Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Gazveler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 170302" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">HUNEYN GAZVESİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4258 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Huneyn Gazvesine çıkmayı arzu edince:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Yarınki konaklama yerimiz inşaallah Beni Kinâne Hayfı'dır. Onlar küfür üzerine orada yeminleşmişlerdi" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi 48, Hacc 45, Fedailu'l-Ashab 39, Tevhid 31; Müslim, Hacc 345, (1314).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4259 - Sehl İbnu Hanzaliyye radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la Huneyn günü beraber yürüdük. Öğle sonrası oluncaya kadar yürümeyi uzattık. Öğle namazı(nın vakti) girdi. Derken bir atlı geldi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Allah'ın Resulü! dedi. Ben sizin önünüzden ilerledim. Hatta falan falan dağa çıktım. Bir de ne göreyim! Havazin kabilesi toptan karşımda. Kadınları, develeri, davarları toptan Huneyn'de toplanmışlar" dedi. Aleyhissalatu vesselam tebessüm buyurdu ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"İnşaallah, yarın bunlar müslümanların ganimetidir!" dedi ve sordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bu gece bizi kim bekleyecek?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Enes İbnu Ebi Mersed el-Ganevi atılıp:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ben, ey Allah'ın Resulü!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Öyleyse bin!" buyurdular. Enes atına bindi ve Aleyhissalatu vesselam'ın yanına geldi. O zaman:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Şu geçide yönel, en yüksek yerine kadar çık. (Gece boyu atından inme.) Sakın senin cihetinden geceleyin aldatılmayalım!" tenbihinde bulundu. Sabah olunca Aleyhissalatu vesselam namazgahına geçti. İki rek'at namaz kıldı. Sonra:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Atlıdan bir haberiniz var mı?" diye sordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bir haberimiz yok!" dediler. Namaza duruldu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namaz kılarken geçide doğru (hazan) göz atığyordu. Namazı kılıp selam verince:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Müjde, atlınız geldi!" buyurdu. Biz de geçidin ağaçları arasına baktık. Gerçekten o idi. Geldi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında durdu, (Selam verdi ve<img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ben dedi, gittim bu geçidin en yüksek yerine, Resûlullah'ın emrettiği şekilde vardım. sabah olunca iki geçit daha tırmandım. Baktım kimseyi görmedim!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Gece (attan) indin mi?" diye sordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Namaz veya kazâ-yı hacet dışında inmedim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"(Bu amelinle cenneti kendine) vacib kıldın. Bundan böyle ameli terketmenin sana bir günahı yok. (Bu amelin cennete girmen için kafidir)" buyurdular."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Ebu Davud, Cihad 17, (2501).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4260 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Huneyn gününde, Hevâzin, Gatafan ve diğerleri çocukları ve develeriyle birlikte (savaş yerine) geldiler. O gün Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ordusunda da 10 bin kişi vardı. Mekkeli Tulekâ da Resûlullah'ın safında idi. (Savaş başlar başlamaz) hepsi geri kaçtı. Aleyhissalatu vesselam yalnız kaldı. O gün iki defa nida etti. İkisi arasına bir başka söz karıştırmadı. Şöyle ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Sağ tarafına yönelip: "Ey Ensar cemaati!" diye bağırdı. O taraftakiler:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"buyurun ey Allah'ın Resûlü! Biz seninle beraberiz! Müjde!" dediler. Aleyhissalatu vesselam sonra da soluna döndü:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ensâr cemaati!" diye bağırdı. O taraftakiler de:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Buyur ey Allah'ın Resûlü! Müjde, biz seninleyiz!" dediler. Aleyhissalatu vesselam beyaz bir katırın üstünde idi. Katırdan</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">indi ve: "Ben Allah'ın kulu ve elçisiyim!" dedi. (Müslümanlar toparlanıp mukabil hücuma geçince) müşrikler hezimete uğradı. Aleyhissalatu vesselam çok ganimet elde etti. Onu Muhacirler ve Tuleka arasında taksim etti. Ondan Ensâr'a hiç bir şey vermedi. Bunun üzerine Ensariler radıyallahu anhüm (serzenişte bulunup): "Sıkıntı olunca biz çağırılıyoruz. Ama ganimeti bizden başkasına veriyor!" dediler. Bu sözleri Aleyhissalatu vesselâm'ın kulağına ulaşmıştı, hemen Ensarı topladı.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ensar cemaati! Herkes dünyalıkla dönerken, siz Muhammed aleyhissalatu vesselam'la dönmekten, evinizde onunla beraber olmaktan razı ve memnun değil misiniz?" dedi. Ensar:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Elbette ey Allah'ın Resulü, razıyız, memnunuz!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "İnsanlar bir vadiye yürüseler, Ensar da bir geçide yürüse, ben Ensar'ın geçidinde giderim" buyurdular."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Meğazi 56, Humus 19, Menakıb 14, Menakıbu'l-Ensar 1, Feraiz 34; Müslim, Zekat 135, (1059); Tirmizi, Menakıb, (3897).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4261 - Ebu İshak rahimehullah anlatıyor: "Bir adam Bera İbnu Azib radıyallahu anhüma'ya geldi ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ebu İmare! Huneyn gününde hepiniz geri mi kaçtınız?" diye sordu. Bera: "Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kaçmadığına şehadet ederim! Ancak, askerlerden yükü hafif olan (aceleciler) ile zırh taşımayanlar Hevazin'in bir kanadına yürüdüler. Halbuki buradakiler okçu kimselerdi: Onları çekirge sürüsü gibi hep birden ok yağmuruna tuttular. Bunun üzerine dağalmak zorunda kaldılar. Böylece düşman, Resûlullah'a yöneldi. Aliyhissalatu vesselam'ın katırını Ebu Süfyan İbnu'l- Haris İbni Abdilmuttalib radıyallahu anh yediyorkdu. Aleyhissalatu vesselam katırından indi, dua etti, (Allah'tan) yardım taleb etti. Şöyle diyordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ben Peygamberim yalan değil!</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Ben Abdulmuttalibin Oğluyum!</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Allahım yardımını indir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Sonra askerleri düzene koydu. Bera devamla der ki: "Vallahi, biz savaş kızıştı mı Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sığınırdık. Bizim cesurumuz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la aynı hizada durabilendi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Meğazi, 54, Cihad 52, 61, 97, 167; Müslim, Cihad 79, (1776); Tirmizi, Cihad 15, (1688).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4262 - Seleme İbnu'l-Ekva' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seferde iken yanına bir düşman gözcüsü uğradı. Ashabla konuşmaya oturdu. Sonra birden sıvıştı.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Onu yakalayın ve öldürün!" emir buyurdu. Ben (yakalayıp) öldürdüm. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm seleb'ini bana verdi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Cihad 173; Müslim, Cihad, 45, (1754); Ebu Davud, Cihad 110, (2654).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4263 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "(Annem) Ümmü Süleym, Huneyn savaşı sırasında bir hançer temin etmişti, yanından ayırmıyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (hançeri görünce) sordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ümmü Süleym, şu da ne?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bunu, müşriklerden biri bana yaklaşacak olursa karnına saplamak için temin ettim!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu söz üzerine gülmeye başladı. Ümmü Süleym:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Allah'ın Resûlü, sizinle olup da şu Tulekâ'dan hezimete uğrayan bizim dışımızdakileri öldür!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ümmü Süleym, şurası muhakkak ki Allah bize kâfi geldi ve iyi yaptı" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Müslim, Cihad 134, (1809); Ebu Davud, Cihad 147, (2718).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">EVTAS GAZVESİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4264 - Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Huneyn Gazvesi'nden fariğ olunca, Ebu Amir radıyallahu anh'ı bir askeri birliğin başında Evtas'a gönderdi. Ebu Amir, orada Dureyd İbnu's-Sımme ile karşılaştı. Dureyd öldürüldü. Allah da adamlarını hezimete uğrattı. (O sırada) ben Ebu Amir ile beraberdim. Dizine bir ok atıldı. Yanına gelip:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"bu oku sana kim attı?" diye sordum. Bana bir şahsı işaret ederek (ok atanı) gösterdi. Ona yönelip, yanına vardım. Beni görünce kaçtı. Ben de peşine düştüm.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Utanmıyor musun, durmuyor musun?" diye peşinden bağırmaya başladım. Birden durdu. Karşılıklı olarak bir-iki kılıç salladık. Derken ben onu öldürdüm. Sonra gelip Ebu Amir'e:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Allah seninkinin canını aldı!" dedim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Hele şu oku bir çek!" dedi. Ben oku çektim. (Okun yerinden) su çıktı.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey kardeşimin oğlu, dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a benden selam söyle, benim için Allah'tan mağfiret dileyiversin."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Ebu Amir, birliğin komutanlığını bana devretti. Bir müddet durup sonra vefat etti. Dönünce, durumdan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 'a bilgi verdim. Bir miktar su getirtti, abdest alıp ellerini kaldırdı. Koltuk altlarının beyazlığını gördüm. Sonra şöyle dua etti.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Allahım, Ubeyd Ebu Amir'e mağfiret buyur. Allahım, Kıyamet günü onu, onun derecesini kullarının -veya insanların- birçoğunun derecesinden üstün tut!"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"(Ey Allah'ın Resûlü) benim için de istiğfar ediver!" dedim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Allahım, Abdullah İbnu Kays'ın günahını mağfiret et! Onu, Kıyamet günü iyi bir yere koy!" dedi. Ebu Bürde der ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"O iki duadan biri Ebu Amir içindi, diğeri de Ebu Musa içindi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi 55, Cihad 69, Da'avat 49; Müslim, Fedailü's-Sahabe 165, (2498).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">TAİF GAZVESİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4265 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Taif'i kuşatınca hiç bir netice elde edemedi. Bunun üzerine:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"İnşaallah yarın yolcuyuz (muhasarayı kaldıracağız)" dedi. Bu Ashabın pek ağrına gitti:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Yani, Taif'i fethetmeden gidecek miyiz" -bir rivayette "denecek miyiz"- dediler. Aleyhissalatu vesselam da:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sabahleyin saldırın!" buyurdular. Sabahleyin saldırdılar ve birçokları yaralar aldı. Resulullah tekrar:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Yarın İnşaalllah gideceğiz!" buyurdular. Bu sefer akserler memnun kaldılar. Aleyhissalatu vesselam (onların haline) güldü."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Meğazi 56, Edeb 68, Tevhid 31; Müslim, Cihad 82, (1778).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4266 - Osman İbnu Ebi'l-As radıyallahu anh anlatıyor: "Sakif hey'eti geldiği zaman, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına indiler. Aleyhissalatu vesselam onları mescidde ağırladı, ta ki kalplerini daha bir rikkate getirip müessir olsun.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Onlar (müslüman olup bey'at yapmak için) öşür alınmamasını, cihada çağrılmamalarını ve namazın kendilerine farz kılınmamasını şart koştular. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sizden öşür alınmasın, cihada da çağırılmayın. Ama rükusuz (namazsız) bir dinde hayır yoktur" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Ebu Davud, Harac 26, (3026).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4267 - Vehb İbnu Mürebbih anlatıyor: "Bey'at yaptıkları zaman Sakif'in durumu ne idi?" diye sordum.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sadaka (zekat = vergi) vermemeyi, cihad etmemeyi şart koştular" dedi ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "(Onlar gerçek manada müslüman olunca, kendiliklerinden) zekat da verecekler, cihada da katılacaklar!" dediğini işittiğini söyledi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Ebu Davud, Harac 26, (3025).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">HALİD İBNU VELİD RADIYALLAHU ANH'IN BENİ CEZİME'YE GÖNDERİLMESİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4268 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Halid radıyallahu anh'ı Beni Cezime'ye gönderdi. (Yurdlarına varınca Halid) onları önce İslam'a davet etti. Onlar "müslüman olduk!" demeyi güzel söyleyemediler, "Sâbii olduk, Sâbii olduk!" dediler. Halid de onları öldürmeye, esir etmeye başladı. bizden her bir askere esirini verdi. sonra bir gün geçince, herkese esirini öldürmeyi emretti. Ben:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Vallahi ben esirimi öldürmem! Arkadaşlarımdan da kimse esirini öldürmez!2 dedim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelince, durumu haber verdik. Ellerini kaldırıp:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Allah'ım, Halid'in yaptığından beriyim!" dedi ve bunu iki sefer tekrar etti."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi 58, Ahkam 35; Nesai, Adabu'l-Kudat 16, (8, 237).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">ABDULLAH İBNU HUZÂFE ES-SEHMİ VE ALKAME İBNU MÜCEZZİZ EL-MÜDLİCİ SERİYYESİ (Buna Serriyyetü'l Ensâri de denmiştir.)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4269 - Ali İbnu Ebi Talib radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seriyye gönderdi ve birliğin başına Ensar'dan bir zat koydu ve askerlere komutanlarına itaat etmelerini emretti. (Sefer esnasında komutan, bir meseleden) öfkelenip:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana itaat etmenizi emretmedi mi?" dedi. Hepsi de: "Evet emretti!" dediler.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Öyleyse, dedi, derhal bana odun toplayın!" Hemen otun toplanmıştı. Bu sefer:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ateş atın!" emretti. Ashab (odun yığınına) ateş attı. Komutan:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"İçine girin!" emretti. Girmek üzere ilerlediler. Ancak birbirlerinden tutup:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Biz, ateşten kaçarak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldik (şimdi ateşe girmemiz olur mu?)" diyerek girmediler. Öyle durdular. Ateş söndü. Komutanın da öfkesi geçti, Bu vak'a Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a intikal edince:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Eğer girselerdi, Kıyamet gününe kadar bir daha ondan çıkamazlardı! Allah'a isyanda (kula) itaat yok! Taat ma'ruftadır!" buyurdular."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi, 59, Ahkam, 4, Haberu'l-Vahid 1; Müslim, İmaret 40, (1840); Ebu Davud, Cihad 96, (2625); Nesai, bey'at 34, (7, 159).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">HZ. EBU MUSA VE MUAZ'IN YEMENE GÖNDERİLMESİ (Veda Haccından Önce)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4270 - Ebu Musa Radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Beni ve Muaz radıyallahu anhüma'yı Yemen'e gönderdi ve şu tenbihte bulundu: "İnsanları dine (tatlılıkla) davet edin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Uyumlu olun geçimsiz olmayın."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Biz Yemen'e vardık. Her ikimizin ayrı birer çadırı vardı, çadırlarımızı müstakillen kullanıyorduk. Birbirimize ziyaretlerimiz olur, (birleşirdik. bir seferinde) Mu'az, Ebu Musa radıyallahu anhüma'ya geldi. Ebu Musa, çadırının önünde oturuyordu. Yanında (zincire vurulmuş), öldürmek istediği bir yahudi duruyordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ebu Musa, nedir bu manzara (ne oluyor?) " dedim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bu bir yahudidir, müslüman olmuştu, tekrar yahudiliğe döndü" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sen onu öldürmeyince oturmayacağım!" dedim. Kalkıp öldürdü. Sonra oturup konuşmaya başladılar. Muaz radıyallahu anh:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ebu Musa, Kar'an'ı nasıl okuyorsun?" diye sordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Yatağımın üzerinde, namazımda, bineğimde zaman zaman (fırsat buldukça) parça parça okuyorum!" dedi. Sonra Ebu Musa, Muaz'a:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ya sen nasıl okuyorsun?" diye sordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bunu sana bildireceğim: Ben uyurum, sonra kalkar Kur'an'dan okurum. Böylece uyanıkken ümid ettiğim sevabı uykumda da kazanacağımı ümid ederim" diye cevap verdi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi, 60, İcare 8, İstitabe 2, Ahkam 7, 12; Müslim, Cihad 7, (1733), Eşribe 71; Ebu Davud, Hudud 1, (4354, 4355, 4356, 4357); Nesai, Taharet 4, (1, 10).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">ALİ İBNU EBİ TALİB VE HALİD İBNU VELİD'İN YEMEN'E GÖNDERİLMESİ (Veda Haccından önce)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4271 - Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ali radıyallahu anh'ı humusu (ganimetin beşte birini) almak üzere Halid'e gönderdi. Halid radıyallahu anh, humusu ona verdi. ali, ondan (kendine) bir cariye seçti. Ali, geceleyin gusül yapmış olarak sabahha erdi. Ali'ye kızmıştım. Halid radıyallahu anh'a:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Şunu görmüyor musun?" diye söylendim. Sonra da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelince durumu anlattım.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Büreyde! buyurdular, sen Ali'ye kızıyor musun?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Evet!" dedim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Kızma! buyurdular, zira onun humustaki hissesi aldığından fazladır." (Ondan sonra Ali en çok sevdiğim insan oldu.)"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi, 61.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">ZÜ'L-HALASA GAZVESİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4272 - Cerir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bana: "Beni, Zü'l-Halasa'dan kurtarmaz mısın?" buyurdu. Bu, Has'am'da bir bina idi. el-Kabetu'l Yemâniyye denmekte idi. Ahmes kabilesinden yüzelli atlı ile oraya vardım. Ahmesliler at besleyen insanlardı. Ben ise at üzerinde duramıyordum. (Durumu Resulullah'a söyledim.) Aleyhissalatu vesselam göğsüme vurdu; öyle ki, parmaklarının izini göğsümün üzerinde gördüm. Sonra:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Allah'ım, Cerir'i (atının üstünde) sabit kıl, onu hidayete ermiş ve hidayet edici kıl!" buyurdu. Ben gittim, onu kırdım ve yaktım."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi 62, Cihad 154, 162, Menakıbu'l-Ensar 21, Edeb 68, Da'avad, 19; Müslim, Fadailu's-Sahabe 137; Ebu Davud, Cihad 172, (2772).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">ZATÜ'S-SELASİL GAZVESİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4273 - Ebu Osman en-Nehdi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Amr İbnu'l-As radıyallahu anh'ı Zatu's-Selasil ordusunun başında göndermişti.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Amr İbnu'l-As der ki: "(Ya Resulullah) sana en sevgili insan kimdir?" dedim. "Aişe'dir!" buyurdular. Ben tekrar sordum:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Erkeklerden kim?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Onun babasıdır!" buyurdular. Ben bir kere daha sorayım dedim:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sonra kim?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ömer" buyurdular ve bazı erkek saydılar. Beni en sona atacak korkusuyla sükut edip başka sormadım."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi 63, Fedailu'l-Ashab 5; Müslim, Fedailu'l-Ashab 8, (2384).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">TEBÜK GAZVESİ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4274 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Ashabım, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a usre (darlık) ordusu, yani Tebük Gazvesi sırasında yüklerini koyacakları deve hakkında sormam için beni gönderdiler.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Yanına vardığımda meğer öfkeliymiş de ben hissedememişim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Allah'ın Resulü, dedim, arkadaşlarım size, beni gönderdiler, kendilerine yük devesi vermenizi istiyorlar."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Vallahi ben onlara hiçbir yük devesi veremem!" buyurdular. Ayrıldım, ama üzgündüm, hem yük devesi verilmeyişine, hem de bana kızmış olabileceği korkusuyla üzgündüm. Arkadaşlarımın yanına varıp Aliyhissalatu vesselam'ın söylediğini kendilerine haber verdim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Sonra Resulullah bana birini (Bilal'i) göndererek beni çağırdı ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Şu çifti, şu çifti, şu çifti al! Bunları arkadaşlarına götür. Ve de ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Allah -veya Resûlullah- sizi bunlarla taşıyacak, bunlara binin" dedi. Ben onları arkadaşlarıma götürdüm ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Resûlullah sizleri bunlarla taşıyacak. Lakin, vallahi sizden biri, sizin için ilk istediğim zaman, Resûlullah'ın söylediğini ve vermen dediğini duyan birine gitmedikçe yakanızı bırakmam" dedim. Arkadaşlarım:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Vallahi sen yanımızda (müttehem değilsin), doğru söylediğine inanıyoruz. Ama sen yine de dilediğini yap!" dediler. Ebu Musa, onlardan bir grupla gitti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın önce söylemiş olduğu sözü işitenlere vardılar. Bunlar Ebu Musa'nın kendilerine söylediği şeyleri aynen söylediler."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Megazi 78, 74, Humus 15, Zebaih 26, Eyman 1, 4, 18, Kefaret 9, 10, Tevhid 56; Müslim, Eyman 8, (1649).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4275 - Vasile İbnu'l-Eska' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Tebuk Gazvesine katılmak için çağrıda bulundu. Ben hemen ehlime gittim. Gazveye gitmeye yöneldim. Resulullah'ın ashabının ilk kısmı yola çıkmıştı bile. Medine'de seslenmeye başladım:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"(Ganimetten gelecek) hissesi taşıyana olacak bir kimseyi (devesiyle) taşıyacak bir kimse yok mu?" diyordum. Ensar'dan yaşlı bir zat:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Kendisini münavebe ili bindirmem ve yiyeceğini de vermem karşılığında (savaştan elde edeceği) hissesi bize olmak kaydıyla götürürüm!" dedi. Ben:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Anlaştık!" dedim. Ensari:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Öyleyse Allah'ın bereketi üzere yürü!" dedi. Böylece en hayırlı bir arkadaşla yola çıktım. Allah ganimet de nasib etti, hisseme bir miktar deve isabet etti. Bunları sürüp, (beni devesine alan Ensariye) getirdim. Adam çıkıp devesinin havıdındaki çullardan biri üzerine oturdu, ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bu develeri sen geri sür!" dedi. Sonra tekrar:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sen bu develeri ileri sür. (bana getirme)!" dedi ve ilave etti: "Ben senin bu develerini değerli görüyorum" dedi. Vasile de:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bu başlangıçta anlaştığımız şarta göre senin ganimetin!" dedim. Ama Ensari:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey kardeşimin oğlu, ganimetini al. Ben senin bu maddi payını istememiştim (sevaba, manevi kazanca iştirak etmeyi düşünmüştüm)" dedi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Ebu Davud, Cihad 123, (2676).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 170302, member: 5987"] [SIZE="4"][COLOR="Black"]HUNEYN GAZVESİ 4258 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Huneyn Gazvesine çıkmayı arzu edince: "Yarınki konaklama yerimiz inşaallah Beni Kinâne Hayfı'dır. Onlar küfür üzerine orada yeminleşmişlerdi" buyurdu." Buhari, Megazi 48, Hacc 45, Fedailu'l-Ashab 39, Tevhid 31; Müslim, Hacc 345, (1314). 4259 - Sehl İbnu Hanzaliyye radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la Huneyn günü beraber yürüdük. Öğle sonrası oluncaya kadar yürümeyi uzattık. Öğle namazı(nın vakti) girdi. Derken bir atlı geldi. "Ey Allah'ın Resulü! dedi. Ben sizin önünüzden ilerledim. Hatta falan falan dağa çıktım. Bir de ne göreyim! Havazin kabilesi toptan karşımda. Kadınları, develeri, davarları toptan Huneyn'de toplanmışlar" dedi. Aleyhissalatu vesselam tebessüm buyurdu ve: "İnşaallah, yarın bunlar müslümanların ganimetidir!" dedi ve sordu: "Bu gece bizi kim bekleyecek?" Enes İbnu Ebi Mersed el-Ganevi atılıp: "Ben, ey Allah'ın Resulü!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Öyleyse bin!" buyurdular. Enes atına bindi ve Aleyhissalatu vesselam'ın yanına geldi. O zaman: "Şu geçide yönel, en yüksek yerine kadar çık. (Gece boyu atından inme.) Sakın senin cihetinden geceleyin aldatılmayalım!" tenbihinde bulundu. Sabah olunca Aleyhissalatu vesselam namazgahına geçti. İki rek'at namaz kıldı. Sonra: "Atlıdan bir haberiniz var mı?" diye sordu. "Bir haberimiz yok!" dediler. Namaza duruldu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namaz kılarken geçide doğru (hazan) göz atığyordu. Namazı kılıp selam verince: "Müjde, atlınız geldi!" buyurdu. Biz de geçidin ağaçları arasına baktık. Gerçekten o idi. Geldi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında durdu, (Selam verdi ve:) "Ben dedi, gittim bu geçidin en yüksek yerine, Resûlullah'ın emrettiği şekilde vardım. sabah olunca iki geçit daha tırmandım. Baktım kimseyi görmedim!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona: "Gece (attan) indin mi?" diye sordu. "Namaz veya kazâ-yı hacet dışında inmedim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "(Bu amelinle cenneti kendine) vacib kıldın. Bundan böyle ameli terketmenin sana bir günahı yok. (Bu amelin cennete girmen için kafidir)" buyurdular." Ebu Davud, Cihad 17, (2501). 4260 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Huneyn gününde, Hevâzin, Gatafan ve diğerleri çocukları ve develeriyle birlikte (savaş yerine) geldiler. O gün Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ordusunda da 10 bin kişi vardı. Mekkeli Tulekâ da Resûlullah'ın safında idi. (Savaş başlar başlamaz) hepsi geri kaçtı. Aleyhissalatu vesselam yalnız kaldı. O gün iki defa nida etti. İkisi arasına bir başka söz karıştırmadı. Şöyle ki: Sağ tarafına yönelip: "Ey Ensar cemaati!" diye bağırdı. O taraftakiler: "buyurun ey Allah'ın Resûlü! Biz seninle beraberiz! Müjde!" dediler. Aleyhissalatu vesselam sonra da soluna döndü: "Ey Ensâr cemaati!" diye bağırdı. O taraftakiler de: "Buyur ey Allah'ın Resûlü! Müjde, biz seninleyiz!" dediler. Aleyhissalatu vesselam beyaz bir katırın üstünde idi. Katırdan indi ve: "Ben Allah'ın kulu ve elçisiyim!" dedi. (Müslümanlar toparlanıp mukabil hücuma geçince) müşrikler hezimete uğradı. Aleyhissalatu vesselam çok ganimet elde etti. Onu Muhacirler ve Tuleka arasında taksim etti. Ondan Ensâr'a hiç bir şey vermedi. Bunun üzerine Ensariler radıyallahu anhüm (serzenişte bulunup): "Sıkıntı olunca biz çağırılıyoruz. Ama ganimeti bizden başkasına veriyor!" dediler. Bu sözleri Aleyhissalatu vesselâm'ın kulağına ulaşmıştı, hemen Ensarı topladı. "Ey Ensar cemaati! Herkes dünyalıkla dönerken, siz Muhammed aleyhissalatu vesselam'la dönmekten, evinizde onunla beraber olmaktan razı ve memnun değil misiniz?" dedi. Ensar: "Elbette ey Allah'ın Resulü, razıyız, memnunuz!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "İnsanlar bir vadiye yürüseler, Ensar da bir geçide yürüse, ben Ensar'ın geçidinde giderim" buyurdular." Buhari, Meğazi 56, Humus 19, Menakıb 14, Menakıbu'l-Ensar 1, Feraiz 34; Müslim, Zekat 135, (1059); Tirmizi, Menakıb, (3897). 4261 - Ebu İshak rahimehullah anlatıyor: "Bir adam Bera İbnu Azib radıyallahu anhüma'ya geldi ve: "Ey Ebu İmare! Huneyn gününde hepiniz geri mi kaçtınız?" diye sordu. Bera: "Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kaçmadığına şehadet ederim! Ancak, askerlerden yükü hafif olan (aceleciler) ile zırh taşımayanlar Hevazin'in bir kanadına yürüdüler. Halbuki buradakiler okçu kimselerdi: Onları çekirge sürüsü gibi hep birden ok yağmuruna tuttular. Bunun üzerine dağalmak zorunda kaldılar. Böylece düşman, Resûlullah'a yöneldi. Aliyhissalatu vesselam'ın katırını Ebu Süfyan İbnu'l- Haris İbni Abdilmuttalib radıyallahu anh yediyorkdu. Aleyhissalatu vesselam katırından indi, dua etti, (Allah'tan) yardım taleb etti. Şöyle diyordu: "Ben Peygamberim yalan değil! Ben Abdulmuttalibin Oğluyum! Allahım yardımını indir." Sonra askerleri düzene koydu. Bera devamla der ki: "Vallahi, biz savaş kızıştı mı Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sığınırdık. Bizim cesurumuz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la aynı hizada durabilendi." Buhari, Meğazi, 54, Cihad 52, 61, 97, 167; Müslim, Cihad 79, (1776); Tirmizi, Cihad 15, (1688). 4262 - Seleme İbnu'l-Ekva' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seferde iken yanına bir düşman gözcüsü uğradı. Ashabla konuşmaya oturdu. Sonra birden sıvıştı.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Onu yakalayın ve öldürün!" emir buyurdu. Ben (yakalayıp) öldürdüm. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm seleb'ini bana verdi." Buhari, Cihad 173; Müslim, Cihad, 45, (1754); Ebu Davud, Cihad 110, (2654). 4263 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "(Annem) Ümmü Süleym, Huneyn savaşı sırasında bir hançer temin etmişti, yanından ayırmıyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (hançeri görünce) sordu: "Ey Ümmü Süleym, şu da ne?" "Bunu, müşriklerden biri bana yaklaşacak olursa karnına saplamak için temin ettim!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu söz üzerine gülmeye başladı. Ümmü Süleym: "Ey Allah'ın Resûlü, sizinle olup da şu Tulekâ'dan hezimete uğrayan bizim dışımızdakileri öldür!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Ey Ümmü Süleym, şurası muhakkak ki Allah bize kâfi geldi ve iyi yaptı" buyurdu." Müslim, Cihad 134, (1809); Ebu Davud, Cihad 147, (2718). EVTAS GAZVESİ 4264 - Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Huneyn Gazvesi'nden fariğ olunca, Ebu Amir radıyallahu anh'ı bir askeri birliğin başında Evtas'a gönderdi. Ebu Amir, orada Dureyd İbnu's-Sımme ile karşılaştı. Dureyd öldürüldü. Allah da adamlarını hezimete uğrattı. (O sırada) ben Ebu Amir ile beraberdim. Dizine bir ok atıldı. Yanına gelip: "bu oku sana kim attı?" diye sordum. Bana bir şahsı işaret ederek (ok atanı) gösterdi. Ona yönelip, yanına vardım. Beni görünce kaçtı. Ben de peşine düştüm. "Utanmıyor musun, durmuyor musun?" diye peşinden bağırmaya başladım. Birden durdu. Karşılıklı olarak bir-iki kılıç salladık. Derken ben onu öldürdüm. Sonra gelip Ebu Amir'e: "Allah seninkinin canını aldı!" dedim. "Hele şu oku bir çek!" dedi. Ben oku çektim. (Okun yerinden) su çıktı. "Ey kardeşimin oğlu, dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a benden selam söyle, benim için Allah'tan mağfiret dileyiversin." Ebu Amir, birliğin komutanlığını bana devretti. Bir müddet durup sonra vefat etti. Dönünce, durumdan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 'a bilgi verdim. Bir miktar su getirtti, abdest alıp ellerini kaldırdı. Koltuk altlarının beyazlığını gördüm. Sonra şöyle dua etti. "Allahım, Ubeyd Ebu Amir'e mağfiret buyur. Allahım, Kıyamet günü onu, onun derecesini kullarının -veya insanların- birçoğunun derecesinden üstün tut!" "(Ey Allah'ın Resûlü) benim için de istiğfar ediver!" dedim. "Allahım, Abdullah İbnu Kays'ın günahını mağfiret et! Onu, Kıyamet günü iyi bir yere koy!" dedi. Ebu Bürde der ki: "O iki duadan biri Ebu Amir içindi, diğeri de Ebu Musa içindi." Buhari, Megazi 55, Cihad 69, Da'avat 49; Müslim, Fedailü's-Sahabe 165, (2498). TAİF GAZVESİ 4265 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Taif'i kuşatınca hiç bir netice elde edemedi. Bunun üzerine: "İnşaallah yarın yolcuyuz (muhasarayı kaldıracağız)" dedi. Bu Ashabın pek ağrına gitti: "Yani, Taif'i fethetmeden gidecek miyiz" -bir rivayette "denecek miyiz"- dediler. Aleyhissalatu vesselam da: "Sabahleyin saldırın!" buyurdular. Sabahleyin saldırdılar ve birçokları yaralar aldı. Resulullah tekrar: "Yarın İnşaalllah gideceğiz!" buyurdular. Bu sefer akserler memnun kaldılar. Aleyhissalatu vesselam (onların haline) güldü." Buhari, Meğazi 56, Edeb 68, Tevhid 31; Müslim, Cihad 82, (1778). 4266 - Osman İbnu Ebi'l-As radıyallahu anh anlatıyor: "Sakif hey'eti geldiği zaman, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına indiler. Aleyhissalatu vesselam onları mescidde ağırladı, ta ki kalplerini daha bir rikkate getirip müessir olsun. Onlar (müslüman olup bey'at yapmak için) öşür alınmamasını, cihada çağrılmamalarını ve namazın kendilerine farz kılınmamasını şart koştular. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Sizden öşür alınmasın, cihada da çağırılmayın. Ama rükusuz (namazsız) bir dinde hayır yoktur" buyurdu." Ebu Davud, Harac 26, (3026). 4267 - Vehb İbnu Mürebbih anlatıyor: "Bey'at yaptıkları zaman Sakif'in durumu ne idi?" diye sordum. "Sadaka (zekat = vergi) vermemeyi, cihad etmemeyi şart koştular" dedi ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "(Onlar gerçek manada müslüman olunca, kendiliklerinden) zekat da verecekler, cihada da katılacaklar!" dediğini işittiğini söyledi." Ebu Davud, Harac 26, (3025). HALİD İBNU VELİD RADIYALLAHU ANH'IN BENİ CEZİME'YE GÖNDERİLMESİ 4268 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Halid radıyallahu anh'ı Beni Cezime'ye gönderdi. (Yurdlarına varınca Halid) onları önce İslam'a davet etti. Onlar "müslüman olduk!" demeyi güzel söyleyemediler, "Sâbii olduk, Sâbii olduk!" dediler. Halid de onları öldürmeye, esir etmeye başladı. bizden her bir askere esirini verdi. sonra bir gün geçince, herkese esirini öldürmeyi emretti. Ben: "Vallahi ben esirimi öldürmem! Arkadaşlarımdan da kimse esirini öldürmez!2 dedim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelince, durumu haber verdik. Ellerini kaldırıp: "Allah'ım, Halid'in yaptığından beriyim!" dedi ve bunu iki sefer tekrar etti." Buhari, Megazi 58, Ahkam 35; Nesai, Adabu'l-Kudat 16, (8, 237). ABDULLAH İBNU HUZÂFE ES-SEHMİ VE ALKAME İBNU MÜCEZZİZ EL-MÜDLİCİ SERİYYESİ (Buna Serriyyetü'l Ensâri de denmiştir.) 4269 - Ali İbnu Ebi Talib radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seriyye gönderdi ve birliğin başına Ensar'dan bir zat koydu ve askerlere komutanlarına itaat etmelerini emretti. (Sefer esnasında komutan, bir meseleden) öfkelenip: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana itaat etmenizi emretmedi mi?" dedi. Hepsi de: "Evet emretti!" dediler. "Öyleyse, dedi, derhal bana odun toplayın!" Hemen otun toplanmıştı. Bu sefer: "Ateş atın!" emretti. Ashab (odun yığınına) ateş attı. Komutan: "İçine girin!" emretti. Girmek üzere ilerlediler. Ancak birbirlerinden tutup: "Biz, ateşten kaçarak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldik (şimdi ateşe girmemiz olur mu?)" diyerek girmediler. Öyle durdular. Ateş söndü. Komutanın da öfkesi geçti, Bu vak'a Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a intikal edince: "Eğer girselerdi, Kıyamet gününe kadar bir daha ondan çıkamazlardı! Allah'a isyanda (kula) itaat yok! Taat ma'ruftadır!" buyurdular." Buhari, Megazi, 59, Ahkam, 4, Haberu'l-Vahid 1; Müslim, İmaret 40, (1840); Ebu Davud, Cihad 96, (2625); Nesai, bey'at 34, (7, 159). HZ. EBU MUSA VE MUAZ'IN YEMENE GÖNDERİLMESİ (Veda Haccından Önce) 4270 - Ebu Musa Radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Beni ve Muaz radıyallahu anhüma'yı Yemen'e gönderdi ve şu tenbihte bulundu: "İnsanları dine (tatlılıkla) davet edin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Uyumlu olun geçimsiz olmayın." Biz Yemen'e vardık. Her ikimizin ayrı birer çadırı vardı, çadırlarımızı müstakillen kullanıyorduk. Birbirimize ziyaretlerimiz olur, (birleşirdik. bir seferinde) Mu'az, Ebu Musa radıyallahu anhüma'ya geldi. Ebu Musa, çadırının önünde oturuyordu. Yanında (zincire vurulmuş), öldürmek istediği bir yahudi duruyordu. "Ey Ebu Musa, nedir bu manzara (ne oluyor?) " dedim. "Bu bir yahudidir, müslüman olmuştu, tekrar yahudiliğe döndü" dedi. "Sen onu öldürmeyince oturmayacağım!" dedim. Kalkıp öldürdü. Sonra oturup konuşmaya başladılar. Muaz radıyallahu anh: "Ey Ebu Musa, Kar'an'ı nasıl okuyorsun?" diye sordu. "Yatağımın üzerinde, namazımda, bineğimde zaman zaman (fırsat buldukça) parça parça okuyorum!" dedi. Sonra Ebu Musa, Muaz'a: "Ya sen nasıl okuyorsun?" diye sordu. "Bunu sana bildireceğim: Ben uyurum, sonra kalkar Kur'an'dan okurum. Böylece uyanıkken ümid ettiğim sevabı uykumda da kazanacağımı ümid ederim" diye cevap verdi." Buhari, Megazi, 60, İcare 8, İstitabe 2, Ahkam 7, 12; Müslim, Cihad 7, (1733), Eşribe 71; Ebu Davud, Hudud 1, (4354, 4355, 4356, 4357); Nesai, Taharet 4, (1, 10). ALİ İBNU EBİ TALİB VE HALİD İBNU VELİD'İN YEMEN'E GÖNDERİLMESİ (Veda Haccından önce) 4271 - Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ali radıyallahu anh'ı humusu (ganimetin beşte birini) almak üzere Halid'e gönderdi. Halid radıyallahu anh, humusu ona verdi. ali, ondan (kendine) bir cariye seçti. Ali, geceleyin gusül yapmış olarak sabahha erdi. Ali'ye kızmıştım. Halid radıyallahu anh'a: "Şunu görmüyor musun?" diye söylendim. Sonra da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelince durumu anlattım. "Ey Büreyde! buyurdular, sen Ali'ye kızıyor musun?" "Evet!" dedim. "Kızma! buyurdular, zira onun humustaki hissesi aldığından fazladır." (Ondan sonra Ali en çok sevdiğim insan oldu.)" Buhari, Megazi, 61. ZÜ'L-HALASA GAZVESİ 4272 - Cerir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bana: "Beni, Zü'l-Halasa'dan kurtarmaz mısın?" buyurdu. Bu, Has'am'da bir bina idi. el-Kabetu'l Yemâniyye denmekte idi. Ahmes kabilesinden yüzelli atlı ile oraya vardım. Ahmesliler at besleyen insanlardı. Ben ise at üzerinde duramıyordum. (Durumu Resulullah'a söyledim.) Aleyhissalatu vesselam göğsüme vurdu; öyle ki, parmaklarının izini göğsümün üzerinde gördüm. Sonra: "Allah'ım, Cerir'i (atının üstünde) sabit kıl, onu hidayete ermiş ve hidayet edici kıl!" buyurdu. Ben gittim, onu kırdım ve yaktım." Buhari, Megazi 62, Cihad 154, 162, Menakıbu'l-Ensar 21, Edeb 68, Da'avad, 19; Müslim, Fadailu's-Sahabe 137; Ebu Davud, Cihad 172, (2772). ZATÜ'S-SELASİL GAZVESİ 4273 - Ebu Osman en-Nehdi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Amr İbnu'l-As radıyallahu anh'ı Zatu's-Selasil ordusunun başında göndermişti. Amr İbnu'l-As der ki: "(Ya Resulullah) sana en sevgili insan kimdir?" dedim. "Aişe'dir!" buyurdular. Ben tekrar sordum: "Erkeklerden kim?" "Onun babasıdır!" buyurdular. Ben bir kere daha sorayım dedim: "Sonra kim?" "Ömer" buyurdular ve bazı erkek saydılar. Beni en sona atacak korkusuyla sükut edip başka sormadım." Buhari, Megazi 63, Fedailu'l-Ashab 5; Müslim, Fedailu'l-Ashab 8, (2384). TEBÜK GAZVESİ 4274 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Ashabım, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a usre (darlık) ordusu, yani Tebük Gazvesi sırasında yüklerini koyacakları deve hakkında sormam için beni gönderdiler. Yanına vardığımda meğer öfkeliymiş de ben hissedememişim. "Ey Allah'ın Resulü, dedim, arkadaşlarım size, beni gönderdiler, kendilerine yük devesi vermenizi istiyorlar." "Vallahi ben onlara hiçbir yük devesi veremem!" buyurdular. Ayrıldım, ama üzgündüm, hem yük devesi verilmeyişine, hem de bana kızmış olabileceği korkusuyla üzgündüm. Arkadaşlarımın yanına varıp Aliyhissalatu vesselam'ın söylediğini kendilerine haber verdim. Sonra Resulullah bana birini (Bilal'i) göndererek beni çağırdı ve: "Şu çifti, şu çifti, şu çifti al! Bunları arkadaşlarına götür. Ve de ki: "Allah -veya Resûlullah- sizi bunlarla taşıyacak, bunlara binin" dedi. Ben onları arkadaşlarıma götürdüm ve: "Resûlullah sizleri bunlarla taşıyacak. Lakin, vallahi sizden biri, sizin için ilk istediğim zaman, Resûlullah'ın söylediğini ve vermen dediğini duyan birine gitmedikçe yakanızı bırakmam" dedim. Arkadaşlarım: "Vallahi sen yanımızda (müttehem değilsin), doğru söylediğine inanıyoruz. Ama sen yine de dilediğini yap!" dediler. Ebu Musa, onlardan bir grupla gitti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın önce söylemiş olduğu sözü işitenlere vardılar. Bunlar Ebu Musa'nın kendilerine söylediği şeyleri aynen söylediler." Buhari, Megazi 78, 74, Humus 15, Zebaih 26, Eyman 1, 4, 18, Kefaret 9, 10, Tevhid 56; Müslim, Eyman 8, (1649). 4275 - Vasile İbnu'l-Eska' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Tebuk Gazvesine katılmak için çağrıda bulundu. Ben hemen ehlime gittim. Gazveye gitmeye yöneldim. Resulullah'ın ashabının ilk kısmı yola çıkmıştı bile. Medine'de seslenmeye başladım: "(Ganimetten gelecek) hissesi taşıyana olacak bir kimseyi (devesiyle) taşıyacak bir kimse yok mu?" diyordum. Ensar'dan yaşlı bir zat: "Kendisini münavebe ili bindirmem ve yiyeceğini de vermem karşılığında (savaştan elde edeceği) hissesi bize olmak kaydıyla götürürüm!" dedi. Ben: "Anlaştık!" dedim. Ensari: "Öyleyse Allah'ın bereketi üzere yürü!" dedi. Böylece en hayırlı bir arkadaşla yola çıktım. Allah ganimet de nasib etti, hisseme bir miktar deve isabet etti. Bunları sürüp, (beni devesine alan Ensariye) getirdim. Adam çıkıp devesinin havıdındaki çullardan biri üzerine oturdu, ve: "Bu develeri sen geri sür!" dedi. Sonra tekrar: "Sen bu develeri ileri sür. (bana getirme)!" dedi ve ilave etti: "Ben senin bu develerini değerli görüyorum" dedi. Vasile de: "Bu başlangıçta anlaştığımız şarta göre senin ganimetin!" dedim. Ama Ensari: "Ey kardeşimin oğlu, ganimetini al. Ben senin bu maddi payını istememiştim (sevaba, manevi kazanca iştirak etmeyi düşünmüştüm)" dedi." Ebu Davud, Cihad 123, (2676).[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb-ü sitte- Gazveler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst