Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Kasame
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 170674" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">KASÂME</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4950 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Cahiliye devrinde görülen ilk kasâme hadisesi, biz, Beni Hâşim içinde cereyan etmişti. Beni Hâşim'dan (Amr İbnu Alkame İbni'l-Muttalib İbni Abdi Menâf adında) bir erkeği, Kureyş'in bir başka koluna mensup (Hıdâş İbnu Abdillah İbni Ebi Kays el-Amiri adında) bir adam ücretle tutmuştu. (Amr) develerle birlikte (Hıdâş'la) yola çıktı. Beni Haşim'den bir kimse ona uğradı. Bu adamın deri çuvallarının ipi kopmuştu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bana yardım et, ip ver de şu çuvallarıma bağlayayım, develer ürkmesin!" dedi, o da ona bir ip verdi ve onunla çuvalları bağladı. Konakladıkları vakit bir tanesi hariç bütün develer bağlandı. Onu ücretle tutan patron:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bu deve niye bağlanmadı?" diye sordu. Öbürü: "Bunu bağlayacak ip yok!" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Pekiyi onun bağı nerede?" diye sordu ve efendi hizmetçiye bir sopa fırlattı. Meğerse onun eceli bu değnekte imiş. (Adam yaralanır, fakat daha ölmeden) Yemenli bir zâz kendisine uğrar. Yemenliye sorar:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sen hacc mevsiminde Mekke'de hazır bulunur musun?"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Adam: "Bazan bulunurum, bazan bulunmam" der. Yaralı ona:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Benim için bir elçilik yapar mısın?" diye ilave eder. Adam:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Evet yapar (istediğinizi duyururum)" der. Yaralı:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Sen hacc mevsiminde hazır bulunduğun zaman: "Ey Kureyşliler!"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">diye bağır. Sana "Buyur!" ettikleri vakit: "Ey Hâşimoğulları!" de.! Onlar: "Buyur!" edince Ebu Tâlib'i sor. Ona: "Benni falancanın bir ip sebebiyle öldürdüğünü haber ver!" der.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Bunu söyledikten sonra o işçi vefat eder.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Onu ücretle tutan patron, (Mekke'ye) dönünce Ebu Talib yanına gelerek (öleni) sorup: "Arkadaşınıza ne oldu?" der. O da:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Hastalandı, (tedavisi için) elimizden geleni yaptık. (Ama maalesef) öldü, defin işini de ben üzerime aldım!" diye cevap verir. Ebu Talib:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"O, senin bu alâkanı hak etmişti" der. Aradan bir müddet geçer.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Sonra ölen ücretlinin vasiyette bulunduğu Yemenli zât hacc mevsiminde gelir ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Kureyşliler!" diye seslenir. (Kureyşliler toplanıp):</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"İşte biz Kureyşlileriz!" derler. Bu sefer adam:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Hâşimoğulları!" der. Onlar:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"İşte biz Benî Hâşimiz!" derler. Adam bu sefer de:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ebu Tâlib!" der. Kendisine: "İşte şu Ebu Tâlib'tir!" derler. Adam:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bana falan kimse, size bir elçilik (yapmamı, bir haber) tebliğ etmemi söylemişti. O da şu: Onu falan kimse bir ip yüzünden öldürmüş" der. Bunun üzerine Ebu Tâlib ona gidip:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Bizden üç şeyden birini seç: İstersen yüz deve öde, zira sen bizim adamımızı öldürdün. (Bu iddiamızı inkar edecek olursan), dilersen, kavminden elli kişi senin öldürmediğine dair yemin etsinler. Bunlara itiraz edecek olursan, biz de seni onun sebebiyle öldüreceğiz.!" der. Adam kavmine gelip durumu haber verir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Yemin edelim!" derler. Onlardan bir erkeğe nikâhlı olup, doğum da yapmış olan Benî Haşimli bir kadın gelip:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ebu Tâlib! Benim şu oğlumu o elli kişiden bir adam yerine tutmanı, fakat ona, (yeminlerinin yaptırıldığı Ka'be rüknü ile</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Makam-ı İbrahim arasında) yemin ettirilmemesini talep ediyorum!" der. Ebu Talib bu kadının dilediği şekilde hareket eder. Derken onlardan bir başka adam gelir ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Ebu Talib! Sen yüz deveye bedel elli kişinin yemin etmesini diledin. Bu durumda her adama iki deve düşüyor. al şu iki deveyi benim hesabıma kabul et, yeminlerin yapıldığı yerde bana yemin ettirme!" der. ebu Tâlib bu iki deveyi kabul eder. Kırksekiz kişi de gelip yemin ederler.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">İbnu Abbas radıyallahu anhüma der ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Nefsimi kudret eliyle tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, yeminleri üzerinden bir yıl geçmeden o kırksekiz kişiden hiçbir kımıldayan göz kalmadı (hepsi helâk oldu)."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Menakıbu'l-Ensâr 26; Nesai, Kasame 1, (8, 2-4).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4951 - Ebu Seleme İbnu Abdirrahman ve Süleyman İbnu Yesar, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın bir sahabisinden naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kasâmeyi cahiliye devrindeki şekliyle takrir edip kabul etti. Hatta, Hayber yahudileri aleyhine dava ettikleri bir ölü için Ensârdan bir kısım insanlar arasında kasâmeye hükmetti."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Müslim, Kasame 8, (1670); Nesai, Kasame 2, (8, 5).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4952 - Seh! İbnu Ebi Hasme anlatıyor: "Abdullah İbnu Sehl ve Muhayyısa İbnu Mes'ûd Hayber'e gittiler. O günlerde Hayber'le sulh yapılmıştı. ODnlar (hususî işleri için) birbirlerinden ayrıldılar.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Muhayyısa, Abdullah İbnu Sehl'e rastladı; kan revan içindeydi, son nefeslerini verdi. Muhayyısa, arkadaşını orada defnetti ve Medine'ye döndü. Mes'ud'un iki oğlu Muhayyısa ve Huvayyısa, Abdurrahman İbnu Sehl ile birlikte (durumu haber vermek üzere) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına gittiler. Yaşça hepsinin küçüğü olan Abdurrahman konuşmaya başladı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Büyüğü büyükle, büyüğü büyükle!" diyerek müdahale etti. Bunun üzerine o sustu, öbürleri anlattılar. Aleyhissalatu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Elli yemin yapıp arkadaşınızın diyetini hak etmek ister misiniz?" buyurdular. Onlar:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Nasıl yemin ederiz, ne şâhid olduk, ne de gördük!" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Yahudiler elli yeminle sizi tebrie etsinler mi?" buyurdular. Onlar:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Biz kâfir insanların yeminine nasıl itibar ederiz?" dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onların bu halleri üzerine, adamın diyetini kendi nezdinden ödedi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Buhari, Diyat 22, Sulh 7, Cizye 12, edeb 89, Ahkâm 38; Müslim, Kasame 1, (1669); Muvatta, Kasame 1, (2, 877, 878); Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4520, 4521, 4523); Tirmizi, Diyat 23, (1422); Nesai, Kasame 3, (8, 5-12).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4953 - Amr İbnu Şu'ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: "Muhayyisa'nın küçük oğlu Hayber'in kapısı önünde maktul bulundu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Öldüren hakkında iki şahid bul, katili sana ipiyle teslim edeyim!" buyurdu. Muhayyısa:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Allah'ın Resûlü! Biz nereden iki şahid bulalım? Zira, onların kapıları önünde katledildi" dediler. Aleyhissalatu vesselam:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Öyleyse elli kere kasame yemini edersin" buyurdular. Muhayyısa:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Allah'ın Resulü dedi, ben bilmediğim bir kimse hakkında nasıl yemin ederim?" Aleyhissalatu vesselam:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Onlardan elli kasame yemini talep edersin" buyurdular. Muhayyısa:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"Ey Allah'ın Resulü! Onlar yahudidir, biz onlara nasıl yemin teklif ederiz?" dedi. bunun üzerine ölenin diyetini Aleyhissalatu vesselam onlara (yahudilere) hükmetti ve yarısıyla onlara yardımda bulundu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Nesai, Kasame 4, (8, 12).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">4954 - Yine Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıldığına göre, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Liyyetü'l-Bahre nam mevkiin kenarında yer alan Bahretu'r-Ruğâ'da meskün Beni Nadr İbni Malik kabilesinden bir adamı kasame yoluyla öldür(t)dü ve:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">"katil de maktûl de kendilerinden!" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Black">Ebu Davud, Diyat 8, (4522).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 170674, member: 5987"] [SIZE="4"][COLOR="Black"]KASÂME 4950 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Cahiliye devrinde görülen ilk kasâme hadisesi, biz, Beni Hâşim içinde cereyan etmişti. Beni Hâşim'dan (Amr İbnu Alkame İbni'l-Muttalib İbni Abdi Menâf adında) bir erkeği, Kureyş'in bir başka koluna mensup (Hıdâş İbnu Abdillah İbni Ebi Kays el-Amiri adında) bir adam ücretle tutmuştu. (Amr) develerle birlikte (Hıdâş'la) yola çıktı. Beni Haşim'den bir kimse ona uğradı. Bu adamın deri çuvallarının ipi kopmuştu. "Bana yardım et, ip ver de şu çuvallarıma bağlayayım, develer ürkmesin!" dedi, o da ona bir ip verdi ve onunla çuvalları bağladı. Konakladıkları vakit bir tanesi hariç bütün develer bağlandı. Onu ücretle tutan patron: "Bu deve niye bağlanmadı?" diye sordu. Öbürü: "Bunu bağlayacak ip yok!" dedi. "Pekiyi onun bağı nerede?" diye sordu ve efendi hizmetçiye bir sopa fırlattı. Meğerse onun eceli bu değnekte imiş. (Adam yaralanır, fakat daha ölmeden) Yemenli bir zâz kendisine uğrar. Yemenliye sorar: "Sen hacc mevsiminde Mekke'de hazır bulunur musun?" Adam: "Bazan bulunurum, bazan bulunmam" der. Yaralı ona: "Benim için bir elçilik yapar mısın?" diye ilave eder. Adam: "Evet yapar (istediğinizi duyururum)" der. Yaralı: "Sen hacc mevsiminde hazır bulunduğun zaman: "Ey Kureyşliler!" diye bağır. Sana "Buyur!" ettikleri vakit: "Ey Hâşimoğulları!" de.! Onlar: "Buyur!" edince Ebu Tâlib'i sor. Ona: "Benni falancanın bir ip sebebiyle öldürdüğünü haber ver!" der. Bunu söyledikten sonra o işçi vefat eder. Onu ücretle tutan patron, (Mekke'ye) dönünce Ebu Talib yanına gelerek (öleni) sorup: "Arkadaşınıza ne oldu?" der. O da: "Hastalandı, (tedavisi için) elimizden geleni yaptık. (Ama maalesef) öldü, defin işini de ben üzerime aldım!" diye cevap verir. Ebu Talib: "O, senin bu alâkanı hak etmişti" der. Aradan bir müddet geçer. Sonra ölen ücretlinin vasiyette bulunduğu Yemenli zât hacc mevsiminde gelir ve: "Ey Kureyşliler!" diye seslenir. (Kureyşliler toplanıp): "İşte biz Kureyşlileriz!" derler. Bu sefer adam: "Ey Hâşimoğulları!" der. Onlar: "İşte biz Benî Hâşimiz!" derler. Adam bu sefer de: "Ey Ebu Tâlib!" der. Kendisine: "İşte şu Ebu Tâlib'tir!" derler. Adam: "Bana falan kimse, size bir elçilik (yapmamı, bir haber) tebliğ etmemi söylemişti. O da şu: Onu falan kimse bir ip yüzünden öldürmüş" der. Bunun üzerine Ebu Tâlib ona gidip: "Bizden üç şeyden birini seç: İstersen yüz deve öde, zira sen bizim adamımızı öldürdün. (Bu iddiamızı inkar edecek olursan), dilersen, kavminden elli kişi senin öldürmediğine dair yemin etsinler. Bunlara itiraz edecek olursan, biz de seni onun sebebiyle öldüreceğiz.!" der. Adam kavmine gelip durumu haber verir. "Yemin edelim!" derler. Onlardan bir erkeğe nikâhlı olup, doğum da yapmış olan Benî Haşimli bir kadın gelip: "Ey Ebu Tâlib! Benim şu oğlumu o elli kişiden bir adam yerine tutmanı, fakat ona, (yeminlerinin yaptırıldığı Ka'be rüknü ile Makam-ı İbrahim arasında) yemin ettirilmemesini talep ediyorum!" der. Ebu Talib bu kadının dilediği şekilde hareket eder. Derken onlardan bir başka adam gelir ve: "Ey Ebu Talib! Sen yüz deveye bedel elli kişinin yemin etmesini diledin. Bu durumda her adama iki deve düşüyor. al şu iki deveyi benim hesabıma kabul et, yeminlerin yapıldığı yerde bana yemin ettirme!" der. ebu Tâlib bu iki deveyi kabul eder. Kırksekiz kişi de gelip yemin ederler. İbnu Abbas radıyallahu anhüma der ki: "Nefsimi kudret eliyle tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, yeminleri üzerinden bir yıl geçmeden o kırksekiz kişiden hiçbir kımıldayan göz kalmadı (hepsi helâk oldu)." Buhari, Menakıbu'l-Ensâr 26; Nesai, Kasame 1, (8, 2-4). 4951 - Ebu Seleme İbnu Abdirrahman ve Süleyman İbnu Yesar, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın bir sahabisinden naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kasâmeyi cahiliye devrindeki şekliyle takrir edip kabul etti. Hatta, Hayber yahudileri aleyhine dava ettikleri bir ölü için Ensârdan bir kısım insanlar arasında kasâmeye hükmetti." Müslim, Kasame 8, (1670); Nesai, Kasame 2, (8, 5). 4952 - Seh! İbnu Ebi Hasme anlatıyor: "Abdullah İbnu Sehl ve Muhayyısa İbnu Mes'ûd Hayber'e gittiler. O günlerde Hayber'le sulh yapılmıştı. ODnlar (hususî işleri için) birbirlerinden ayrıldılar. Muhayyısa, Abdullah İbnu Sehl'e rastladı; kan revan içindeydi, son nefeslerini verdi. Muhayyısa, arkadaşını orada defnetti ve Medine'ye döndü. Mes'ud'un iki oğlu Muhayyısa ve Huvayyısa, Abdurrahman İbnu Sehl ile birlikte (durumu haber vermek üzere) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına gittiler. Yaşça hepsinin küçüğü olan Abdurrahman konuşmaya başladı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Büyüğü büyükle, büyüğü büyükle!" diyerek müdahale etti. Bunun üzerine o sustu, öbürleri anlattılar. Aleyhissalatu vesselâm: "Elli yemin yapıp arkadaşınızın diyetini hak etmek ister misiniz?" buyurdular. Onlar: "Nasıl yemin ederiz, ne şâhid olduk, ne de gördük!" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Yahudiler elli yeminle sizi tebrie etsinler mi?" buyurdular. Onlar: "Biz kâfir insanların yeminine nasıl itibar ederiz?" dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onların bu halleri üzerine, adamın diyetini kendi nezdinden ödedi." Buhari, Diyat 22, Sulh 7, Cizye 12, edeb 89, Ahkâm 38; Müslim, Kasame 1, (1669); Muvatta, Kasame 1, (2, 877, 878); Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4520, 4521, 4523); Tirmizi, Diyat 23, (1422); Nesai, Kasame 3, (8, 5-12). 4953 - Amr İbnu Şu'ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: "Muhayyisa'nın küçük oğlu Hayber'in kapısı önünde maktul bulundu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Öldüren hakkında iki şahid bul, katili sana ipiyle teslim edeyim!" buyurdu. Muhayyısa: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz nereden iki şahid bulalım? Zira, onların kapıları önünde katledildi" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse elli kere kasame yemini edersin" buyurdular. Muhayyısa: "Ey Allah'ın Resulü dedi, ben bilmediğim bir kimse hakkında nasıl yemin ederim?" Aleyhissalatu vesselam: "Onlardan elli kasame yemini talep edersin" buyurdular. Muhayyısa: "Ey Allah'ın Resulü! Onlar yahudidir, biz onlara nasıl yemin teklif ederiz?" dedi. bunun üzerine ölenin diyetini Aleyhissalatu vesselam onlara (yahudilere) hükmetti ve yarısıyla onlara yardımda bulundu." Nesai, Kasame 4, (8, 12). 4954 - Yine Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıldığına göre, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Liyyetü'l-Bahre nam mevkiin kenarında yer alan Bahretu'r-Ruğâ'da meskün Beni Nadr İbni Malik kabilesinden bir adamı kasame yoluyla öldür(t)dü ve: "katil de maktûl de kendilerinden!" buyurdu." Ebu Davud, Diyat 8, (4522).[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Kasame
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst