verdiği durumdur."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Resülullah devamla buyurdular:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Rab Teâla onlara, onlar da Rab Teâla'ya bakarlar. O'na baktıkları müddetçe etraflarındaki cennet nimetlerinden hiçbirine iltifat etmezler. Bu hal onların nazarında Rabb Teâla hicaba bürününceye kadar devam eder. Rabb Teâla hicaba bürünür, fakat Allah'ın nüru ve bereketi cennet ehlinin üzerinde ve makamlarında baki kalır."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">6001 - Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Abdullah İbnu Amr İbni Harâm, Uhud günü, öldürüldüğü zaman Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana rastladı ve: "Ey Câbir! Allah baban için ne söyledi, sana haber vermiyeyim mi?" buyurdular." Yahyâ'nın rivayetinde ise Resûlullah: "Ey Cabir, seni niye böyle kalben kırık (ve üzüntülü) görüyorum" buyurmuş, Câbir de: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam şehit düştü, geriye bir yığın horanta ve borç bıraktı" demiştir. Aleyhissalâtu vesselâm da:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Sana, Allah'ın babanı karşıladığı şeklin müjdesini vereyim mi?" diye</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">sordu. Câbir: "Evet! Ey Allah'ın Resûlü!"dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselâm açıkladı: "Allah her kimle konuştu ise mutlaka hicab gerisinden konuştuğu halde babana vicâhen konuştu ve: "Ey kulum! Benden ne dilersen dile, dilediğini sana vereyim!" dedi. O da:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ey Rabbim! Beni hir kere daha ihya et, senin yolunda ikinci kere öleyim!" dedi. Rab Teâla Hazretleri de: "Benden daha önce şu hüküm sâdır oldu: "Ölenler artık dünyaya bir daha dönmeyecekler" buyurdular. Baban da:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ey Rabbim, öyleyse (benim durumumu) arkamda kalanlara ulaştır!"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">dedi. Bu talep üzerine şu ayet nazil oldu: "Allah yolunda şehid edilenleri ölü sanma. Onlar Rablerinin katında hayat sahibidirler ve O'nun nimetleriyle rızıklanırlar" (Âl-i İmran 169).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">6002 - Nevvâs İbnu Sem'ân el-Kilâbi anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim. Dedi ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Rahmân'ın iki parmağı arasında olmayan bir kalp yoktur. Allah dilerse onu doğru yola sevkeder, dilerse şaşırtır!"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle dua ederdi:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Ey kalpleri tesbit eden Rabbimiz! Kalplerimizi dinin üzerine tesbit et."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Resûlullah yine derdi ki: "Mizan (terazi) Râhmanın elindedir. Kıyamet'e kadar bazı kavimleri yükseltir, bazı kavimleri de alçaltır."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">6003 - Ebu Sa'idi'I-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">"Allah üç şeye güler (rahmetiyle yönelir): Namaz için teşkil edilen saf, geceleyin namaz kılan adam ve orduda cihad eden adam."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">6004 - Ebu'd-Derda radıyallahu anh Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Allah her an iş başındadır" (Rahman 29) âyeti ile ilgili olarak: "Bir günahın affı, bir sıkıntıyı gidermesi, bir kavmi yükseltip, bir başkalarını alçaltması O'nun işlerindendir" buyurduğunu nakletmiştir."</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 170189, member: 5987"] [SIZE="4"][COLOR="Purple"]İBNU'Z-ZÜBEYR DEVRİ 4787 - Ebu Nevfel anlatıyor: "Abdullah İbnu'z-zübeyr radıyallahu anhümâ'yı (Mekke'deki) Akabetü'l-Medine (denilen yerde) (asılmış) gördüm. Kureyş ve diğer halk onun yanına gelmeye başlamıştı. Derken Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma da geldi. Yanında durdu. "es-Selâmu aleyke ey Ebu Hubeyb!" dedi ve bu selamı üç kere tekrar etti. Sonra sözlerine devamla (üç kere de) "Vallahi seni bu işten men etmiştim (ama beni dinlemedin)" deyip şunları söyledi: "Vallahi, benim biildiğime göre sen, çok oruç tutan, çok namaz kılan, yakınlara çokça yardımcı olan bir kimseydin. Vallahi, en kötüsü sen olan bir ümmet mutlaka en hayırlı bir ümmettir!" Haccâc'a, Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma'nın İbnu'z-Zübeyr karşısındaki tavrı ve söylediği bu sözleri ulaştı. Derhal adam göndererek İbnu'z-Zübeyr'in cesedini asılı olduğu kütükten indirip, yahudilerin kabirlerine attırdı. Sonra annesi Esma Bindu Ebi Bekr radıyallahu anha'ya da bir adam gönderip çağırttı. Fakat kadıncağız gitmekten imtina etti. Haccac ikinci bir elçi gönderdi ve: "Ya bana kendi rızanla gelirsin ya da, sana saç örgülerinden sürüyerek getirecek birisini gönderirim!" dedi. Esmâ yine imtina edip: "Sen, örgülerimden tutup beni sürükleyecek birini gönderinceye kadar vallahi gelmeyeceğim!" dedi. Haccâc: "Bana ayakkabılarımı gösterin!" dedi. Papuçlarını alıp, çalımla koşup Esmâ'nın yanına girdi. "Allah düşmanına ne yaptığımı gördün mü?" dedi. "Ona dünyasını berbat ettiğini, onun da senin ahiretini berbat ettiğini gördüm. Bana ulaştığına göre ona: "Ey iki kuşaklının oğlu!" demişsin. Vallahi iki kuşaklı benim. Onlardan biriyle ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ve Ebu Bekr'in (hicret sırasındaki) yiyeceklerini bağladım. Diğeri de, kadının belinden ayırmadığı kuşağıdır. Şunu ilave edeyim ki, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana: "Sakif'te bir yalancı, bir de zalim var!" demişti. Yalancıyı gördük. Zalime gelince; bunun da ancak sen olacağını zannediyorum!" dedi. Haccac, hiç cevap vermeden yanından ayrıldı." Müslim, Fezailu's-Sahabe 229, (2545) Rezin şu ilavede bulundu: "Haccac (bilahare) demiş ki: "Ben Esma'nın yanına onu üzmek için girmiştim, ama o beni üzdü." HACCÂC 4788 - Zübeyr İbnu Adiy rahimehullah anlatıyor: "Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh'ın yanına girdik. Haccâc'ın bize yaptıklarını şikayet ettik. "Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Resûlunüz aleyhissalâtu vesselâm'dan işittim." Buhari, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 35, (2207). 4789 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sakif'ten bir yalancı, bir de zalim çıkacaktır." Tirmizi, Fiten 44, (2221). 4790 - Hişâm İbnu Hisân rahimehullah anlatıyor: "Haccac'ın hükmen öldürdüğü insanların miktarı sayılmış. 120 bin kişiye ulaştığı görülmüştür." Tirmizi, Fiten 43, (2221). BENÎ MERVAN 4791 - Sa'id İbnu Amr İbni Said İbni'l-As anlatıyor: "Ceddim bana dedi ki: "Ben Ebu Hureyre radıyallahu anh ile beraber Medine mescidinde oturuyordum. Yanımızda Mervan da vardı. Bir ara Ebu Hureyre radıyallahu anh: "Ben, sadık ve masduk olan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle buyurduklarını işittim: "Ümmetimin helâk olması, Kureyş'e mensup (aklı kıt) bir grup çocukcağızların elleriyledir!" Mervan: "Allah onlara lanet etsin!" dedi. Ebu Hureyre der ki: "Eğer ben dileseydim falan falan diye onları teker teker ismen sayardım." Said rahimehullah dedi ki: "Ben, Beni Mervan iktidar olduğu zaman dedemle birlikte Şam'a gittim. Orada onları genç oğlanlar olarak görünce: "Ebu Hureyre radıyallahu anh'ın kastetttiği bunlar olmasın!" ded. Ben de: "Sen daha iyi bilirsin!" dedim." Buhari, Fiten 3, Menakıb 25. 4792 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Bana İslâm telaffuz eden kaç kişi olduğunu sayıverin" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resûlü! Bizim sayımız altı-yediyüze ulaşmış olduğu halde, hakkımızda korku mu taşıyorsunuz?" dedik. "Siz bilemezsiniz, (çokluğunuza rağmen) imtihan olunabilirsiniz!" . Gerçekten öyle (belaya maruz kalıp) imtihan olunduk ki, içimizden namazını gizlice kılanlar oldu." Buhari, Cihad 181; Müslim, İman 235, (149). 4793 - Sahiheyn'de yine Huzeyfe radıyallahu anh'tan gelen bir rivayet şöyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Kıyamet günü, havz-ı kevserime birkısım gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklaştırılacaklar. Ben: "Onlar benim ashabımdır!" diyeceğim. Fakat, "Sen, onların arkandan neler işlediklerini bilmiyorsun!" denilecek." Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297). 4794 - Müseyyeb İbnu Rafi' anlatıyor: "Bera İbnu Azib radıyallahu anhüma'ya rastladım. Kendisine: "Sana ne mutlu! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la sohbet şerefine erdin. O'na (Hudeybiye'de) ağaç altında biat ettin!" demiştim. Bana şu cevapta bulundu: "Ey kardeşimoğlu! Biz ondan sonra ne bid'alar işledik sen bilmezsin." Buhari, Megazi, 35. HARİCİLER 5995 - İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetimden bir grup insan Kur'ân'ı muhakkak surette okuyacak. Ancak bunlar, okun avı süratle delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar." 5996 - Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Cürrâne'de, işlenmemiş altın ve ganimetleri taksim ediyordu. Taksim edilen mal Hz. Bilal'in eteğinde idi. Bir adam: "Ey Muhammed adil ol! Çünkü adalet etmiyorsun!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Yazık sana! Eğer ben de adil olmazsam, benden sonra kim daha âdil olur?" diye mukabele etti. Hz. Ömer, (Resûlullah'ın üzüldüğünü farkederek): "Ey Allah'ın Resülü! Bana müsaade buyurun, şu münafığın kellesini uçurayım!" talebinde bulundu. Aleyhissalâtu vesselâm: "İşte bu adamın mutlaka arkadaşları -veya arkadaşcıkları- var. Bunlar Kur'ân'ı okurlar, ama okudukları gırtlaklarından aşağı geçmez. Bunlar, okun avı delip geçmesi gibi dinden çıkıp giderler!" buyurdular." 5997 - İbnu Ebi Evfa anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hâriciler cehennemin köpekleridir." 5998 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İleride genç bir grup ortaya çıkacak. Bunlar Kur'ân'ı okuyacaklar, ancak, okudukları gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek. Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır." İbnu Ömer der ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır" ibaresini yirmi kereden fazla işittim." (İbnu Ömer, Resûlullah'tan işittiği sözleri şöyle tamamladı:) "Nihayet bu cemaatin sürdürdüğü hile ve aldatma esnasında Deccal çıkacaktır." CEHMİYE 5999 - Ebu Rezîn anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Rabbimiz, sıkıntılı durumunun değişeceği zaman yakın olmasına rağmen kullarının ümitsizliğe düşmesine güldü." Ebu Rezin devamla der ki: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, hiç Rab Teâla güler mi?" "Evet" buyurdular. Ben de: "Öyleyse gülme vasfı bulunan bir Rabb'ten bize hayır eksik olmayacaktır!" dedim." 6000 - Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Cennet ehli nimetler arasında yaşarken onlar için bir nur parlar. Onlar derhal başlarını kaldırırlar. Rab Teâla'yı başlarının üstünde kendilerine yaklaşmış ve: "Ey cennet ehli, sizlere selam olsun!" dediğini görürler." Resûlullah devamla dedi ki: "İşte bu hal, Kur'ân'da zikri geçen: "Rahmet sahibi Rablerinden onlara selam vardır" ( Yasin 58) ayetinin haber verdiği durumdur." Resülullah devamla buyurdular: "Rab Teâla onlara, onlar da Rab Teâla'ya bakarlar. O'na baktıkları müddetçe etraflarındaki cennet nimetlerinden hiçbirine iltifat etmezler. Bu hal onların nazarında Rabb Teâla hicaba bürününceye kadar devam eder. Rabb Teâla hicaba bürünür, fakat Allah'ın nüru ve bereketi cennet ehlinin üzerinde ve makamlarında baki kalır." 6001 - Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Abdullah İbnu Amr İbni Harâm, Uhud günü, öldürüldüğü zaman Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana rastladı ve: "Ey Câbir! Allah baban için ne söyledi, sana haber vermiyeyim mi?" buyurdular." Yahyâ'nın rivayetinde ise Resûlullah: "Ey Cabir, seni niye böyle kalben kırık (ve üzüntülü) görüyorum" buyurmuş, Câbir de: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam şehit düştü, geriye bir yığın horanta ve borç bıraktı" demiştir. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Sana, Allah'ın babanı karşıladığı şeklin müjdesini vereyim mi?" diye sordu. Câbir: "Evet! Ey Allah'ın Resûlü!"dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselâm açıkladı: "Allah her kimle konuştu ise mutlaka hicab gerisinden konuştuğu halde babana vicâhen konuştu ve: "Ey kulum! Benden ne dilersen dile, dilediğini sana vereyim!" dedi. O da: "Ey Rabbim! Beni hir kere daha ihya et, senin yolunda ikinci kere öleyim!" dedi. Rab Teâla Hazretleri de: "Benden daha önce şu hüküm sâdır oldu: "Ölenler artık dünyaya bir daha dönmeyecekler" buyurdular. Baban da: "Ey Rabbim, öyleyse (benim durumumu) arkamda kalanlara ulaştır!" dedi. Bu talep üzerine şu ayet nazil oldu: "Allah yolunda şehid edilenleri ölü sanma. Onlar Rablerinin katında hayat sahibidirler ve O'nun nimetleriyle rızıklanırlar" (Âl-i İmran 169). 6002 - Nevvâs İbnu Sem'ân el-Kilâbi anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim. Dedi ki: "Rahmân'ın iki parmağı arasında olmayan bir kalp yoktur. Allah dilerse onu doğru yola sevkeder, dilerse şaşırtır!" Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle dua ederdi: "Ey kalpleri tesbit eden Rabbimiz! Kalplerimizi dinin üzerine tesbit et." Resûlullah yine derdi ki: "Mizan (terazi) Râhmanın elindedir. Kıyamet'e kadar bazı kavimleri yükseltir, bazı kavimleri de alçaltır." 6003 - Ebu Sa'idi'I-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah üç şeye güler (rahmetiyle yönelir): Namaz için teşkil edilen saf, geceleyin namaz kılan adam ve orduda cihad eden adam." 6004 - Ebu'd-Derda radıyallahu anh Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Allah her an iş başındadır" (Rahman 29) âyeti ile ilgili olarak: "Bir günahın affı, bir sıkıntıyı gidermesi, bir kavmi yükseltip, bir başkalarını alçaltması O'nun işlerindendir" buyurduğunu nakletmiştir."[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Fitneler, Hevalar ve İhtilaflar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst